Ali Babacan: "Parti kapatma ciddi sonuçlar doğurur"

Ali Babacan:
  • Giriş : 15.04.2008 / 08:24:00
  • Güncelleme : 15.04.2008 / 08:54:47

Babacan, Kapatma Davasının, AB ile ilişkilerde sanıldığından daha ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


- Müzakereler askıya alınabilir

AB, parti kapatma ihtimalini Kopenhag Kriterleri'nin ciddi ihlali olarak görüyor. Son derece ciddi ve kaygı verici sonuçlar doğabilir. Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 5. maddesi çok açık.

- 54 devlet başkanı Türkiye'ye geliyor

Komşu ülkelerin yanı sıra, ulusla-rarası toplumda da Türkiye'nin ağırlığı hissediliyor. Pasifik'in ardından yakında Afrika zirvesi yapacağız. 54 devlet başkanını davet ettik.

- PKK'ya mesafe koyan Ankara'ya yaklaşır

Sınır ötesi harekât, Irak'ın toprağında gözümüz olmadığını gösterdi. Irak'ın kuzeyindeki liderler de amacımızı anlamaya başladı. PKK ile aralarına ne kadar mesafe koyarlarsa, Türkiye ile ilişkileri o kadar gelişir.

Londra'ya giderken uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan Babacan, "Mesele sanıldığından daha ciddidir. Avrupa Birliği, durumu Kopenhag kriterlerinin ciddi şekilde ihlal edilmesi olarak görüyor. Venedik Komisyonu'nun ölçüleri belli; şiddeti ve ırkçılığı teşvik dışında parti kapatılmıyor. Türkiye'de daha önce kapatmalar oldu; ama o zaman AB'ye aday değildik. 5. madde çok açık." uyarısında bulundu. Dışişleri Bakanı'nın dikkat çektiği Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 5. maddesi, özgürlük, demokrasi, insan hakları, temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlal edilmesi durumunda müzakerelerin askıya alınmasını öngörüyor.

'Kendimize özgü şartlarımız var, istediğimizi yaparız, AB bize bir şey diyemez' yaklaşımın doğru olmadığını belirten Babacan'a göre, demokrasinin kalitesi açısından Türkiye önemli bir dönüm noktasında. Eski gömleğini giymeye devam mı edecek, yoksa yeni gömleği mi giyecek? "Artık karar vermek zorundayız." diyen Dışişleri Bakanı, parti kapatmanın ekonomik sonuçlarına da işaret ediyor. Demokrasideki tıkanıklığın ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini kaydeden Babacan, Standard and Poors'un kredi notunu düşürmesini örnek gösteriyor. Yabancı yatırımcıların yanı sıra yerli işadamlarının da frene bastığını ifade ederken, "Yazık değil mi bu ülkeye?" sorusunu yöneltiyor. Demokrasi mücadelelerinın sancılı olduğunu dile getiren Babacan, kapatma davasıyla ilgili adımla- rın meşruiyet içinde atılacağının altını çiziyor.

Ali Babacan uçakta Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Star Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu ve Radikal Ankara Temsilcisi Murat Yetkin'in sorularını başlıklar halinde şöyle cevaplandırdı:

7 ayda 41 dış seyahat gerçekleştirdim

Yedi buçuk ayda yaptığımız bu 41. dış seyahat. Yaptığım işe bakıyorum. Sonuçlar gayet iyi. Kısa sürede Türk dış politikası önemli dönemlerden geçti. Kuzey Irak'ta yeni bir döneme girdik mesela. Özellikle PKK ile mücadelede son yılların en farklı en başarılı mücadelesini verdik. Meselenin sadece askeri operasyon boyutu yok. Siyasi boyutu ve diplomatik boyutu da çok önemli. Türkiye, PKK ile mücadele konusunda hiç bu kadar destek bulmamıştı. Irak'a komşu ülkelerle ilgili proje ve çalışmalarımız devam ediyor. Sadece komşu ülkeler değil; uluslararası toplum düzleminde de Türkiye'nin ağırlığı hissediliyor. İsrail-Filistin meselesinde yeni bir süreç başladı ve Türkiye'nin bu süreçte de pozitif katkıları oldu. Balkanlar'da yeni olaylar yaşanıyor. Kosova bağımsızlığını ilan etti. Bu konuda farklı kamplarda olmamıza rağmen Rusya ile ilişkilerimiz iyi gidiyor. Pakistan'da yaşanan süreçte de Türkiye olumlu katkı sağlıyor. Afganistan ve Pakistan arasındaki sıkıntıları gidermeye çalışıyoruz. Yakında Pakistan ziyaretimiz var. Türkiye'de Afrika zirvesi yapacağız. 54 devlet başkanını Türkiye'ye davet ettik. Geçenlerde Pasifik zirvesi yapmıştık. Bu da bir ilkti. Bazı ülkelerle ilk defa diplomatik ilişkiler kuruluyor. Afrika'ya 15 elçilik açıyoruz. Hindistan'a 30 yıldır dışişleri bakanımız gitmemiş, genellikle Pakistan ile ilişkileri sıcak tutmuş, Hindistan'a mesafeli kalmışız. Şimdi hem Pakistan'a yakın kalma hem de Hindistan'a yakın olmayı amaçlıyoruz. Hindistan'a dört konsolosluk açacağız. Enerji projelerimiz var. Sadece TATA değil, başka Hint firmalar da Türkiye'de yatırım yapmak istiyor. Türkiye tarihinde olmayan işler yapıldı. Moritanya'ya gidildi. Türkiye sempatisi çok üst seviyede. Laos'la temaslar kuruldu ilk defa.

AB Bakanlığı'na gerek yok

Avrupa Birliği açısından ilginç gelişme yaşandı aslında. Başlangıçta riskli dönemler yaşandı. Fransa seçimleri sonrasında bazı endişeler oluştu, bazı tedirginlikler yaşandı. Fakat şu ana kadar aksilik olmadı ve fasıllar açılmaya devam ediyor. Siyasi sıkıntılar çıkarılmazsa ve engellemeler yapılmazsa daha çok fasıl açılacak.

AB bakanlığa'na gerek yok. Başta bu konu konuşuldu; ama ihtiyaç olmadığı anlaşıldı. Bazı ülkeler böyle bir bakanlık kurmuş ama onlar genellikle her şeye sıfırdan başlamış. Bizde zaten Gümrük Birliği mevzuatı vardı ayrıca altyapı çalışmalarımız sıfırdan başlamıyordu. Merkezi ve hantal bir bakanlığa gerek yok. İlgili bakanlıklarda heyetlerimiz var, onlar teknisyenlerle görüşüyor. Şu ana kadar AB heyetleriyle 400'ün üzerinde toplantı yapmış bu heyetler. Bunlar teknik konular olduğu için kamuoyuna pek yansımıyor.

AB süreci yavaşlamadı

2007 ile 2013 arasında bizim 188 yasal düzenlemeye ihtiyacımız var. 2004'ten AB üyeliğine kadar sürecek olan bu süreç rutin ve teknik bir süreçtir. Üyeliğe yaklaşıldıkça heyecan artacaktır. 2007'de araya seçim girdi. O telaşta normal süreç tam işlemedi. 2007-2013 dönemi için hazırladığımız "AB Müktesebatına Uyum Programı"nda belirlenen 188 yasal düzenlemeden 20'sini ve 576 ikincil düzenlemeden 97'sini gerçekleştirdik. Diğerleri 2013'e kadar olan sürede gerçekleşecek. Aslında süreç yavaşlamadı. Barroso bu yüzden Meclisteki konuşmasında 'AB süreci iyi gidiyor' dedi. Çünkü aldığımız bir mesafe var.

Reformların yavaşladığına dair algıda 301'in payı oldu. Burada ilerleme olmayınca reformlar yavaşladı gibi bir algı çıktı ortaya. Pek çok değişiklik AB üzerinden yapılmıyor; bunun da payı var bu algıda. 'Bu reformları AB istiyor' diye hareket etmek, başka türlü algılara da neden oluyor. Yaptığımız şeylere inanmamız önemli. Biz yaptığımız reformların Türk halkı için faydalı olduğuna inanıyoruz.

2008 hâlâ fırsat yılı olabilir

Yeni bir Meclis, yeni bir hükümet... İleri adım atmak için çok iyi bir fırsat yılı olabilir. Hâlâ da öyle görüyorum. Ama Türkiye gündemi bazen çok hızlı değişiyor, her şeyi kontrol edemiyorsunuz. Yine de çok önemli işler oluyor. Mesela 301'de değişiklikler yapılıyor. Vakıflar Yasası geçti. Tabii bunu da ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Ombudsman yasası çıkarıldı; ama buna yürütmeyi durdurma kararı verildi.

Dava sadece Türkiye'yi ilgilendirmiyor

Parti kapatma davası sadece Türkiye için değil, başta Türkiye'yi çevreleyen ülkeler olmak üzere herkes için çok önemli ve kritik bir konu. Türkiye'de demokrasi geliştikçe başka bir hava (özellikle yakın çevremizde) esiyor. Türkiye demokraside başarısız olunca, temel hak ve özgürlükler tıkandığında kuşkusuz pek çok ülke de bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileniyor. O yüzden bizim AB sürecimiz sadece bizi ilgilendirmiyor. Her şeyden önce iyi bir savunma yapılacak. Ayrıca reformlar hız kesmeden devam edecek.

Türkiye artık AB potasında

Parti kapatma ihtimali Kopenhag Siyasi Kriterlerinin ciddi bir ihlali olarak görülüyor. Venedik Komisyonu'nun ölçüleri belli: Şiddeti ve ırkçılığı açıkça teşvik ya da başvurma dışında parti kapatılmıyor. Parti kapatma davası AB üzerinde son derece ciddi ve kaygı verici sonuçlar doğurur. Mesele sanıldığından daha ciddidir. AB, durumu Kopenhag Kriterlerinin ciddi bir şekilde ihlal edilmesi olarak görüyor. Venedik Komisyonu'nun yaklaşımı çok açık. Şiddeti ve terörü desteklemek dışında hiçbir sebebi parti kapatma nedeni olarak görmüyor. Parti kapatmanın kabul edilemez olduğu açık. Biz çok içinde yaşadığımız için ya da Türkiye'de daha önce de olduğu için kanıksama var adeta. Ama Türkiye o zaman AB'ye aday üye değildi.

'Dilediğimizi yaparız' yaklaşımı olmaz

'Biz Türkiye'yiz, dilediğimizi yaparız, AB bize bir şey diyemez.' şeklindeki yaklaşım doğru değil. Yaptığımız şeyin doğru olup olmadığını nasıl ölçeceğiz? Bir gömleğin iyi olduğunu nasıl anlarsınız? Belli iplik kalitesinden, dokuma sıklığından; yani 'gömleğim iyidir' demekle olmuyor. Bizim demokrasimizin ölçüsü belli; Kopenhag Siyasi Kriterleri. Demokrasi kalitesi açısından maalesef istenen noktada değiliz. Bunu yalnız ben değil, 27 başkent söylüyor. Türkiye eskiden beri giydiği gömleği giymeye devam mı edecek, yeni gömleği mi giyecek? Bir dönüm noktasındayız.

Sadece AB'de değil, NATO zirvesinde de görüştüğümüz bütün liderler bu konuyu açtı 'Türkiye'de neler oluyor?' diye sordu. Anlamaya çalışıyorlar ve hayrete düşüyorlar. Bizim ülkemiz için bu durum alışılmış bir süreç gibi gözükebilir. Dünyada durum çok farklı. Daha önce AB süreci yokken parti kapatmalar yaşandı. Oysa şimdi AB'nin Türkiye için Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 5. maddesi çok açık.

Bu ülkeye yazık değil mi?

Parti kapatmanın sadece siyasi boyutu yok; bir de ekonomik sonuçları var bunun. Cari açık ortada. Biz bunu nasıl kapatıyorduk ? Doğrudan sermaye girişleri oluyordu; bir de uzun vadeli krediler alabiliyorduk. Bu, ülkenin geleceğine duyulan Maastricht Kriterleri'ne göre durumumuz bazı AB üyelerinden iyi iken kredi notumuz artırılacağına düşürüldü. Bu çok vahim bir olaydır. Türkiye-AB ilişkileri açısından riskler büyük, ekonomi açısından da görünüm riskli. Yazık değil mi bu ülkeye? Yatırım yapacaklar ... bir frenleme görüyoruz. Sadece yabancılarda değil bu endişe; işadamlarımız da kaygılı. Herkese 'Türkiye'nin demokrasisi ne kadar iyi işliyorsa o kadar korkmayın.' diyoruz.

Demokrasideki tıkanıklıklar ekonomiyi olumsuz etkiler. AB ile ilişkilerimiz de ekonomimiz de parti kapatma meselesinde riskli hale gelir. Bu her parti için geçerlidir; bu bir parti meselesi değil, Türkiye'nin meselesidir. 'Bizdeki demokrasi bize özgüdür, bizim şartlarımız ayrıdır' demek yeterli değil. Demokrasinin kalite ölçümü AB normlarıdır ve Kopenhag Kriterleri'dir. Türkiye ilelebet 'bana özgü demokrasi' diyemez. Karar vermek zorundayız.

Attığımız adımlar laikliği güçlendirdi

Kapatma davası konusunda adımlar atacağız. Her attığımız adım meşruiyet içinde olacak. Güçler ayrımına da, yargının bağımsızlığına da önem veriyoruz. Bütün demokrasi mücadeleleri sancılı olmuştur. Gerçekten demokrasiye gönül verenlerin çalışması başarıyı getirmiştir. Atılan adımların kamu vicdanında yeri olmalı. Bizim 5-6 yıldır attığımız adımlar laikliği güçlendirdi... Laikliği iyi anlamak lazım. Devlet işleriyle din işlerini ayıracaksınız. Devlet her dine ve inanca hatta inançsızlığa eşit mesafede duracak. Bir yandan da dinî inançlara ve özgürlüklere de saygılı olacak. Aklıselimin galip gelmesi gerekiyor. Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü...

Kuzey Irak'la ilişkiler PKK'ya tavırlarına bağlı

Aslında sınır ötesi harekâtın ilginç sonuçları oldu. Deniyordu ki, Türkiye'nin gizli gündemi var, Irak toprağında, yer altı kaynaklarında gözü var. Operasyon gösterdi ki, Türkiye'nin içi dışı bir, dürüst bir şekilde amacı neyse onu yapıyor. Biz 'operasyon teröristlere karşı' dedik, bütün hedefler vuruldu ve bir tek sivile zarar vermeden geri çıktık. Biz diplomatik çabalarla Irak merkezi yönetiminden başlayarak, Arap ülkeleri, AB, ABD'ye esas amacımızın terörizmle mücadele olduğunu anlatabildik. Son gelen mesajlar, Irak'ın kuzeyindeki liderlerin de bizim esas amacımızı anlamaya başladığını gösteriyor. Biz zaten bütün tahriklere karşı Kuzey Irak'taki halka zarar verecek bir şey yapmadık. Elektriklerini kesmedik, sınırı kapatmadık; orada 400 kadar Türk şirketi çalışıyor, geri çekebilirdik, çekmedik. Terörle mücadelede esas olan teröristi izole edebilmek. Irak'taki gruplar görmeli ki, PKK ile aralarına ne kadar mesafe koyarlarsa, Türkiye ile ilişkileri de o kadar gelişir. ABD ile istihbarat paylaşımı devam ediyor, bir aksaklık yok. Genelkurmay İkinci Başkanı'mız biliyorsunuz Bağdat'a gitti. Bu çok önemli, çünkü yeni Irak yönetimiyle de askerî ilişkiler kurmaya başlıyoruz. Irak Genelkurmay Başkan Yardımcısı da yakında bize gelecek. Bir askerî işbirliği anlaşmasının taslağı üzerinde çalışmalar başladı. Bu işbirliği Irak'ın da bizim de yararımıza olacak.

Gates'in mesajı bize değil, Irak'a aitti

Sınır ötesi harekât sürerken ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in ısrarlı "bitsin" mesajlarının Türk kamuoyunda oluşturduğu tepkinin sorulması üzerine de Babacan şu açıklamayı getirdi: ABD için 2008 öncelikleri arasında Irak'ın birliğinin sağlanması geliyor. Bunun için dört önemli nokta var: Hidrokarbon ve federasyon yasaları ile, ABD güçlerinin BM onayı gerekmeden de orada kalmasına imkân verecek iki anlaşma. Amerikalılar, ayrıntıları askerî makamlarımız arasında konuşulan operasyonumuzun Irak'ın iç dengelerini bozacağından endişelendi. Gates'in mesajı Türkiye'den çok, Irak'a yönelik idi. Ben öyle okudum.

Kerkük'te referandum 2007'de olacaktı, olmadı. Anayasalarında 2007'de olmazsa, 2008'de olur diye bir hüküm yok. Yakın zamanda referandum görünmüyor. Olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim 'özel statü' önerimiz var. Araplar, Kürtler, Türkmenler eşit söz sahibi, Hıristiyanlar da azınlık olarak söz sahibi olsun.. Bütün tarafların görüşü alınsın, konsensus sağlansın. Bu görüşümüz taraftar bulmaya başladı. Cumhurbaşkanı Celal Talabani geçenlerde Kerkük'e gidip Arap, Kürt ve Türkmenler yüzde 32'şer, Hıristiyanlar yüzde 4 dedi. Biz henüz önerimizi somutlaştırmıyoruz. Ama ABD, Irak ve BM ile her düzeyde sürekli görüşüyoruz.

NATO zirvesinde de konuşuldu. Afgansitan'a asker isteniyor. Biz cevap vermedik, hâlâ değerlendiriyoruz. Afganistan'a asker göndermenin tek başına çözüm olmadığına inanıyoruz. Afgan halkının gönlünü kazanmanın esas olduğuna inanıyoruz. Afgan halkının çoğu askerî gücü, işgal gücü olarak görüyor ve o nedenle terörist gruplar sanki işgale karşı duran güçler olarak görülüyor. Oradaki gücün bu nedenle hareketlerinde dikkatli olması gerekiyor."

Eve ve çocuklara zaman ayıramaz oldum

Ali Babacan, Dışişleri'ni daha önce görev yaptığı Hazine Bakanlığı ile karşılaştırması istendiğinde şunları söyledi: "Dışişleri Bakanlığı'nın güvenlik ve istihbarat işleriyle bu kadar iç içe olduğunu daha önce bilmiyordum. Yaptığımız işlerin yüzde 90'ı hiçbir şekilde anlatmaya müsait değil. Konuştuğumuz her şey kalan yüzde 10'un içinde. İş çok yoğun. Bu İngiltere'ye seyahatim, göreve geldiğimden bu yana 41'inci dış seyahat oluyor. Eve, çocuklara zaman ayıramaz oldum.

Bağdat kadar harap olmuş bir şehir görmedim

Bağdat'a uçağımız indi, kapı açıldı, içeriye kurşun geçirmez yeleğinin içinde omzunda telsiz anteni, belinde silah bir adam girdi. Ben güvenlik görevlisi sandım. Elini uzatıp, kendisini tanıtınca tanıdım: Bağdat Büyükelçimiz Derya Kanbay idi. Orada o koşullarda görev yapıyorlar. Havaalanından Bağdat'a giden yol, dünyanın en tehlikeli yolu sayılıyor, sigorta primleri en yüksek yer. Ben bu kadar harap olmuş bir şehir görmedim. Cumhurbaşkanı Talabani, Başbakan Maliki neredeyse yıkıntıların içinde oturuyor. Durum içler acısı.

Yaptığımız işin yüzde 90'ı anlatmaya müsait değil

Dışişleri Bakanlığı'nda 7. ayını dolduran Ali Babacan, bu süre içinde yurt dışına 41 seyahat gerçekleştirdi. Daha önce görev yaptığı Hazine'den sorumlu Devlet Bakanlığı ile Hariciye'yi kıyaslarken ilginç bir tespitte bulundu: "Dışişleri Bakanlığı'nın güvenlik ve istihbarat işleriyle bu kadar iç içe olduğunu daha önce bilmiyordum. Yaptığımız işlerin yüzde 90'ı, hiçbir şekilde anlatmaya müsait değil. Konuştuğumuz her şey kalan yüzde 10'un içinde. İş çok yoğun. Eve, çocuklara zaman ayıramaz oldum."

Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 5. Maddesi devreye girebilir

AK Parti'nin kapatılması halinde AB'nin müzakereleri asıkya almasına yol açacak 5. Madde şöyle: Türkiye'de, Birliğin temelini oluşturan özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ciddi ve sürekli olarak ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi inisiyatifiyle veya üye devletlerin üçte birinin talebi üzerine müzakerelerin askıya alınmasını tavsiye eder ve müzakerelerin tekrar başlatılması için gerekli koşulları önerir. Konsey, böyle bir tavsiye üzerine, Türkiye'yi de dinledikten sonra, nitelikli çoğunlukla, müzakerelerin askıya alınıp alınmamasını ve tekrar başlatılması için gerekli koşulları karara bağlar. Üye devletler, Hükümetlerarası Konferansta, oybirliği genel kuralına halel gelmeksizin, Konsey kararı doğrultusunda hareket eder. Avrupa Parlamentosu bilgilendirilir.

İngiliz Bakan : Halkın seçtiği partiye kapatma davası bizi üzüyor

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, Türk halkı tarafından seçilmiş AK Parti'nin kapatılması davasının kendilerini üzdüğünü söyledi. Londra'da Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile görüşen Miliband, kapatma davasına tepki gösterdi. David Miliband, "AK Parti'nin şu an karşı karşıya kaldığı durum bizi üzmektedir. Umarım bu sorun demokratik bir şekilde aşılır." diye konuştu.

ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious