AP vekili Öger, AK Parti'ye açılan davayı değerlendirdi

AP vekili Öger, AK Parti'ye açılan davayı değerlendirdi.12276
  • Giriş : 26.05.2008 / 23:16:00
  • Güncelleme : 26.05.2008 / 22:44:11

AP milletvekili Vural Öger: "AKP kapatılırsa Türkiye, politik ve ekonomik kaos yaşar."

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ecevit Kılıç'ın röportajı

Bu hafta Haftanın Sohbeti'nin konuğu Avrupa Parlamentosu milletvekili ve Dışişleri Komisyonu üyesi Vural Öger. Alman Sosyal Demokrat Partisi milletvekili olan Öger, Türkiye'nin AB üyesi olması için en çok çaba sarf eden isimlerin başında geliyor. 1961'den bu yana Almanya'da yaşayan Öger, ayrıca turizm sektöründe faaliyet yürüten önemli işadamlarından. Vural Öger ile AKP'nin kapatılması durumunda Türkiye - AB ilişkilerinin nasıl etkileneceğini, AB'nin kapatma davasına nasıl baktığını, yargı - siyaset ilişkisini, Türkiye'ye gelen AB yetkililerinin açıklamalarını ve turizm sektörünün gidişatını konuştuk. AB'nin iç politika malzemesi yapılmasına tepki gösteren Öger, "AKP sorunu başka, AB başka" dedi.

* Türkiye'de son günlerde yargı- siyaset tartışması var. Yargıtay ve Danıştay'ın bildirilerine hükümet de karşılık verdi...
Çok sorunlu bir durum. 40 senedir Almanya'da yaşıyorum ne bir Genelkurmay başkanının adını ne de yargının herhangi bir konuda bildirisini duydum. Yargının politik arena içinde olması üzüntü verici.

* AB, Türkiye'de yaşananları nasıl algılıyor?
Demokratik bir seçim yapıldı ve halkın yüzde 47'si oyunu AKP'ye verdi. İşte halkın bu oyunu kabul etmek istemeyen kuruluşlar, kurumlar ve bir parti var. Halkın oyuyla başa geçen hükümeti kabul etmek istemedikleri için AKP'yi başka yollardan iktidardan indirmek istiyorlar. Aslında bu Adnan Menderes ve DP zamanından gelen bir süreç. Demokratik açıdan seçimleri kabul etmeyen ve oy alamayan bir partinin devlet organlarını kullanarak muhalefet yapması.

* CHP'yi mi kastediyorsunuz?
Evet, CHP'den bahsediyorum. Avrupa Parlamentosu'nda da Türkiye karşıtları sevinç içinde. Çünkü hepsinin beklentisi AKP'nin kapatılması. Sarkozy de dahil. Çünkü bu parti kapatılırsa hemen önergeler getirecekler parlamentoya. Müzakerelerin durdurulması için.

KAPATILMAMALI
* AKP kapatılırsa müzakereler durur mu?

Bunun kararını Avrupa Parlamentosu değil Avrupa Konseyi verir. Zor ama 18 ülkenin "Evet" demesi yeterli. AKP kapatılırsa Türkiye'nin Avrupa treni durur. En azından ciddi zaman kaybeder. Belli ülkeler yeni dosyalar açılırken şerh koyabilirler. Seçilmiş bir partinin yargı kararıyla tasfiye edilmesi Avrupa'nın kabul edebileceği bir şey değil. Bugüne kadar örneği de yaşanmadı. Avusturya'da da Haider'in partisinin kapatıldığı söylenir ama doğru değil. Parti kapatılmadı, sadece politik ambargo uygulandı. Menderes'ten beri bir seçmen rezervi var. AKP'de bu rezervden oy alıyor. Bugün bu partiyi kapatırsanız, yarın yeni parti gelir ve aynı netice çıkar. AKP 'Çoğunluk bende' diye hata mı yapıyor? Buna karşılık yapacak tek şey var. Karşı taraf da programını halka sunar, beğenisini toplar ve iktidara gelerek AKP'yi düşürür. En akıllı iş devlet organlarının bu konuda kendisini geri çekmesidir. Muhalefetin Meclis'te yapılması gerekir.

* AKP kapatılırsa ve müzakereler durursa Türkiye'nin yeniden şansı olabilir mi?
Müzakerelerin durdurulduğu gün benim politikaya veda edeceğim gündür. Çünkü kendimi Türkiye'nin AB'ye girmesine adadım. O gün Türkiye'nin Avrupa macerası da biter. Müzakerelerin durması halinde tekrar başlaması için 27 Avrupa ülkesinin "Evet" demesi lazım. Ama ne Almanya'da ne Fransa'da ne de Avusturya'da 1999'daki gibi yöneticiler başta değil. "Hayır" diyeceklerdir.
Belki de iki kuşak sonra hiç türban takmayacaklar
* Peki, müzakerelerin durması Türkiye'nin geleceğini nasıl etkiler?
Türkiye, büyük politik ve ekonomik kaosa girer. Giren sermaye durur, olanlar da kaçar. Türkiye'de dış yatırımın olmaması tüm çarklarının durması demek. 70 milyon insana istihdam yaracak sermaye yok. Ekonomik kriz olur. AB sadece bir medeniyet projesi değil, bir refah projesidir de. Önümüzdeki yıl Türkiye, ihracat gelirinin yarısını enerjiye ödeyecek. Gıda fiyatları yüzde 30 arttı. Dünyada inanılmayacak büyüklükte bir gıda ve enerji krizi oluşuyor. AB, bunların nasıl çözüleceğine dair ortak karar ve mekanizmaları oluşturuyor. Türkiye tek başına bunların altından kalkamaz. Müzakereler durduğu takdirde Kürt sorunu çözülemeyecek noktaya gelir, kökten dincilik ve milliyetçilik patlar. Türkiye gruplara bölünür. Bir zihniyet var, "Bu parti gitsin de ne olursa olsun" diyor. Ama bu kadar basit değil. AKP sorunu başka AB başka. AB iç politika malzemesi haline getirilmemeli çünkü partiler üstü ve ülkenin geleceğini ilgilendiren en mühim proje. Bütün bunlar varken laiklik ve AKP'ye kafayı takmışız. Kavga başka.

* Ne kavgası?
İktidar kavgası. Demokratik halkla cumhuriyet vatandaşı kavgası. Türkiye'de bir yerde onların anladığı cumhuriyet ile halkın aradığı demokrasinin kavgasını yaşıyoruz. Anadolu'da inanılmayacak bir üretim var; Kayserili Nijerya'ya kilim satıyor, Maraşlı Amerika'ya havlu. Anadolu zenginleşiyor. Evvelden bunlar köylü ve garibandı. Ankara bunları adamdan saymazdı. Şimdi ise kendilerini adam olarak görüyorlar. Dindar insanlar. Ne var bunda? Din olmadan mutlu olamıyorlarsa bırakın dinini yaşasın. Dinini yaşaması kökten dinci olması demek değil. Köyünde başörtüsü takıyordur, kente gelince kızı türban takmış. İki kuşak sonra da belki hiçbir şey takmayacak. Laiklik ve şeriat olayları abartılıyor. AB şeriatçı bir ülkeyi alır mı? AB raporlarında var, "Laik ve demokratik devleti ve seküler toplumu alırız" diye.

"Her şey dahil" sisteme sınır getirilsin

* Bu yılki turist beklentiniz ne?

Gidişat çok iyi. Oteller şimdiden dolu. Rus turistlerin sayısı gittikçe artıyor. Rusların geldiği yerlere Almanlar gelmiyor. Bölgeler bölündü. Kemer Rusların yeri, Side'de Almanlar var, Alanya'ya ise daha çok İskandinavlar geliyor. Otellerimiz Avrupa sahillerinde benzerleri yok ama fiyat seviyesi çok düşük. Bunun ana nedenlerinden biri kentlerdeki çirkin yapılaşma, betonlaşma ve yeşilliğin kalmaması. Turistin, otelden çıktıktan sonra mutlu olacağı alanlar yaratmadık. Çıkmıyorlar otellerden.

* "Her şey dahil" sisteminin etkisi nasıl?
Bu sistem kent merkezinin yakın olmadığı, yakınlarda yemek yiyecek mekanların olmadığı yerlerde uygulanabilir. Ama bizimkiler Alanya'da üç yıldızlı otellerde aynısını yapıyor. Üç yıldızlı otele adam tıkılır mı? Doğru dürüst lobi bile yok. Ben bunu Ankara'da da konuştum, sınırlama getirilsin diye. Hiç olmasa şehre 10-15 kilometreden daha uzak olan oteller bu sistemi uygulasın. Şehirde de aynı sistemi uyguladığınız zaman turistik doku ölüyor. Türkiye'nin Yunanistan sırından başlayarak Suriye sınırına kadar bütün sahil şeridi üzerine bir mega plan oluşturup yeni otantik şehirler kurulmalı.

* Sahiller kaldırır mı?
Marmaris, Alanya ve Kuşadası gibi yerler daha fazla insan kaldırmaz. Ama sahiller uzun. Osmanlı, Helen, Likya mimarisinde yeni şehirler kurulmalı ve binalar 2 kattan yüksek olmamalı. Kuşadası turizmin başladığı yerdi ama bugün kimse gitmiyor. Betonlaşmanın önüne geçilmeli. Turizm Bakanlığı'na daha fazla yetki verilmeli ya da Turizm Konseyi gibi bir kuruluş lazım. Bu kuruluş özel yetkilere sahip olmalı...

Tam üyelik kararı 6-8 yıl sonra çıkar

* AKP'nin AB seyrini nasıl görüyorsunuz? Reformların hızı kesildi mi?

Bu hükümet 2002-2005 arasında muazzam bir reform paketi geçirdi. Cumhuriyet tarihinde Atatürk döneminden sonra çok reformların yapıldığı süreçtir. Avrupa çok etkilendi. Fakat iç politikada AKP'ye karşı olanlar AB karşıtı olma durumuna gelince hükümette de, AB yolunda aldığı kararlarda tereddüt oluştu. Hükümet, Avrupa yasalarını parlamentodan geçirme hızını kendi kesti. Anlamak da lazım. Çünkü çok güçlü karşı gruplar oluşmuş durumda. Bu nedenle yeni dosyalar açılamıyor. Avrupalılaşmanın maddelerini içeren 35 dosya var. Bu dosyaların 8'i Kıbrıs nedeniyle durdu. 5'ini de Fransa kendi açısından durdurttu. Geriye kalan dosyaların açılması için hiçbir mani yok. Azınlık hakları, kadın-erkek eşitliği, sendikalar gibi paketler parlamentodan geçtiği takdirde yeni dosyalar açılacaktır.

* Türkiye üzerine düşeni yaparsa ne zaman üye olur?
6-8 yıl sonraki dünya konjonktüründe İran'ın atom bombası sahibi olması, Çin'in kapılarımıza gelmesi, büyüyen Rusya'nın enerjide yaptığı oyunlar karşısında AB ülkeleri kendi halklarına diyecek ki "Bizim dünya gücü olmamız gerekiyor. Ve Türkiye olmadan dünya gücü olamayacağız." Bu bir siyasi karar olacaktır ve bu kararı alacaktır. Ben bu adamların içinde yaşıyorum, bunu biliyorum.

İmtiyazlı ortaklık söz konusu bile değil

* AB yöneticilerinin Türkiye'de yaptığı açıklamalarla ilgili polemikler yaşanıyor...

AB'den gelen kişilerin pozisyonunun farkına varmadan burada yaptığı söyleşilere reaksiyon gösteriliyor. Mesela Joost Lagendijk. 785 Avrupa milletvekilinden sadece birisi. Fikrini izah edebilir. Bu AB'nin görüşü demek değil ki. Sarkozy de konuşunca "AB bunu istiyor" diyorlar. Ya Sarkozy eşittir AB değil ki. Bağlayıcı olan organ AB Konseyi'dir. Konsey, bugüne kadar "Türkiye ile katılım müzakerelerine başlama kararı aldık. Hedef tam üyeliktir" dedi. Bunun dışında alınan yeni bir karar yok. Bunun dışında kimse bizi bağlamaz. Ama buraya gelip konuşanlar Türkiye dostları. Düşmanlar ise bir an önce kapatılmasını istiyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso veya Olli Rehn konuşunca tepki alıyor ama bunlar Türkiye'nin yanında. Rehn, Avrupa'daki tepkilere karşı hep Türkiye'yi savunur. Daha önce Verheugen'i eleştiriyorduk ama o olmasaydı Türkiye AB'den tarih alamazdı

SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious