Amerikalılar ‘11 Eylül'ü izliyor

  • Giriş : 11.08.2006 / 00:00:00

Oliver Stone’un yönettiği ‘Dünya Ticaret Merkezi’ adlı filmin galası önceki gece New York’ta yapıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


11 Eylül 2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırıyı milyonlarca kişi canlı canlı izlemesine rağmen gözlerine inanamamıştı. Hatta olayın hemen sonrasında yorum yapan bir CIA uzmanı, “Saldırıdan önce önüme ‘böyle bir saldırı yapılabilir’ diye rapor gelseydi, yazanı Hollywood’a senaryo yazarı olmaya gönderirdim.” demişti. Gerek çekim öncesinde, gerekse çekimi sırasında üzerinde büyük tartışmalar yapılan, “Dünya Ticaret Merkezi” filminde, enkaz altından çıkan polis komiserini canlandıran Nicolas Cage de şaşkınlığını filmde benzer sözlerle anlatıyor: “Biz her şeye, her türlü felakete hazırdık: Araba patlaması, yangın, deprem... Ama böyle bir şeye, bu kadar büyük bir saldırıya değil.”

Önlerine gelen her konudan onlarca film çıkarmasını bilen Hollywood yapımcıları da, böyle bir saldırıya hazır değilmiş açıkçası. Önce halkın tepkisinden çekindiler; duyguların biraz soğumasını beklediler. Amerikan halkının belki de bu kadar hassas olduğu ikinci bir konunun olmadığı bir ortamda, o dünyaca ünlü sınır tanımaz üretkenliklerine zincir vurdular. Yapılan saldırılarla ilgili sadece ikinci film olan “Dünya Ticaret Merkezi”nin yönetmeni, Hollywood’un ünlü ismi Oliver Stone da bu dalgadan nasibini alanlardan. JFK filmi ile Amerikan derin devletine ve yargı sistemine göndermeler yapan Stone’un politik mesaj içermeyen bir filmi hemen hemen yok gibidir. American Pyscho’dan Platoon’a, oradan Geceyarısı Ekspresi’ne kadar her filminde keskin mesajlar bulunur Stone’un. Ancak, o bile, Dünya Ticaret Merkezi gibi onlarca gönderme yapılabilecek bir filmde hiç de çizginin dışına çıkmayan bir duruş sergiliyor. Yıkılan Dünya Ticaret Merkezi’nin enkazı altından çıkan iki polis memurunun ve ailelerinin 24 saatini anlatan film, bazı yönleriyle izleyicinin beklentilerini karşılayacak gibi görünmüyor. Belki de bu zorluk dolayısıyla ne belgesel ne de tam film olmuş ‘Dünya Ticaret Merkezi’. Oldukça etkileyici anları, hem görsel hem de ses efektlerine rağmen, izleyenlerin aklında kalacak sahne sayısı bir hayli az. Bir Stone klasiği çekmediğini vurgulayan yönetmen, “Kendimi tuttum.” diyor ve politik bir film yapmadıklarını belirtiyor.

Filmin konusuna gelince... Dünya Ticaret Merkezi’nin de sahibi olan “New York-New Jersey Liman İdaresi”ne bağlı polisler, ilk uçağın çarpması ile kulelere doğru hareket eder. Bölgeye vardıklarında yaşanan dehşetin etkisi onları da sarar. 1993 saldırısını da yaşamış olan Komiser John McLoughlin (Nicolas Cage), yanına aldığı gönüllülerle, insanları kurtarmak için kulelere çıkmaya niyetlenir. Henüz ilk uçağın çarptığı kulenin giriş katında iken, koca bina çöker. Komiser McLoughlin ve memur Will Jimeno’nun yanındaki arkadaşları gözlerinin önünde ölür. Ümitsizliğe kapıldıkları anlarda birbirlerine destek veren iki memur, eşlerini, ailelerini anlatırlar. Latin asıllı, muhtemelen de Katolik olan Jimeno’nun, çok daraldığında imdadına Hz. İsa yetişir. Filmde belki de en akılda kalan sahneler, Stone’dan beklenmedik bir şekilde din vurgusu yapılan bölümler.

Universal’ın United 93 filminden sonra, bir başka Hollywood devi Paramount’un “Dünya Ticaret Merkezi” de, New York ve New Jersey’de billboardlar kullanmayacak, metro trenlerinde reklam yapmayacak. Televizyon tanıtımlarında da tahrik edici sahnelere yer verilmiyor. Kulakları sağır edecek bir gürültü ile yıkılan binaların sesleri, insanın aklına depremi getiriyor bir anda. 1999 Marmara depremini yaşayanların tarif ettiği seslerin aynısı sanki. Zaten enkaz altında ümitlerin kaybolmaya başladığı bir anda memur Jimeno’nun, “Türkiye’deki depremde 3 yaşındaki kız, 4 gün canlı kalmıştı. O yaptıysa biz de yapabiliriz, biz de başarabiliriz.” sözleri de bizim topraklara bir gönderme. Yönetmen de, çaresizliğin ve ümitsizliğin çıldırma noktasına gelişini hissedilir bir şekilde anlatmış.

Haylaz rollerin daha bir yakıştığı Nicolas Cage, sanki rol yapıyor gibi filmde. En olmadık anlarda bile disiplininden taviz vermeyen 21 yıllık komiser rolü biraz sırıtsa da, yeraltındaki sahnelerinde bir hayli başarılı. Her ne kadar Cage kadar tanınmasa da, Jimeno rolünü oynayan Michael Pena’nın performansı daha fazla akıllarda kalacağa benziyor. New York’ta gerçek yerlerinde ve Los Angeles’ta stüdyolarda çekilen film, 67 milyon dolara mâl oldu. 11 Eylül saldırısının beşinci yıldönümünden bir ay önce ABD’de gösterime giren film, dünyada 45 gün sonra izleyici ile buluşacak. Türkiye’de ise 29 Eylül’de sinemalara gelecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious