AKP'li Vahit Erdem Türkiye'deki ulusalcıları tanımladı

AKP'li Vahit Erdem Türkiye'deki ulusalcıları tanımladı.11084
  • Giriş : 24.04.2008 / 17:30:00

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem: "Her şeye karşı olan sosyalistler şimdi ulusalcı oldular"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Vahit Erdem Kırıkkale Bayrak Gazetesi ile yaptığı röportajında çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o röportajdan notlar:

Kapatma davası ile milletvekilleri üzerinde nasıl bir etki oluşturdu?

Tabi hepimizse sürpriz oldu. Bende dahil açık söyleyeyim. Yani bir takım endişeler taşıyordum, Anayasa Değişikliği vesaire dolayısıyla bir taraftan yara alacağımızı düşünüyordum ama buna karşılık kapatma davasının açılmasını biraz abartılı buldum. Beklemiyordum. Çünkü hepimizin sorumlulukları var. Başsavcının da sorumlulukları var. Türkiye'nin ileriye gitmesinde hepimizin katkısının olması lazım. Şimdi bu kapatma davası Türkiye'yi sendeletmiştir. İktidarda ki partiyi yaralamıştır. İcraatlarını ve dış ilişkilerini sorunlu hale getirmiştir. Bu bakımlardan Türkiye'ye zarar vermiştir. Başsavcı diyor ki 'benim bir görevim var. Ben takip ediyorum olayları, anayasada da böyle bir madde var ve bu maddeye göre bende görevimi yaptım kanaatindeyim' diyor. O öyle diyor ama benim kanaatime göre bu biraz fazla ileri düzeyde bir suçlama. Anayasa mahkemesi oturup düşünecek. Tamamen hukuki olduğunu söylemekte zorlanıyorum. Belki hukuki bir takım gerekçeleri var ama siyasi boyutunun da önemli olduğu kanaatindeyim. Bu bakımdan siyasi ve hukuki boyutu olan davayı anayasa mahkemesi enine boyuna inceleyecek, siyasi ve hukuki olarak değerlendirecek ve bir neticeye varacak.

Parti buna çok tepki göstermedi mi? Başbakan nezdinde de ağır eleştiriler yapılmadı mı?

Tabi beklenmeyen bir şey olduğu için birden bire böyle bir şeyle karışlaşınca tepkilerde ferdi ve hissi oldu. Ben arzu ederdim ki daha müdahil daha akılcı daha dengeli olmasını isterdim. Ben bunu bütün milletvekili arkadaşlarım için söylüyorum. Mademki böyle hukuki bir süreçle karşı karşıya kalındı, bunda aklıselim davranıp daha aklıselimle değerlendirilmesi gerekirdi. Ortam şimdi yatıştı. İlk baştaki o durum şimdi yok. Sanıyorum ki iyi bir savunma hazırlanacak anayasa mahkemesine bu süreç böyle devam edecek. Bu sürecin Türkiye'ye zarar vermeyecek şekilde sonuçlanmasını arzu ediyorum. Ben yurtdışından yeni geldim. Bu anayasaya dava açıldığında üç ülkeye gittim. Brüksel'e iki defa, bir defada Hollanda'ya. Oradaki parlamenterle, NATO'da üye olan parlamenterlerle diyalogumuz var. Hepsi Türkiye'yi seven sempati duyan insanlar hepsi bir endişe belirtiyorlar ve bir defa onlar bunu kavramakta güçlük çekiyor. Geçmişte kapatmalar oldu ama 4,5 yıl bu ülkeyi yönetmiş, birçok konuda açılım yapmış, AB müzakere sürecini başlatmış bir partinin kapatılması onlar açısından zor görünüyor. Bu hepimizi üzüyor. Kim haklı kim haksız bunları bir kenara bırakalım, Türkiye'de demokrasinin daha olgunlaşmadığını Türkiye'de hala iç kavramların kavga konusu olduğu biraz önce söylediğimiz gibi kavramların yerli yerine oturmadığın bir ülke görünümündeyiz. Zaman zaman bunu hissediyoruz. Bu beni devlet hayatını sonlarına yaklaşmış birisi olarak beni son derece üzüyor. Çok önemli hizmetlerim olduğu kanaatindeyim. Bu devlete çok büyük hizmetler yaptık. Oralara istiyoruz ki alnımız açık gidelim. Bizde demokratik kalkınan gelişen, Avrupa standardına doğru ilerleyen bir ülkenin milletvekillerin olarak görüşlerimizi her konuda rahat rahat ifade edelim.

Kuvvetler ayrılığı demokrasi gereği değil mi?

Tamam kuvvetler ayrılığı gereği. Avrupa şimdi bu konuya bir kuvvetler ayrılığı olarak değil bir hukuki ideoloji olarak bakıyor. Siyasi olarak bakıyorlar. Şimdi niye öyle bakıyorlar. Dediğim gibi iç değerlerin kavramların oturmadığını bizde söylüyoruz onlarda Türkiye'yi yakından takip ediyor. Şimdi herkesin doğruluk payı var. AK Partinin söylemlerine ve bir takım uygulamalarında hata yapmadığını inkâr etmiyorum. Öz eleştiri yapmamız da lazım. Kimse kendisini hatalardan izole edemez. Herkes hata yapar ama bu hataların karşılığının bir parti kapatmaya yol açabilecek büyüklükte olmadığı kanaatindeyim. Şimdi Avrupa bunu anlayamıyor. Türkiye nasıl bu parti döneminde irticai bir döneme gider? Avrupa birliği sürecini başlatan Türkiye'nin refahı için ciddi mesafe kat etmiş bir parti nasıl kapatılabilir bunu anlamakta güçlük çekiyor. İkinci olarak da burada diğer partileri rencide etmek istemem ama diğer partiler de Türkiye'yi ulusalcı milliyetçi anlayış çerçevesinde içe döndürmek isteyen, her şeye karşı, Avrupa'ya, ABD'ye karşı, yabancı sermayeye karşı her çeşit bir takım şeylere karşı bunun sonu da içe kapalı Suriye, Libya model endişesi var bazı çevrelerde. Açık söyleyeyim AK Parti'ye karşı bir korku var. Bu korkuyu idare etmemiz gerektiğini ifade ettim ama edemedik.

Ülkede son dönemlerde ulusalcılık söylemi arttı. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Bu korku veya AK Parti'nin bu açılımı Türkiye'yi biraz fazla ulusalcılığa itti. Özal zamanında da ulusalcılık gelişmeye başlamıştı. Niye? Türkiye dışa açıldı. Dış ticaret rejimi serbestleştirildi. İthalat ihracat rejimi serbestleştirildi. Türkiye'ye yabancı sermayenin girişi serbestleştirildi. O zamanda Özal, "memleket elden gidiyor satılıyor' diye tenkit edildi, şimdi daha aşırı bir grup çıktı. Eski komünistler eski sosyalistler, yani her şeye karşı olan sosyalistler şimdi ulusalcı oldular. Açık söyleyim bunlara bazı milliyetçi gruplarda katıldı. Ve AK Parti'nin karşısında büyük bir kitle oluştu. Bunun adı ulusalcılık. İşte bu cumhuriyet mitingleri. Avrupa birliğine giren bütün ülkelerde de milliyetçiliğin arttığı söyleniyor. Bu bir sürecin sonucu. Çünkü Avrupa Birliği'ne girmek demek, hükümdarlığınızın bir bölümünü Avrupa Birliği'ne teslim etmek demek. Bunun iyi kavranması lazım. Ben genel sekreter iken meclis başkanları toplantısına katılmıştım. Belçikalı bir meclis başkanı dedi ki, "Avrupa Birliği'ne girmek isteyen ülkelere şunu söylemek istiyorum. Biz de dahil, hükümdarlığımızın yüzde 70'ini Avrupa Birliği'ne teslim edeceğiz. Ama karar mekanizmasının içerisinde yer alacağız. Bunu bilin" dedi. Şimdi hükümdarlığınızın bir birliğine teslim edilmesi, hazmedilmesi kolay olmayan bir şey. Türkiye gibi içe kapalı, milli hassasiyetleri olan bir ülkede hiçde kolay değil. Bizde hele ki AK Parti döneminde milliyetçilik daha da artmış ve ulusalcılık artmıştır. Belki ulusalcılar bana kızacak ama bu ulusalcıların ilerde Türkiye için başka bir tehdit oluşturacağı kanaatindeyim. Nasıl AK Parti onlar tarafından tehdit olarak görülüyorsa, bende onların Türkiye'nin gelişmesine, modernleşmesine, muhasır medeniyet seviyesine ulaşmasına bir tehdit olarak görüyorum. Bunu 40 yıl devlette çalışmış bir milliyetçi olarak söylüyorum.

Yani ulusalcılığı Türkiye'nin gelişimi ve dışa açılımında ciddi bir tehdit olarak algılıyorsunuz?

Ben aynı zamanda milliyetçi bir kişiyim aynı zamanda onu da söyleyeyim. Ben milliyetçiliğimi kimseyle tartışmam. Kimse tartışmaz bende tartışmam. Ulusalcı falan değilim ben milliyetçiyim. Nedir milliyetçi olmak? Bu ülkenin gelişmesi, refahı, modernleşmesi, çağdaş medeniyet seviyesine erişmesi için canını da verebilecek bir anlayıştır milliyetçilik. Ben o çapta bir milliyetçiyim. Bunu iddia ile söylüyorum. Gece gündüz çalışmış, özellikle gençliğimde biz çok sabahladık. O heyecanla bugün hala ülkenin iyiliği için çalışıyorum. Şimdi ulusalcılık ne? Ulusalcılık; Avrupa Birliği bizi bölecek ve buna karşı bir antipati var. ABD ile ilişkilerin geliştirilmesi tabi menfaatimize olduğunun kanaatindeyim. Çünkü ABD bugün dünyanın süper gücü. ABD ile didişmenin hiçbir ülkeye fayda sağlamadığı gibi Türkiye'ye de fayda sağlamayacağını düşünüyorum. Hele ki bu coğrafyada. Ancak iyi geçinmek; ABD'nin her dediğini eyvallah deyip menfaatleri zedelemek anlamında da değil. Bizim ABD ile menfaatlerimiz birleşir kanaatindeyim. Yeter ki ABD ile müzakereyi ve ilişkiyi kuralım. Bizim orta doğuda ABD ile menfaatlerimizin her zaman çakışacağını söyleyenler var. Ben aynı düşüncede değilim. Kimle birleşelim o zaman, Rusya ile mi birleşelim. Tamam onlarda dostumuz ama yada İran'la mı Orta doğu ülkeleriyle mi birleşelim? Onlara nazaran ABD ile birleşmek taraftarıyım. Onun için vizyonumuzu biraz genişletmemiz lazım. Şimdi bu ulusalcılar ABD'ye karşı AB'ye karşı, tüm yabancı sermaye ve özelleştirmeye karşı. Onun dışına çıkan devlet modeli, üretimin her şeyin devletin elinde olduğu bugün ki globalleşen dünyada görünmeyen bir devlettir. Dışa kapalı Sovyetler Birliği modeli. Sovyetler Birliği dağılmış, Rusya şimdi daha liberal. Böyle bir görüşünde Türkiye'ye hiçbir fayda vermeyeceği kanaatindeyim. Bunu da ulusalcılara ilan ediyorum. Hepsinin vatan sever olduğundan eminim. Çoğunun da bunu iyi niyetle yaptığına da eminim. Bunun laikliğin tehlike altında olduğundan daha büyük bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Bunu söylerken ülkeyi satalım her şey yabancıların olsun demiyorum. Türkiye'nin 776 bin metre kare arazisi var, satılan bunun binde biri bile değil. Yabancı gelip te Türkiye'yi elde edecek, bunlar kendinizi hafife almak, Türkiye Cumhuriyeti küçümsemek demektir. Yeni Belçika'dan geldim. Türkler orada mahalle kurmuş. Gidiyorsun her taraf Türkçe. Türkçe lokantalar, kahvehaneler, berberler. Belçika'nın bir mahallesini satın almışlar, Belçika'nın umurunda değil. Yabancılar bizi işgal mi edecek. Geliyor yaşlı amcalar yazlık ev alıyor. Alanların çoğu da emekli olmuş kişiler. Bunlar gelir bakkalın birinden alış-veriş yapar oraya canlılık getirir. Bunlar biraz dar görüşlü ifadeler. Biz globalleşmeye açık bir kafa yapısına sahip değiliz. Hukukçularımız vatanperver onu da söyleyim. Ama bu vatanperverlik gelişen ve globalleşen dünyayı okuyarak bir vizyon çerçevesi içerisinde olması gerekir. Vatanseverlik, ulusalcılık, milliyetçiliği dar görüşlülüğe korkuya ülküye dayanırsa o zaman ülkeye zarar verir. Aşırı milliyetçilik ve ulusalcılık ülkeler hep başına bela olmuştur. Almanya Hitler rejiminden sonra yeni yeni kendine geliyor. En son emsali Yugoslavya. Aşırı sırp milletçiliği, Sırbistan'ı paramparça etmiştir. Onun için aklımızı başımıza alıp, globalleşen ve küreselleşen dünyayı iyi okuyup iyi ilişkiler kurmamız lazım. İşte o zaman Türkiye güçlenir ve bölüneceği tehlikesi de ortadan kalkar. Türkiye'ye ne şeriat rejimi gelir nede bölünür. Çünkü şeriatın gelmeyeceğini söyledim. Türkiye bölünemez çünkü ben bir iki DTP milletvekiliyle de konuştum bu konuyu. Gittim kuliste merhaba dedim konuştum. Size güneydoğu da il versek, sınırları da çizsek, gidin oraya desek gider misiniz? Hayır gitmeyiz dediler. Ama dedim bir şartla, eğer bölücülük istiyorsanız kiminle birleşirseniz birleşin Anadolu'daki Batıdaki en ufak hırıltı yaratan ayrımcı Kürtleri oraya süreriz. Toprağımızdan da atarız, onu da bilin. Tabi kabul etmediler. Bu şartlarda hiçbirinin bunu kabul edeceğini sanmıyorum. İstanbul'da Güneydoğu'dakinden çok kürt kökenli Türk var. Türkiye'nin her yerinde var, bunlar gider mi. Fark yok ama Kürt kökenli vatandaşlarımız Türkiye'nin kaymağını en çok yiyenlerdir. İkincisi kimlik meselesini konuşurken bir yanlışlık yapıldığı kanaatindeyim. Türk kimliğinin sorgulanması son derece yanlış. Türk kimliği Türkiye'den yaşan tüm vatandaşların ortak ismidir. Altta çeşitli kimlikler olabilir. Türkmen de diyebiliriz, Yörük diyebiliriz, Kürt, Çerkez denilebilir fakat Türk denilemez. Türk tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ismidir. Bu benim görüşüm. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, İstiklal Savaşı yapılırken herkesin kaderini tayin etme hakkı bir merkeze verilmiştir. Kimse kaderimi ben tayin edeceğim dememiştir. Kürt kökenli vatandaşlarımız 'ben kendi kurtuluş savaşımı yapacağım kendi devletimi kuracağım' dedi mi? Demedi. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Atatürk'ün liderliğinde bir hareket başlatıldı ve herkes ona katıldı. Kürt kökenli Türkler, Çerkez kökenli Türkler herkes katıldı ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious