"Ata Mezarlığı" ve "Mahşer-i Cümbüş"

  • Giriş : 16.02.2008 / 13:47:00

Bilgelik diyarının peşinde bir yolculuk ve meyhanede yolları kesişen üç karakter... Kitap sevdalıları için iki seçenek.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Ata Mezarlığı"

"Ataerkil" adlı kitabıyla gündeme gelen Mehmet Mollaosmanoğlu’nun yeni kitabı "Ata Mezarlığı" Goa Yayınları tarafından yayımlandı.

Mimar Engin Hakkızade tuhaf iki Iraklı tarafından, ‘Tanrılar Dönemi’nden kalma eski bir tapınak kalıntısını, aslına sadık kalarak yeniden projelendirme’ talebiyle ziyaret ettiğinde, farkında olmadan dünya düzenini değiştirecek uluslararası bir planın içine dahil olur.

Baştan beri her şey şüphe doluyken, mesleki kariyer, astronomik ücret biraz da algı ötesinden gelen telkinlerle kendini bu projenin içinde bulan Engin, kendisi farkında olmasa da satranç tahtasındaki ‘Piyon’ olarak işe koyulur.

Projeyi sonlandırmak ve tapınağı faaliyete geçirebilmek için gerekli kilit parça ‘Kaderler Tableti’ ile ilgili eldeki tek ipucu Eyüp Kitabı’nda bahsi geçen ‘Bilgelik Diyarı’nda saklı olduğudur. Nerededir Bilgelik Diyarı?

Bu arayış, Engin ve yardımcısı Suphi ile kadim dostları Hollanda’lı Shan’ı Güney Amerika’ya, Atacama Çölü’ne doğru bir yolculuğa çıkarır.

Önce Şili’de tehlikeli Alman örgütü Colonia Dignidad’ın takibine girerler ve geride bir ölü bırakarak örgütün elinden kıl payı kurtulduklarında, Bolivya’da bir başka örgütün kucağına düşerler.

Kendilerine ‘Bekçiler’ adı veren bu cemaat biraz tuhaftır. Çok tehlikeli görünmemekte, üstelik Anadolu halkıyla aynı kökten olduklarını söylemektedirler.

Örgüt liderinin kızı Zeketa ile Suphi arasında başlayan yakınlaşma, trajik bir boyut almaya başladığında cemaatin neden ‘Bekçiler’ olarak adlandırıldıkları da ortaya çıkar. Onlar “Kaderler Tableti” nin bekçileridir.

Tablet, Bekçiler’in yaşadığı Tiwanaku adlı antik Bolivya kasabasının kenarındaki Akapana tepesinin içinde bir yerlerde saklıdır. Akapana’ nın içine gizlenmiş, eski bir tapınak kalıntısının dibindeki Tablet’e ulaşma mücadelesi esnasında ki gelişmeler, Engin’i korkunç bir entrikanın içinde olduğu gerçeğiyle yüz yüze getirecektir.

Yerin kırk metre altındadır ve aşağıdaki soruların çözümüne ulaşmaya çalışacaktır. Sonunda ya piyon olarak yem olacak, ya da şah mat yapıp oyunu galip bitirecektir.

"Mahşer-i Cümbüş"

Parçalı metin, metinler arasılık ve tiyatro-roman geleneğinin renkli bir temsilcisi olan ‘Mahşer-i Cümbüş’, Hüseyin Saylan’ın ilk kitabı.

Okura, Oğuz Atay ile Celal Salik’in, Ivan Karamazov ile Shiho’nun aynı diyaloglarda var olabileceği teatral, sürrealist bir görsellik vaat eden kitap Cinius Yayınları'ndan çıktı.

Metnin gerçek(!) karakterleri ise yolları İstiklal’deki Sappho meyhanesinde kesişen üç adam:

Galatasaray’ın arka sokaklarında doğaçlama gösteri yarışmaları düzenleyen tiyatro ekibi Mahşer-i Cümbüş’ün üyesi Timur Nisa, estetik ahlakının yaşayan en büyük temsilcisi(!) ressam Utku Keskin ve adına bilişsel bilim denen yapay zeka, şifre bilim, garip döngüler gibi bilimum zırvalık hakkında ahkam kesebilecek kapasitede olan Niyazi Özçelik.

Bir insanın bilincini tiyatro sahnesine nasıl yansıtabilirim sorusu ile başlayan; kademeli geçişlerle okuyucunun zihninde karakterlerden olay örgüsüne, zaman ve mekan algısından dekorlara ve müziğe kadar bütünüyle bir tiyatro sahnesi canlandırabilmek; bir üst düzlemde ise bizzat izleyicileri de metne ve tiyatro sahnesine dahil edebilmek, eksiklik ve süreklilik hissi, okuyucunun zihninde yap-bozun parçalarını birleştirebilme çabası.

CNNTURK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious