AKP ülkeyi yönetme yeteneğini kaybediyor

AKP ülkeyi yönetme yeteneğini kaybediyor.8984
  • Giriş : 23.06.2009 / 22:00:00

Bahçeli, Parlamentonun kirlendiğini, gerginliklerin tırmandığını ve AKP'nin yönetme kabiliyetini kaybettiğini...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gelinen noktada siyaset kurumunun, Parlamentonun kirlendiğini, gerginliklerin tırmandığını ve AKP'nin Türkiye'yi yönetme kabiliyetini kaybettiğini belirterek Başbakan Erdoğan'a "demokrasi" uyarısında bulundu.

Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ı bugüne kadar izlediği reddedici ve nezaketten uzak siyaset anlayışını gözden geçirmeye çağırıyorum" dedi.
Bahçeli, partisinin 23. dönem 3'ncü yasama yılının son Meclis grup toplantısında gelişmeleri değerlendirdi. 1 Ekim 2009 tarihinde başlayacak 4'ncü yasama yılına kadar geçecek olan sürede seçim çevrelerinde bulunacaklarını, yine 2009 sonbaharında yapılacak MHP'nin 9'ncu olağan kongre öncesinde il kongrelerine katılacaklarını ifade eden Bahçeli, 3'ncü yasama yılının Türkiye'nin temel meselelerinin çözüme kavuşturulamadığı israf edilmiş bir dönem olarak hatırlanacağını söyledi. Bahçeli, "Hükümet ve AKP grubu, bu süreyi günübirlik meselelerle oyalanarak israf etmiş, zaten kısa menzilliği olan siyasal vizyonunun 'gelecek' ile bağını tamamen kopartarak hiçbir meseleye temelden bir çözüm getirememiştir. Bu miyopluk, defalarca uyarısını yaptığımız siyasi, sosyal, ekonomik ve güvenlik tehlikeleriyle birleşince AKP zihniyeti tam bir bocalama ve şaşkınlığa sürüklenmiştir. Meseleleri ya hamaset ve laf kalabalığıyla yok farz ederek ya da yapay sorumlu arayarak vaktini geçirmiştir" diye konuştu.

ERDOĞAN'A DEMOKRASİ UYARISI

Bahçeli, grup konuşmasında, 'İrticayla Mücadele Belgesi"ne yönelik tartışmaları da değerlendirdi. Türk siyasi tarihinin geride kalan yıllarının demokrasiye müdahalelerin talihsiz hatıraları ile dolu olduğunu vurgulayan Bahçeli, demokrasi üzerinde tehdit oluşturan zihniyetleri sadece siyaset dışında aramamak gerektiğini kaydetti. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Muhalefete değer ve anlam vermeyen veya vermek istemeyen sorumsuz tek başına iktidarların da demokratik anlayışa darbe vuran siyaset içi aktörler olduğu unutulmamalıdır. Demokrasiyi yaşatmanın yolu sadece dış müdahale kanallarını kapatmaktan değil, bunun yanında diğer siyasal görüşleri de dinlemeyi öğrenmiş, farklı düşüncelerine saygı gösteren, onların da haklı olabileceğine ihtimal veren köklü bir demokratik zihniyet dönüşümünden geçmektedir. Bugün geldiğimiz noktada siyaset kurumu kirlenmiş, Parlamento kilitlenmiş, siyasi gerginlikler tırmandırılmış ve AKP hükümeti Türkiye'yi yönetme kabiliyetini kaybetmiştir. Başbakan Erdoğan kabul etmelidir ki, tek başına iktidar, bütün milletin temsili, demokrasi ise Meclis'te sandalye sayısına dayanan basit bir aritmetik denklemi veya işlemi değildir. Otokrat davranış, hesap vermekten muaf olma, muhalefeti dışlama ise hiç değildir. Burada esas olan 'ele geçirme' psikolojisinden sıyrılmak, 'olursa benim olsun ve benim dediğim olsun' zihniyetinden bir an önce arınmak olmalıdır."

"NEZAKETTEN UZAK SİYASET ANLAYIŞINI GÖZDEN GEÇİRSİN"

Bütün müdahale arayışlarının demokratik siyasal sisteme olan güvenin zayıflaması ile artacağını ve toplumsal destek bulacağını kaydeden Bahçeli, demokrasiye olan inancın artması ile de son bulacağını söyledi. Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ı bugüne kadar izlediği reddedici ve nezaketten uzak siyaset anlayışını gözden geçirmeye çağırıyorum" dedi.

TOPLUMSAL CİNNET UYARISI

Öfkeyi, siyaset sanatı olarak gören zihniyetin sonucu budur!

Bahçeli grup toplantısında, son dönemlerde sıkça gündeme gelen 'toplumsal cinnet' tartışmalarını da değerlendirdi. Cinnet, cinayet, katliam, şiddet, yolsuzluk, soygun ve istismar olarak ortaya çıkan toplumsal buhranın tırmandığını ifade eden Bahçeli, bu ağır ve vahim sosyal ortamın bütün sorumluluğunu AKP yönetimlerine bağlamanın hakkaniyetle bir yaklaşım olmayacağını da kaydetti. Bahçeli, "Öfkeyi hitabet sanatı olarak gören bir zihniyet çürümesinin, çiftçiyi, işsizi, genci, yaşlıyı açıkça aşağılaması, şehidi, askeri, partiliyi ve muhalifi, adaleti, orduyu, okulu, işvereni, esnafı küçümsemesi karşılaştığımız ferdi bunalımın ifadesi ve bu bunalımı tetikleyen en önemli vasıtasıdır. Bu itibarla Başbakan Erdoğan'ın kendisine yönelik 'sayın' beklentisinin ilk adımını kendi kısır ve itici üslup ve siyaset anlayışının değişikliğinde aramalı ve başlatmalıdır. Toplumu dönüştürmekle meşgul olan 'siyaset mühendislerinin' milleti tamamen çürütmeden soruna müdahale edilmesi artık kaçınılmaz hale gelmiştir" diye konuştu. Sosyal bilimciler, psikologlar, ilahiyat uzmanları, siyaset bilimciler, iletişimciler, siyasetçiler, eğitimciler ve ekonomistlerin konuya el atması gerektiğine dikkat çeken Bahçeli, "Hükümet yaşananları ferdi suç olarak görme kolaycılığına kaçmadan Fırat'ın kenarında otlayan kuzunun bile sorumluluğunu duyan bir yüksek yönetim vicdanı ile meseleye bakmak durumundadır" dedi.

"TÜRKMEN VARLIĞINI YOK ETMEYE KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEKTİR"

Barzani ile el sıkışıyorsun ama Kerkük Türkmenlerini dillendirmiyorsun!

Bahçeli konuşmasında geçen hafta Irak'ta bir Türkmen kasabası olan Tazehurmatu'da yaşanan olaylara de değindi. Saldırıda 72 kişinin öldüğünü, 200'e yakın kişinin ise yaralandığını belirten Bahçeli, bu konuda hükümetin sadece kınama mesajları ile yetinmemesi, olayın faillerinin ortaya çıkartılması için Irak hükümetini bütün imkanlarını seferber etmeye çağırması gerektiğini söyledi. Gelişmelerin Amerika'nın Irak'tan çekilmesinin takvime bağlandığı, hükümetin Barzani ile el sıkıştığı günlerde yaşanmasının Türkmen bölgesindeki baskı ve zorlamaların artacağına işaret ettiğini vurgulayan Bahçeli şöyle konuştu:

"Temennimiz Başbakan Erdoğan ve hükümeti ile Iraklı muhataplarının bu gerçekleri görmeleri ve tuttukları yolun Türk milletinin affetmeyeceği tehlikelerle dolu bir yol olacağını artık anlamalarıdır. Türk milleti hiçbir şart altında emanetimize bırakılmış Türkmenlerin yok olmasına seyirci kalmayacaktır. Kuzey Irak'ta Türkiye'nin güvenliğine, milli birliğine ve bütünlüğüne yönelik tehditlere asla izin verilmeyecektir. Irak'taki Türkmen varlığını yok etmeye, esir almaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Anadolu Türklüğü buna kesinlikle rıza göstermeyecektir. Bilinmelidir ki, Irak'ta yaşayan Türkmen kardeşlerimize karşı işlenecek bir suç, Türk milletine karşı işlenmiş sayılacaktır. Hükümeti açıklıkla uyarıyorum; göz yumanlar da bu suça iştirak etmiş olacaklardır."

"BAŞBAKAN KARANLIK TÜNELE SOKTUĞUNU KABUL ETSİN"

Evet, tünelde bir ışık var... Trenin ışığı!

Ekonomiye ilişkin yaptığı değerlendirmelerde ise Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın tarlada, bağda, bahçede, sokakta ve pazarda insanların durumunu göremeyecek kadar gerçekle bağını kopardığını savundu. Taban fiyatlarında alın terinin karşılığını göremeyen çiftçinin, AKP'ye taban yaptıracağını ve hesap soracağını kaydeden Bahçeli, "Beklentimiz Başbakan Erdoğan'ın da Türkiye ekonomisini karanlık bir tünele soktuğunu kabul etmesidir. Tünelin içinden geçerken karşıda beliren ışığın ne olduğuyla ilgili olarak da bizim söyleyeceğimiz şudur; karşıda görülen ışık ne araba farıdır ne de gün ışığıdır. Tünelin sonunda, hesap sormak için gün sayanların sıkılmış yumrukları beklemektedir. Bu kadar geniş sorunlar huzmesini bir ışık olarak gören ve hala bu ışığın ne olduğunu anlamayan AKP hükümeti için bitişin ve tükenişin alevleri tünelin sonunda durmadan körüklenmektedir." diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*