Ateşkes kararı - ANALİZ

  • Giriş : 14.08.2006 / 00:00:00

İsrail’in ateşkes kararı Lübnan’a barış getirir mi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


BM’nin öncülüğünde gerçekleşecek bir ateşkes anlaşmasından sonra ne olacağı konusunda ise farklı tahminler ve öngörüler yapılıyor.

Barış devam edecek mi?

Son dakikaya kadar İsrail saldırıları sürmüş olsa da iki taraf da silahlarını tam zamanında susturdu. Ancak bu durum ateşkesin süreceği anlamına gelmiyor. İsrail, bölgeye uluslararası bir güç konuşlandırılana kadar askerlerini Güney Lübnan’dan çekmeyeceğini ve Hizbullah’ın saldırması halinde buna cevap vereceğini belirtiyor. Hizbullah ise, Lübnan’da kaldığı müddetçe İsrail ile savaşma hakkını elinde bulunduruyor. En ufak bir olayın veya kışkırtmanın, bir anda çoğalarak daha büyük bir çarpışmaya da yol açabileceği öngörülüyor.

Barış gücü ne kadar erken yerleştirilebilir?

Diplomatlar, barış gücü askerlerinin ve Lübnan ordusunun Güney Lübnan’a yerleşmesinin en az bir hafta süreceğini belirtiyorlar. İsrail askerleri de bu yerleşmenin ardından 2000 yılında 22 yıllık işgalin ardından çekildikleri topraklardan yeniden geri çekilecekler. Fransa, muhtemel bir barış gücüne liderlik etmeye en yakın aday ve diplomatlar, Paris’in bölgeye en az 2 bin asker göndermesini bekliyor. Diğer ülkelerle birlikte bölgeye 15 bin kadar askerin konuşlandırılması bekleniyor. İtalya, bölgeye asker göndermeye gönüllü olduğunu bildirdi. Endonezya’da aynı şekilde hazır olduğunu duyururken, İspanya da katkı yapabileceğini kaydetti.

Peki kim kazandı?

Her iki taraf da zaferin kendisinin olduğunu iddia ediyor. Hizbullah halen, 12 Temmuz’da kaçırdığı ve savaşın görünen sebebi olan iki İsrail askerini elinde tutuyor. Hizbullah gerillaları ayrıca dünyanın en güçlü ordularından birinin kıyımından sağ çıkmayı başardı. Hizbullah’ın, Şebaa çiftlikleri konusunu da gündeme getirmesi bekleniyor.

BM anlaşmasına göre ise İsrail, Hizbullah’ı Güney Lübnan’dan uzaklaştırarak ve buraya BM askerlerinin yerleştirilmesini sağlayarak istediğini elde etmiş görünüyor. BM anlaşması ayrıca, Hizbullah’ın yeni roketler edinmesini de zorlaştırıyor. Anlaşma maddeleri, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını da içeriyor; ancak bunun için herhangi bir tarih verilmiyor.

İsrail, Hizbullah’a örgütün duyurduğundan daha fazla zarar verdiğini savunuyor. Lübnan tarafında ise kayıpların büyük çoğunluğunu siviller oluşturuyor.

Anlaşma, Olmert için ne anlama geliyor?

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, ülkesinde siyasi açıdan ayakta kalma mücadelesi veriyor. İsrail’in iyi bir anlaşma yaptığı iddialarına rağmen, hükümetin savaş sırasındaki yönetimi ciddi biçimde eleştirildi. Aralarında üst düzey yetkililerin de bulunduğu pek çok İsrailli, kara birliklerinin bölgeye çok daha önce girmesi gerektiğini, Hizbullah’a daha fazla zarar vermesi ve roket saldırılarını önceden durdurması gerektiğini düşünüyor - her ne kadar bu daha çok İsrail askerinin ölmesi anlamına gelse de. BM kararı öncesindeki kararsız tutumu İsrail’in pek işine yaramadı. Olmert, önce diplomasiye "şans tanımak" için işgali bir süre durdurdu; ancak anlaşmaya varıldıktan sonra yeniden kaldığı yerden devam etti.

İsrail’deki bazı sağ kanat liderleri, şimdiden seçim çağrısı yapmaya başladı. Anketler, selefleri gibi askerî ehliyeti bulunamayan Olmert’e desteğin düştüğünü gösteriyor.

Anlaşma, Hizbullah için ne anlama geliyor?

Hizbullah, BM Barış Gücü tarafından desteklenen Lübnan ordusunun, Litani nehrinin güneyine yerleştirilmesini kabul ederek, İsrail’in 2000 yılında çekilmesinden bu yana taviz vermiş oldu. Örgüt, ülke içindeki rakiplerinin de ağır sorgulamasıyla karşılaşabilir ve bu gruplardan, silahsızlanması yönünde baskı altında kalabilir.

Ancak örgüt, savaş alanındaki başarısından dolayı Arap dünyasından ve Şii Müslümanlardan oldukça destek kazandı. Kısa vadede de içeride göreceği bu baskıları atlatacak gibi gözüküyor. İsrail bombardımanı, Hizbullah’ın cephanesini azaltmış ve Güney Lübnan’daki seçeneklerini kısıtlamış olabilir. Ancak silahlarını tamamen bırakmadığı müddetçe örgütün potansiyel bir güç olarak kalacağı tahmin ediliyor. Lübnan’da geçtiğimiz pazar günü de, Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda yapılan bir kabine toplantısı, içerideki bölünmelerden dolayı ertelenmişti.

Anlaşma, Lübnan hükümeti için ne anlama geliyor?

Eğer BM anlaşması çabuk ve tam bir şekilde uygulanırsa, Lübnan hükümetinin daha da güçleneceği tahmin ediliyor. Ülkenin güneyindeki otoritesini artırmak, yönetimin elini daha da güçlendirecek; ancak bununla birlikte savaş sırasında yer değiştirmek zorunda kalmış olan sivillerin, harap olmuş hayatlarını yeniden kurmak için hükümetten beklentileri de artacak. Bunun yanı sıra savaş sonrasında artacak şikâyetlerin ve karşılıklı suçlamaların, ülkedeki siyasi ve ayrılıkçı tansiyonu daha da tırmandıracağı öngörülüyor. Bu durum da Beyrut hükümetini ve Lübnan’da Sünni ve Şii Müslümanlar ile Hıristiyanlar ve Dürzîler arasındaki hassas dengeleri tehdit ediyor.

İsrail ve Hizbullah, savaşa geri dönecek mi?

Hizbullah silahsızlanmadıkça, BM askerleri olsun veya olmasın İsrail’in savaşa geri dönebileceği düşünülüyor. İsrail, uluslararası gücün etkisiz kalması halinde de Güney Lübnan’a geri dönme hakkını elinde bulunduruyor.


Eğer İsrail Güney Lübnan’dan, Şebaa Çiftlikleri de dâhil olmak üzere tamamen çekilirse, Lübnan hava sahasını ihlal etmeyi durdurur ve Lübnanlı mahkûmları serbest bırakırsa, Hizbullah’ın saldırılarını sürdürmesi politik açıdan çok zor görünüyor - ancak yine de Suriye ve İran’ın da katılacağı bölgesel bir savaşın, tüm dengeleri değiştireceği düşünülüyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious