Asker-Sivil dengesi: Eski-Yeni Ankara

Asker-Sivil dengesi: Eski-Yeni Ankara.12616
  • Giriş : 08.07.2009 / 05:40:00
  • Güncelleme : 08.07.2009 / 00:12:22

Eskiden olsaydı böyle durumlarda, Ankara’da toz duman birbirine karışırdı. Ama artık 4 şey değişti!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gazeteciler, üniformalı birini yakalar, oradan buradan sıkıştırıp “manşet yürütürlerdi.”

Mehmet Acet yazdı...

Ertesi gün gazeteler, “Ankara'da hava kurşun gibi” manşetiyle çıkardı.

Dikkat ettiyseniz, sivil-asker ilişkilerinde en sancılı günlerden geçtiğimiz halde, Ankara'nın iklimi eski günlerden çok farklı.

Nedenleri üzerinde düşününce aşağıdaki sonuçlara ulaştım.

1- Türkiye “açık toplum” oldu.

Zaman, “masaya yumruk vurarak” istediğimi alırım zamanı değil. “Mantıklı” ve “ikna edici” olmak gerekiyor. İnsanlar, geçmişin aksine, olup bitenleri büyük bir merak içinde izliyor ve her hamlenin doğruluğunu, yanlışlığını test ediyor.

Bu nedenle iki tarafta “kamu diplomasisi” yöntemine başvuruyor. Yani ölçüsüz tepkilerle değil, “ikna edici” olma kaygısıyla hareket ediliyor.

Askerler, konuyu bağlamından çıkarmadan son düzenlemenin sakıncalarını, hükümetse doğruluk gerekçelerini anlatıyor.

2- Erdoğan-Gül faktörü:

Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül üzerinde sert bildiriler aracılığıyla baskı kurarak sonuç alma yönteminin başarısızlığı, yakın geçmişte test edildi ve onaylandı.

3- İlker Başbuğ Faktörü.

Genelkurmay Başkanı bulunduğu konum itibariyle “yeni konjektürü” çok iyi okudu. Son bir yılda, karargahın üslubunda önemli (bence pozitif yönde) değişiklikler oldu. Başbuğ, basın üzerinden siyasilerle kavga edilmesi geleneğine son verdi. Resepsiyonlarda ayaküstü demeçlere tevessül etmedi. Açıklamalara “tehdit” içerikli bir üslup yerine “mantıki çerçevenin dışına çıkmama” geleneğini getirdi. (Daha birkaç yıl önce bir kuvvet komutanının birilerini Anadolu denizine gömmekten söz ettiğini hatırlayınız)

Bu yeni üslup, bence askere bir şey kaybettirmedi.

Başbakanın “haklı gördüğü” anlarda askerin yanında durduğunu defalarca yaşadık.
(Paşasının Başbakanı manşetini hatırlayınız)

4- Hükümet ve Köşk'ün özenli tutumu:

Başbakan Erdoğan, iktidara geldiği ilk günden itibaren, askerlere “birbirimizle sorunlarımızı doğrudan görüşelim” mesajı veriyor. Erdoğan'ın askeri kişilerle yaptığı görüşmelerin dışarı sızmaması konusundaki hassasiyetinin temelinde de bu duruş var. Cumhurbaşkanı Gül ise, hem askerlere, hem de hükümet yetkililerine her türlü görüşleri saklamadan konuşma imkanı sağladı.

Bu şekilde MGK toplantılarını “sinir harbi”nin merkezi olmaktan çıkarıp, bir tür “serbest kürsü” işlevi görür hale dönüştürdü. Bu yeni durum, tarafları birbirlerini daha iyi tanır hale getirdi. 30 Haziran tarihli MGK'nın çok sert geçtiği biliniyor. Ancak bardağın dolu tarafına bakarsanız, her şeyin serbestçe konuşulduğu ortamlarda bazen tartışmaların çok sert geçebileceğini de hesaba katabilirsiniz. Önemli olan oradaki sert tartışmaların geçmişteki MGK'ların aksine halkın gözü önünde yaşanmamış olması.

Sonuçta, özellikle CHP lideri Baykal'ın bütün kışkırtmalarına rağmen son dönemin en sancılı süreci, “testi kırılmadan” bugüne getirilebilmiştir.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*