Arsenal'in gollerinde coşan Türkler

Arsenal'in gollerinde coşan Türkler.12467
  • Giriş : 22.10.2008 / 08:26:00
  • Güncelleme : 22.10.2008 / 08:31:52

"Fener maçının oynandığı saatlerde bizim apartmanda sadece rakip takımlar gol atarsa binada yer yerinden oynar."

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Fenerbahçe – Arsenal maçının oynandığı saatlerde ben bilgisayar başına oturmuş bugünkü yazımı kaleme alıyordum. Son olaylardan yola çıkarak, terör örgütlerinin varlık nedeninin şifresini çözmeye matuf stratejik bir yazıydı kaleme aldığım.

Her yazı sırasında olduğu gibi, dünyadan adeta yine kopmuş, yazıya odaklanmıştım. Zihnim tamamen yazıyla meşguldü.

Belki yeri değil ama bu arada küçük bir anekdot da aktarayım. Ben yazımı yazarken, sağ olsunlar, eşim ya da çocuklarım çay getirirler. Ne çayın gelip gittiğini fark ederim o sırada, ne de içtiğimi…

Sanırım geçtiğimiz yıldı… Bir ara küçük oğlum dedi ki, “baba bir şey diyeceğim ama kırılmayacaksın.” Tamam, dedim. Hani sen yazılarını yazarken kendinden geçiyorsun ya… Evet, dedim. “Bir ara bunu test etmek için özellikle çayına şeker yerine tuz koydum, onu bile fark etmedin”, dedi. Doğrusu bir yazar olarak bu tarz bir test ediliş hoşuma da gitti. Yazı yazarken dünya ile bağlantın kesiliyor derken haklıymışlar.

Neyse, biz dönelim konumuza.

Yazı başlığından da anlayacağınız üzere, okuduğunuz bu yazı maç oynanırken kaleme almaya çalıştığım yazı değil. Sinirlendim, konuyu değiştirdim.

Dün akşam oturmuş gayet ciddi bir vaziyette gündemdeki tartışmalara ilişkin stratejik bir yazı kaleme almaya çalışırken, apartmanın dört bir yanından gelen gol sesleri yazı konusunu son anda değiştirmeme neden oldu?
Çünkü Fener maçının oynandığı saatlerde bizim apartmanda sadece rakip takımlar gol atarsa binada yer yerinden oynar. Fenerbahçe'nin attığı gollerden haberiniz olmasa da, rakip takımın attığı golleri rahatlıkla sayabilirsiniz.

Mesela maçın berabere gittiğini sağdan soldan gelen hafif ritimdeki solo seslerden anlarsınız. Fener maçının berabere sürmesinin verdiği sevinç temposu bile yaklaşık 3 Richter ölçeğinde bir sarsıntıya denk gelir. Fakat ne zamanki rakip takımın golleri gelmeye başlar, apartmandaki titreşim her golde en az 1 Richter ölçeğinde artarak ve katlanarak devam eder.

Dün akşam maçın başladığı saatlerde daha ilk dakikalarda apartmanda yer yerinden oynayınca, anladık ki Arsenal gol attı… Gerisini ne siz sorun ne ben söyleyeyim… Konu komşunun sevinç haykırışlarından Fener'in yediği golleri 4 olarak sayınca ve son golün sevinci apartmanda yeri yerinden oynatınca, acaba gol sayısını gerçekten doğru tahmin etmiş miyim diye saat 23.00 sularında masamdan kalktım, oturma odasına geçerek, “oğlum kanalı bir değiştir de, maç kaç kaç bir bakalım” dedim. Doğruymuş. O dakika itibariyle Fenerbahçe tam 4 gol yemiş. Ama bu arada 1 tane de atmış.

Fener'in değil lig maçlarında, yabancı takımlarla oynadığı maçlarda bile attığı golleri şimdiye kadar konu komşudan gelen seslerden hiç haber alamadık. Dolayısıyla Fener'in golünden haberimiz olmadı.

Maçın geri kalan kısmını seyretmek üzere ekran karşısına geçtiğimde, maçı anlatan spikerin keyifsiz sesi ve Şükrü Saraçoğlu kalesi çöküyor değerlendirmeleri arasında Fener'in attığı bir gole denk geldik, 4–2 oldu. Maç bitmek üzereyken Arsenal gol sayısını 5'e çıkardığında konu komşunun sesi de artık kısılmaya yüz tutmuştu. Sanırım huzur içinde istirahata çekilmişlerdir.

Burada, kulüplerimiz yabancı ülke takımlarıyla oynarken, içeride birbirine rakip olan takımların taraftarları hangi takımı tutmalılar tartışmasına girmeyeceğim. Maçla ilgili haberlerin altına not düşülen okuyucu yorumlarına göz atıldığında, bu tür bir tartışma ile şimdilik sonuç almanın mümkün olmadığı görülür.

Yüzyılın sporu…

Futbolda takım taraftarlığının psikolojisi bilim adamlarının da üzerinde yoğun çalışmalar yaptığı bir konuyu oluşturuyor. Araştırmalar gösteriyor ki, tarih boyu hiçbir spor dalına gösterilen ilgi, futbola olduğu kadar derinlik kazanmadı.

Mesela Duracell'in yaptığı araştırmaya göre, erkeklerin dörtte birinden fazlası futbola karşı tutkuları için büyük borç altına girmeyi göze alacaklarını göstermiş. Erkekler, tuttukları Futbol takımına karşı besledikleri vefa ve fedakârlık duygularını eşlerine karşı da beslemiş olsalarmış, boşanma oranları yüzde 50 daha az olurmuş. Erkeklerin yüzde 94'ü ne kadar kötü durumda olursa olsun tuttukları takımdan asla vazgeçmeyeceklerini söylerken, yüzde 52'si iyi gitmeyen bir evliliği bitirmek konusunda tereddüt etmeyeceklerini belirtmişler.

Araştırmalar işte böyle…

Tüm bu gerçekler, ne Fener'in kendi sahasında 5 gol yemesini, ne de Türk takımlarına karşı yabancı kulüpleri desteklemeyi mazur göstermeli mi bilemiyoruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*