Amerika'da İllegal Çalışırsan Ne Olur?
01.01.2011 / 00:00
Amerika'da kaçak-göçek girmiş insanların çalıştığından, ama geldikleri memleketin Amerika aleyhine çalışmadığından bahsediyorduk. Kasten böyle insanları çalıştırmak yasak ama milyonlarca insan çalışıyor. İşverenler evrakıyle, kaydı-kuyduyla meşgul olmadan daha ucuza, doğrudan nakit çalıştırdıkları bu insanları tercih ediyorlar.
Başkan Bush döneminde illegal gelip çalışanlara karşı tedbirler ayyuka çıktığında, bir dergide buna dair bir karikatür vardı, mealen arz edeyim: İki kasa portakal; birinin üzerinde 'bizzat Amerikan vatandaşları tarafından toplanmıştır' diye yazıyor, fiyatı 1 $; diğeri ise 'bu illegal göçmenler tarafından toplanmıştır', diyor; fiyatı 20 kuruş.
Pratikte değil ama resmen illegal çalışanlara tahammül yok. Hele Amerika'nın işsizliğinin arttığı bir zamanda, böyle insanların reklamını yapmak, onlara destek vermek biraz babayiğitlik ister.
Yine Bush döneminde bakan olması beklenen bir zat, evinde Güney Amerikalı illegal bir insan çalıştırdığı için vazifesine başlayamadan elveda dedi. "Kadın çalışmıyordu, acil bir ihtiyacı olduğundan ben ona para vermiştim" filan dedi bakan namzedi, ama kimseyi inandıramadı.
Peki, ne yapılıyor bu girişleri önlemek için?
Hepsinden evvel, yine Amerika'nın güzel bir pazarlama/reklam taktiği devrede. Madem bu memlekete gelmek istiyorsun, hile-hurdaya bulaşma, green card var, şansını dene, gel.
İngilteresinden Kamboçyasına, az gelişmiş-çok gelişmiş hemen bütün memleket vatandaşlarına açık bir sistem bu. Listeye bakınca, 'vay be' diyorsun, 'bütün dünya milletleri, Amerika'ya girmek için sırada bekliyor'.
Yine evvelki dönemin Irak'a hücum emrini veren bakanı, o kadar katliam, gözyaşı ayyuka çıkınca, 'biz o kadar kötü olsak milyonlarca insan vatandaş olmak için sıraya geçmezdi' demişti.
Evet, hemen her zaman olduğu gibi, kötü niyetli insanların elinde en güzel nimet, nikmet oluyor.
Green card derde derman olmuyor tabii. Talep yüksek.
Milyonlarca insan Amerika'ya girince, memleketin güneyini bir ucundan diğer ucuna tellerle çevirmek için adamakıllı uğraştılar. Adamakıllı dediysem bu lafın gelişi. Dile kolay, tam 3140 kilometrelik Meksika sınırını boydan boya duvarla/tellerle kapayacaksın.
Üstelik Amerikan evleri biter bitmez Meksika evleri başlamıyor. Yaklaşık 80 kilometrelik bir mesafeyi aşman gerek adam gibi bir yola çıkman için.
Son 13 senede 5 bin civarı insan, bu yollarda, daha iyi bir hayat uğruna hayatından olmuş. Herhalde memleketlerinde durum daha kötü olsa gerektir ki hayatlarını riske etmeye devam ediyorlar.
Geldin de Cennet'e girip rahat etmedin; kaçak göçek "her an yakalandım" korkusuyla rahat et bakalım edebilirsen.
Şahsen tanıdığım Austin müstear isminde biri vardı. Evrakında en baştan bir hata yapmış, illegal duruma düşmüştü.
Bu arada evlenmiş, her ikisi burada doğan iki evlat sahibi olmuştu. Gayet dürüst çalışıyor, mazbut bir hayat yaşıyordu. Bura vatandaşı olan eşiyle birlikte karınca kaderince biriktirip ev satın almışlar, huzur içinde yaşamaya çalışıyorlardı, ama tabii kâbus peşlerini bırakmadı.
Austin, polise gidip 'Beni lütfen evladımın gözü önünde rezil etmeyin. Yerim yurdum belli. Mahkemem devam ediyor. Çıkman lazım diye haber gönderin, çıkar giderim' demis.
İnsanın gidecek bir vatanı olunca böyle demesi kolay. Allah hiç kimseyi vatansız etmesin.
Burada mahkeme işleri daha çok avukatlar vasıtasıyla oluyor. Nöbetçi hâkim bulmak zor!
Avukatların tuzu kuru. Fikir verir, yaparsın; olmazsa senin problemin. Olursa onların yüksek fikirlerinden olmuş olur. Tabii sen her halükarda parandan olursun.
Austin ve eşi Linda, o ümitle 'geçen sefer olmadı ama bu sefer de bunu deneyelim' diyen avukatlara, hilaf olmasın 40 bin küsur dolar yedirdiler. Böylece nerdeyse bütün birikimlerini yiyip bitirdiler ama netice değişmedi.
Austin'i memleketine geri gönderdiler. Hanımı, ilkokula giden iki evladıyla tek başına kalakaldı. Hem çalışacak, hem evlatlarına bakacak... Tabii psikolojik problemler işin çabası.
Austin gidip 'yerim belli' demeseydi ne olurdu?
Başka bir hanımefendi, bir yerlerde çalışır vergisini öderken, çoluk çocuğu okullarda okurken bir sabah daha güneş doğmadan evlerine baskın yapan polis eşliğinde elleri kelepçeli götürülmüş.
Annelerini o halde gören çocukların hafızasında nasıl bir şey kalır acaba? Sistem çok makul aslında. İllegal olarak yakalanmışsın, ama seni hemen kapı dışarı etmiyor. Bir yerde misafir ediyor, bu arada muhakeme olunuyorsun. Eğer ki davan haklı ise kalırsın, değilse memleketine dönersin.
Problem, sistemde değil bunu tatbik edenlerde…
Bu hanımın götürüldüğü Detention Center denen, 360'dan fazla olduğu rivayet edilen gözaltı merkezlerindeki şartların hapishaneden farklı olduğunu iddia etmek zor.
Hapishanelerin bir kısmı özelleştirilmiş. Adamın derdi para olunca, ne kadar az hizmet versem de ne kadar çok kazansam derdinde.
Burada kalan insanlar, suçsuzluğu ispat edilene kadar masum değil, tam tersine masumiyeti ispat edilene kadar suçlu kabul edilen insanlar.
Maalesef aralarında hakikaten su-i niyetle Amerika'da bulunan, hakikaten illegal işlere bulaşmış insanlar olunca, kurunun yanında yaş da yanıyor. Bir süre evvel hasta olduğu halde, askeri dikta rejimi mantığıyla hareket eden gardiyanları ikna edemediği için ölüp giden bir zavallıyla bu merkezler bir daha gündeme geldi ama arkası gelmedi.
Uzun lafın kısası, bir derdin davan yoksa, sırf para kazanmak uğruna buralara illegal gelmek çok makul değil. Obama'ya gıcıklık olsun diye muhalefet size destek de vermez. Ona göre...
































