Aköz: Nasıl Fethullahçı oldum?

Aköz: Nasıl Fethullahçı oldum?.11387
  • Giriş : 06.04.2008 / 23:13:00

Emre Aköz kendisini 'Fethullahçı' diye lanse edenlere sert cevap verdi: "Bunların yarısının puşt olduğunun farkındayım ama alt yarıları mı, üst yarıları mı; onu çözemedim."

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz'ün kendisine topluma 'Fethullahçı' diye lanse etmeye çalışanlara verdiği oldukça sert cevap...

Nasıl Fethullahçı oldum?!

Hikâye 2004 sonbaharında başladı. Medya Grup Başkanımız Kenan Tekdağ bir gün Yayın Yönetmeni Ergun Babahan'a, söyle demiş: "Tarikatlar ve cemaatler hakkında yazı dizileri hazırlayalım. Bu gruplar neticede Türkiye gerçeğinin bir parçasıdır. O halde ne övelim, ne yerelim, mümkün olduğunca nesnel bir açıdan bakalım."
Peki kim yapacak? Babahan'ın aklına benim Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde okurken Prof. Şerif Mardin'in öğrencisi olduğum gelmiş.
Bildiğiniz gibi Şerif Hoca, Said Nursi üzerine kitap yazmış bir akademisyendir. (' Bediüzzaman Said Nursi Olayı: Modern Türkiye'de Din ve Toplumsal Değişim', İletişim Yay.)
"Ben tarikatlardan anlamam. Ama cemaatler üzerine bir dizi olabilir" dedim. Böylece kolları sıvadık.
Arkadaşımız Nevzat Atal, Nur cemaatinin çeşitli kollarıyla temas kurdu. Onların önde gelen simalarıyla söyleşiler yaptı.
Bense önce Şerif Mardin'in kitabını tekrar okudum. Ardından diğer kaynaklara uzandım.
12 Aralık 2004'te diziye başladık. O güne kadar merkezi medyada tarikat ve cemaatler hep ' irtica odağı', ' kötülük yuvası' olarak ele alındığı için, bizim ' ortadan giden' dizimiz her kesimde büyük şaşkınlık uyandırdı.
Tahmin ettiğimiz gibi postalperestler bizi ' Fethullahçı' ilan etti. İşin komiği, Gülen cemaati bizden uzak durmuş, mesela Nevzat Atal ile röportaj yapmaktan kaçınmıştı. 26 gün süren dizinin son günlerinde nihayet ne yaptığımızı anladılar ama bu kez de biz reddettik.
Dizi sayesinde çeşitli cemaatlerden insanlarla tanıştım. TV'de ve panellerde konuştum. Ne biliyorsam, ne düşünüyorsam söyledim.
Hiç sürpriz olmadı. Olaylar tam benim beklediğim gibi gelişti: Sağduyu sahipleri, " Ha, bu adam demokratmış" dedi. Laikçiler ise 'Fethullahçı' ilan etti.
Onlarınki öylesine takoz bir zihniyet ki Nurcu diyerek Prof. Mardin'i ' Türkiye Bilimler Akademisi'ne almıyorlar. Yani bilim adamını bilim yaptığı için cezalandırıyorlar. Acaba hangi kesim daha ' örümcek kafalı'?
Neyse... Bir süre sonra AKP'ye karşı " operasyon " başladı. Kimi, Danıştay'a saldırdı, Hrant Dink'i öldürdü, Rahip Santoro ve Malatya cinayetlerini işledi. Kimi cumhuriyet mitinglerini düzenledi. Şimdi de " AKP kapatılsın " diyorlar.
Bizde demokrasi ağır aksak işler; ona bir de siyaset dışından müdahale edilmesi benim açımdan kabul edilemez bir durumdu.
Bu şartlarda demokrasiyi savunmak, AKP ile ittifak anlamına geliyordu. Önemsemedim.
Her fırsatta, yazarak ya da konuşarak, fikrimi söyledim. Darbeciye darbeci, faşiste faşist dedim.
Delirdiler! Hakaretler yağdırdılar, karaladılar, ömrümde yapmadığım şeyleri yaptığımı iddia ederek çamur attılar.
Bekliyordum. Çünkü demokrat olmanın Türkiye'de cezasız bırakılmadığını siyasi tarih okumalarımdan biliyorum.
Ayrıca bunların yarısının puşt olduğunun da farkındayım ama alt yarıları mı, üst yarıları mı; işte onu çözemedim.

SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious