AKP'li canik, gündemdeki konuları değerlendirdi

AKP'li canik, gündemdeki konuları değerlendirdi.9063
  • Giriş : 23.02.2009 / 18:03:00

AKP'li Canikli, gündemdeki konuları, bedelli askerlik konusundaki beklentileri değerlendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in sözlerini değerlendirirken, ''Bugüne kadar AK Parti merkezi hükümetlerinin farklı düşünen belediyelere yaptığı milyarlarca lira tutarındaki kaynak aktarımı gözönünde bulundurulduğunda, bizim böyle bir problemimiz olmadığını, olmasının da düşünülemeyeceğini söylemek mümkündür'' dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Canikli, Parlamento muhabirleriyle bir sohbet toplantısı düzenledi.

Canikli, bir gazetecinin ''Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, 'Bize oy vermeyenler yerel yönetim hizmetlerinden yararlanamaz' anlamına gelen sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendisine oy vermeyen vatandaşı cezalandırma zihniyeti olan bir iktidar, kendisine soru soran bir medya grubunu cezalandırmaz mı?'' şeklindeki sorusuna, Bakan Şahin'in bir realiteden bahsettiğini kaydetti. ''Bu realite, merkezi yönetimle aynı paralelde, aynı siyasi görüşte olmayan yerel yönetimlere farklı muamele edildiği değil''diyen Canikli, şunları kaydetti:

''Elbette mahalli idarelerin merkezi idare ile çok yakın ilişki ve işbirliği içinde olmaları gerekiyor. Özelikle kendi kaynaklarıyla karşılayamadıkları bir takım yatırımların finansmanı açısından... Burada sorun şu; Bu kaynakların tahsisinden sonra, denetimi noktasında sorunlar yaşanabiliyor. Bunun belediye bazında da somut örnekleri var. Bu kanallar ve aktarılan kaynakların etkin yerlerde kullanılmasının denetimi, işbirliğiyle çok yakından bağlantılı. Yerindelik son derece önemli. Parayı harcamıştır, ama o parayı nereye harcamıştır ya da harcarken kullandığı araçların ve argümanların sürekli denetlenmesi gerekir. Bölgenin, ülkenin öncelikli ihtiyaçlarının belirlenmesinde hükümetin de doğal olarak söz sahibi olması gerekir. Bu noktada ilişki kopabiliyor. Yoksa oraya kaynakların tahsis edilmemesi, o konuda zorluklar çıkartılması gibi algılamamak lazım. Kastedilen budur ve bir çok yerde bu gündeme gelmektedir.

Bir belediye, 'benim şu kadar paraya ihtiyacım var, bunu şu projenin finansmanı için istiyorum' dediğinde, eğer merkezi hükümet böyle bir projeye sıcak bakmıyorsa, öyle bir projenin bölgeye katkısı olmayacağını düşünüyor, onun yerine çok daha verimli ve etkin projelerin hayata geçirilmesinin uygun olduğunu düşünüyorsa, orada sıkıntı doğal olarak çıkabilir, çıkması da gerekir. Öyle bir durumda hedeflerin çatışması söz konusu olur. Elbette bir merkezi yönetim, projenin gerçekçi, katkı sağlayıcı olmadığı kanaatine sahipse onun finansmanında elbette gönülsüz davranır. Ama eğer kendi partisine mensup bir yönetimse, onu daha verimli projeler yönlendirme konusunda daha büyük imkana sahip olabilir. Kastedilen budur, başka bir şey kesinlikle söz konusu olamaz.''

-''BUGÜN BAŞKASINA, YARIN BİZE...''-

Canikli, bugüne kadar uygulamalara bakıldığında; partisine mensup olmayan belediyelerin büyük bölümünde kamu kaynağı aktarılarak, projelerin finanse edildiğini belirterek, ''Bugüne kadar uygulamalarımız, bu tür yorumların önünü kapatmaktadır. Olayları böyle değerlendirmek lazım. Buradan yola çıkarak, bunu yaşanan bir ceza meselesine (Doğan Medya Grubu) bağlantı kurmak da son derece yanlıştır. Hiç kimse, aklı başında olan hiçbir iktidar ve hiçbir hükümet, böyle bir talimat veremez. Bunun son derece yanlış, tehlikeli bir yaklaşım olduğunu ve daha sonra benzeri uygulamaların önünü açacağını bilir. Hukukun, kurulların herkese her zaman lazım olduğunu, bugün başkasına, yarın bize, hepimize lazım olduğunu bilir. Böyle tehlikeli bir yolun açılışına kesinlikle müsaade etmez, çanak tutmaz, imkan da sağlamaz'' diye konuştu.

Bir gazetecinin ''Vatandaş da Adalet Bakanı'nın sözlerini böyle anlamıştır'' demesi üzerine Canikli, ''Ben öyle anladım. Tabii hassas bir konu. Yanlış anlaşılmaya müsait bir konu. En büyük güvencemiz şudur; Bugüne kadarki AK Parti merkezi hükümetlerinin farklı düşünen belediyelere yaptığı milyarlarca lira tutarındaki kaynak aktarımı gözönünde bulundurulduğunda bizim böyle bir problemimiz olmadığını, olmasının da düşünülemeyeceğini söylemek mümkündür. Bu nedenle, doğan grubuna kesilen cezayla ilgili 'bu anlayışta olan bir hükümet bunu da yapar' gibi bir derlendirme ve kıyas doğru olmaz'' dedi.

-YUVACIK BARAJI ÖRNEĞİ...-

Canikli, Şahin'in 'Hükümetimizle kavga eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara'dan geçiremiyor. O nedenle, halkıyla, hükümetiyle, devletiyle barışık mahalli yöneticiler işbaşında olursa...'' sözlerini hatırlatması üzerine şunları söyledi:

''Yuvacık Barajı'nın bugün yaşandığını varsayalım. İzmit Belediyesinin böyle bir yap-işlet anlaşması için Hazine garantisi istediğini varsayalım. Hükümet, böyle bir projenin son derece yanlış, Hazinenin kaynaklarının kötüye kullanılması anlamına geleceği ya da finansman modelinin yanlış olduğunu söyleyip aralarında bir çatışma çıkarsa, işte size bir zıtlık, çatışma...Hükümetten böyle bir finansman modeline evet demesini, normalde 40-50 milyon dolara yapılması mümkün olan bir yatırımın 3-4 milyar dolara mal olacak bir projeyi ve finansman modelini kabul etmesini bekleyemezsiniz. Bunu yaşadık. Sayın Bakan'ın söylediği zıtlaşmak budur. Yoksa muhalefete mensup bir belediye başkanı ile hükümetin nasıl bir zıtlaşması olabilir ki? Hükümetimizin aleyhine kampanya başlatamaz ya da partimize geçmesi gibi bir tavır içinde olmasını kimse bekleyemez. Zıtlaşma, Sayın Bakan'ın söylediği gibi projelerle ilgili...Bugüne kadarki uygulamalarımızla bunu çok net ortaya koyduk. Kimse bunun aksini söyleyemez.

AK Parti hükümetlerinin, akılı, mantıklı projelere, sırf başka partiye mensup olduğu için karşı çıktığı gibi somut bir husus gündeme getirilemez. Biz oradaki hizmetin, millete, vatandaşa yapıldığını biliyoruz. Sayın Başbakan'ın belediye başkanlığı döneminde kendisine en az oy veren yerlere ne kadar büyük yatırım yaptığını biliyoruz. Seçildikten sonra bütün millete hizmet götürmek durumundasınız. Bu ahlaki bir görevdir aynı zamanda.''

-''BEDELLİ ASKERLİK GÜNDEMİMİZDE YOK''-

Canikli, ''Bedelli askerliğin gündeme gelmesi halinde 7,5 milyar dolarlık gelir elde edilebileceği'' görüşünü soran bir gazeteciye, gündemlerinde şu anda böyle bir konunun olmadığını söyledi.

-''YASALSA ETİKTİR''-

Bir gazetecinin ''Muhalefet; Başbakan Erdoğan'ın kamu kaynaklarını kullanarak mitingler yapmasını kendisi için dezavantaj olarak yorumluyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Canikli, Başbakan ve hükümet üyelerinin ne zaman ve nasıl davranacağı, imkanları nasıl kullanacağının yasalarda belirtilmiş olduğunu ifade etti. Yasaların dışında bir hareketin söz konusu olmadığını savunan Canikli, ''Sayın Başbakan ve bakanlarımızın geziler ve kullandıkları imkanlar her ne ise, tamamen yasal sınırlar içindedir. Son 10 gün başlıyor yasaklar. Başbakan ve hükümet üyeleri de harfiyen yasalara uyuyor. Yasalar dışında herhangi bir işlem söz konusu değil. Kimse bizi yasalara uygun davrandığımız için de suçlayamaz'' diye konuştu.

Canikli, ''Bir kaç açılış yapılması sonra miting yapılması yasalara uygun mu etik mi?'' sorusuna, ''Evet uygundur. Yasalar uygunsa etiktir'' karşılığını verirken, ''Muhalefet için dezavantaj değil mi?'' sorusuna ise ''Kurallar önceden belirlenmiş. Bizden önce belirlenmiş. Kim iktidara gelirse uyması gerekenler bellidir ve herkes buna uyar. Bu kadar basittir, onun dışında bir şey yok. 10 gün kala bunlar son derece yasaldır ve bu kurallara uygun hareket edilmektedir. Yasalsa, etiktir'' dedi.

-İPEK İLE İLGİLİ İDDİALAR-

Canikli, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ile ilgili iddiaların sorulması üzerine, ''İpek ile ilgili ortaya atılan iddialar, elbette konuşulacaktır, değerlendirilecektir. Doğrudur, değildir bilemeyiz. Arkadaşımız da gereken açıklamayı yapacaktır'' karşılığını verdi.

AK Parti'de, yanlış yapan kim olursa olsun olsun gereken adımların atıldığını, bugüne kadar 8-9 belediye başkanı hakkında değişik iddialar nedeniyle yargılanması sürecinin başlatılması için Hükümet ve İçişleri Bakanlığı tarafından izin verildiğini hatırlatan Canikli, şöyle konuştu:

''Sistem çalışıyor, mekanizmalar açık. Hiçbir şekilde yanlış yapana koruma söz konusu değil. Herhalde Haluk Bey, gereken açıklamayı kendisi yapacaktır. Önemli olan iddiaların doğru olması, doğru olması halinde ona ilişkin adımların ilgili partiler ve yönetimler tarafından atılıp atılmaması, kanalların açık olup olmamasıdır. Bu konuda herhangi bir problemimiz yok. Bu mekanizma çalışmaktadır. Hükümetimiz, partimiz gerektiği zaman gerekli adımları atmaktadır. CHP'li belediyelerin önemli bölümünde iddialar gündeme gelmiştir. Geçmişte de yoğun olarak yaşanmıştır, bugün sınırlı sayıda belediyesi olmasına rağmen büyük çoğunluğunda yolsuzluk iddiaları gündeme gelmektedir. Partimizin sahip olduğu belediyelerle kıyaslandığında son derece azdır ama olay sayısı çok daha fazladır CHP'de. Bu da yolsuzluk iddialarının CHP'de çok rahat şekilde taban bulduğunun ve yoğunlaşabildiğinin göstergesidir. ''

''EĞER 29 MART SEÇİMLERİNDEN SONRA SİYASETTE İSTİKRAR VURGUSU TEKRAR VATANDAŞ VE MİLLETİMİZ TARAFINDAN ORTAYA KONULURSA, TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİNDEKİ DÜZELMENİN ÇOK DAHA HIZLI OLACAĞINI TAHMİN EDİYORUZ''

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, ''Eğer 29 Mart seçimlerinden sonra siyasette istikrar vurgusu tekrar vatandaş ve milletimiz tarafından ortaya konulursa, tüketici güven endeksindeki düzelmenin çok daha hızlı olacağını tahmin ediyoruz'' dedi.

Parlamento muhabirleriyle sohbet toplantısı düzenleyen Canikli, küresel finansal krizin Türkiye'ye etkisinin ikincil olduğunu, talep daralmasının istihdam ve üretim kapasitesi üzerinde olumsuz etkilerinin yaşandığını kaydetti.

Avrupa pazarları başta olmak üzere Türk mallarına olan talebin düşmesinin de reel sektörün yaşadığı sıkıntıda etkili olduğunu ifade eden Canikli, talepteki ve tüketimdeki düşüşün 2008 yılının Mart ayında başladığını, tüketici güven endeksinin Mart ayında çok keskin bir düşüş yaşadığını anlattı.

Canikli, ekonomide önemli gelişmeler olduğunu belirterek, ''Kasım ayına kadar tüketici güven endeksindeki düşüş, Aralık ayından itibaren yükselişe geçmiştir. Kasım ayında en dip seviyesine ulaşan tüketici güven endeksi yüzde 68,88, Aralık ayında yüzde 69,9'a çıkmış, bu eğilim Ocak ayında da devam etmiştir ve yüzde 71,56 olmuştur. Bu insanların harcama eğilimindeki azalmanın durduğunu, yükselişe geçtiğini gösteriyor. Bu son derece önemlidir'' dedi.

Tüketici güven endeksinde Aralık ve Ocak ayındaki yukarı yönlü hareketin devam edeceğine işaret eden Canikli, şöyle konuştu:

''Tüketicilerin harcama eğilimlerinin aşağıya doğru gidişinin durduğunu, yukarıya doğru hareket ettiğini görüyoruz. Şubat ve Mart rakamları da önemlidir. Özellikle Mart rakamları son derece önemli. Eğer Mart seçimlerinden sonra siyasette istikrar vurgusu tekrar vatandaş ve milletimiz tarafından ortaya konulursa, tüketici güven endeksindeki düzelmenin çok daha hızlı olacağını tahmin ediyoruz. Yani 29 Mart'ta seçimlerin sonucunda, 30 Mart'ta ortaya çıkan siyasi tablo, istikrarın devamı yönünde şekillenirse ki; öyle olacağı konusunda hiç kuşkumuz yok. O zaman harcama noktaları daha da yukarı doğru gidecektir. 2009'un 3. çeyreğinden itibaren istihdamda, üretimde yaşanan kapasite kaybı bu aylardan itibaren telafi edilmeye başlanacaktır. Eğer Şubat ve Mart ayında bir trend kazanırsa, Türkiye'de krizin etkilerinin ortadan kalkmaya başlaması gelişmiş ekonomilerden önce olacaktır. Diğer bir ifadeyle, onlardan önce dip noktayı bulacağız ve onlardan önce ekonomide düzelme başlayacak anlamına gelecektir. Bu iddialı bir ifade olarak görülebilir. Bunun böyle olması bekleniyor. Çünkü Avrupa ve ABD'de kriz hala finans sektöründedir ve güven bunalımı hala aşılmamıştır. Orada hala dip noktası bile yakalanmamıştır. Finansal sektördeki kan kaybı devam etmektedir. Bizde banka batmaları yaşanmadığı ve bunun ortaya çıkardığı kamu kaynaklarının aktarımı yapılmadığı için düzelmenin de bu ekonomilerden önce yaşanması doğaldır.''

-IMF İLE İLİŞKİLER-

Canikli, IMF ile ilişkilere işaret ederek, IMF'nin bütün ülkeler için uyguladığı standart şablon program bulunduğunu hatırlatarak, bunların normal ekonomik şartlar için geçerli olan reçete olduğunu, özellikle talep düşüşünün ortaya çıktığı dönemlere ilişkin önerilerin ise farklılaşması gerektiğini söyledi.

IMF'nin ABD başta olmak üzere Avrupa ekonomilerine genişletici politika uygulaması önerilmesinin doğru, yerinde ve bilimsel olduğunu ifade eden Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye''deki sıkıntı da benzer bir sıkıntıdır. Aynı önerinin Türkiye için de yapılması gerekiyor. Reel sektörün sıkıntıları açısından bakıldığında, ABD ve Avrupa'nın yaşadığı sıkıntılar aynıdır. Üretim, istihdam daralması, ABD'de de Türkiye'de de yaşanmaktadır. Aynı şartları yaşayan iki ekonomiye farklı öneride bulunmak, gerçekçi bir yaklaşım değildir. IMF ile anlaşmazlığın ya da müzakerelerin uzamasının temel nedeni bu yaklaşım farklılığından kaynaklanmaktadır. Yangına daha da körükle gidilmesine neden olacak, talep daralması, üretim azalması ve istihdam şartlarının daha da ağırlaşmasına neden olacak politika uygulanması bu dönemde kesinlikle söz konusu olamaz. Bu haklı talebimizin IMF tarafından görülmesi gerekir. Bu şartlar yerine getirilmeden bir anlaşma yapılması söz konusu değil. Türkiye'yi daha da sıkıntıya sokacak, ekonomide daralmaya neden olacak bir politikanın bize önerilmesi ve bizim bunu kabul etmemiz söz konusu değil. Şu anda acil paraya ihtiyaç yok.''

Sözlerinin ''IMF ile hiçbir şekilde anlaşma yapılmayacağı anlamına gelmemesi'' gerektiğini belirten Canikli, önerilerin gerçekçi, mantıklı, tutarlı, bilimsel, Türkiye şartları ve menfaatleriyle örtüşmesine dikkat ettiklerini kaydetti.

-DOĞAN MEDYA GRUBUNA KESİLEN CEZA-

Canikli, Doğan Medya Grubuna kesilen cezayla ilgili tartışmalara işaret ederek, konunun teknik olduğunu, bu nedenle kamuoyu önünde tartışılmasının doğru olmadığını söyledi. ''Bizi en çok rahatsız eden, bazı yazar ve gazeteci arkadaşlarımızın bunun bir sübjektif kriter olarak esas alındığı ve uygulamaya konulduğu şeklindeki değerlendirmeleridir. Bunlar haksız değerlendirmelerdir'' diyen Canikli, vergi inceleme sürecini bilen hiç kimsenin böyle bir değerlendirme yapmaması gerektiğini dile getirdi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi olan, yazılan raporu görme imkanı olan ve uzman kişilerin yaptığı teknik değerlendirmeleri saygıyla karşıladıklarını anlatan Canikli, ''Vergi ve uygulamasına ilişkin eğitimi, tecrübesi, uzmanlığı olmayan bazı kişilerin raporu görmeden, -görseler de anlamaları mümkün değil- buna yönelik olarak derelendirmeler yapmasını inandırıcı bulmuyorum, saygıyla da karşılamıyorum. Bunlar son derece yanlıştır, kamuoyunu etkilemeye dönüktür, popülisttir. Bu değerlendirmeler gerçeği yansıtmaz'' dedi.

Belli bir yayın grubunun sesinin kesilmesi, susturulmak istendiği yönündeki değerlendirmelerinin gerçek dışı olduğunu savunan Canikli, ''11 ay önce başlamış bir inceleme...Doğan Grubu'nun partimize, Hükümetimize yönelik saldırılarıyla bu tarih örtüşmüyor. Grubun bu sert politikası yenidir, 3-4 ay önceye giden bir mazisi var. Belki 'Grup inceleme sonucu ortaya çıkması muhtemel cezayı önlemek için Hükümete baskı altına almak amacıyla yayın politikası uygulamıştır' diye yorum yapılabilir'' görüşünü kaydetti.

Canikli, ''Yerel seçimde vatandaş istikrara vurgu yapmasından neyi kastettiniz?'' sorusuna karşılık, ''Bunun algılamasını kamuoyu yapacaktır. Hangi desteğin, gücün istikrara devam ya da istikrar vurgusu anlamına geldiğini bizim yapmamız mümkün değil. Bunu kamuoyu, piyasalar yapacaktır. Piyasalar ortaya çıkan sonuçların istikrarın devamı niteliğinde yorumlamasına imkan sağlıyorsa, ekonomik ajanlar bunu öyle değerlendiriyorsa o zaman özellikle ertelenmiş olan tüketim harcamalarının realize edilmesi konusunda çok büyük istek ortaya çıkacaktır'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*