Prefabrik

Yusuf Güleker

Kimdir? Amerika'da Camiler
Yazı Boyutu:

Amerika'da Camiler

01.01.2011 / 00:00

New York'ta yapılması planlanan cami vesilesiyle Amerika'da ibadethane yapmak hakkının en temel haklardan biri olduğunu bizzat Obama'nın ağzından da duyduk.

 

Envai çeşit kiliseler başta olmak üzere Amerika'da ibadethane açmanın sözde bırakılmadığını müşahede etmemek mümkün değil. Bu sefer, Ramazan bereketine, camilere ve cemaate bir nazar edelim. İster Yahudi, ister Hıristiyan, ister Budist, isterse de Müslüman olsun bütün inananların bir beldeye geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden biri, bir ibadethane açmaktır.

 

Amerika'ya gelen Müslümanların da böyle bir derdi olması normaldi tabii. Ne var ki, grup halinde ilk gelişler kölelik devrinde olduğundan, aşikâr ki, pek öyle cami/mescit yapmak imkânı bulunamamış. Kendi aralarında ibadet etmeye çalışan bu insanlardan zamanla eriyip gitmeden kalan olmuş mudur bilemiyorum.

 

Hala pek çok insan var ki isimleri Müslüman. Değişik versiyonlarıyla Aisa (Ayşe), Rasheed (Raşid), Fatıma gibi…

 

Amerika'nın namı duyuldukça, pek çok Müslüman Amerika'ya gelmiş. Tabiatıyla evvela evlerinde, işyerlerinde bir araya gelip cemaatle namaz kılmışlar. Kayıtlara göre ilk toplu ibadet edilen yer, Amerika'nın Kanada sınırında Midwest bölgesinde Kuzey Dakota'nin Ross kentinde açılmış. Bu mekân, 1970'lerde yıkılmış, yerine 2005'te yeni bir mescit inşa edilmiş.

 

Değişik kaynaklarda, muhtemelen ilk ibadethanenin, 1915'te New York'un üst taraflarında Maine eyaletinde Arnavut Müslümanlar tarafından açıldığı ifade ediliyor. Velâkin hassaten cami niyetiyle inşa edilen ilk mekân unvanı, yine Midwest bölgesinde yer alan Iowa'nin Cedar Rapids şehrine ait.

 

1934'te kapısına Moslem Temple (Müslüman İbadethanesi) tabelası asılan, The Mother Mosque of America (Amerika'da camilerin ilki, anası) olarak adlandırılan bu cami, zamanla artan cemaate yetmeyince salonu, yemekhanesi, sınıflarıyla açılan yeni yere geçilmesiyle 1972'de büyük bir talihsizlikle satılıp kaderine terkedilmiş.

 

Bu mübarek mekân daha sonra gençlik kulübü, Kamboçyalı mültecilerin sığınağı, hatta kilise olarak kullanılmış. Tabii o eski izler büyük ölçüde kaybolmuş.

 

En nihayetinde, İngilizce Kur'an tercümesiyle meşhur rahmetlik Thomas Irving'in de teşvikleriyle, buranın tarihi bir ehemmiyeti olduğu hatırlanıp tekrar satın alınmış. Tamirat tadilattan sonra, halen Müslüman Kültür Merkezi olarak hizmet ediyor.

 

Bugün cami sayısı 1200'den fazla. Elimizde camilere dair bulunan, Hartford Dini Araştırmalar Enstitüsü desteğiyle hazırlanan en sonki araştırmaya göre (The Mosque in America, A National Portrait; A Report from the Mosque Stüdy Project; 26 Nisan 2001; Dr İhsan Bagby, Dr Paul Perl, Dr Bryan Froehle), camiler/mescitler bir evvelki araştırmanın yapıldığı 1994'e nispeten yüzde 25 (962'den 1209'a) artmış.

 

O günden bugüne, Müslüman sayısı hem buradakilerin nüfus olarak çoğalmasıyla hem de dışardan hicretlerle arttığına göre, cami sayısının da arttığını tahmin etmek zor değil.

 

En çok cami, son zamanlarda dillere destan Anadolu Festivaliyle gündemimize giren California'da.

 

Bunlar çok büyük değil tabii. İçlerinde, dışardan bakıldığında kubbesi-minaresiyle 'aha işte cami' dedirtenleri var ama çoğunluğu mescit diyeceğimiz tarzda ev/ofislerden çevirme. En büyükleri Michigan'da Dearborn'da. Yaklaşık 3 bin kişinin aynı anda ibadet edebildiği bu cami, daha çok Şii cemaate hitap etmekle birlikte Sünniler de rahatlıkla girip burada ibadetlerini yapabiliyorlar.

 

Mekânlar birbirine uzak olduğu için mescitlerin vakit namazlarında çok aktif oldukları söylenemez amma Cuma vakitlerinde ortalama cemaat sayısı 290.

 

Öyle ya da böyle camilerle irtibatlı insan sayısı ise 2 milyon. Araştırmaya göre 6–7 milyon civarı Müslüman var.

 

Camiye bayramlık da olsa devam eden cemaatin yaklaşık yüzde 50'si 35 yaşın altında.

 

Aynı milletin mensuplarının bir araya gelip mescit kurmaları gayet normal elbette ama camilerin sadece yüzde 7'sinde bir tek milletten cemaat var. Yüzde 90 cami hem Asya Pasifikli, hem Afrikalı, hem Arap, hem de varsa Amerikalı cemaate hitap ediyor.

 

80'li-90'li yıllarda çoğu caminin inşaatında kullanılan para Amerika dışından gelmiş fakat bugün hemen hepsi burada yaşayıp kazanan Amerikalı Müslümanlar tarafından finanse ediliyor.

 

Pek çoğu mescit mahiyetinde küçük olduklarından hem dahi cemaatleri az olduğundan maddi problemi olan elbette var ama azınlıkta.

 

Çoğunda maddi problem yok çünkü vazifeli bir adam yok. İşler gönüllüler vasıtasıyla yürüyor. Camilerin yüzde 55'inde maaşlı personel yok. Sadece yüzde 10 camide birden fazla eleman var.

 

Ekseriyet itibariyle camilerin bağlı olduğu belli bir merkez yok. Bağlı olanlar da bizdeki Diyanet mantığıyla değil. Cami mütevellisi maddi imkânlarına göre bir imam buluyor, yapılması lazım gelenleri yapıyorlar.

 

Mezkûr araştırmaya göre, camilerin çoğu etraflarındaki bir okulu veya kiliseyi veya bir siyasiyi ziyaret faaliyetlerinde bulunuyorlar.

 

Yine aynı araştırmaya göre, pek çok cami 'biz Kur'an ve sünnete göre amel ediyoruz' diyor ama kimin anlayışına göre, ayrı mesele…

 

Etrafa nasıl anlatacağız? Her şeyden evvel camiye-mescide gelen nasıl karşılanır? 'İslami öğrenmek istiyorum' diyene ilk ne denir? Mescide giren 'yahu burada bambaşka, uhrevi bir hava var' der mi, ayrı mesele...

 

Şimdilerde (yani Amerikanın son miladı, 11 Eylül'den sonra) cami açılması biraz daha kavgalı-gürültülü oluyor gibi gözüküyor ama eldeki mevcutlar tam fonksiyonunu eda etseler...

 

Yapılması lazım gelenlerle, yapılanlar mukayese bile edilemez.

 

Elbette ve herhalde İslam'ın güzel yüzünü, gülen yüzünü gösteren sadece camiler/mescitler değil.

 

Allah, lütfettiği fırsatları hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin.

Facebook Twitter

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious