Artık söz milletin!

  • Giriş : 06.05.2007 / 00:00:00

Millet cevabı her zamanki gibi yine sandıkta verecek

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Aktüel Yayın Grubu internet siteleri Genel Yayın Yönetmeni Muaz Kalaycı, bu haftaki köşe yazısında ikinci defa tekrarlanan 1. tur 11. Cumhurbaşkanlığı seçimini, CHP’nin tutumunu ve birleşen partileri ele aldı.

CHP lideri Deniz Baykal’ın son kozlarını oynadığına dikkat çeken Kalaycı, tıkanan demokrasinin sahibi olan milletin, cevabı her zaman olduğu gibi yine sandıkta vereceğinin altını çizdi.

...işte o yazı!

ARTIK SÖZ MİLLETİN

Şimdi ne oldu? TBMM, 11. Cumhurbaşkanını seçemeyince CHP’nin incilerinin parkalığına ahenk mi geldi?

Bugüne dek siyasete bir sempatim olmadı ama mutlaka hep bir fikrim oldu. Ve bu fikrimi hemen her platformda dile getirdim.

Sempatim olmadı olmamasına da artık Türk siyasetinde antipati duyduğum sevimsiz bir siyasi parti var.

Ben CHP’den artık nefret ediyorum. Yok, hayır, CHP’den değil, CHP’li yöneticilerden nefret ediyorum!

“Yahu” diyecek oluyor insan; “Siz ne yapmak istiyorsunuz?”

Ülkeyi kaosa sürüklemeyi mi???

Deniz Baykal ve kurmaylarının söylemleriyle Türkiye’yi sürekli bir çıkmaza sürüklemeye çalıştıkları görüldü. Hep bir kavga içerisindeydiler.

Ve uzun müddet CHP çatısı altında durabilme tahammülüne hayranlık duyduğum İnal Batu bu kavgadan sıyrılabilmek için kendisini dışarıya zor attı.

Kurtuldu!

Seçilemedi! 11. Cumhurbaşkanı, Deniz Baykal’ın ısrarlı engelleri, yasakları, yalanları neticesinde seçilemedi.

Şimdi de Sayın Baykal’ın arenadaki arkadaşlarıyla beraber yaklaşık 10 bin önerge öne sürerek meclis çalışmalarının önünü tıkama gibi bir gayreti var.

Bundan CHP’nin dışında kimsenin menfaati yok.

Artık her sabaha CHP’nin ülke demokrasisine atacağı tokata siper alarak uyanıyorum.

Benim günahım ne peki?

Koltuğunun altına üç ekmek alıp evinin yolunu tutan memurun günahı ne?

İnşaat sahasında briket-çimento sırtlayan ustanın suçu ne?

Henüz okul sıralarında akşamlayan ve istikballerinin selametinden emin olamayan öğrencilerinin kabahati ne?

Düğün kurmak için kalplerinin atışlarına hız gelen çiftlerin günahı ne? Ne?

Gidişatımız Baykal’ın keyfine mi bağlı yani? Tandoğan’da, Çağlayan’da toplanan kalabalığın bir gelecek düşüncesi yok muydu acaba?

Yoksa onlarda demokrasiye inanmıyorlar mıydı? Şuan görünen tablo bir demokrasi tıkanması değil midir?

Nitekim koca Meclis Cumhurbaşkanını seçemedi. Halkın oylarıyla kutlu vazifeye getirilen vekiller meclisten içeriye giremedi. Girselerdi de “olumsuz” oy verselerdi ya!

Yoksa aralarında “olumlu” oy verecek olanlar vardı da siyasi parti liderleri akıllılık mı etti?!

Kimisi İstanbul’da toplantılara alındı, kimisi kapılar arkasına kilitlendi. Yani demokrasiye kurşun üstüne kurşun sıkıldı.

Şimdi Mumcu, konuşması esnasında salonu terk eden partililerine “Beni bırakmayın kardeşlerim, beni bırakmayın” diye feryat figanı basıyor!

DSP ise pili bitmiş bir partinin peşine takılmış “Ecevit’in vasiyetini” yerine getirdiklerini iddia ederek kendini daha da tüketiyor.

Baykal son kozlarını oynuyor ve sandığa gömülmeyi bekliyor. Bu hazin sonun biraz daha geç olması için de yine Anayasa’ya koşuyor.

Devlet Bahçeli ise tek başına iktidar olmanın hesapları içerisine girmiş.

BBP, milletvekilliği aday adaylığı sürecini başlattığını duyuruyor.

Tablodan çıkarılabilecek en sağlıklı sonuç DYP-ANAVATAN birleşmesinin paslanan kapı kilidini açamayacağı, CHP-DSP birleşmesinin para etmeyeceği, AK Partinin de önümüzdeki genel seçimlerde tek başına iktidar olamayacağı halde muhalefet partilerin yanlış taktikleri sonucunda tek başına iktidara geleceğidir.

Cumhurbaşkanlığı tek adaylığından çekilen Abdullah Gül’ün son sözü “Artık söz milletindir” de Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin artık millet tarafından yönlendirileceğinin en somut örneğidir.

Sanırım CHP’nin bundan sonraki yapacaklarına artık “çırpındıkça batmak” yakıştırmasını yapabiliriz.

Tıkanan demokrasinin sahibi bu millet cevabı her zamanki gibi yine sandıkta verecek.

Haydi hayırlısı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious