Artık kriz değil fırsatlar var

  • Giriş : 30.01.2007 / 00:00:00

Erdoğan, Hrant Dink cinayetine ilişkin olarak, ''Bu konuda emniyet güçlerimiz varsa hatalarından da dersler çıkararak üzerlerine düşeni yapma gayreti içindedirler'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erdoğan, ayrıca, ''Temiz internet'' kampanyası çağrısı yaparak, ''Gelin hep birlikte interneti silaha dönüştüren, uyuşturucuya, cinsel sapkınlığa dönüştüren sanal çetelere hep birlikte savaş açalım, temiz internet kampanyası başlatalım'' dedi.

Başbakan Erdoğan, televizyonda yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında, 2007 yılının Türkiye için son derece verimli geçeceğine inandığını söyledi. Türkiye'de artık her ay güzel gelişmeler olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Eskiden yılda bir kez bile yaşandığında büyük heyecanlara sebep olan, gündem değiştiren iyi haberler artık günlük rutin haline geliyor. Bundan da ayrı bir memnuniyet duyuyorum'' dedi.

Türkiye'nin ve Türk milletinin gündeminde artık krizlerin değil, fırsatların olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Gerek tek tek bireyler, gerekse millet olarak karşımıza çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Unutmayalım ki, yarın bizi nasıl bir hayatın, Türkiye'yi nasıl bir geleceğin beklemesini istiyorsak, bugün tercihlerimizi ona göre yapmak durumundayız.

Siyasette de işte de okulda da evde de bu bakışı hepimizin kazanması, geleceğimiz bakımından büyük önem taşıyor. İster öğrenci olalım, ister ev kadını, ister memur, ister bürokrat olalım; ister işveren, ister işçi, ister seçmen, ister siyasetçi olalım; hepimizin kaderi birbirine bağlıdır. Hangimiz görev ve sorumluluklarımızı ihmal edersek bilelim ki, fatura toplum olarak hepimize çıkacaktır, çıkmaktadır. Hatalarımızı yalnız işlesek de, bedellerini hep birlikte ödüyoruz. Bu bilinci mutlaka yükseltmek durumundayız.

Sadece bugünkü huzur ve refahımız bakımından değil, belki ondan da çok yarınlarımız bakımından mesuliyetimizin ne kadar büyük olduğunu hepimiz idrak etmek durumundayız Zira kritik bir aşamada bulunuyoruz.''

SIÇRAMANIN EŞİĞİNDEYİZ''

''Millet olarak büyük bir sıçramanın eşiğinde bulunuyoruz'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Ya krizlerin hep fırsata döndürüldüğü bir geleceği inşa edeceğiz ya da eski günlerde olduğu gibi fırsatlarımızı bile krize çevirdiğimiz kısır döngülere geri döneceğiz.

Lütfen o siyasi felç dönemlerini iyi hatırlayın. Türkiye'nin içe kapandığı, bir fasit daire içinde bütün zamanını ve enerjisini kendi kendisiyle uğraşarak zayi ettiği o fetret günlerini iyi hatırlayın.

Kaybettiğimiz yılları şimdi geri getirmek mümkün mü? O yıllar, milletimizin, memleketimizin ömründen gitti. O yıllar, Türkiye'nin ömründen gitti. O yıllar hepimizin, sizin, benim, ömürlerimizden gitti. Şimdi soruyorum, çocuklarımızın ömründen de yıllar eksilsin mi? Onlar da sonra geriye bakıp yıllarını ne için ne uğruna heba ettiklerini mi sorsunlar?''

''MİLLETİ SEVMEK HİZMET ETMEKLE OLUR''

Türkiye'nin neden geri kaldığını yeterince tartıştıklarını, konuştuklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Onlarda mı hayatlarını bu tartışmayla geçirsin? İşte bütün bu sorulara eğer 'hayır' diyorsanız, o zaman tercihinizi istikrardan yana yapıyorsunuz, demektir. O zaman siz de, benim gibi kendi içinde ihtilaflı bir toplum olarak kalmak istemiyorsunuz demektir. O zaman siz de, içeride birbirimizle uğraşırken dışarıda neleri kaçırdığımızı merak ediyorsunuz demektir. İşte biz bunun için dünyaya açık bir Türkiye istiyoruz dedik. Türkiye'yi dünyaya açtık, dünyayı da Türkiye'ye getirdik, getiriyoruz. Onun için Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi biz de diyoruz ki, milleti sevmek ona hizmet etmekle olur. Eğer vatanı, milleti sevme iddiasındaysak o zaman yaptıklarımızın vatana, millete ne kaybettirip ne kazandırdığına iyi bakmak durumundayız.''

''VATAN SEVERLİK KILIFI...''

Milletin birlik ve beraberliğine, huzur ve istikrarına kastedenlerin oyunlarına karşı herkesin uyanık olması gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, konuşmasını, şöyle sürdürdü:

''Türkiye'yi tekrar dünyadan koparmak, yalnızlaştırmak, kendi içinde birbirine düşürmek isteyenlerin gayretlerine tanık oluyoruz. Bunu vatanseverlik kılıfı altında yapanlar olduğunu da biliyoruz. Elbette başarıya ulaşmaları mümkün değildir. Ancak sosyal yapımızı tahrip etmelerine de izin veremeyiz. Bu sadece güvenlik tedbirleriyle halledilecek bir mesele de değildir.

Mesuliyetimin gereği olarak bu uyarıyı yapıyorum; Milletimizin iyiliğine, menfaatlerine hizmet etmeyen hiç bir söyleme iltifat etmeyin. Unutmayın ki, zihinleri bulandıran, şiddet ve nefret gibi tehlikeli karışımlar içeren hiçbir söylem, ne adına olursa olsun millete hizmet etmeyecektir.''

''KESKİN SİRKE KÜPÜNE ZARAR''

Tarihte ve günümüzde bu tür söylem ve çağrıların yükseldiği toplumlara dönüp bakıldığında, yoksulluk, felaket, acı ve gözyaşı görüleceğini ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hamaset yaparak yükselen, refaha, huzura kavuşan hiçbir millet gösteremezsiniz. Hamaset hep, yükseldiği toplumların hayat kalitesini düşürmüştür. Temel nedenini ben size söyleyeyim, çünkü hamasetin içinde öfke, nefret ve şiddet vardır. Öfkeyle kalkan, unutmayın, zararla oturur. Keskin sirke de sadece küpüne zarar verir. Biz öfkeyle değil, aklıselim ile anılan bir milletiz. Tarihte de hep öyle olduk. Mutlulukla görüyoruz ki bugün de milletimiz, öfke ve nefretin tuzağına düşmeyecek kadar uyanıktır, aklıselim sahibidir.''

HRANT DİNK CİNAYETİ

Türk milletinin siyasi felç dönemlerini, fetret dönemlerini bir daha yaşamaması dileğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Artık yargı aşamasında olduğu için ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak önemli bulduğum bir hususu tekrar vurgulamakta yarar görüyorum. Hrant Dink cinayetinin bütün yönleriyle aydınlatılması, adaletin yerini bulması bakımından elbette kutsal bir görev yerine gelmektedir. Bunun yanında, huzur ve istikrarımıza, birlik ve beraberliğimize, düşünce özgürlüğüne ve demokrasimize kastedenlerin benzer alçakça girişimlere bir daha cesaret edememeleri bakımından da sonuca ulaşmamız büyük önem taşıyor. Biz yürütme olarak bu sorumlulukla hareket ettik ve ediyoruz, edeceğiz.''

'CİNAYETİ HAZIRLAYAN İLİŞKİLER

Bu mücadelede polisiye tedbirlerin önemli olduğuna dikkat çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu konuda emniyet güçlerimiz varsa hatalarından da dersler çıkarararak üzerlerine düşeni yapma gayreti içindedirler. Nitekim çabuk, dikkatli ve kapsamlı hareket edilerek Hrant Dink cinayetinin zanlısı, olayın üstünden sadece 32 saat geçmişken yakalanmıştır. Bununla yetinilmeyerek olayla ilgili bağlantıları olabilecek herkes incelemeye alınmış, cinayeti hazırlayan ilişkiler ağını çözmek için çalışmalar derinlemesine sürdürülmüştür, halen de sürdürülmektedir.''

''GÜNLÜK POLEMİKLERE MALZEME EDİLMEMELİDİR''

Erdoğan, Türkiye'nin birliğini, huzurunu, güvenliğini ve istikrarını korumak konusunda herkesin, hassas, dikkatli ve uyanık olmak zorunda olduğunu kaydetti. ''Bakınız bu hadise, Türkiye'de huzur ve istikrarın, ne kadar önemli kazanımlar olduğunu bir kere daha ortaya koymuştur'' diye konuşan Başbakan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

''Türkiye'nin bugünlerine sahip çıkmak, yarınlarını kazanmak anlamına gelmektedir, bunu da hepimiz iyi bilmeliyiz, iyi anlamalıyız. Popüler kültürün oluşmasında payı olan herkes, bu ülkenin geleceği adına, toplumumuzun huzuru ve selameti adına üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmelidir. Birlik ve beraberliğimiz her şeyin üstünde tutulmalı, günlük polemiklere malzeme edilmemelidir.''

''TEMİZ İNTERNET KAMPANYASI BAŞLATALIM''

Başbakan Erdoğan, daha sonra şöyle konuştu:

''Gelin hep birlikte interneti silaha dönüştüren, uyuşturucuya, cinsel sapkınlığa dönüştüren sanal çetelere hep birlikte savaş açalım. Temiz internet kampanyası başlatalım. Biz bunun hukuki altyapısını oluşturmak için hükümet olarak çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Sizler de, en başta internet servis sağlayıcıları, hazırlayıcı ve kullanıcıları, kafecileri olmak üzere anne babalar, öğretmenler, gazeteciler, televizyoncular, sivil toplum örgütleri olarak bu kampanyaya katılın. İnterneti, her türlü kirlilikten arındıralım. Yavrularımız için güvenli bir alana, temiz bir bilgi ve iletişim kaynağına dönüştürelim'' diye konuştu.

''GELİR ADALETSİZLİKLERİ TÜMÜYLE ORTADAN KALDIRILMIŞ DEĞİLDİR''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Açık yüreklilikle ifade edeyim ki, bugün Türkiye'de henüz gelir adaletsizlikleri tümüyle ortadan kaldırılmış değildir'' dedi.

Erdoğan, televizyonlarda Ulusa Seslendi. Erdoğan, ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında, insana önem veren, hayat kalitesini yükseltmeyi hedefleyen bir anlayışla, dünyaya açık, değişime açık, yeni fikirlere, yeni projelere, yeni atılımlara açık ve değerlerine de bağlı bir ülke olmanın, Türkiye için aydınlığa giden tek çıkar yol olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, bu vizyonla, bu perspektifle, bu rotayla geçen dört yıl içinde Türkiye'nin, dünyanın en hızlı büyüyen, en hızlı gelişen ülkelerinden biri olduğunu ifade etti.

Hedeflerinin, Türkiye'yi sayılı zenginleri olan değil, millet olarak topyekun kalkınan, topyekun kazanan, topyekun ilerleyen bir ülke haline getirmek olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Çok şükür, dört yıl gibi kısa bir zaman içinde önemli kazanımlar elde ettik. Artık, zaman, bu ülkenin aleyhine değil, lehine işliyor. Bütün ekonomik göstergeler, her geçen gün milletimizin refah yolunda ilerlemekte olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Her vesileyle ifade ediyorum; bu ülkenin en önemli sorunlarından biri öteden beri daima gelir dağılımındaki eşitsizlik olmuştur. Hükümet olarak göreve geldiğimiz ilk günden beri, gelir dağılımındaki bu adaletsizliği gidermek, gelir grupları arasındaki uçurumları kapatmak için gayret gösterdik, önemli tedbirler aldık.''

GELİR DAĞILIMI

''Açık yüreklilikle ifade edeyim ki, bugün Türkiye'de henüz gelir adaletsizlikleri tümüyle ortadan kaldırılmış değildir'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ancak hemen şunu da ilave etmekte yarar görüyorum: Gelir dağılımını hakkaniyetli bir düzene kavuşturmak için attığımız adımların önemli neticeler vermeye başladığını hep birlikte görüyoruz.

Bugün alt gelir grupları, yoksulluk çeken, geçim zorluğu çeken insanlarımız, kaderlerine terk edilmediklerini görüyorlar, biliyorlar. Elbette, bu toplumsal yarayı tamamen iyileştirmek, bu ülkede yaşayan her vatandaşımızı insanca yaşayabileceği bir hayat standardına kavuşturmak için yeni adımlar atmaya devam edeceğiz.''

GIDA VE GIDA DIŞI YOKSULLUK ORANI

Türkiye İstatistik Kurumu'nun son açıklanan rakamlarının, Türkiye'nin gelir dağılımıyla ilgili olarak doğru bir yolda ilerlemekte olduğunu açıkça ortaya koymakta olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Biz göreve geldiğimizde nüfusumuzun gıda ve gıda dışı yoksulluk oranı yüzde 27 seviyesine yükselmiş durumdaydı. Uyguladığımız insana odaklı sosyal politikalar ve ekonomik tedbirlerle 2005 yılı sonu itibariyle bu oranı genelde yüzde 20'ye, kentlerde yüzde 12'lere kadar gerilettik.

Bugün bu rakamlar çok daha olumlu noktalara gelmiştir, ancak 2006 rakamları bu yılın sonunda ortaya çıkacağı için 2005 rakamlarını vermekle yetiniyorum. Bunlar da son derece önemli rakamlardır.''

''KALKINMA SOKAĞA YANSIMIYOR DİYENLERE''

Yaşanan iyileşmelerin, Türkiye'nin gelişme hızını inkar edilemeyecek biçimde ortaya koyan, 'kalkınma sokağa yansımıyor'' diyenlere cevap olacak nitelikte iyileşmeler olduğunu vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu rakamlar, 2002'den, 2005 sonuna kadar geçen dönemde tam 4 milyon insanımızın yoksulluk sınırının altında yaşamaktan kurtulduğunu gösteriyor. Bu gelişme önemli bir gelişmedir, bu tablo insanımızın kalkınması bakımından son derece değerli bir tablodur. Bakınız, 2002'de günlük geliri 1 doların altında olan tam 136 bin insanımız varken, bu rakam bugün 10 bine kadar düşmüştür. 2002 yılında, toplumun en yoksul yüzde 20'lik kesiminin toplam gelirden aldığı pay ancak yüzde 5 oranını biraz aşabiliyorken, en zengin yüzde 20'lik kesimin aldığı pay yüzde 50'yi buluyordu. Yani en yoksullarla en zenginlerin toplam gelirden aldıkları paylar arasında 10 katlık bir fark oluşmuştu. 2005 yılı sonu itibariyle bu makas daralmış, en yoksulların toplam gelirden aldığı pay yüzde 6'ya yükselmiş, en zenginlerin aldığı pay yüzde 44'e gerilemiştir.''

TOPLUMSAL REFAHIN SAĞLANMASI

Erdoğan, bu konuda yaşanan gelişmenin, en yoksul olanların, gelir adaletinin ve toplumsal refahın sağlanması lehine olduğunu söyledi. Bu gelinen seviyenin yeterli olmadığını dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Gelir dağılımımızda yılların ihmaliyle açılan adaletsizlik makasının bir anda kapanması, arızaların hemen bütünüyle ortadan kaldırılması zaten beklenmemelidir.

Ekonomik gerçekler, maalesef geçmişte iddia edildiği gibi sihirli değneklerle değiştirilememektedir. Başarılar ancak doğru yolda sabırla ilerlemekle, kararlılıkla, disiplinle ve nihayet samimiyetle elde edilebilmektedir. Önemli olan rotanın doğru tutulmasıdır, istikrarın korunmasıdır, insana hizmetin öncelikli amaç olmasıdır. Bu gayretlerin ardından çok daha güzel günler, çok daha aydınlık yarınlar mutlaka gelecektir.''

ORTA DİREĞİN GENİŞLEMESİ

Gelir dağılımında en fakir ve en zengin arasındaki mesafenin hızla kapanmasının sevindirici olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, ''Orta gelir gruplarının, yaygın deyişle orta sınıfın ya da orta direğin genişlemesidir, merkezin güçlenmesidir. Orta sınıfın güçlenip genişlemesi, refah ve zenginliğin topluma yayılmaya başladığını göstermektedir. Bu tablo bu bakımdan da önemlidir'' dedi.

''SOSYAL İSTİKRAR, TOPLUMSAL BARIŞ DEMEKTİR''

Bu tablonun siyasi ve ekonomik istikrarın ardından, sosyal istikrarın da yakalanmakta olduğunu göstermekte olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sosyal istikrar, toplumsal barış demektir. Bu dönemde hükümet olarak üzerinde en çok durduğumuz, büyük hassasiyet gösterdiğimiz kavram, bunun altını çiziyorum, 'sosyal restorasyon' kavramıdır. Bu kavram, toplumsal dengelerimizin yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasını, sosyal istikrarımızın güçlendirilmesini ifade etmektedir.

Geçmiş dönemlerde, ne yazık ki, yanlış politikaların sonucu olarak hayat standartlarımız düşmüş, orta sınıfımız erirken yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşayan insanlarımızın sayısında patlama yaşanmıştır. İşte bu gidiş, 4 yıllık icraatlarımızla artık tersine dönmüştür.''

''GELİNEN NOKTA SEVİNDİRİCİ''

Erdoğan, ''Gelinen nokta hem sevindiricidir hem de umut vericidir. Düne kadar evinin kirasını ödemekte zorlanan insanlarımız, bugün kira öder gibi taksitlerle başını sokacak bir ev sahibi olma, ayağını yerden kesecek bir araba sahibi olma imkanına kavuşmuştur'' dedi.

Eğitim ve sağlık hizmetlerinde kalitenin arttığını, daha çok insanın, daha iyi şartlarda bu hizmetlerden yararlandığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yoksulluk sınırının altındaki 4 milyon insanımıza daha böylesi bir orta sınıf hayat standardı temin ettik.

Hele etrafınıza dönüp bir bakın Allah aşkına, mutlaka bu 4 milyon insanımız arasında tanıdıklar bulacak, hayatlarının nasıl değiştiğini göreceksiniz. Açık söylüyorum, bu 4 milyon insanımız arasında benim tanıdığım, bildiğim aileler var. İnşallah, kalan milyonlara da böyle bir hayatın kapılarını açacağız. Bunun hazırlıklarını azimle ve kararlılıkla yapıyoruz. İnanıyorum ki, bu yolda aynı ciddiyetle, aynı gayretle ilerleyen bir ülke olarak kişi başına 10 bin Dolar gelire kavuşacağımız o aydınlık günlere hiç de uzak değiliz.''

''BOLU TÜNELİNİ AÇTIK''

Yaptıkları açılışlara ve hizmete açtıkları tesislere de değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu ay, Türkiye'nin ulaşım haritası için son derece önemli bir yatırımın ilk etabını hizmete açmanın, yıllardır gerçekleşmesini beklediğimiz bir rüyayı gerçeğe dönüştürmenin heyecanı ve mutluluğu içerisinde olduk. Bundan tam 20 yıl önce projelendirilen ve ne yazık ki biz göreve geldiğimizde adeta kaderine terk edilmiş durumda bulunan Bolu Dağı Tünelini, bir diğer adıyla Bolu Tünelini, İtalya Başbakanı Romano Prodi'nin de katıldığı bir törenle hizmete açtık.''

MEYVE, SEBZE DEPOSU OLARAK KULLANILMASI DÜŞÜNÜLEN...

Erdoğan, 14 yıldır çeşitli nedenlerle aksayan bu sürecin hükümetin kararlı, ısrarlı çalışmalarıyla nihayet hayırlı bir sona bağlandığını ve milletin dev bir eser daha kazandığını ifade ederek, ''İki kez sel, iki kez deprem felaketi yaşayan ve bir dönem vazgeçilme aşamasına gelinen, meyve sebze deposu olarak kullanılması düşünülen bu tünel, inanıyorum ki Türkiye'nin son dört yıl içinde yaşadığı büyük atılımın sembollerinden biri olacaktır'' dedi.

''Maalesef aradan geçen 14 yılın milletimize zaman açısından, kaynak açısından, bölgedeki trafiğin getirdiği sıkıntılar açısından ağır faturaları olmuştur'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Ancak, biz hükümet olarak hiç yılgınlığa kapılmadan, geçen 14 yıldan da önemli dersler çıkararak, yanlışları tespit ederek yolumuza devam ettik, bugünlere geldik.

Bildiğiniz gibi, İstanbul ile Ankara'yı birbirine bağlayan kara yolu, Türkiye'nin kara yolu haritasının ana arteri konumundadır. Bolu Tünelinin ulunduğu bölge, trafik yoğunluğunun en üst seviyede yaşandığı bir bölgedir. Maalesef Edirne'den başlayıp İstanbul üzerinden Ankara'ya ulaşan en büyük otoyol projemizin de bugünlere kadar tamamlanamayan eksik parçasıdır.

Bu tüneli hizmete açmak suretiyle hem bölgede yaşanan trafik tıkanıklığını büyük ölçüde aşmak hem de ulusal ve uluslararası taşıma imkânlarını geliştirmek bakımından çok önemli bir adım atmış oluyoruz.

Bu sayede şehirlerimiz arasındaki ticari ilişkiler hız kazanacak, yılda 40 milyon Dolar civarında bir tasarruf sağlanacak, bu da ekonomimiz için önemli bir kaynak olacaktır.''

''HIZLI TREN PROJESİ

Erdoğan, Türkiye'nin gerçekleştirilen her projeyle, hizmete açılan her yatırımla büyüdüğünü, kalkındığını ve güçlendiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşte Bolu Tüneli'ni hizmete açtık, Marmaray'da tünel kazıları başladı, Hızlı Tren Projesi adı gibi hızla ilerliyor.

Açılan hava alanlarını, limanları, duble yollar, Türkiye'nin her yerinde yükselen konut projelerini, kentsel dönüşüm projelerini, organize sanayi bölgelerini, hastaneleri, okulları, adliye binalarını, barajları, göletleri, diğer altyapı çalışmalarını bu tabloya ekleyiniz.

Karşınızda her geçen gün kalkınan, her geçen gün ilerleyen, mutlu ve müreffeh bir ülke olma yolunda adımlarını sıklaştıran heyecan verici bir ülke göreceksiniz.

İşte o Türkiye, bize yakışan, milletimize yakışan, geçmişimize yakışan, büyüklüğümüze yakışan Türkiye'dir. İnşallah o güzellikleri yakalamak üzereyiz.''

KARADENİZ SAHİL YOLU RESMİ AÇILIŞI

Türkiye'nin büyük bir ülke olduğunu, tarih okumayı bilen herkesin de bu gerçeğin farkında olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ulusa seslenişini şu sözlerle tamamladı:

''Ülkemize inanmaktan, güvenmekten, yarınlara umutla bakmaktan, aydınlık bir gelecek için geceli gündüzlü çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. İşte kısa bir süre önce fiili olarak açılışını yaptığımız Karadeniz Sahil Yolu ve Ordu'daki Perşembe, Bolaman tünelleri, 'bu da yine acaba biter mi?' diye acabalara terk edilmiş; evet, yaklaşık 17-18 yıl gibi bir süreci kapsayan, göreve geldiğimizde yüzde 45'i biten ama o günden bugüne 4 yıl içerisinde yüzde 55'ini bitirmek suretiyle şurada çok cüzi, yani bir 8 kilometrelik kısmı kalan Karadeniz Sahil Yolu ki tamamı 542 kilometre, bu dev tünellerle birlikte hamdolsun bitiriliyor ve Mart ayının ortalarında da resmi açılışını büyük bir merasimle gerçekleştireceğiz. Allah ülkemizin, devletimizin, milletimizin yolunu açık etsin.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious