Annem, 'Şimdi Serdar ne yapacak?' dedi

Annem, 'Şimdi Serdar ne yapacak?' dedi.10827
  • Giriş : 30.11.2008 / 17:00:00

Gazetenin Ankara temsilcisi olarak görev yaparken geçtiğimiz günlerde Serdar Turgut'tan genel yayın yönetmenliği görevini devralan İsmail Küçükkaya konuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Akşam Gazetesi'nde gözle görülür bir değişim yaşanıyor. Türkiye gündemine ışık tutan manşetleri, söyleşileri, dizi yazıları ve yeni yazarlarıyla Akşam, daha dinamik bir gazete olma yolunda adımlar atıyor. Bu yeni yayın anlayışının mimarı İsmail Küçükkaya. Serdar Turgut'tan geçtiğimiz günlerde yayın yönetmenliği görevinini devralan Küçükkaya, muhabir kökenli bir gazeteci.

1972 Simav doğumlu. 1991'de Hürriyet'te gazeteciliğe başlayan Küçükkaya, Sabah ve Star gazetelerinde çalıştı. 2000 yılında geçtiği Akşam Gazetesi'nde köşe yazarı ve Ankara temsilcisi olarak görev yaptı. Mesleğe başladığında kendisine hedef olarak yayın yönetmenliğini koyan Küçükkaya, genç yaşında bu fırsatı yakaladı. "Günün birinde bu şansa sahip olacağımı düşünüyordum ama doğrusunu söylemek gerekirse bu, tahminlerimden önce oldu." diyen Küçükkaya, Anadolu'yu ihmal etmeyen, muhabirlerin öne çıkacağı bir gazete yapmak istediğini belirtiyor. Bu mutlu haberi ilk olarak Simav'daki annesiyle paylaştığını ifade eden Küçükkaya, o konuşmayı şöyle anlatıyor: "Ağladı. Benim bugünkünden daha fazla çalışacak olmam fikri ona ağır geldi. Sonra Serdar Bey'i sordu. 'O ne yapacak?' diye. 'O da bizde yazacak' dedim sevindi." Küçükkaya, Ankara'yı ve Arjantin Felsefe Grubu'nu çok özleyeceğini söylüyor.



Gazete yönetmek en büyük hayalimdi
"Anadolu'dan geliyorum, küçük ve çok sevimli bir ilçede doğdum. Dar gelirli bir ailenin dört çocuğundan biriyim. Devlet okullarında okudum, İngilizceyi kendim öğrendim, yıllarca özel ders aldım, kendi imkânlarımla Amerika'ya gidip pratik yaptım. Bu geniş ve dinamik coğrafyayı, onun güzel insanlarını tanıyorum. Memleketimin kültür kodlarıyla benliğimi donattım." Kendini bu cümlelerle anlatıyor Akşam Gazetesi'nin çiçeği burnunda yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya. 1972 Simav doğumlu. 1991'de Hürriyet Gazetesi'nde başladığı muhabirlik görevine Sabah ve Star gazetelerinde devam etti. 2000 yılında Akşam Gazetesi'nde köşe yazarlığına başladı. Gazetenin Ankara temsilcisi olarak görev yaparken geçtiğimiz günlerde Serdar Turgut'tan genel yayın yönetmenliği görevini devraldı. Muhabir olarak başladığı mesleğin zirvesine 30'lu yaşlarında çıkan Küçükkaya ile gazeteciliğini ve Akşam Gazetesi'nde yapacaklarını konuştuk.

Yayın yönetmeni olduğunuzu öğrendiğinizde neler hissettiniz?

İlk Serdar Turgut aradı. Genel yayın yönetmeni olduğumu ondan duymak da hoş oldu benim için. Çünkü basın dünyasında pek olan bir tarz değil bu. Serdar Turgut'la tanışıklığımız 1991'e dayandığı için de bu şekilde olması benim için özel bir anlam ifade etti. Çok sevindim. Heyecan verici bir görev. Etraftan gelen tepkiler de bu heyecanımı daha da artırdı. Ben mesleğe başladığım ilk günden beri bir gazete yönetmeyi çok istiyordum. Hedefim birinci günden itibaren oydu. Mesleğin bütün basamaklarını yaşayarak, pratik yaparak geldim. Günün birinde böyle bir şansa sahip olacağımı düşünüyordum, hayalini kuruyordum. Ama doğrusunu söylemek gerekirse bu tahminlerimden önce oldu.

Peki, 'Neden ben tercih edildim?' sorusunu kendinize sordunuz mu?

"Niye ben" demedim; çünkü böyle bir hedefim vardı. Ona yönelik yatırımlar yaptım, kendimi o anlamda geliştirmeye, kültürel arka planımı, ilişkilerimi güçlü tutmaya çalıştım. Gazeteciliğimi sıcak, etkili kılmaya hep gayret ettim. Çünkü bu yolun genel yayın yönetmenliğine giden bir süreci açacağını düşünüyordum. Anadolu'nun kültürel değerlerinin, sosyolojik, ekonomik dinamiklerinin de gazeteye yansıması gibi bir arayış beni buraya getirdi. İstanbul önemli ama bir de Anadolu gerçeği var. Çünkü Türkiye'nin sosyolojik yapısı değişirken medyanın da buna kayıtsız kalacağını zannetmiyordum. Böyle bir süreç beni buraya getirdi diye düşünüyorum ama tabii esas önemli olan gazeteciliğim.

Yayın yönetmeni olduğunuzu öğrendiğinizde bu haberi ilk olarak kiminle paylaştınız?

İlk olarak annemi aradım. Annem zannettiğimin aksine sevinmedi. Ağladı. Benim bugünkünden daha çok çalışacak olmam fikri ona ağır geldi. Sonra Serdar Bey'i sordu. Ne yapacak diye. 'O da bizde yazacak' dedim, sevindi.

Serdar Turgut devam edecek yani...

Bu bizim istediğimiz bir şey. Serdar Turgut bana çok büyük bir olgunluk içerisinde kendisinin gazetede yazmak istediğini, benim için sorun olmaması durumunda yazar olarak kalmak istediğini söyledi. Serdar Turgut'la devam etmek istiyoruz.

Peki nasıl bir Akşam okuyacağız?

Gazete, genel yayın yönetmeninin kişiliğini yansıtır. Ben kişiliğimi gazeteye yansıtmak istiyorum. Muhabir kökenliyim, hâlâ kendimi muhabir gibi hissediyorum. Gazetem bir muhabir gazetesi, haber gazetesi olacak. Yapmak istediğimi sahada uygulayabilmek için de uygun bir mecra burası. Çukurova Grubu'nun kendine özgü yapısı beni umutlandırıyor. Aynı zamanda 9 yıldır bu grubun içerisindeyim. Bu grup ülkenin temel değerlerine saygı duyan bir patronaja sahip. Mehmet Emin Bey'in girişimciliği, düşünce yapısı, karakteri bugüne kadar gazeteye çok fazla yansımıyordu. Şimdi Mehmet Emin Bey'i de çok iyi tanıyan bir yayın yönetmeni var burada.

Mehmet Emin Bey'le görüştünüz mü? Onun beklentileri neler?

Mehmet Emin Bey'le bu göreve atandıktan sonra görüştüm. Arayıp randevu istedim. Bana güvendiği için teşekkür ettim. O da benim bu görevi hak ettiğimi söyledi. Bizim patronumuz hiçbir şirketine karışmaz, uzaktan takip eder. Mehmet Emin Bey dolu dolu çok haberli gazete ister. Anadolu vurgusunu çok yapar. Beni seçerken bunun da bir etkisi olmuştur. Yayın politikasına hiç karışmaz.

Gazetede ilk olarak ne tür değişiklikler yapmayı düşünüyorsunuz?

Öncelikle gazetenin zihinsel yapısını ve politikasını yayacağız. Gazete son zamanlarda fazla magazinel olmuştu. Yapısal anlamda kurgulanışını değiştireceğiz. Akşam'ı kitle gazetesi yapmak istiyorum. Gerçek bir kitle gazetesi Türkiye'nin oranını yansıtır. Bu oran da toplumun oranı kadar muhafazakârdır, toplumun yansıttığı kadar milliyetçidir, moderndir. Ben gazeteyi ülkenin ihtiyacı olan bir yayın mecrasına dönüştürmek istiyorum. Benim gazetemdeki en sert eleştirilerin bile daha makul karşılanacağını düşünüyorum. Bir art niyet olmayacaktır. Çünkü arkasında hesap kitap olmadığını bileceklerdir. Ankara'da bunu yaptım. AK Partili olmadım ama önyargıyla da bakmadım. Muhalefete yakın oldum ama borazanlığını yapmadım. Ordu'ya da öyle...

Akşam hangi kulvarda yarışacak?

Ben ilk etapta Ankara'da yaptıklarımı buraya taşımak istiyorum. Biz Ankara'da Hürriyet'le yarışıyorduk habercilikte. İstanbul'da Hürriyet ve Sabah arasındaki yarışa girmek istiyoruz. İlk etapta 250 bin gibi bir tiraj hedefimiz var.

Yayın yönetmeni olarak kaleme aldığınız ilk yazıda "Pahalı şarapların lezzetini ilk yudumda alıp da kalitesi hakkında yorum yapamasam da haberi kokusundan tanırım." diye yazdınız. Bu ifadeyle Ertuğrul Özkök'ü ve Serdar Turgut'u kastettiğiniz yazılıp çizildi. Eleştiriniz kime idi?

Ben aslında orada kimseyi düşünmedim. Kaldı ki Özkök'ün başarılı bir gazeteci olduğuna inanıyorum. Orada ben S.Turgut'u da kastetmedim. Son yıllarda ülkemizde bir gazetecilik türü gelişti. Gazeteciler nerede yediğini, hangi pahalı şarabı içtiğini yazma gibi bir tarzı benimsedi. Bu aslında olabilir ama yaygınlaşıyor. Türkiye gibi devasa sıkıntıları olan bir ülkede bunu doğru bulmuyorum. Benim gazetemde de son zamanlarda böyle yazıların çokluğunu görmeye başladım. Bu olmaz. Gazetede magazin de olacak spor da ama bir ahenk içinde olacak. Ülkeden kopuk bir şekilde değil.

Arka sayfa güzelini kaldırdınız sanırım...

Denemeler yapıyorum. Çıplak kadın fotoğrafı haber değeri taşımıyorsa olmayacak. İlla arka sayfaya çıplak kadın fotoğrafı konulur anlayışını kabul etmiyorum. Ama tamamen kaldırdık anlamına da gelmiyor.

Medyanın güvenilirliğini kaybetmesinde plazalara hapsolmasının payı var diyorsunuz. Siz bu güveni kazanma yolunda ne tür adımlar atacaksınız?

Gazeteler halktan koptu. Halkla, Anadolu'yla teması kesildi. Medya grupları arasındaki kavgalar medyanın inanılırlığını ve güvenilirliğini çok ağır bir şekilde zedeledi. Bu iki sorunun dışında köşe yazarları üzerinde yükselen bir gazetecilik anlayışı başladı. Muhabir halka en yakın kişidir. Muhabirin önemini azalttığımız, köşe yazarları da başka bir dünyada yaşadıkları için halktan kopuldu. Yiğit düştüğü yerden kalkar. Muhabir ağırlıklı gazetecilik yaparak, halkın kendisini görmesini sağlayacağız.

Başörtüsü sorunundan muzdarip genç kızlar kendilerini bu gazetede görebilecekler mi?

Ben başörtüsü sorununu bir insan hakları sorunu olarak görürüm, aynı şekilde Alevilerin yaşadıklarını da... Bütün insan hakları sorunu olarak gördüğüm konulara yer vereceğim. Toplumun temel sorunlarının haberleştirildiğini göreceksiniz.

Son olarak gazeteciliğin dışında İsmail Küçükkaya nasıl yaşar?

Geçenlerde Ramazan Bayramı'nda annemi ziyarete giderken kız kardeşim bir soru sormuştu, 'Abi senin hayatının yüzde kaçı gazetecilik?' diye. Ben de yüzde 95'i demiştim. O zaman Ankara temsilcisiydim. Bu belki öylesine söylenmiş bir sözdü. Daha sonra bunu düşündüm. Bu gerçek, beni çarptı biraz. Ama ne yapabilirim ki? Sevdalandım bu mesleğe. Bunun dışında en fazla yaptığım şey kitap okumak. Haftada üç gün spor yaparım.


Zaman-Pazar

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*