'Askeri etkisiz kılma çabaları var'

'Askeri etkisiz kılma çabaları var'.8495
  • Giriş : 26.08.2006 / 00:00:00

Orgeneral Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini törenle Orgeneral İlker Başbuğ’a devretti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Görev devir teslim töreninde konuşan Org. Yaşar Büyükanıt, “Türkiye’de Askerin Rolü” genel ifadesinden hareketle, TSK’nin Anayasa’nın 3 ve 4. maddelerinde belirtilen sorumluluklarında etkisiz hale getirilme çabalarının ön plana çıktığını belirtti.

Orgeneral Büyükanıt, “Açıkça ifade etmem gerekir ki bu çevreler ya Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısından rahatsızdırlar, ya da Türkiye Cumhuriyeti’ni başka bir tür Cumhuriyete dönüştürme hayalini düşlemektedirler veya her iki düşünceyi de hayata geçirmeye çalışmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devletin kurumları ve bu kurumlardan biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri var olduğu sürece, gördükleri bu rüya gerçek olmayacaktır” dedi.

Orgeneral Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini törenle Orgeneral İlker Başbuğ’a devretti.

Büyükanıt, yaptığı konuşmada, meslek yaşantısı süresince benimsediği ilkenin, “bir asker için en büyük ödülün, şerefle tamamlanmış görev” olduğunu belirtti.

Orgeneral Büyükanıt, askerlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası bakımından 4 temel sorumluluğu bulunduğunu da belirterek bunlardan birincisinin birliklerin Türk yurdunun korunması bağlamında eğitilerek harbe hazır hale getirilmesi, ikincisinin ülkenin dış düşmanlara ve saldırılara karşı korunması, ulusal güvenlik çıkarlarının savunulması, üçüncüsünün üniter yapıyı bozmaya çalışan terör ve terör dışı mihraklarla mücadele edilmesi, dördüncüsünün de anayasa ile belirlenmiş temel niteliklere yönelik saldırı ve girişimlerin önlenmesi olduğunu kaydetti.

b>‘GÖRDÜKLERİ RÜYA GERÇEK OLMAYACAK’

Orgeneral Büyükanıt, ancak, son yıllarda “Türkiye’de Askerin Rolü” genel ifadesinden hareketle, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin özellikle Anayasa’nın 3 ve 4. maddelerinde belirtilen sorumluluklarında etkisiz hale getirilme çabalarının ön plana çıkmış bulunduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:

“Açıkça ifade etmem gerekir ki bu çevreler ya Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısından rahatsızdırlar, ya da Türkiye Cumhuriyeti’ni başka bir tür cumhuriyete dönüştürme hayalini düşlemektedirler veya her iki düşünceyi de hayata geçirmeye çalışmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devletin kurumları ve bu kurumlardan biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri var olduğu sürece, gördükleri bu rüya gerçek olmayacaktır. Bu konuda görevini teslim etmek üzere olan bir komutan olarak ifade etmek isterim ki terörle mücadelemiz artan bir kararlılıkla ve taviz vermeksizin devam edecektir. Bazı çevreleri rahatsız eden de bu kararlılığımızı anlamış bulunmalarıdır. Yaşadığımız çağda, terörle mücadele, evrensel boyutta bir mücadeledir. Bu mücadeleyi sürdürenler yasaların kendilerine verdikleri yetkiler çerçevesinde görevlerini yerine getirmeye çalışmakta ve gerektiğinde bu uğurda canlarını vermektedirler. Durum böyleyken, her fırsatta terörle mücadele eden insanlarımıza yapılan saldırılar her halde tarihe kötü örnek olarak geçecektir ve nefretle anılacaktır. Bir diğer husus ise Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının terörle ortadan kaldırılamayacağını anlayan bazı mihrakların, terörü demokrasi ve insan hakları, özgürlük gibi medeni dünyanın ortak değer yargıları ile kamufle etmek dahil, diğer yollarla üniter yapıyı bozma girişimleridir. Şunu açıkça ve hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ifade edeyim ki silahlı ve silahsız bu mihrakların hedeflerine ulaşmaları asla mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devletin kurumları ve onun ayrılmaz bir parçası olarak Silahlı Kuvetler bu şer odaklarını etkisiz hale getirmeye muktedirdir. İfade etmek istediğim üçüncü hususun ise Anayasanın ilk üç maddesinde ifadesini bulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleridir. Bu konuda Cumhuriyetin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Cumhuriyeti kuranlar onu korumaya da muktedir olmalıdırlar’ şeklindeki ifadesi yalnız askerin değil, tüm ulusun rehberi durumundadır. Türkiye Cumhuriyeti; üniter, laik, demokratik sosyal bir hukuk devletidir. Böyle kalmaya ve tüm gelişimini bu yönde sağlamaya devam edecektir.”

Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğ’a devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, “canlarını bu güzel yurt için feda etmeye yemin etmiş askerlere ve onların komutanlarına karşı inanılmaz iğrençlikte saldırılar yapıldığını” belirterek, “Bu tür gayretler ne Yüce Önder Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti değiştirebilir, ne de ülkeyi bölebilir. Zamanı geldiğinde yasalar çerçevesinde bu kişiler ve gruplar gereken hesabı verirler ve vereceklerdir” dedi.

“HABERLER HAYAL ÜRÜNܔ

Kara Kuvvetleri’nin modernizasyon bağlamında önemli imkan ve kabiliyetlere kavuşmakta olduğuna dikkati çeken Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:

“Bu konuda önemli bir konuya açıklık getirmeyi gerekli görmekteyim. Geçtiğimiz günlerde basın ve yayın organlarında, aylar öncesi bir savunma dergisine vermiş olduğum beyanata atfen, Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın yüzde 30 oranında küçüleceği yer almıştır. Bu husus yanlış anlamalara sebep olabilir. Verdiğim beyanatta ifade ettiğim rakam, yüzde 30 değil, “Yüzde 20-30” şeklindedir. Ancak dergide yayımlananın tam olarak okunduğunda, bunun, ‘modernizasyon ile etkinliği daha da artırarak küçülme’ olduğu görülecektir. Yoksa asla, Kara Kuvvetleri’nin modaya uyarak cılızlaşması söz konusu değildir. Basında Ege ve 3. Ordu komutanlıklarının lağvedileceğine ilişkin haberlere yer verilmiştir. Bu haberler üzülerek ifade ediyorum tamamen hayal ürünüdür. Ne böyle bir düşünce vardır, ne böyle bir plan vardır. Askerlik süresinin bir kez daha kısaltılması kesinlikle söz konusu değildir. Kimse böyle bir beklenti içinde olmasın.”

ORGENERAL BAŞBUĞ: TSK TARAF OLMAYA DEVAM EDECEK

Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tan devralan Orgeneral İlker Başbuğ, her zaman olduğu gibi, Türkiye üzerinde iç ve dış kaynaklı radikal değişim projelerinin bulunduğunu, bu kesimlerin projelerinin önündeki en önemli engel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) gördüklerini belirterek, “TSK, ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuştur ve olmaya devam edecektir” dedi.

Orgeneral Başbuğ, devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, yaşamakta olunan küreselleşme olgusunun, terörizmin dünya için en büyük tehdidi oluşturmasının, birçok devlet için simetrik tehdit ve risklerin ortadan kalkmasının, ülkelerin güvenlik konsept ve stratejilerinde büyük değişimlere neden olduğunu kaydetti.

Birçok devletin güvenlik konseptlerini “savunmayı öngören stratejik düşünceden, sadece güvenliğe dayalı stratejik düşünceye” dönüştürdüğünü ifade eden Orgeneral Başbuğ, “Güvenlik boyutu da bulunan küreselleşmeye gelince; küreselleşmenin gereği olarak günümüzde uluslararası sistemlerde bulunmak ne kadar zorunlu ise küreselleşme olgusunun getireceği olumsuz etkilerle baş etmek de o kadar zorunludur. Bu nedenle ülkeler tarafından izlenecek en gerçekçi yol; ‘Küresel düşünmek ancak ulusal hareket etmek’ olmalıdır” diye konuştu.

“ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ”

Orgeneral Başbuğ, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının; bir imparatorluğun küllerinden bir ülke yaratmak, bir ülkeyi saldırılardan kurtarmak için ezik, çaresiz, yoksul bir halktan hem ulus, hem de Ordu yaratmak ve sonra o ulusun çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkartılması çabasıyla geçtiğine dikkati çekerek, “Cumhuriyetin ve devrimlerin korunmasının tek yolu vardır. Bu yol Atatürkçü Düşünce Sistemidir” dedi.

“ÜNİTER DEVLET”

Orgeneral Başbuğ, üniter devletin; eşitlik ilkesinin korunmasının, bölgecilik, ırkçılık yapılmamasının ve azınlık yaratılmamasının garantisi olduğunu belirterek, Cumhuriyetin temel niteliklerinin ve Anayasal düzenin temelini de laiklik ilkesinin oluşturduğunu kaydetti. Laikliğin en geniş anlamıyla aklın ve bilimin egemenliğinin kabul edilmesi olduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, laikliğin Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan tüm değerlerin temel taşı olduğuna işaret etti.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tan devralan Orgeneral İlker Başbuğ, bölücü terörün bugün için öncelikli hedefinin ulus devlet olduğunu, daha sonraki hedeflerinin ise üniter devlet yapısının olacağını belirterek, “Kimse Türkiye’den belirli bir etnik gruba kültürel alanın dışında ulus devlet ve üniter devlet yapısını tehlikeye sokacak, siyasal alanda, grupsal düzenlemeler yapmasını bekleyemez” dedi.

KÜLTÜREL FARKLILIKLAR

Orgeneral Başbuğ, her ülkede etnik farklılıklar olabileceğini, ancak etnik farklılıklara milliyetçi yaklaşım hakim olursa, etnik milliyetçiliğin ortaya çıkacağını, etnik milliyetçiliğin ise terör örgütü, legal kuruluşlar ya da sivil toplum örgütleri tarafından kullanılmasının asla kabul edilemeyeceğini söyledi.

Orgeneral Başbuğ, terör örgütüyle mücadelede terör eylemlerini asgari seviyeye indirerek, terör örgütünü etkisiz hale getirmenin esas olduğunu belirterek, “Bu nedenle güvenlik güçleri, terör örgütünün bulunduğu bütün bölgelerde terör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar operasyonlara devam edecektir. Bunun dışında öne sürülebilecek ve düşünülebileceklerin anlamı, teröre taviz vermektir” dedi.

TERÖRLE MÜCADELEDE MEDYANIN ROLÜ

Orgeneral Başbuğu, terörizmle mücadelede medyaya da büyük görev düştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Terörist örgütler zor ve şiddetin yanında propagandayı da ana silahları olarak kullanmaktadır. Onlar için propagandanın lehinde ve aleyhinde olması çok önemli değildir. Önemli olan, medyada yer almaktır. Medyaya düşen görev ise toplumun olaylar hakkında doğru ve zamanında, yeterli seviyede bilgilendirilmesiyle terör örgütünün propagandasına alet olunmaması noktasında dengeyi bulmasıdır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious