Altan: Bu iş paşalarla konuşarak olmaz

Altan: Bu iş paşalarla konuşarak olmaz.11559
  • Giriş : 24.06.2009 / 01:40:00
  • Güncelleme : 23.06.2009 / 23:59:33

Taraf Gazetesi'nin manşetini Mehmet Altan yorumladı: Bu iş paşalarla konuşarak olmaz. Asker yalancı...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Taraf Gazetesi 12 Haziran Cuma günü “AKP ve Gülen'i Bitirme Planı” manşeti ile bir belge yayınladı. Türkiye o günden beri bu belgeyi tartışıyor. Bu belge önce Ergenekon savcıları tarafından bulundu. Ama soruşturmayı askeri savcılık yürütüyor? Neden?

Benim ömrüm çift başlı yargıyı yazmakla geçti. Eğer bir ülkede çift başlı yargı varsa orada hukuk yok demektir. Çünkü çift başlı yargı demek, askeriyenin kendi emir komutasında hukuk görüntüsü altında istediği kararı alabileceği bir vodvil demektir. Bu aynı zamanda vücuttan bir damla kan alınarak metabolizmanın ne halde olduğunu anlama türü bir iştir. O çift başlı yargının olması, orada bir burjuvazinin, hukuku doğuran sosyal bir yapının olmadığının da bir ispatıdır. Toplumun az geliştiğinin, hukuku doğuramadığının, yeryüzünün ürettiği hukuku içselleştiremediğinin bir göstergesidir.

"HUKUK EMİRLE İŞLİYOR"

Dünyanın hiçbir yerinde askeri Danıştay ve askeri Yargıtay yok. Türkiye buna neden rıza gösteriyor? Çünkü hukuka ihtiyacı yok. İşte onun için askerler bu kadar rahat hareket edebiliyorlar. Askerler aynı zamanda “ben evrensel hukuka da Türk hukukuna uymayacağım” dediği için kendine yargı sistemi oluşturmuş. Orada hukuk emirle işliyor. Hiç emirle hukuk işler mi?

"ASKERLER YALANCI"

Stratejikboyut.com, geçen hafta hukuk-emir ilişkisini sorgulayan bir haber yaptı. Org. Başbuğ, Ertuğrul Özkök'e yaptığı açıklamada açık ve net bir biçimde “Askeri yargı çok bağımsızdır” diyor. Oysa Taraf'ın haberinin yayınlandığı gün Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak yaptığı açıklamada “Askeri savcılığa soruşturma emri verilmiştir” diye açıklama yapıyor. Bu da hukukun emirle işlediğine bir örnek sanırım?

Evet, aynı zamanda askerlerin yalancı olduğunu da gösteriyor. Askeriye Türkiye'nin kurucu unsuru olduğunu sürerek patronluğunu yapıyor ve İttihat ve Terakki mantığı ile hukuk mukuk dinlemiyor.

KURUM KENDİ HATALARIYLA KENDİNİ İMHA EDİYOR

Ortaya çıkan irtica eylem belgesi ile ilgili olarak belgede imzası bulunun (tabi bunun gerçek mi sahte mi olduğu henüz bilinmiyor) Albay Dursun Çiçek'in Ergenekon savcılarına ifade vereceği söylendi. Daha sonra ise vazgeçildi. Genelkurmay Askeri Başsavcısı İstanbul'da Ergenekon savcıları ile 5 saat görüştü. Neler konuşuldu o görüşmede, Albay'ın ifadesinin alınmasından neden vazgeçildi?

Ordu bu belgeye artık yok dese de inandırıcılığını yitirmiştir. Sivil yargıya güvenemeyen bir askeriye... Zaten o kadar büyük yanlışlıklar biriktirdiler ki sahiden toplumun burasına geldi. Korkudan en saygın kurum -denetlenmediği için- denmesine rağmen ordunun siyasete karışması, yalancılığı, hukuk dışı eylemleri öyle bir noktaya gelmiş ki bunu da zorla kapatabilirler. Ama bir sonraki reaksiyon bu belgede ortaya çıkan reaksiyondan muhakkak daha büyük olacaktır. Bir taraftan da kurum kendini imha ediyor bu hatalarıyla.

"Ordu İNANDIRICILIĞINI YİTİRMİŞ DURUMDA"

Bu belge gerçek de çıksa sahte de çıksa askeri savcılık bu soruşturmayı yürüttüğü için toplumda bu işin üstünün örtüleceğine dair bir algı var. Bir güvensizlik var.

Ordu bunu yapmaz diyen hiç kimse yok. Çünkü bir sene önce Lahika-1'le aynı şeyleri yaptılar. Ama ordu hiçbirşey yapmadı. Ordu inandırıcılığını yitirmiş durumda. Ordu illegal her türlü hukuk dışı işlemi yapabilir kanaati çok yaygın. Ama bu ordunun kendi hatalarından kaynaklanıyor. Çünkü emirle çalışan hukuk diye sunduğu bir mekanizması var. Bunu hukukun yerine ikame etmiş. Bir de hiçbir şeyi doğru söylemiyor. Araştırmıyor. Şemdinli'de olayında yargılama bir skandaldır. Sivil mahkemenin 38 yıl verdiği askerleri ceza kendi mahkemeleri anında bıraktı. Elinde silahın varsa bunu yapabilirsin. Ama bunun vicdanlarıdaki karşılığı bu tür inandırıcılık erozyonu oluyor.

"PAŞALARLA KONUŞARAK BU İŞ OLMAZ"

Bu haberin çıkmasından sonra Erdoğan ve Başbuğ, olağan görüşmelerini beklemeden hemen bir araya geldiler. Neler konuştular? Sizce anlaştılar mı?

Ankara siyasetçileri, tarihsel geçmişi, sosyolojik fay hatlarını, kurumlar arası ilişkileri, bunların demokrasi ile bağlantılarını yok sayarak yönetimi kişisel ilişkiye indirgiyorlar. Adnan Menderes de Ankara'da Başbakan'dı ama kendini ipe götüren adamlarla sabah akşam görüşüyordu. Onlar emrindeydi. Bu durum bir darbe olmasını ve bunun çok trajik noktalara gitmesini engelleyemedi. Onun için insan üstünden siyaset yapmak yerine –ki bu çok tehlikelidir. Ankara, adamı Osmanlı'dan gelen Saray entrikaları ile çok hızlı kandırır- ilkeleri uygulamak gerekiyor. Bu konuda yapılması gereken demokrasinin kurallarını işletmek. Paşalarla konuşup iyi ilişkilerle bu iş olmaz. Günlük insan üstünden hareket hem Türkiye'ye yarar getirmiyor hem de bundan kazançlı çıkacağını düşünene de fayda getirmiyor. Paşalarla konuşarak bu iş olmaz. Bunlar çok ciddi yanlıştır. İlke çok önemli bir şeydir hayatta.

"O ZAMAN SEN İKTİDAR DEĞİL YANAŞMASIN"

28 Şubat, e-muhtıra, darbe günlükleri, lahika, eylem planları… Türkiye bunlardan ne zaman kurtulacak?

Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra Oli Rehn'in davetlisi olarak Avrupa'ya gittim. Orada bütün yetkililerle görüştüm. Aynı zamanda bizim oradaki yetkililerle de görüştüm. Reform reform dedikleri, yanlış anlaşılmasın siyasi reformlardır dedi. AB standartlarını buraya getirdiğin vakit bunların hiçbirisi olmaz. Ordu AB'de siyasi otoritenin emrindedir. Savunmayla ilgilidir. Avrupa'da kimse böyle şeyler konuşmuyor. Siyasetçide bunların çok entelektüel işler olduğunu dair bir algı var. Bu adam olmanın, aldığın oyun arkasında durmanın ve aynı zamanda parlamenter sistemin bir onurudur. Silahlı bir güç yanında kendi hukuk adı altında bir mekanizmayı üretmiş ve sen bundan rahatsızlık olmuyorsan sen Türkiye'yi yönetemezsin. Çünkü sen oranın iktidarı değil yanaşmasısın.

BÜYÜK BALIK TUTULDU AMA

Peki bu süreç sonunda Başbuğ, Başbakan tarafından görevinden alınabilir mi?

Bana göre burada büyük bir balık tutuldu ama bu seferde balığı çekemiyorlar. Bütün mesele o. Böyle ordu olur mu?

BUNLAR BALIĞI ÇEKEMEZSE BALIK ONLARI ÇEKER

Ama bu seferde balığı çekemezlerse?

Bu sefer balık onları çeker. İşte akıllarını başlarına toplasınlar. 10 gün oldu. Böyle bir devlet gördün mü? Bir ordu kendi içinden çıkmış olduğu iddia edilen belgeyi bulamıyorsa biz yanmışız zaten. Bu ne biçim ordu?

Medyanın bu olaya yaklaşım biçimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ortaya çıkan belgeyi iyi okuduğunuz zaman şunu görürsünüz. Bütün operasyon Türkiye'de medya üzerinden yapılır. Mesela bir grubun en büyük gazetesi, ordu çok güzel araştırıyor diye anlaşılacak şekilde birçok manşet attı ve sonra çekildi. Yani bu işin üstünü kapatacaklar. Kapatmaya çalışıyorlar.

ERGENEKON MUAZZAM BİR HAZIRLIK İÇİNDE

Ergenekon soruşturmasında bugüne kadar “dalga” diye tabir ettiğimiz pek çok operasyon yapıldı. Siz yeni bir dalga bekliyor musunuz?

Ergenekon'u yakalayamazsa, Ergenekon Türkiye'yi mahveder. Ergenekon muazzam bir hazırlık içinde. Ben bu AK Parti iktidarını anlamıyorum. Ergenekon gibi çok başarılı bir icraat onun yönetimi altında oluyor ama bir taraftan da AB ile ilişkilerini dondurmuş vaziyette. Yerler. AK Parti sahiden iktidar olduğunu zannediyor. Gerçekten iktidar olsa bu rezillikler olur mu? AK Parti Türkiye'de AB sürecini işletmeden hiçbir zaman iktidar olamayacaktır.

Ergenekon yapılanmasının bugüne kadar ne kadarı ortaya çıktı?

Bu yapı öyle kolay bir yapı değil. Ergenekon korkunç bir olay. Ergenekon paralel bir devlet. Her yere sızmış. Şimdi tekrar örgütlenmeye çalışıyorlar. En azından bu çok eleştirilen iddianamelerin vasıtası ile çözülüyor. Bunların hepsi yakalanmasa da en azından bizim ne olduğunu anlamaya yönelik yapı, o ölüm makinesi büyük bir oranda iddianamelerde resmedildi. Biz bunu yargılayarak, cezalandırarak, devletin bütün kurumlarından atarak ne kadar temizleyebiliriz? Ama en azından böyle bir eylem başladı. İddianamelerle de bu adamların neler yaptıkları ortaya çıkarıldı. Onları tanıma kabiliyetimiz gelişti. Onların kim olduğunu, ne yaptıklarını, nerelerde bulunduklarını gördük. Bu dava, Türkiye'de yozlaşmış, anlamını kaybetmiş bir yapıyı tanıma olanağı verdi bize.

Adli Tıp, Albay Çiçek'e ait olduğu iddia edilen imzanın gerçek mi sahte mi olduğunu 3 gün içinde çözeriz dedi. Ama aradan 10 günden fazla bir süre geçti. Burada bir karartma mı var?

Varsayalım ki cunta. Ve ardında birçok üst düzey rütbeli subay var. Ne yapacaksınız. Ya bunları anında emekliye sevk edeceksin ya da denge hesabı yapacaksın. Siyasal cesaret olmayınca denge hesabı yaparsan cunta sana ağır basar.

STRATEJİKBOYUT

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*