AK Parti'nin reklamları niçin başarılı?

AK Parti'nin reklamları niçin başarılı?.19257
  • Giriş : 16.07.2007 / 23:20:00
  • Güncelleme : 16.07.2007 / 23:39:03

Geçen hafta cumartesi günü telefonum çaldı. Arayan AK Parti'nin kadim reklamcısı Arter Reklam'ın Başkanı Erol Olçak'tı. AK Parti'nin reklam kampanyasına ilişkin görüşümü sordu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kendisine, son haftaya kadar bekleyip, reklamcıların tüm kozlarını oynayacağı günlerde konuya ilişkin yazmayı düşündüğümü ve Marketing Türkiye'de de ayrıntılı bir araştırma yaptığımızı söyledim. Çünkü hemen hemen tüm köşe yazarları konuya ilişkin görüşlerini bildirmişlerdi. Benzer şeyleri yazmak yerine tüm partilerin iletişim stratejilerini toparlayan ve üstüne yorumlayan bir yazı yazmayı uygun bulduğumu ekledim. Ancak ardından AK Parti'nin açıkhavadaki mesajlarının hedef odaklı ve anlaşılır olduğunu da söyledim. Aslında AK Parti'nin açıkhava reklamlarının başarısı benim için hiç de sürpriz olmadı, çünkü nisan ayında Erol Olçak ile yaptığım görüşmede zaten açıkhavayı nasıl etkili kullandıklarını görmüştüm.

Arter Reklam Ajansı açıkhavadaki fırsatları daha seçim kararı alınmadan görmüştü. YSK'nın kararını da, parti mesajlarının açıkhava mecrasından verileceği gerçeğinden fark etmişti. Bu nedenle hızlı davranmışlar ve açıkhava mecrasının büyük bir bölümünü rezerve etmişlerdi. O dönemde bu konu çok konuşulmuştu. Ben de hem AK Parti iletişim stratejilerinden sorumlu başkan yardımcısı Edibe Sözen'e hem de Erol Olçak'a sormuştum. Yanıtları şöyleydi: Açıkhava mecrasındaki rezervasyonları yapmışlar; ama kanuni prosedürleri de yerine getirmişlerdi. Şimdilerde sayısal baskınlığı açık ara gözüken AK Parti reklamlarının nedeni de, daha o günlerdeki yapılan bu çalışmaydı. AK Parti reklamlarının başarısında ise 'hangi ürün olursa reklamını yaparım' diyen bir reklamcı değil de AK Parti'nin misyonuna inanmış bir adamın olduğu gerçeğini yine o görüşmede anlamıştım. Sanırım bugün partinin reklamlarındaki başarısında da bu inanmışlık rol oynuyor.

Yan yana gelmeyen liderler bilboardlarda birlikte gülüyor

Her şey iyi güzel ama, partilerin reklam mesajlarında farklılaşarak öne çıkan çok özel bir durum yok. Parti liderlerinin söylemleri ve görselleri üzerinden yapılan kampanyaların hepsinde partilerin vaatleri yer alıyor. Gerçi basın ilanları ve açıkhava ile sınırlı tutulan reklam mecrasının çok özel çalışmalara ne kadar olanak sağlayacağı tartışılır; ama reklamcılığın mahareti de burada değil mi?

Gelelim YSK'nın yasağına. Ali Taran da YSK'nın televizyon yasağından hoşlanmayanlardan. Taran, ajansının sitesi ATCW.com'dan YSK'nın televizyon reklam yasağına ilişkin bir yazı yayınladı. ATCW Başkanı yazısında, açıkhava ile sınırlandırılan reklam kampanyasının sonuçlarını, buna karşı durmayan sektör kuruluşları Reklamcılar Derneği, Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA) ve Reklamcılık Vakfı'na da sitem ediyordu. Peki tartışmalar sürerken parti reklam kampanyaları ne anlatıyordu? Parti liderleri seçim öncesinde de, sürecinde de pek de yan yana gelmemişlerdi. Ne gariptir ki, şimdilerde bitişik iki billboardda yan yana seçmenlerine keyiflice gülüyorlar. Yine garip olan şu ki, seçim meydanlarından da açıhavadaki reklam mesajlarından da yine birbirlerine yanıt veriyorlar.

Partiler kozlarını açıkhavada paylaşıyor

Erken seçim kararı partilerin iletişim stratejilerini ne kadar etkiledi bilinmez; ama bazıları sadece açıkhavaya bile ayak uydurmakta zorlandı. AK Parti dört buçuk yıldır aralıksız iletişim yapıp, açıkhavanın nimetlerinden gerektiğince yararlanırken sadece seçim odaklı iletişim yapmayı seçen partiler ajans seçimi sürecinde bile zaman kaybetti.

