Arda Turan'dan olay açıklamalar!

Arda Turan'dan olay açıklamalar!.12067
  • Giriş : 11.03.2009 / 10:23:00

Galatasaray'ın gündemdeki ismi, Avrupa takımlarının gözdesi, doğuştan takımına aşık Arda, Hamburg maçı öncesi konuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


G.Saray'ın kupayı aldığı zaman 13 yaşında olduğunu belirten yıldız futbolcu, "Finali TV'den izlemiştim. Maç bittikten sonra neler yaşadığımı hiç hatırlamıyorum" ifadesini kullandı.

UEFA Kupası ile başlayalım. 16 takım kaldı. Kimler çeyrek finale kalır;

W.Bremen-St.Etienne?
Werder.

Marsilya-Ajax?
Marsilya.

Dinamo Kiev-Metalist?
Metalist.

CSKA Moskova-Shakhtar?
Shakhtar.

Hamburg-Galatasaray?
Galatasaray.

PSG-Braga?
Braga.

Manchester City-Aalborg?
City.

Udinese-Zenit?
Zenit.

Kim gelsin çeyrek finalde Galatasaray'a?
Braga.

Finalde kimi istersin?
Kim gelirse gelsin. Benim tek bir dileğim var final için: Sakatlık olmasın; kazasız, belasız sahada olayım. Gerisi umurumda değil.

20 Mayıs için ne düşünüyorsun?
O gün UEFA finali oynayacağız. Ondan güzel program mı olur? Herkes ajandasında 20 Mayıs'ı boş bıraksın.

Bunu başarırsanız Mayıs sonunda bir hafta içinde Ali Sami Yen'de (Gençlerbirliği), Saracoğlu'nda (UEFA finali) ve İnönü'de (Beşiktaş) maçlara çıkıyorsunuz.
Güzel, zevkli, heyecanlı bir hafta olur.

5 yıl önceye gidelim. 2004 yazı.. Daha 17 yaşındasın. Hagi, seni yurtdışı kampının kadrosuna aldığında neler hissettin?
Benim G.Saray A Takımı'nda ilk idmanım Fatih Hoca iledir. Takımdan ayrılmadan kısa süre öncesinde beni idmana almıştı. Hagi gelince bizi tekrar PAF'a gönderdi. Takımı tanımak istiyordu. Sezon başı bizi tekrar A takıma aldı. Yurt dışı kampı çok büyük bir hayaldi. Galatasaray A Takımı ile idmana çıkmak bile büyük şeref; ben 17 yaşında yurtdışı kampına gittim. Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal, Arif Erdem, Ergün Penbe, Hakan Şükür gibi UEFA Kupası'nı kaldırmış oyuncuların top toplayıcılığını yaparken onlarla kamptasınız. Ayakkabılarından, kaçta yatmalarına, yemeğe gelişlerinden yürüyüşlerine, idmana gelişlerinden idmanda yaptıklarına her şeyleri bizim için çok farlıydı. Anlatamam nasıl bir şey olduğunu. Bülent Ağabey'i, Arif Ağabey'i 24 saat baştan aşağı süzsem sıkılmazdım. O kadar büyük bir heyecandı. Benim gibi Galatasaray'da doğmuş, büyümüş çocuklar için UEFA Kupası'nı kaldırmış kadronun hepsi birer efsanedir.

Manisa'dan döndüğünde şutunu, ortalarını beğenmiyordun. Birkaç ay önce, "Gerektiği yerde vuruyorum. O zaman da gol oluyor. Topu ortalamam. Atacağım adama atarım" dedin. İki yılda bu değişim nasıl oldu?


Olgunlaşıyorum. Tabii ki özel çalışmalar yaptım. Hala çalışıyorum. Gelişmeye açık bir insanım. Kendimi geliştiriyorum. Bunu kimseyi mutlu etmek için yapmıyorum. Bu, kendimle ilgili. Arda'yı mutlu etmek, Arda'yı geliştirmek için yaptığım bir şey; insanlar söylüyor diye değil. Lincoln topa benden iyi vuruyor. O zaman ona getirip veririm. Vurulacak yerlerde ben de vurmalıyım elbette. Orta, benim için bir pastır. Yetenekli oyuncu için öyle olmalıdır. Bazen orta yapmak için de orta yapıyorsunuz. 2. topu alıp gol yapmak için.

Geçen yıl son 6 haftada gelen şampiyonlukta takımdaki havanın payını hep anlattınız. Şimdi benzer bir yolda yürüdüğünüz söylenebilir mi? Bunda Bülent Korkmaz'ın gelişinin payı nedir?
G.Saray takımı kritik dönemlerde hep iyi kenetlenir. Kenetlenme olunca da başarı gelir. Şu anda yine o hava var. Bülent Hoca'nın da bunda etkisi büyük. Galatasaraylılığı bilmesi, agresifliği, yapısı çok farklı. Geldiği zaman, "Galatasaray takımı hiçbir zaman ikinciliğe oynamaz" dedi. Hayatım boyunca unutmayacağım. Bu, zaten Galatasaray futbolcusu için yeterli olmalı. Çok şey açıklamalı. İsterse Real Madrid, Barcelona, Milan ile bir turnuva olsun. Galatasaray takımı yine ikinciliğe oynamaz.

12 yaşında girdin Florya'nın kapısından. Kahramanların bu süreçte hocaların oldu. Önce Hagi, şimdi de Bülent Korkmaz. Bu nasıl bir olay?
Önce toplarını topladık, sonra kaptanlığımı yaptı, ağabeyliğimizi yaptı, şimdi de hocalığımı yapıyor. İlk gördüğümüzdeki duruşu neyse şimdi de aynı. Örnek aldığım ilk konu bu. Takıma verdiği motivasyon, o zaman kaptan olarak nasılsa, bugün hoca olarak da aynı anlamları ifade ediyor.

Geçen sezon yabancılarınız fazla oynamıyordu. Bu yıl ise yabancılar takımın performansında önemli. Onlar da o havayı aldı mı?
2-3 maç daha kazanırsak herkes bu işe daha çok inanacaktır diye düşünüyorum.

Lincoln, çok tartışılan bir isim. Oynadı mı, iyi oynadı mı mutlaka yararlı ama..
Lincoln yıldız oyuncu. Çok yetenekli oyuncu. Biz onu bazen sahada taşımak zorundayız. Takımın iyiliği için. Çünkü o bazen bize çok büyük katkı yapıyor. Eğer ona destek verirsek bizi çok daha ileriye taşıyacaktır. Onunla sürekli konuşuyoruz. Sorumluluklarının bilincinde. Daha özverili.

Kewell gibi bir yıldızla takım, hatta mevkii arkadaşısın. Aranızda bir rekabet var mı?


Aramızda rekabet yok. İkimiz de şunu biliyoruz: Takımımız için önemli oyuncularız, Beraber oynayınca büyük işler yapabiliyoruz. "Hangimiz oynayacak?" diye bir sorunumuz yok. Beraber oynayacağımızı hissettik; hissettirdik. Bir defans oyuncusunun karşısında önce Kewell'ı, bir pozisyon sonra beni gördüğünü düşünün. Kewell, takımı için savaşan bir futbolcu. Yıldızdan önce, takım oyuncusu. Ondan sonra yıldız. Çok alçakgönüllü. Her gördüğünde selam verir. Elini sıkar. Hep gülümser. Beyefendidir.

Playstation'u çok sevdiğini biliyoruz. Orada geçemeyip sahada geçtiğin, ya da sahada geçemeyip oyunda geçtiğin var mı?
Oyun zekam Playstation'a yansıyor. Bazen arkadaşlarla dalga geçiyoruz. "Nasıl düşünüyorum bunları.. Ne yapayım; yetenek işte!" diyorum. Ben birebir olduğum sürece topu kaybetsem de her futbolcunun üzerine giderim. Beni Arda yapan bu.

Gerçek Arda mı daha iyi, oyundaki mi?
Gerçek Arda daha iyi. Fena yapmamışlar. Ama gerçek Arda'nın daha iyi olduğuna inanıyorum. Fatih Hoca'nın o konuda çok güzel bir sözü var: "Arda'ya çalım atma dersem Arda'yı niye oynatayım ki? O yüzden sahada da, playstation'da da rakibin hep üstüne gidiyorum.

Avrupa Şampiyonası.. Viyana'dayız.. Çeyrek final.. Rakip Hırvatistan.. 49. dakikada Rosetti sarıyı çıkardı. Yarı finalde yoksun. O anda neler hissettin?
Hayatımda en çok üzüldüğüm anlardan biriydi. Tuncay Ağabey daha önce sarı kart görmüştü. Onun yarı finalde oynayamayacağını biliyorduk. Kendimin de cezalı olabileceğini hissetmiştim. Kimseye dokunmuyordum. O pozisyonda Simunic'e asla sarılık bir hareket yapmadım. Bazen böyle olur. Kimseye hissettirmeden bir yıldırma politikası.

Sonra Rosetti ile hiç karşılaştın mı?


Karşılaştım. St.Jakob Park'taki yarı finalde tribünde. Ben o sırada Tuncay Ağabey ile ağlıyordum. Finali ellerimizden aldılar. Ben veya Tuncay Ağabey olsaydı kazanırdık demiyorum, ama mutlaka daha iyi birlikte olabilirdik. Savaşmak açısından kulübede bile olsak, tribünde olmamızdan daha faydamız dokunurdu.

Konuştunuz mu tribünde?
Hayır! O da bir şey demedi. Göz göze geldik sadece

Bakışlarım yetti mi diyorsun?
Benim gözlerim şaşı; o yüzden iyi bakamıyorum!

İspanya maçları ne olacak?
Fatih Hoca'nın dediği gibi; Avrupa Şampiyonu ile Avrupa üçüncüsü oynayacak. 100 bin kişi. Bernabeu. İlginç bir takımız. Çok yetenekli oyuncularımız var. Heyecan veren bir takımız. Neyin, ne olacağı hiç belli olmaz. Takım arkadaşlarıma, kendime ve hocama çok güveniyorum. Kimsenin inanmadığı şeylerle döneceğimize inanıyorum.

G.Saray alt yapısından çıkmış biri olarak Ali Sami Yen tribünlerinde sevilmen normal. Ama Arda'yı Arda yapan farklı bir özellik var. Herkes seni seviyor. Bu farkının sebebi ne?
Hiçbir zaman röportaj yapmıyorum. Sohbet ediyorum karşımdakiyle. TV karşısında, kamera önünde oynayamam. Ben böyle mutluyum. Hayatım boyunca inandığım doğruların peşinden koştum. Bir sürü hata yapıyorum. Yapacağım da. Ama inandığım doğruların peşinde koştum. Hayat felsefemin içinde şu var: Samimi ol, iyi niyetli ol, doğru ol. Gereken zaten geliyor. Kaybedeceksem de kendi hatalarımla kaybetmeyi tercih ederim. Pişman olacaksam da kendimdendir. Bu şöhret, popülarite bir süre sonra gidecek. Ailenizle baş başa kalacaksınız. O günler gelince sadece Galatasaray tribünlerinde değil, her yerde iyi bir Arda olarak anılmak isterim. Konya'da mesela çok hoşuma gitti. Buradan da teşekkür ediyorum onlara. "Seni seviyoruz Arda" dediler. Beni alkışladılar. Ben de gittim onları alkışladım.

Son dönemde çok konuşulan bir sözün daha var: "Artık Galatasaray'da ikinci kaptanlığı kabul etmem." Bunun arkasında mısın?
Söylediklerimin her zaman arkasındayım. Ama bu geçmişte kalmış bir konu. Şu anda çok daha önemli işlerimiz var. Takımı şampiyon yapmak, UEFA'da finale taşımak, takımı bir arada tutmak. Ama Bülent Ağabey bana, "Arda sıra sende. Bunu takacaksın" derse, ona hayır diyemem. O zamanın şartları gerçekten öyle gerektirdi.

İçinde bir burukluk, üzüntü var mı?
Asla yok. Galatasaray forması giydiğim, Florya'dan girdiğim, buranın kokusunu aldığım sürece o kadar mutluyum ki, anlatamam. Burası benim evim, ben buranın sahibi gibiyim. Bir gün bitecek belki ama, şu anda böyle hissediyorum.

Bir gün bitse bile, yeniden başlayabiliyor. Bülent Korkmaz gibi mesela..


Bülent Korkmaz olabilmek ayrı. Çok büyük sıkıntılara, zor zamanlara göğüs gerdi. Umarım ben öyle günler geldiğinde onun kadar dirayetli olabilirim. Çabuk tepki veren, sinirli bir insanım. İnsanlarla samimi olduğum için, aynı samimiyeti onlardan da bekliyorum.

Hiç pişman olduğun bir şey var mı?
Hiçbir şey için pişman değilim. Dönüp geriye baktığımda, Şampiyonlar Ligi'nde attığım kafadan bile çok şey öğrendim. Jurietti de son maç sonrası soyunma odasında "Artık sakinleşmiş. Olgunlaşmış" demiş.

Arda son 6 haftada gelen şampiyonluk için, "Kenetlenme olunca başarı da gelir. Biz takım olarak kenetlendik ve başardık. Sonuna kadar hakkımız olan bir gram şaibesi olmayan büyük bir şampiyonluk yaşadık. Aynı hava ve ortam bu sezon da var" dedi.

Sabah

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*