Aslında küresel ısınmayı Kristof Kolomb başlattı...!

  • Giriş : 26.10.2007 / 21:16:00

Aslında küresel ısınmayı Kristof Kolomb Amerika’yı keşfederek başlattı!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Aslında küresel ısınmayı Kristof Kolomb Amerika’yı keşfederek başlattı! Orada bulduğu ve Avrupa’ya getirdiği daha önce bilmedikleri acı bir sebze bütün dünyayı kasıp kavurdu ve kendine bağımlı hale getirdi. Şaka bir yana dünyanın en tatlı acısı kırmızı biber, Kolomb’un bir sepet içinde Avrupa’ya getirdiği günden beri bütün dünya mutfak kültürlerini derinden etkiledi. Tabii Türk mutfağını da. Kırmızıbibersiz bir Güneydoğu yemeği ya da çorba düşünebiliyor musunuz?
Hindistan’a gitmek için yola çıkan ve daha önce varlığından haberdar olmadıkları yeni bir dünyayı keşfeden Colomb buradan dünyanın damak tadını değiştirecek sebzelerle gelmişti; patates, domates, patlıcan ve biber gibi . Tüm dünyanın yemek kültürünü derinden değiştiren bu sebzeler içinden bir tanesi var ki diğerlerinden daha az besleyici ve acı olmasına rağmen insanları tutkuyla kendine bağladı: Kırmızıbiber.

İnsanlar kendilerine acı veren bir şeyi neden yer? İşte bunun cevabı haz duygusunda saklı. Bunu da kırmızıbiber profesyonelce yapıyor. Güney Amerika’dan 15. yüzyılda çıkan bu bitki, önce Avrupa’da sonra da kuzey Afrika, Türkiye, İran, Asya ve Uzakdoğu’ya kadar tüm dünya mutfak kültürlerini sarsmış ve baş köşeye oturmuş. Baharat yolunun en değerli ürünü karabiberin bile tahtını sarsmış. Amcazadeleri olan besleyici ve doyurucu patates, domates, patlıcana göre çok daha hızlı bir şekilde yayılmasının sebebi de karabiber. O zamanlar oldukça pahalı, daha doğrusu lüks olan karabibere ulaşamayan halk, yemeklere lezzet veren (hatta ondan daha fazla aroması olan) her koşulda ve iklimde yetişebilen acı/kırmızıbibere bayıldı! Şimdi ise “acısından hem ağlarım hem de yerim” diyen Ademoğlu’nun yemeklerinin başlıca tatlandırıcısı. Anavatanı Güney Amerika’da yüzlerce çeşidi biliniyor. Meksika’da, Hindistan’da Uzakdoğu’da kırmızıbiber enstitüleri ve kırmızıbiber üzerine uzmanlaşan bilim adamları var. Hatta kırmızıbiberin acılık değerini ifade eden bir birim var; Scoville Heat Units (SHU). Guinness Rekorlar Kitabı’na giren ve Hindistan’da yetişen “biberin ruhu” adı verilen bhut solokai, 16 milyon SHU gibi inanılmaz bir acılık derecesine sahip. Hindistan’da ve Meksika’da kırmızıbiber festivalleri düzenleniyor, onlarca kırmızı biber uzmanı yetiştiriliyor. Kısacası turşusunu, dolmasını, salatasını, baharatını yaptığımız kırmızı biber bizim sandığımızdan daha değerli ve önemli bir sebze.

Ülkemiz kırmızıbiber çeşidi bakımından çok zengin değil. Ama kırmızıbiber yemekleri konusunda dünyanın en zengin mutfaklarından birisiyiz. Biberi sade yemenin ötesinde onu farklı lezzetlerde kullanmışız; turşusunu kurmuşuz, dolmasını, yemeğini, salatasını, sosunu, çorbasını, kızartmasını, yoğurtlamasını, salçasını yapmışız. Galiba kırmızıbiberi mutfağında en şık ve farklı formlarda Türkler kullanmış. O kadar ki Güneydoğu’da kırmızıbiberli baklava ve dondurma bile üretilmiş.


Besleyici değeri yok, doyurucu hiç değil, ama!

* C vitamini bakımından zengin. Birçok minareli bünyesinde bulunduruyor. Acısı bağırsaklardaki bakterileri öldürüyor.

* Biber ilk yenildiğinde vücut, acısından dolayı zehir zannediyor. Ardından reaksiyona giriyor ve endorfin salgılıyor. Endorfin ise geçici bir keyif veriyor. İşte bu duygu, biberin acılığına rağmen yenilmesine imkan sağlıyor.

* Üstelik kırmızı biber iştah açıyor.

GÜLİZAR BAKİ, ZEYNEP KILIÇ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious