Alemdaroğlu'nun Ergenekon savunması

Alemdaroğlu'nun Ergenekon savunması.8824
  • Giriş : 01.06.2009 / 21:20:00
  • Güncelleme : 01.06.2009 / 20:56:40

Ergenekon davasının tutuksuz sanığı eski rektör Prof. Dr. Alemdaroğlu'nun türban bağlamlı savunması.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen davanın bugünkü duruşmasında savunma yapmaya başlayan Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, emniyet ve savcılıkta verdiği ifadelerde kendisine yöneltilen suç isnadının açık şekilde anlatılmaması nedeniyle örgüt üyesi olmadığını, susma hakkını kullandığını ve dava hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olduğunda savunmasını yapacağını anlattığını söyledi.

Alemdaroğlu, ''Sözde Ergenekon terör örgütü üyeliğini ve yöneticiliğini asla kabul etmiyorum. Sanık durumunda olanların birkaçı dışında çoğunu tanımıyorum. Ne bir terör örgütü üyesiyim, ne de yasa dışı bir faaliyet içindeyiz'' dedi.

Hayatı boyunca bütün hukuka aykırılıklarla ve insan hakları ihlalleriyle mücadele ettiğini belirten Alemdaroğlu, ''Ulu Önder Atatürk'ün kurduğu laik demokratik Türk devletinde ne yazık ki Cumhuriyet savcıları hayali terör örgütü oluşturarak Türk aydınlarını suçlamaktadır'' diye konuştu.

Mahkeme heyetine yönelik soruları olduğunu, daha önce bu sorularını yöneltmesine rağmen ne yazık ki cevap alamadığını belirten Alemdaroğlu, bu nedenle sorularını tekrarlamak istediğini ifade etti.

Alemdaroğlu, mahkeme heyetine de ''İstanbul'da şehir merkezinde bu mahkemenin görüleceği, yaklaşık 500 kişiyi içine alacak güvenli bir alan bulunup bulunmadığını'', ''duruşmanın İstanbul'a uzak bir nokta olan Silivri'de yapılması kararını mahkemenin mi yoksa Adalet Bakanı'nın mı verdiğini'', ''cezaevinde yargılama yapılmasının uluslararası hukukta bir suç olduğu açıkça bilinirken duruşmaların burada sürdürülmesi inadının nedenin bu mahkeme mi yoksa Adalet Bakanı mı olduğu'' sorularını yöneltti.

Davaya konu iddiaların dayandırıldığı şahsın ifadesini işkence altında verdiğini ifade ettiğini, hukuk tarihinde böyle bir dava görülmediğini savunan Alemdaroğlu, Avrupa Birliğinin (AB) bu davanın sonuna kadar gidilmesi konusunda beyanat verdiğini ve böylece vatanın bütünlüğünü savunan Atatürkçü Türk aydınlarının seslerinin kesilmesinin istendiğini savundu.

Alemdaroğlu, ''Türkiye karşıtı kişilere açılan davalarda AB parlamenterleri duruşmalara girerek ortamı gererken, çok şükür bizlerin yargılanmasını izlememektedirler. Ben Türk yargıçları ve adaletinin yine de adil yargılanmayı sağlayacağına inanıyorum'' dedi.

Kendisine yönelik ''darbe kışkırtıcısı'' yakıştırmasının en hafif tabiriyle art niyetli bir suçlama olduğunu öne süren Alemdaroğlu, kamu kurum ve kuruluşlarında türban yasağına yönelik yasal ve mevzuat nedeniyle bunu uyguladığını, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Kliniği'nde görev yapan türbanlı bir asistan doktoru kütüphanede görevlendirdiğini, bu uygulaması nedeniyle sorgulanıp aklandığını söyledi.

-''DÜŞÜNCELERİM GİZLİ SAKLI DEĞİL''-

İstanbul Üniversitesi Rektörü olarak 31 Aralık 1997 tarihinde göreve başladığını anımsatan Alemdaroğlu, şöyle konuştu:

''İstanbul Üniversitesinin açık ve kapalı alanlarındaki görüntü o günlerde bir anlamda İran üniversitelerini andırıyordu. Çok çeşitli baskılarla, tehditlerle karşılaştım. Türban konusunda kararlı tutumumuz nedeniyle 1999 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından sorgulandık. Bu sırada bazı milletvekillerinin hakaretleri, iktidar gücünü alanların neler yapabileceğini göstererek bizi şaşırttı. 2 bin 400 küsür sayfalık iddianame ve 450 klasörlük bu davanın her türlü hukuka aykırı şekilde Silivri'de görülmesinin, iktidar gücünün yaptığının engizisyon mahkemelerini asla aratmadığını göstermektedir.''

Alemdaroğlu, her türlü baskıya rağmen görevini Atatürk'ün gençliğe hitabesindeki ilkeler doğrultusunda yapacağını ve hiçbir gücün kendisi gibi kişileri doğruları söylemekten alıkoyamayacağını söyledi.

İddianamede, görevi döneminde üniversitenin eğitim-öğretim açılış törenlerinde yaptığı konuşmaların bile suç delili olarak yer aldığını öne süren Alemdaroğlu, kamuya açık şekilde yapılan bu konuşmaların hiçbir şekilde suç niteliği taşımadığını ileri sürdü. Alemdaroğlu, şunları kaydetti:

''Bunu çok iyi bilen sayın savcılar, türban sabıkam nedeniyle kendilerini zorlayarak beni sözde terör örgütü içine sokarak kamuoyunda küçük düşmemi itibar kaybetmemi amaçlamışlardır. Ben bu suçlamaların özel bir kasıt ile yapıldığı kanısındayım. Hayatını demokrasi barış ve insan haklarına adamış biri olarak terör örgütüne dahil edilmem siyasi bir komplodur. Türkiye'nin irtica ortamına sürüklenmemesi, için siyasi düşüncelerimi her platformda ifade ettim. Bu düşüncelerim gizli saklı kamuoyunun bilmediği şeyler değildir. Bu yapılan özellikle komşumuz İran örneğinde olduğu gibi İslami faşist yönetimlere özgüdür.''

-10 DAKİKA DİNLENME MOLASI-

Birlikte yargılandığı 86 kişiden en az 80'ini tanımadığı gibi isimlerini de duymadığını savunan Alemdaroğlu, kamuoyunda tanınan İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek'i tanıdığını, eğer birilerini tanımak suç ise 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, çeşitli hakimler, savcılar ve dernek başkanlarını da tanıdığını belirtti.

Yasa dışı ve hukuka aykırı olarak yapıldığını öne sürdüğü telefon dinlemelerinde Ümit Sayın, Ferit İlsever ve Doğu Perinçek ile görüşmelerinin bulunduğunu belirten Alemdaroğlu, Doğu Perinçek'le tek bir kez, Ferit İlseven'le Talat Paşa Komitesi hakkında 5 kez, Ümit Sayın'la da 5'i Ümit Sayın'ın özel sorunları konusunda olmak üzere 8 kez görüşmesi bulunduğunu aktardı. Alemdaroğlu, ''Bu telefon görüşmelerinin iddianameye konulması iletişim ve haberleşme özgürlüğünüz, özel hayatımın gizliliğini ihlalden ibaret olup aslında sayın savcıların suç işlediklerinin delilidir'' dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, Alemdaroğlu'na yorulduğu zaman dinlenebileceğini bildirdi.

Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun da dinlenme talebinde bulunması üzerine duruşmaya 10 dakika ara verildi.

Aranın ardından savunmasını sürdüren Alemdaroğlu, siyasi iktidarın gitmesini istemenin suç oluşturmayıp tamamen demokratik, meşru bir talep ve ifade özgürlüğünün bir parçası olduğunu söyledi.

Alemdaroğlu, ceza hukukunda varsayımsal sonuçlar üzerine hareket edilemeyeceğini belirterek, ''Benim rejim ve ülke ile ilgili bir takım kaygılar duymam, bunları dile getirmem en demokratik hakkım olup, hiçbir şeklide suç oluşturmamaktadır. Asıl darbe, bu tür demokratik ifade özgürlüğünün sınırlandırılması, bunlara varsayımsal sonuçlar bağlanarak kişiler üzerinde baskı ve sindirme oluşturulmasıdır'' diye konuştu.

Kendisi ve kendisi gibi düşünenlerin siyasi iktidarın bir takım uygulamalarından kaygı duyma haklarının Anayasa'nın başlangıç kısmında tanındığını ifade eden Alemdaroğlu, ''Nitekim bu kaygılarımızda ne denli haklı olduğumuz, Anayasa Mahkemesinin 10 üyesinin siyasi iktidarın laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu yöndeki kesin kararı ile de sabit olmuştur'' dedi.

Alemdaroğlu, bütün eylemlerinde Anayasa'nın, mevcut kanunların ve yüksek mahkeme kararlarının gereğini yerine getirdiğini vurgulayarak, ifade özgürlüğü kapsamında hakkını kullandığını, eylemlerin hiçbirinde suç oluşturan hususun bulunmadığını, katıldığı bütün miting ve toplantıların tamamen yasal olduğunu savundu.

Hakkındaki iddiaları iddianamedeki sayfalara göre tek tek açıklayan Alemdaroğlu, tutuksuz sanık İP yöneticisi Ferit İlsever ile Talat Paşa Komitesi'nin faaliyetleri ve Almanya'da Türk evlerine yönelik kundaklamalardan sonra düzenlenecek ırkçılıkla ilgili konferans nedeniyle yaptığı telefon görüşmesinin iddianameye konulduğunu belirtti.

Alemdaroğlu, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ile de bir görüşmelerinin suç olarak gösterildiğini ifade ederek, yaptığı konuşmaların suç olmadığını, haberleşme ve özel hayatının gizliliğinin ihlali nedeniyle savcıların suç işlediğini öne sürdü.

-TALAT PAŞA KOMİTESİ'NİN FAALİYETLERİ-

Talat Paşa Komitesi olarak yurt dışında birçok ülkede 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının emperyalistlerin bir yalanı olduğunu açıkladıklarını dile getiren Alemdaroğlu, ''Bunlar nasıl suç oluşturabilir? Yoksa savcılar Ermeni iddialarını destekliyorlar mı?'' diye sordu.

Kendisinde örgütsel içerikli hiçbir belge bulunmadığını, hiçbir terör örgütüyle ilgisinin olmadığını belirten Alemdaroğlu, ''Hayali bir terör örgütü oluşturup beni de üst düzey yönetici yapmışlar. Hiçbir delil, emir komuta zinciri olmadan'' diye konuştu.

Alemdaroğlu, İlhan Selçuk ile iktidara karşı aynı görüşleri paylaştığını, iktidara karşı görüşleri paylaşmanın suç olamayacağını dile getirerek, Cumhuriyet gazetesinin Ankara'da düzenlediği herkese açık toplantılara katıldığını söyledi. Alemdaroğlu, İlhan Selçuk'un yardımcısı olduğu iddiasının ise delile dayandırılmadığını ileri sürdü.

Kemal Alemdaroğlu, eski bir rektör olarak, türbanın üniversiteye sokulma girişimlerini, yanlışlıkları her ortamda ifade ettiğini belirterek, ''Yasal toplantılara katıldım. Terör amaçlı, hükümete karşı darbe girişimi yapmadım. Atatürkçü düşünceyi benimsemiş kişilerin bir büyük şemsiye altında birleşip milli demokratik devrimin gerçekleşmesini arzuladım'' diye konuştu.

-''Ordu GÖREVE'' PANKARTI-

Ankara'da 2003 yılında Ankara Üniversitesi Rektörlüğü ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığının düzenlediği Cumhuriyet'in 80. yıl yürüyüşüne İÜ Rektörü olarak en önde YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün yanında olduğunu ifade eden Alemdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Orada 'Ordu göreve' pankartı açan küçük grubun İÜ öğrencisi olması beni bağlamaz. Bu öğrencileri okuldan uzaklaştırdık, yargı kararı ile geri döndü. Türk Solu Dergisi'ni de çıkaran bu grubun nerelerden destek aldığı bence araştırılmalı. Bu öğrenci grubunun dergilerinde 4 ay önce 'Ordu göreve' deyip AKP'nin amblemi olan ampulü kapak yaptıkları görülür. Böyle bir yürüyüşün yapılacağı o tarihte düşünülmemişti. Bana da dergide açıkça hakaret ettikleri tespit edilebilir. Ayrıca, pankart nedeniyle yargılandılar ve beraat ettiler.''

Alemdaroğlu, yolsuzluk iddiaları ile görevden alınmadığını, denetleme ve soruşturma yapmadan, savunması alınmadan görevden alındığını öne sürerek, Antalya'daki 10 katlı binayla ilgili ''ihaleye fesat karıştırma'' nedeniyle açılan davanın İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde sürdüğünü söyledi. Alemdaroğlu, iddianamede yer alan Taksim toplantılarıyla ilgili de şunları kaydetti:

''Bu toplantılar, 1977 yılından beri yapılıyor. Asla örgütsel toplantılar değildir. Cumhurbaşkanları, meclis başkanları, başbakanlar, bakanlar, akademisyenler, siyaset ve kültür adamları katılıyor. Bazı konuşmalar NTV'de canlı olarak da yayımlandı. Canlı yayımlanan gizli örgüt toplantısı olur mu? Toplantıya katılan ABD'nin İstanbul Başkonsolosu da bu gizli örgütün üyesi mi?''

-''EVET BEN DARBE YAPTIM, TÜRBAN YASAĞINI UYGULAYARAK''-

İddianamenin aksine üniversitede yargı kararlarını uyguladığını savunan Alemdaroğlu, şöyle konuştu:

''Bu davanın sebebi türbanla ilgili yargı kararlarını uygulamamdır. İstanbul Üniversitesinde görev yaptığım süre içinde türbanlı kişilerin üniversiteye girmesine izin vermedim. Hayatının her döneminde demokrasi savunuculuğu yapan bir kişiye darbeci denmesi savcıların ön yargısını gösterir. Evet ben darbe yaptım, türban yasağını uygulayarak. Savcıların araştırmadan her suçu bana yüklemesindeki amaç benim türban sabıkamdır.''

Eski Genelkurmay başkanlarından emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile yaptığı ve iddianamede yer alan telefon görüşmesinde dayanamayıp ''Elimize silah alıp dağa mı çıkacağız?'' dediğini ifade eden Alemdaroğlu, ''Bunun darbeyle ne alakası var? Dağda, ayılara karşı mı darbe yapacağız?'' dedi.

Alemdaroğlu, ''Savcıların hayalleri okyanus ötesine uzanıyor sanırım. Sayın mahkemenin yasal gereğini yapmasını bekliyorum'' diye konuştu.

''Savcılar, iddianamede ortaya koymaya çalıştıkları örgütle ilgili dokümanların internet ortamında ve kitapçılarda bulunmasını nasıl açıklıyor?'' diyen Alemdarğlu, Sevgi Erenerol ve Muzaffer Tekin ile Levent Camisi'nde cenazede bir araya geldikleri iddiasını da ''Şehit cenazesinde bulunmak nasıl örgütsel suç olarak yer alıyor? Sevgi Erenerol ve Muzaffer Tekin'i bu duruşmalar başlayana kadar tanımamıştım. Veli Küçük, İlhan Selçuk irtibatını ben sağlıyormuşum. Veli Küçük'ü tanımıyordum. Ancak bugünkü duruşmadan 5 dakika öncesine kadar'' diye konuştu.

Kemal Alemdaroğlu, Ümit Sayın ile yaptığı konuşmalara ilişkin de ''Ümit Sayın'ın psikolojisi bozuk. Konuşmalarımda onu rahatlatmaya çalışıyorum'' dedi.

Tanınmasının suç olmayacağını ifade eden Alemdaroğlu, ''Eğer tanınmak suçsa savcıların şöhreti hepimizi geçmiştir. Beni tanıyanlar futbolcu, sanatçı olarak mı tanıyor?'' diyerek, kendisine eski rektör denmesinin normal olduğunu ifade etti.

Duruşmaya, Alemdaroğlu'nun eşi Duygu Alemdaroğlu ile CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter de izleyici olarak katıldı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*