'Anadilde Eğitim' kampanyası derinleşiyor

'Anadilde Eğitim' kampanyası derinleşiyor.14852
  • Giriş : 09.10.2008 / 08:56:00

PKK'lıların üçte ikisinin dağda Türkçe konuştuğu iddiası, tartışmayı farklı bir boyuta taşıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kampanya düzenleyenlerin Kürtçe bilmediği ve PKK'lıların 3'te 2'sinin dağda Türkçe konuştuğu iddiası tartışmayı farklı bir boyuta taşıyor.

Aksiyon Dergisi'nin son sayısında yer alan habere göre Kürtçe, uzun bir aradan sonra yeniden Türkiye'nin gündeminde. Demokratik Toplum Partisi (DTP), bir süredir Kürtçenin eğitim dili olması için propaganda çalışmaları yapıyor. Kürt Dili Eğitim Hareketi'nin (TZP) desteğini alan parti, Diyarbakır gibi doğu illerinde 'ana dilimde eğitim hakkı istiyorum' yürüyüşleri düzenliyor. Bu etkinlikler, şimdiye kadar büyük olaylara sahne olmadan sona erdi. Terör örgütü PKK da ağustos başında yayımladığı bildiri ile Kürtçe için 'serhildan (başkaldırı) eylemleri' başlatılmasını istemişti. Kürtçe eylemi sadece kitle gösterileriyle sınırlı kalmayacak. Projede milletvekillerinin Meclis kürsüsünde Kürtçe konuşması da var. Ancak bu durum DTP'yi ikiye böldü. 'Şahin' kanat, Kürtçe konuşmadan yana tavır koyarken, 'Güvercin'ler Meclis'te Kürtçe konuşmanın yarardan çok zarar getireceğini düşünüyor. Emine Ayna, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata gibi Kürtçe bilmeyen vekiller Meclis kürsüsünde Kürtçe konuşulmasını isterken, Kürtçenin bütün lehçelerini bilen Ahmet Türk, bu şekilde amaca ulaşılamayacağına dikkat çekiyor. Dolayısıyla tartışma, DTP içinde, tabanda ve PKK'da 'Kürtçe konuşup-konuşamama' noktasına kaydı. Aslında tartışma, çarpıcı bir gerçeği de ortaya çıkardı. Zira bu dili propaganda malzemesi yapanların Kürtçe bilmediği iddia ediliyor.

Bu noktada, Kürtçenin günlük hayatta ne derece kullanıldığına bakmakta fayda var. Kürt Kültürü ve Araştırma Vakfı'nın iki yıl önce yaptığı 'Kürt gençlerinin durumu' konulu anket ilginç sonuçlar vermişti. Diyarbakır, İstanbul ve Hamburg'da yaşayan Kürt gençlerine, 'En çok hangi dili kullanıyorsunuz?' sorusu yöneltildi. Diyarbakır'da ankete katılan gençlerin yüzde 78'i Türkçe, yüzde 22'si Kürtçe konuştuğunu belirtti. Aynı soruya İstanbul'da yaşayanların verdiği cevap daha çarpıcı. Yüzde 92'si Türkçe, yüzde 8'i Kürtçe konuştuğunu kaydetti. Hamburg'daki sonuç Almancanın etkisiyle değişiyor. Yüzde 62'si Almanca, yüzde 26'sı Türkçe, yüzde 12'si Kürtçe konuştuğunu açıkladı. Aynı anket, Diyarbakır'da yaşayan Kürt gençlerin yüzde 30'unun tam manasıyla Kürtçe bilmediğini gösterdi.

Diyarbakır, 'politik Kürtler' için bir kale hüviyetinde. Bütün hamle ve stratejiler, bu kentte geliştiriliyor. İstanbul'daki Kürt gençlerin durumu da pek farklı değil, yüzde 34'ü tam anlamıyla Kürtçe bilmediğini işaretlemiş. Hamburg'daki sonuç daha dikkat çekici. Gençlerin yüzde 58'i Kürtçe bilmediğini belirtmiş. Oysa en çok Kürt'ün yaşadığı bu kentte PKK ciddi bir propaganda faaliyeti yürütüyor.

DTP'nin başlattığı, PKK ve terörist başı Abdullah Öcalan'ın desteklediği Kürtçe kampanyasına, İnsan Hakları Derneği ve Eğitim-Sen gibi sivil toplum örgütleri de arka çıkıyor. Ancak hamleleri, sözcülüğünü Leyla Zana'nın yaptığı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) yönetiyor.

Eylemlere ilköğretim öğrencileri, lise öğrencileri ve DTP'nin tabanı katılıyor. Gösterilerde 'ana dilinde eğitim' talebinden çok 'Serok (başkan) Apo', 'Biji (yaşa) PKK' sloganları atılıp bu minvalde pankartlar taşınıyor. Dil ikinci planda kalıyor.

Kürtçe üzerinden yürütülen politik kavga, TRT'de Kürtçe kanal açılmasını düzenleyen kanunun Meclis'ten geçmesiyle başladı. Buna ilk tepki, bu yılki Nevruz kutlamalarında geldi. Diyarbakır'da konuşan Leyla Zana, Kürtçe televizyon istemediklerini söyledi. Bu, aslında DTP ve PKK'nın da istediği bir söylemdi. Daha sonra aynı tepki DTP'nin tabanından geldi. Daha üzerinden bir yıl geçmeden 'Artık yeter, ana dilimde eğitim istiyorum' kapmayası başlatıldı. Üstelik bu kampanya, Öcalan'ın Kürtçe ile ilgili açıklamalarından sonra hayata geçirildi. Kürtçenin asimile edildiğini düşünen Öcalan'ın Kürtçe bilmediği de söylenegelen bir iddia. Diyarbakır Cezaevi'nde bulunan Şemdin Sakık, Öcalan'ın Kürtçe bilmediğini ve bütün konuşmalarını Türkçe yaptığını açıklamıştı: "Öcalan sadece Türkçe bilirdi. Bazen de 'Kürtçe biliyorum' demek için bir iki kelime kullanırdı."

KANDİL'DE TÜRKÇE EĞİTİM VERİLİYOR

Ana dilinde eğitim talebi, sosyolojik olarak araştırılması gereken bir nokta. Ancak sadece politik maksatla gelen talepler işin içinde art niyet olduğu şüphesini doğuruyor. Ana dilinde eğitim dayatması yapan terör örgütü PKK'nın mensupları da Kürtçe konuşmuyor/konuşamıyor. Kamplarda afişlerin ve bazı yazıların dışında eğitim dili ağırlıklı olarak Türkçe. Başta Kandil, siyasi ve askerî eğitimlerin verildiği bütün kamplarda teröristlerin anlaştığı ortak dil Türkçe. PKK'nın üçte biri Türkiye dışındaki Kürtlerden oluşuyor. Bunların neredeyse tamamı Suriye ve İran Kürdü. Ancak bu teröristler, Türkiye ile yakın temaslarından dolayı çocukluklarından itibaren Türkçeyi kavrıyorlar. İddialara göre, terör örgütü kadrosunun üçte ikisi dağda Türkçe konuşuyor. Aynı şekilde örgütün nerdeyse bütün bildiri ve duyuruları Türkçe yapılıyor. Örgüt liderleri konumundaki Murat Karayılan, Cemil Bayık, Ali Haydar Kaytan, Mustafa Karasu Türkçe konuşmayı tercih eden teröristler. Hatta Halk Savunma Güçleri (HPG) sözde komutanı Suriye asıllı Dr. Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin'in de zorunlu olarak Türkçe konuştuğu biliniyor.

KÜRTÇE KURSLAR KAPATILMIŞTI

Türkiye'de Kürtçe yayımlanan kitaplar ve Azadiye Welat gibi gazeteler var. Böylesi bir ortamda Kürtçenin asimile edildiğini ileri sürmek çok zor. Zira Türkiye, Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinde ciddi anlamda bir Kürtçe serbestliği başlattı. Bu kapsamda 2004 yılında Diyarbakır, Van, Batman, Şanlıurfa, Adana, İstanbul, Kızıltepe, Doğubayazıt gibi merkezlerde Kürtçe dil kursları açıldı. Ancak beklenen sonuç alınamadı ve kursalar ilgisizlik yüzünden bir bir kapandı. Ağustos 2005'te ise bu kursların tamamen kapatıldığı basın toplantısıyla duyuruldu.

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un tartışmalara yol açan 'Benim Adım Kırımızı' romanı da aynı dönemlerde Kürtçeye çevrildi. Ancak, Doz Yayınları tarafından bastırılan kitap beklenen ilgiyi görmeyince baskı yarıda kaldı. Aynı durum Kürt gençlerin çok sevdiği Mehmet Uzun'un eserlerinde de yaşandı. Denemelerinin hepsi maliyetinin altında satıldı. Yazılı Kürtçe, Türkiye'de yaşayan Kürtlerin ilgilisini pek çekmiyor. Ancak son dönemde basılan ve daha çok Kürt kültüründe geçen hikâye ve efsaneleri anlatan kitaplara ilgi artıyor.

BELEDİYELERDEN KÜRTÇE YAZIŞMA KARARI

Kürtçe kampanyasına DTP'li belediyeler de dâhil oldu. Belediyeler kendi aralarındaki yazışmaları Kürtçe yapma kararı aldı. Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde duyurular Kürtçe yapılıyor. Muş'un Bulanık ilçesi Belediye Başkanı Nasır Aras, halkın çoğunluğuna göre dil kullanılması gerektiği fikrini savunuyor: "Halka konuştuğu dille hizmet etmek önemlidir. Doğrusu budur." Ekim 2006'da 'çok dilli' belediyecilik hizmetini işler hâle getirdiği için Diyarbakır'a bağlı Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş görevden alınmıştı. Demirbaş, Kürtçe, Ermenice, Süryanice gibi dillerde hizmet vermeyi planlıyordu. Kürtçe anonslarla çöp toplamada yüzde 80 oranında başarı sağladıklarını iddia eden Demirbaş, hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) arıyor.

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*