Aslında Balbay'ı Cumhuriyetçi yakmış

Aslında Balbay'ı Cumhuriyetçi yakmış.12166
  • Giriş : 21.03.2009 / 11:23:00

Ergenekon Davasını görmezden gelen Doğan Grubu'nun Mustafa Balbay'ın günlüklerini nasıl yayınladığı sorusuna ışık tutacak ilginç ayrıntıyı eski Cumhuriyetçi Hakan Aygün yazdı:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Darbe günlüklerinin yazarı Mustafa Balbay'la Cumhuriyet'in Ankara Bürosu'nda beraber çalışmıştık. Dünyalarımız ayrı olsa da, Balbay dostumdur.
O dönemin Cumhuriyeti'nde Ankara Bürosu'nda Balbay'la mesai arkadaşı olanlardan birkaç ilginç isim vermek gerekirse...
Sıkı bir Ergenekon muhalifi olan Taraf Gazetesi'ni Ahmet Altan'la birlikte yöneten Yasemin Çongar....
Ergenekon davasından içeride olan hiçbir zaman anlaşamadığım ama sonuçta iyi kötü arkadaşım sayılan Tuncay Özkan.
Yasemin de, Tuncay da bana göre Balbay'la daha yakın arkadaştılar.
Cumhuriyet Gazetesi'ndeki meşhur Hasan Cemal-İlhan Selçuk kavgasında, bu satırların yazarı Hasan Cemal tarafında yer alırken, Ergenekoncu Tuncay Özkan ile günümüzün Ergenekon karşıtı Yasemin Çongar, Balbay'la beraber İlhan Selçuk safında yer almıştır.
Hele de Yasemin Çongar, İlhan Selçuk'un "özel kalemi" gibiydi, şaşar kalırdınız...
Bana inanmıyorsanız, o dönem Cumhuriyet'in Ankara Bürosu'ndaki benimle beraber Hasan Cemal ekibinde yer alan isimler olan Hürriyet'in Ankara Temsilci Yardımcısı Faruk Bildirici'ye, Milliyet'in dış politika köşe yazarı Semih İdiz'e, Vatan'ın Ankara Temsilcisi Bilal Çetin'e, Hürriyet'in Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu'na veya İlhan Selçuk karşıtı Hasan Cemal hareketinin ideoloğu olan günümüzün Zaman Gazetesi köşe yazarı Şahin Alpay'a sorabilirsiniz. (Ne sıkı kadroymuşuz ama!)
Ne ilginç değil mi?
Daha da ilginci var...
Ve şimdi sıkı durun...
Balbay'ın günlüklerini Doğan Grubu'na ait Tempo24 internet sitesinde yayınlayan kim biliyor musunuz?
Doğan Akın....
Kısa süre öncesine kadar Sedat Ergin'in yönetimindeki Milliyet'in haber müdürlüğünü yapan Doğan Akın da, eski Cumhuriyetçidir. Balbay'la beraber Ankara Bürosu'nda çalışmıştır.
Doğan Akın meşhur Hasan Cemal-İlhan Selçuk kavgasında, Balbay'la omuz omuza İlhan Selçuk safında yer almıştır.
İşte bazılarına göre Balbay'ı yakan günlükleri bulup yayınlayan Balbay'ın dava arkadaşı bizim Doğan'dan başkası değildir.
Buraya bir not düşmek gerekirse... Doğan Akın tanıdığım en dürüst gazetecilerden biridir. "Günlükler özel olarak Doğan Grubuna sızdırıldı" diyenlerin kulağına küpe olsun diye söylemek zorundayım ki, Doğan Akın "servis yapılabilecek" bir gazeteci değildir. Hayatta "embedded" çalıştıramazsınız.
Doğan, çalışıp, çırpınıp, o günlükleri kendi çabasıyla bulmuştur.
Eski dava arkadaşı Balbay'ın günlüklerini yayınlaması da Balbay'a düşmanlığından değil, "gazeteciliğinden"dir.
Doğan da sonuçta benim gibi Balbay'ı sever. Ama o günlükleri Doğan yayınlamasa bile eninde sonunda yine birileri tarafından yayınlanacaktı. Gazetecinin, haberi yayınlamama hakkı olamaz....
"Eski dost düşman olmaz" ama iyi gazeteciler için bu atasözünü takip etmek o kadar zor ki....
Hasan Cemal 28 Şubat'çıydı..
Bu satırların yazarı, Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan büyük "İlhan Abi mi, Hasan Cemal mi iktidar olacak" kavgasında Hasan Cemal'ci safta yer almıştır.
Bugün yine birbirine giren İlhan Selçuk'la Hasan Cemal'e beslediğim sevgi arasında da fark yoktur.
Siz bakmayın, İlhan Selçuk-Hasan Cemal kavgasına.
Temelinde, "sevgi ve nefretin kardeş duygular" olması vardır.
İlhan Selçuk, kendi yetiştirmesi Hasan Cemal'in görmezden gedikçe, Hasan Ağabey çakıyor da, çakıyor.....
İlhan Selçuk eleştirilerini bile görmezden gelerek "Hasan Cemal'i adam yerine koymuyorum" numarası yapıyor.
Keza, Hasan Cemal de "insan sadece sevdiklerinden nefret eder" lafını doğrularcasına, İlhan Ağabeyine "deve kini" güdüyor.
Ben aralarındaki "derin aşkı" çok sonraları, 28 Şubat sürecinde keşfettim.
28 Şubat sürecinde İlhan Selçuk gibi sıkı 28 Şubat'çı yazılar yazan Hasan Cemal'i şaşkınlık içinde aramıştım:
"Abi, Cumhuriyet'teki kavgada biz senin peşinden geldik ama senin İlhan Selçuk'tan farkın yokmuş ki. Demek ki, sizinki sadece gazeteyi ele geçirme kavgasıymış."
Hasan ağabey, bu lafıma çok taktı. Ama bizi kendi evlatları sevdiği için, aramız hiçbir zaman bozulmadı. Hep "doğal önderim" olarak kaldı.
Onun ekibinden olmaktan kaynaklanan şımarıklığımı da, her fırsat da Hasan Ağabeyime karşı kullanırım. O gün bugündür, artık "sıkı demokrat" olduğu için herkesin unuttuğu Hasan Cemal'in 28 Şubat'çılığını sık sık yüzüne vururum. Hasan Ağabey aşağı yukarı şu laflarla yanıtlar:
"Oğlum, eğer 28 Şubat lehindeki o yazıları yazmasam darbe olacaktı. Darbe olmasın diye 28 Şubat'ı savundum."
Dün, Akşam yazarı Oray Eğin aradı. Cumhuriyet'teki kavgada geçmişteki tarafımı anımsattıktan sonra, bugünümü sordu:
"Sen Ergenekon davasında İlhan Selçukçu musun, Hasan Cemalci misin?"
Yanıtım netti:
"Geçmişte Hasan Cemalciydim ama şimdiyi sorarsan nötr olduğumu söyleyebilirim. Çünkü bir yanda Ergenekoncular olduğunu varsayarsak, diğer yanda da onların kullandığı yöntemleri kullanan kontr-Ergenekoncular var."
Ne yalan söyleyeyim, ben hâlâ ruhen Hasan Cemal'ciyim ama Hasan Ağabeyin sırf işin içinde İlhan Selçuk olduğu için Ergenekon davasındaki sakatlıkları sorgulayamamasını anlayabiliyor değilim.
1990'ların başında gözlerim dolu dolu Cumhuriyet Gazetesi'nden istifa edip ayrılırken, biri çıkıp, "Dur daha çok göreceklerin var. 2009 yılında ülkemiz darbeyi tartışacak. Yine bir tarafta İlhan Selçuk diğer tarafta Hasan Cemal olacak" dese, hayatta inanmazdım!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*