Çocuklarınız Savaşmasın Diye... - Op. Dr. Gökçen Erdoğan

11.12.2015 / 11:35

Çocuklarınızın birey olmasına izin verin. Kendilerini gerçekleştirmelerine, amaçlar edinmelerine, sevdikleri meslekleri yapmalarına, hoşlandıkları insanları tanımalarına, kırmızı çizgiler edinmelerine, kurallar koymalarına izin vermekle kalmayın, yol açın. Çünkü aksi takdirde, hiç istemediğiniz birileri, bazı gruplar, topluluklar ve çoğu kötü emelli kişiler, onlar için tüm bunları, kendi diledikleri gibi yapıyorlar. Onları, olmadıkları gibi insanlara dönüştürüyor, suça bulaştırıyor, şiddete yöneltiyor ya da bir düşüncenin etrafında köreltiyorlar.

Her yıl birden fazla suç örgütü, ülkenin ve hatta dünyanın dört bir yanında çocukları ağına düşürüyor. Gözyaşları içinde çırpınan, çaresizlik içinde her kapıyı çalan, yüksek makamlara yalvaran, çocuklarını geri isteyen üzgün ve şaşkın aileler izliyoruz haber bültenlerinde. Evet üzgün olmaları anlaşılır ama şaşkın olmaları dikkatimizi çekmeli. Çünkü aileler, çocuklarından bunu beklemiyor oluyorlar genelde. Sessiz sakin, kendi halinde çocuklar olduklarından, bir taşkınlıkları olmadığından, daha önce bir suça karışmadıklarından söz ediliyor aileleri ve onları tanıyanlar tarafından. Öğretmenleri onları içe kapanık buluyor hatta. Söz dinleyen, talepkar olmayan ve huzursuzluk çıkarmayan, her koşula, her kurala uyum sağlayan çocuklar oldukları için övülüyorlar. Bu elbette kötü bir şey değil, elbette övülecek yanları var. Ama teoriyi bırakıp pratiğe döndüğümüzde durum bize gösteriyor ki bunun tehlike yanları ya da tehlikeli olabildiği durumlar da var.

Sakinlik, uyum ve kanaat bazen karakterin bir parçası olabildiği gibi, bazen de fırtına öncesi sessizliği olabiliyor. Çocuklarımızın vitrini, iklimi tam yansıtmıyor özetle. Doğru analiz etmenin önemi işte tam da burada devreye giriyor. Çocuklarımızın davranışları, altyapı incelemesi gerektiriyor. Aşırılıkları, haşarılıkları, asilikleri, sakinlikleri, korkuları, çekingenlikleri, duyarlılıkları, öfkeleri, kırgınlıkları hepsi olağan ama hepsinin doğru anlaşılması da şart. Çünkü tüm bunların ne zaman tehlike arz edeceği hiç ama hiç belli olmuyor.

Anne ve babalar, öğretmenler, rehber ve psikolojik danışmanlar, arkadaşlar, yakın akrabalar kelimenin tam anlamıyla uyanık olmalılar. Ufacık belirtileri bile değerlendirmeli, paranoya boyutuna getirmemek koşuluyla takibe almalılar.

Yani çocukların kendilerini geliştirmelerine ve kendi dünyalarını kurup amaç edinme, hobiler bulma, arzu edilene izin verme kısmını ‘takipsizlik ve ilgisizlik’ olarak algılamamalılar. Elbette istekleri süzgeçten geçirmeli, doğruyu yanlışı anlatmalı, hatta yasaklar da koymalılar açıklamalarıyla beraber. Ama her şeye rağmen, tüm güvenlerine rağmen incitmeden, gücendirmeden ve özgüvenlerini yok etmeden peşinde olmalılar çocuklarının.

Evet siz anne ve babalar; çocuklarınızın arkadaşlarını, düzenli olarak gittikleri okul, kurs, mekan ve evleri, ziyaret ettikleri internet sitelerini, hoşlandıkları kitap ve filmleri, ilgi duydukları konuları bilmelisiniz, bilmek için uğraşmalı ve bunu sessiz sedasız yapmalısınız. Özel alanına girdiğiniz ve bir rahat vermediğiniz hissini uyandırarak değil, sessizce sakince ama dikkatle. Paylaştığınızı ve desteklediğinizi gerektiğinde göstererek.

Ve siz öğretmenler; yazılan kompozisyonlar, arkadaşlarla edilen kavgalar, tartışmalardaki dil ve üslup, olaylara bakış açısı, bir çocuğun içindekini size işaret edebilir. Müdahale konusunda rehber ve psikolojik danışmanından yardım almalı ve gerek duyulursa konuyu birlikte taşımalısınız aileye. Peşini asla bırakmadan ve gerekirse resmi makamlara da başvurarak.

Çocuklarınızın kendilerini gerçekleştirmelerine izin verin. Çünkü bir işe yaramadıkları, kendilerine özgü bir düşünceleri olmadığı, amaç edinemedikleri ve atmak istedikleri adımlarda arkalarında kimsenin durmayacağı düşüncesi onları, ‘başkaları tarafından kullanılmaya müsait bir boşluk’a itiyor. Kendilerini ispatlamak için başkalarının hedeflerini hedef belliyorlar. Kendilerine en iyi davrananın emrine giriyorlar. Adlarından söz ettireceğine inandıkları olaylarda başrol olmayı seçiyorlar. Dillerini, dinlerini, fikirlerini, inançlarını, ideolojilerini oluşturmak ve savunmak için başka insanlara tutunuyorlar. Nasıl tehlikeli bir bilseniz…

Çocuklarınızı birey olarak kabul edin ve bunu onlara hissettirin. Birey olmanın, her yaşta başka getirileri olduğunu, her yaşın kendine özgü gelişim ve özgürlük süreçleri olduğunu anlatın. Büyüdükçe alanlarının genişleyeceğini ve yalnız hareket etmenin bu anlamda zaman aldığını açıklayın.

Çocuğunuzu, yetenekleri ve karakteri doğrultusunda yoğurma ve var etme işini, kötü niyetli yabancılara bırakmayın. Dünya, bir çocuğun suça karışması kolaylaştıkça daha berbat bir yer olup çıkıyor, unutmayın.

http://www.haberaktuel.com/ sitesinden 20.10.2017 tarihinde yazdırılmıştır.