Arınç: "Sİyasette hiçbir planım yok; kader planlıyor"

Arınç:
  • Giriş : 16.03.2008 / 09:52:00

AK Parti'nin temel taşlarından Bülent Arınç'la siyaset üzerine yapılmış röportaj...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Grup başkan vekilliği, grup başkanlığı ve Meclis başkanlığından sonra sade milletvekili olmayı, “Çok mutlu ve çok huzurluyum.” sözleriyle ifade ediyor. Bu dönemin Bülent Arınç için bir ara dönem, dinlenme ve yenilenme dönemi olduğu yönündeki iddiaları ise yalanlıyor: “Siyasette hiçbir planım yok, her şeyi kader planlıyor.” Meclis başkanlığı döneminden sonra, o gün yaşanan tartışmalara oranla huzurlu bir hayat süren Arınç, eşi Münevver Arınç’ın da bugünkü halden çok memnun olduğunu aktarıyor. Sözleri ile bazen partisini, bazen muhalefeti, bazen de medyayı karşısına alan Arınç, “Ben, ‘Sözün odun gibi olsun ama doğru olsun’ diyen Mehmet Akif’in yolundan gidiyorum. Bu yüzden bana kırılanlar olmuştur; ama ben sözlerimin arkasındayım.” diyor. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile yakınlıklarının eskisi gibi devam ettiğini söylüyor Arınç, ancak yoğunluğundan dolayı Abdullah Gül’e hayırlı olsun ziyaretinde bulunamadığını da öğrenmiş bulunuyoruz.

Onu eski yıllarda parti teşkilatlarında bir isim olarak tanıdık. Arkasından milletvekilliği, grup başkan vekilliği ve Meclis başkanlığı geldi. Tüm bunlardan sonra Manisa milletvekili olarak siyasî hayatına devam eden Bülent Arınç, şu andaki durumundan oldukça memnun. AK Parti’yi ikinci kez iktidara getirmek ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlamak noktasında, ‘gayesini gerçekleştirmiş bir insanın huzuru’ içinde olduğunu söylüyor. Konuşmalarında Mehmet Akif’in, “Sözün odun gibi ama doğru olsun” sözünü kendisine ilke edindiğini aktaran Arınç, eleştirilerin de bu yönde değerlendirilmesini istiyor. Arınç ile dünden bugüne kendisini, AK Parti’yi ve gelişmeleri konuştuk.

Siyasete girdiğinizden beri aktif rollerdeydiniz. Bugün daha geri plandasınız. Memnun musunuz bundan?

Bu bir hizmettir. Bazen geride bazen önde; konuşurken, susarken, el kaldırırken bir milletvekilini görebilirsiniz. Ben bugünkü konumumda çok rahatım, çok huzurluyum, çok mutluyum.

İsteyerek tercih ettiğiniz bir konum mu bu? Adalet bakanlığı için Meclis başkanlığına tekrar aday olmadığınız söylendi?

Bunlar yakıştırmadır. Böyle bir talebim olmadı. Ben sayın Başbakan’a, hükümette görev almak istemediğimi açık bir şekilde ifade ettim.

Eşiniz Münevver Hanım, Meclis başkanlığınız döneminde ciddi sıkıntılar yaşadı. Şimdi o da, yeni durumdan memnun olmalı...

Tabii o fazlasıyla memnun. Böyle bir sükunete ihtiyacımız vardı. Çok şükür biz bize kaldık. Geçenlerde bir yabancı ajansın Türkiye muhabiri dedi ki; “Sizi 5 yıl boyunca çok yıprattılar. Biz buna üzüldük; ama eşinize yapılan haksızlıkları gözlerimiz yaşararak izledik.” Yani eşimin bir Meclis başkanı eşi olmasından öte hiçbir kamu görevi olmadığı halde, sırf başörtüsünden dolayı eleştirilmesi hatta aşağılayıcı cümleler kullanılması bizi çok üzmüştür.

AK Parti’nin önde gelen üç isminden birisiniz. Siz milletvekili olarak devam ettiğiniz için bu tabloda denge bozulmuş görünüyor...

Biz AK Parti’nin kuruluşunda rol oynayan ve geçmişten beri siyasette beraberliği olan üç arkadaşız. Kader bizi, Meclis başkanı, başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yan yana getirdi. Bu, kaderin sevki ilahisidir. Şimdi ben biraz arka planda kaldım. Bu bir görev değişimidir, hizmet ve bayrak yarışıdır. Benim çok sevdiğim bir kumandan olan Halit bin Velid’in güzel bir taktiği var. O taktiği zaman zaman insanların uygulamasında fayda var.

Ama yine insanların kafasında bu bütünün parçaları aynı şekilde devam ediyor mu yollarına diye bir soru işareti var?

Tabii canım. Kalbî beraberliğimiz devam ediyor. Sık sık telefonlaşıyoruz. Ailece ziyaretler ve görüşmeler de sıklıkla olmasa da sürüyor.

Peki siyasetin doğası gereği, bir siyasetçi tam güçlü olduğu bir dönemde çekilir mi?

Ben 35 yıldır siyasetin içindeyim. İki amacım vardı. Biri AK Parti’yi ikinci kez iktidar yapmaktı. İkincisi de Abdullah Gül gibi çok değerli bir insanı Cumhurbaşkanı yapmaktı. İkisi de gerçekleşti. Benim için önde olmak, arkada olmak hiç önemli değil. Gayesini gerçekleştirmiş bir insanın huzuru içindeyim ve bundan dolayı Allah’a hamd ediyorum.

Bu bir ara dönem mi sizin için? Bundan sonrası için planınız nedir?

Hiçbir planım yok ilerisi için. Kader planlıyor. ‘Siyasete devam eder miyim, etmez miyim? Bu iş nerede biter?’ Bunları yaşarken göreceğiz. Meclis başkanlığını da planlamamıştım.

Meclis başkanlığı döneminde çok tartışıldınız. Geriye dönüp baktığınızda, ‘iyi bir dönemdi doğru yaptım’ diyor musunuz?

İki şey yaptım Meclis başkanlığında. Bir Meclis’in itibarını korumak, daha da yükseltmek, Meclis’e yöneltilen haksız müdahalelere karşı durmak, milletin iradesini tam anlamıyla hakim kılmak. Bunun için doğru bildiğim bir işi çekinmeden, göğsümü gere gere yaptım. Bundan dolayı müsterihim. İkincisi TBMM bünyesinde yapılması gereken reformları yaptık.

Özeleştiri yapmak isterseniz, ‘yanlış yaptım’ dediğiniz ne olur?

Yaptıklarımızdan şüphesiz ‘bunun zamanlaması doğru değildi’ diyeceklerimiz vardır. Ancak bunlar çok küçük şeyler. Genel olarak yaptığımız her şeyi göğüsleyebilecek durumdayız.

Konuşmalarınıza bazen partinizden de tepkiler geldi. Siz AK Parti için ne ifade ediyorsunuz? AK Parti’nin vicdanıyım mı dersiniz ya da geldiği yeri unutmamasını sağlayan bir uyarıcı mısınız?

Kendime böyle bir sıfat takmam, bunu başkaları yapıyor. Benim Parlamento’daki etkinliğim konuşmalarımla, fikirlerimle, icraatlarımla oldu. Konuşmalarım birilerine çok sert gelmiş olabilir. Ama ben ‘Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek’ diyen Mehmet Akif’in üslubunu benimsedim. Önemli olan o sözün doğru olup olmamasıdır. Bülbülün çektiği, dilinin belasıdır derler. Ben konuştum. Bundan dolayı da hiçbir pişmanlık duymuyorum.

Üslubunuz mu sorun, yoksa birinin günah keçisi olarak seçildiği anlamına mı gelir bu?

Hepsi olabilir. Birileri sizi yıpratmak istiyorsa sebep bulacaktır. Ama önemli olan halk ne diyor? Şimdi nereye gidersek gidelim ‘Allah sizden razı olsun. Bizi güzel temsil ettiniz.’ diyorlar. Çıkarları veya ideolojik farklılıkları sebebiyle bizi beğenmeyenler de olabilir. Biz geçmişte hukuk dışı gruplaşmaların içerisinde de Bülent Arınç isminin mutlaka yıpratılması gerektiğini bir rapor haline getiren kişilerin varlığını biliyoruz. Ben ‘bugün hava ne kadar güzel’ dediğimde, Bülent Arınç yine toplumu geriyor diye başlık atan gazeteler olduğunu biliyorum. Bunların ciğerlerini biliyoruz biz. Niçin yaptıklarına gelince, bizi eğip bükememişlerdir. Çıkar sağlayamamışlardır, kendi menfaatleri için bizi kullanamamışlardır.

Meclis başkanlığı döneminizde, “Adım Bülent Arınç olmasa, heykeli dikilecek adam olarak görülürdüm.” siteminde bulundunuz. Neden Bülent Arınç’ın kıymeti bilinmiyor?

Allah bilsin yeter. Böyle eleştiriler olacak ki, kıymetimiz artacak.

Siyasette size haksızlık yapıldığını düşündüğünüz zamanlar oldu mu?

Yalan haberler yayınlandığını, aşağılayıcı ifadeler kullanıldığını, yaptıklarımızla değil sözlerimizle, inancımızla, kıyafetimizle değerlendirildiğimizi ve başarısız olmamız için tuzaklar kurulduğunu biliyorum. Haksızlık yapılmıştır. Bunları yapanları da biliyoruz, onları Allah’a havale ediyoruz.

Üniversitelerde başörtüsü serbestisi sağlandı yapılan değişiklikle. Sizce bundan sonra ne olacak, eleştirenler bunu bir şekilde kabullenebilecek mi?

Şimdi iki maddelik Anayasa Değişikliği yapıldı. Hukuk devletinde yürürlüğe giren değişikliklerin hemen uygulanması lazım. Buna direnenler var. Yanlış düşüncelerle bunu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyanlar var. Hatta dilekçelerinde, toplumsal yaşamda bile başörtüsünün sıkıntı doğuracağı gibi bir düşünce yazılı. Bunların birçoğunu geçmişte de gördük. Ama Türkiye de başladığı noktada değil. Geldiğimiz nokta demokratikleşmenin ve hukuk devletinin daha güçlendiği bir noktadır. Bunlar aşılacak ve Türkiye’de özgürlükçü anlayış galip gelecek. Ben Anayasa Mahkemesi’nin değişiklikleri iptal edeceği kanaatinde değilim. Bu da bir sınav olacaktır. Hem Anayasa Mahkemesi açısından, hem CHP açısından hem de yasakçı rektörler açısından.



‘KURU GÖZ’ OLMAKTANSA SULUGÖZ OLMAYI TERCİH EDERİM

Siyasetçi sadece siyasetçi midir? Bir siyasetçiye sanatçı, müzisyen, edebiyatçı da olmak artı sağlamaz mı?

Sağlar tabii. Siyasetçi robot gibi mekanik bir insan değil. Siyasetçi de ağlayan, gülen, çocuk yanı olan, insanları, torununu, eşini seven, çiçeklerden hoşlanan bir insandır. Mesela Meclis, kocaman kocaman sütunlarıyla bir bina olarak görünüyor, halbuki içinde insan var. Buranın çaycıları var, kavasları var. Buranın berberlerinden 60 yaşında olanlar var. 40 tane iktidar gelmiş geçmiş.


Siyasetçi ağlar mı?

Ben bir çocuk görsem ağlamak gelir içimden onun safiyeti karşısında. Tek Türkiye filmini seyrediyor olsam bazı sahnelerinde ağlarım. Bazen sulugöz falan derler. Olsun sulugöz olmak iyidir ‘kuru göz’ olmaktansa. Bazıları var, bazı genel başkanlar hem de, dangır dangır bağırıyorlar; ama gözlerinden iki damla yaş gelmiyor. Allah onlardan gözyaşını esirgemiş. Hâlbuki ağlayabilseler, gözleri nemlense insanları daha çok sevecekler. Bu kadar ceberrut olmayacaklar. Allah onlara da insanları sevmeyi ve duygulanmayı nasip etsin.

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy eşi ile el ele gezince, ‘ne kadar güzel, ne kadar insanî’ dediler. Neden sizin ağlamanız bu kadar sevimli karşılanmıyor?

Nereden vuracaklarsa oradan vursunlar. Ben Türkiye’de nerede sokağa çıksam yüzüme gülen, elimi tutan, hayır dua eden yüzlerce insan görüyorum. Onlar yüzlerine gülecek, selam verecek bir insan bulamazlar.



‘NOKTA’ DEĞİL, GÜNLÜKLER YARGILANSIN

Ergenekon Operasyonu’nun başlatılması önemli bir başarı mı sizce?

Bu, 60 sonrası iktidarlar içerisinde bir ilktir. Bunda siyasî iradenin güçlü olması, Emniyet’in de bu siyasî iradeyi arkasında hissederek yaptığı operasyondaki cesareti ve başarısı söz konusudur. Geçmişte emniyet aynı cesarete, aynı kararlılık ve istihbarata sahipti; ama arkasında siyasî irade yoktu.

Operasyonla ilgili sürdürülen kararlılık nereye kadar devam eder?

Şimdi iş yargıya kalmıştır. Yargının da aynı cesaret, aynı kararlılıkla görevini yapacağına inanıyorum.

2003 yılında annenizin evi aranmak istenmişti. Bu, sizce Ergenekon tarafından yapılan bir operasyon muydu?

Hayır, Ergenekon’la bir bağlantısı yok. Bu olayın iki aktörü dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve İl Jandarma Komutanı Erdal Sarızeybek. Albaylıktan emekli olan kişi bir kitap yazmış, o kitapta da bundan bahsetmiş. Meclis başkanı olarak konumum, senden bin misli daha iyi bir noktada olmasına rağmen ne Şener Eruygur’u ne de seni suçlayacak bir söz sarf etmedim. Sana ne oluyor ki; yaptığın hatayı bir kahramanlık gibi yazıyorsun? Onların yanlışları çok oldu. Şimdi sadece Ergenekon operasyonuyla bütün mesele bitti dememek lazım. Şener Eruygur ve Özden Örnek’e ait günlükler var. Meşru bir iktidar varken darbe yapmayı planlayan cuntacıların yargılanması gerek. Bütün bu iddia edilen konuların da, özellikle Nokta Dergisi’nde açıklanan günlüklerden sonra ortaya çıkarılması lazım.

Ama ortada bir terslik var sanki, onlar değil Nokta Dergisi yargılanıyor?

Gariplik orada. Ümit ediyoruz ki böyle bir hazırlık, böyle bir yargı süreci vardır.

Herhangi bir suç duyurusunda bulundunuz mu konuyla ilgili?

Hayır bulunmadım. Çünkü ben yeni Meclis başkanıydım ve bu tür yanlışlıkların da olacağını biliyordum.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious