AK Parti'nin yerinde kim olsa desteklerdim

AK Parti'nin yerinde kim olsa desteklerdim.16550
  • Giriş : 25.06.2009 / 21:00:00
  • Güncelleme : 25.06.2009 / 20:45:17

"Şu anda kim olsaydı AKP yerinde ve o durumda kalsaydı, desteklerdim" diyen Altan'dan AKP'nin ilkleri...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Taraf Gazetesi köşe yazarı Etyen Mahçupyan ile Türkiye'nin hızla değişen siyasi gündemini konuştuk.

Odak noktamızı ise gazetede yayınlanmış köşe yazısındaki şu sözler oluşturuyor:

"...Hak ve özgürlük konusunda samimi iseniz, bu ülkedeki vesayet rejiminin bitmesini arzuluyorsanız, hangi kültürel kimliği benimserseniz benimseyin, kader sizi hükümete destek olmak durumunda bırakıyor. Çünkü her şeye rağmen bu parti bir ilke imza atmış durumda."

Mesela AK Parti değil demokrasi demiştiniz geçen yazınızda. Mesele demokrasi değil, AK Parti diyenlerin zihin dünyalarına bakarsak, ne söyleyebilirsiniz?

Onlar kendiliğinden demokrasi havarisi olmuyorlar. Demokrasi istemiyor diyemeyeğeceğimiz gruplar onlar. Demokrasiyi kim istiyor sorusu bir kenara kaldı, demokrasiyi kim istemiyor diye bakıyoruz artık. Ve demokrasiyi istemeyenler belli. Onun dışındakiler kendiliğinden demokrasi istiyormuş gibi oluyor.

Yazınızda belirttiğiniz AK Parti'yi destekleme noktasında, yani meselenin demokrasi olduğunun farkına varılması için AK Parti'nin de kendini aşması, dışa açması ve bu yönde adım atması gerek miyor mu?

Yaparsa iyi olur. Yapmazsa AK Parti'yi demokrat olmadı diye, Türkiye'yi demokratlaştırmayacaksak eğer, o zaman çok aptalız demektir. Dolayısıyla AK Parti beni hiç ilgilendirmiyor. Bir araç benim için. Türkiye'ye bakıyorum, ihtiyaçlarına bakıyorum. Şu anda kim olsaydı AKP yerine ve o durumda kalsaydı, desteklerdim. Çünkü bu onları aşan bir şey. AKP çok daha konjonktürel bir şey. Cumhuriyet rejimi ve tarihi açısından. Çok daha kalıcı birşeyin değişimi ile ilgiliyiz biz şuanda…

Peki siz de bu sürecin değişimin özgüllüğü açısından kritik olduğunu düşünenlerden misiniz? Yani şimdi olmazsa bu değişim, bir daha çok zor olur mu?

Tabi kısa vadede zorlaşır. En azından önemli bir fırsat kaçırılmış olur. Ama bu Türkiye'nin çok fazla geri döneceğini ima etmiyor bana. Türkiye gerekli olan adımlar atılmasa da zihinlerde eşik geçiyor zaten… Dolayısıyla bir sonraki eşik daha yakınlaşmış oluyor. AK Parti yanlış adım atsa bile, birkaç sene sonra yeniden burdayız diye düşünüyorum. Tarihsel olarak bakarsan Türkiye bu şekilde devam edemeyeceğini anladığı bir eşikte duruyor.

Peki bu “böyle devam edemeyeceği” noktasında Başbakan'ın AB büyükelçileriyle yemekte söylediği AB reformlarına hız verileceğini söylemesini çıplak gözle mi okumalıyız yoksa askerle pazarlık stratejisinin unsuru olarak mı?

Yani burada pazarlık yapması gereken ve eğer daha akıllıysa uyum sağlaması gereken AK Parti değil artık, asker… Çünkü o daha zor durumda ve geleceği daha tedirginlik verici bir gelecek. Sonuç olarak AK Parti bir siyasi parti. Kaybedeceği bir şey yok aslında. Seçilir, seçilmez, hükümet olur, muhalefet olur; hayat devam eder… Ama TSK'nın manevi anlamının, prestijinin en az yarayla uzun vadeli biçimde korunması isteniyorsa, şuanda pazarlıkçı olması gereken, sivil siyasete uyması gereken asker…

Bunun sınırları nedir sizce? Yani TSK pazarlıkta, denge arayışında demokrasi sınırını nereye kadar taşıyabilir kendi içinde? En azından şu belge meselesinde…

Bunu bilemeyiz. Bu onların nasıl takdir edeceklerine bağlı… Nasıl anlamlandıracaklarına, yorumlayacaklarına bağlı… Ama önümüzdeki Ağustos ayındaki atamalar, tayinler bize birşeyler söyleyecektir…

O zaman, şimdi dönen hikaye orayla da ilgisiz değil?

Olabilir tabii… Bunun nasıl olacağını asker kendisi bilecek. Sivil siyasetçilerin “şunu ata, şunu at” diyeceklerini hiç sanmıyorum. Ama “ne gerekiyorsa yap” diyeceklerini tahmin ediyorum…

İYİBİLGİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*