AK Parti, kuruluşundan bu yana Arter ile çalışmaya devam ederken, CHP, Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi, DP, Ali Taran ve İzmir Tolga ortaklığı olan Beyin ile çalışmayı tercih etti. MHP çizgi üstü reklamlarını, yani mesajlarını Ankaralı Kömen Ajans ile, çizgi altı yani baskılı malzemelerini de bir İstanbul ajansı Yunus'la yaptı. Mesajlarında daha agresif bir yaklaşım sergileyen Genç Parti ile Saadet Partisi ise parti içinde kurdukları bir reklam departmanıyla işlerini yürütüyor. İstanbul'da öne çıkan bağımsız aday Baskın Oran'ın da profesyonel bir yaklaşım sergilediği gözlemleniyor. Oran'ın da Lowe Ajans'tan gönüllü destek aldığı biliniyor. İstanbul ve çevresi diye baktığımızda görünen bunlar. Bu haftaki yazımı Kaz Dağları'nın tepesinden yollayacağım. Konaklayacağımız otele gelinceye kadar Tekirdağ ve Çanakkale illerini geçtik. Görünen o ki, buralarda da değişen bir şey yok. İstanbul'da AKP ve CHP arasında gözlemlenen iletişim rekabeti buralarda da geçerli.

Yapılan iş çok başarılı olsa bile!..

Bilinen o ki, reklamlar olağanüstü başarılı olsa bile seçim sonuçlarına katkısı yüzde 2'den fazla değil. AK Parti Reklam Ajansı Arter'in Başkanı Erol Olçak'ın siyasi iletişim deneyimlerinden söz ederken değindiği şu örnek epey ilginç: '1999 seçimlerinin birinci partisi DSP'nin bir kampanyası, bir afişi bile yoktu. İkinci parti MHP'nin de bir kampanyası yoktu. Üçüncü parti ANAP'ın arkasında tüm medya vardı ve Ali Saydam da kampanyasını yapıyordu. Tüm sivil toplum örgütleri arkasındaydı. Tüm medyanın karşısında olduğu dördüncü partinin yani DYP'nin kampanyasını da ben yapıyordum. Peki sıralama buysa nerede kaldı kampanyanın başarısı?'

Reklamın en önemli kanalı kapalı; ama iletişimin halkla ilişkiler ayağında yasak yok. Böyle olunca da adaylar kendilerinden söz ettirecek söylemlerle, projelerle basında yer alma çabasındalar. Bu kanalı en iyi yönetenler de MTM'nin ölçümüne göre parti başkanlarını sıralamanın dışında bırakırsak İstanbul bağımsız milletvekili adayı Baskın Oran. İstanbul'un üç bölgede 151 bağımsız adayın seçime hazırlandığını düşünürsek Baskın Oran'ın medya ilişkilerindeki başarısını kutlamak gerek.

Reklam kampanyalarının seçim sonuçlarını ne kadar etkileyeceği hâlâ tartışma konusu. Çünkü seçmen reklamlardan ne kadar etkilendiğini seçim sandığının başında tek başına kaldığında anlıyor. Demokrasinin gereği seçimlerse, yine demokrasinin gereği reklamlar da bundan böyle seçim sürecinde giderek artan bir dozda hayatımızda olacak demektir. Tercihler her zaman tartışılabilir; ama tartışılmayacak tek konu, vatana millete hayırlı bir seçimin kazasız belasız yapılmasıdır. 22 Temmuz hepimize hayırlar getirsin.

22 Temmuz seçimlerinde öne çıkan sloganlar

AKP
Her şey Türkiye için!
Şimdi demokrasi zamanı!
Durmak yok yola devam!

CHP
Şimdi CHP zamanı.
CHP iktidarında halkı ezdirmeyeceğiz.
Tek başına iktidar CHP

MHP
Toplumsal merkezin siyasal izdüşümü
Bölücüye tek bir cevap yeter, tek başına MHP
Lider ülke Türkiye için tek başına iktidar

DP
Artık Demokrat Parti var. Çare var.
Türkiye'nin yeni lideri Mehmet
Yeter söz milletindir!

SP
Yaşanabilir bir Türkiye yeniden büyük Türkiye
Yeni bir dünya
Anladık ki sensiz olmuyor.
Huzur, hürriyet, adalet, refah ve onur ancak bizimle olur.

GP
Genç Türk gücü hareketi
Barajı aştık, ezilenler iktidar olacak.
Barajı aştık, şehitlerimizin hesabı sorulacak.

Baskın Oran
Sesimiz baskın olsun.
Bağımsız sol ses Baskın Oran
Meclis'in ezberini bozmak için bir ses bile yeter.

Ufuk Uras
Meclise Ufuk gerek.
Yüzde 10'luk barajı aşacak tünel kazacağız!

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious