Amerika'da Türk Lobisi
01.01.2011 / 00:00
Geçenlerde onlarca senatör ve milletvekilinin iştirak ettiği Türk Dernekleri Federasyonunun bir daveti vardı Washington'da. Hasbelkader kapısında bulunduğum bu davetin hatırlattıklarını sizinle paylaşmak isterim.
Amerika'ya gelmeden evvel aklımda malum bir mesele vardı: Geri kalmış memleketlerin alameti olarak kimi tanıdığına bakarlar (know who); hâlbuki Amerika'da kimi tanıdığın değil neyi bildiğin (know what) ehemmiyetlidir.
Esas olan ne bildiğindir, gerisi gelir; çok saf bir duygu. Seni hiç tanımayan, bilmeyen, beraber oturup bir çay içmediğin bir adam ne diye sana itimat etsin, değil mi?
Doğruya doğru; hiçbir şey bilmeden, bir şey elde edildiğine şahit olmak zordur buralarda. Ayrı mesele… Amma, elinde ne olursa olsun, bunu pazarlayabiliyor musun, pazarlayamıyor musun? İşte bütün mesele bu! Lobicilik yani.
Çok şifalı bir ilaç pazarlama olmadan zor satılır.
Çok harika bir araba, pazarlama olmadan sahibinin elinde antika olur.
Çok harika bir millet, pazarlama olmadan solda sıfır kalır...
Amerika deyince ilk akla gelecek hususlardan biri lobi çalışmaları olsa gerek. Lobiciliğe ne kadar harcanıyor, nasıl oluyor, filan ayrı mesele.
Biz, bize bakan yönüne devam edelim.
Bugüne kadar memleketimiz adına lobi çalışmalarının nasıl yürütüldüğünü Allah da biliyor, kullar da. Saf Anadolu'nun milyonları lobicilik ayaklarına heba oldu.
Ayınesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!
'Yeter yahu!' diyen Anadolu evlatları ilk defa 3 sene kadar evvel Ermeni meselesi yine gündeme gelir gibi olduğu zamanlarda Amerika'nın (kusura bakmazsanız diyeyim, dolayısıyla da dünyanın) idare merkezi sayılacak Washington'a gidip 'lobi' çalışmalarında bulundular.
Parantez içinde lobi dedim çünkü bunun ne olduğunu çoğu bilmiyordu bile. Tek bir maksatları vardı; hali hazırda milletler arasında başlamış bulunan diyalog sürecinin baltalanmaması.
Ellerinde evraklarla tek tek milletvekili ve senatörlerin kapısını çalıp ilgililerle görüştüler: "Siz de görüyorsunuz, meselenin diğer tarafı da var; bir kısım tarihçiler bu meseleyi farklı görüyor. Halen yaşayan insanlar var, farklı anlatıyor. Dışarıdan müdahale etmeyin, kendi işinize bakın, müşterek çalışmaları teşvik edin" dediler.
"Yanlış anlamayın, maksadımız lobicilik değil!" diyen bir arkadaşa, oradaki bir yetkili "ne demek yanlış anlamak, tabii ki lobicilik yapacaksınız, burada herkes bunu yapıyor!" demiş.
Karşılık beklemeden gidip bir şeyler anlatmak da lobicilik demek oluyormuş bura lisanında, öğrenmiş olduk.
Neyse efendim, pek çok ofisten Ermenilerle defalarca görüşmelerine mukabil ilk defa bir Türk grubu ile muhatap olduklarını söyleyenler çıktı tabii.
Hani yıllardır güya birileri, hem dahi bir kısım Türkler, Türkiye adına lobicilik yapıyordu?! Maksat kavgayı değil, kardeşliği, dostluğu ön plana çıkarmak. Böyle olunca muhataplar da makul karşıladılar ekseriyetle.
Derken aradan zaman geçti, pek çok eyalette dernekler kuruldu; Anadolu, Anadolu gibi anlatılmaya başlandı. Bu kadar dernek olunca bunların bir elden ses getirmesi tabiatıyla daha makul olurdu. Böylece bir üst çatı, fıtri olarak meydana gelmiş oldu. Geçen Şubat'ta Washington'a kar kış kıyamet yağdığında bir de Türk bereketi yağmıştı. Amerika'nın dört bir yanından gelen dernek temsilcileri, ofisleri ziyaret edip Mayıs'ta yapılacak Gala'ya davet etmek istemişlerdi senatör ve milletvekillerini.
Hemen bütün ofisler kapalıydı ama "söz verdik, gitmemiz lazım" deyip hemen hepsi oraya gitti. Ne çare ki çoğu ofis kapalıydı. Yine de bulduklarına gittiler, bulamadıklarına "randevu vardı, biz bilmem nerden geldik, haberiniz olsun!" diye not bıraktılar.
Herhalde bu da rahmete bir vesile oldu. Neticede 12 Mayıs'taki Gala. Can-ı gönülden diyorum ki Washington'dakilerin Allah yardımcısı olsun. O kadar yoğun trafikleri, gelen-gidenleri var ki! Atçısı-arabacısı, doktoru-itfaiyecisi, kömürcüsü-petrolcüsü… hepsi gelmiş, kendi taraflarından hikayelerini anlatıp senatör ve milletvekillerine tesir etmeye çalışıyorlar. Davetlerin bini bir para. O kadar meşguliyet, davet arasında o kadar insanın gelmesi, büyük bir hadise.
Şaka değil; hükümet-millet aleyhine tertiplenen toplantılara bir tek temsilci veya senatör kapıdan iki dakika görünse sanki Amerika aleyhimize dönmüş diye anlatıp duruyorlardı. Şimdi ise onlarca senatör, milletvekili bizzat kendisi geldi; kendisi gelemeyenler temsilci gönderdi.
Üstelik kapalı kapılar ardında değil, bizzat Türkiye'nin temsilcilerinin huzurunda oldu bu vak'a.
Bu kadar büyük bir hadise, Türkiye'de basına ne kadar yansıdı bilemiyorum… Ama bildiğim/gördüğüm bir şey var: Biiznillah Amerika'da bilmemek/tanımamaktan kaynaklanan Türkiye'ye yabancılık kırılmış, bu gönüllü lobicilerin sayesinde gönüllerde bir Anadolu muhabbeti kurulmuş.
Allah nazardan saklasın.
































