Ateşkes tamam Mehmetçik beklemede

  • Giriş : 15.08.2006 / 00:00:00

Ateşkesin kalıcı olması için BM çatısı altında bölgeye 15 bin asker yerleştirilecek.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Lübnan trajedisi, İsrail saldırılarının 34. gününde uygulanmaya başlanan ateşkes kararıyla birlikte ‘şimdilik' sona erdi. Dün sabah saat 08.00'de yürürlüğe giren ateşkese, birkaç istisna dışında taraflar uydu; ancak bölgedeki kırılgan atmosfer devam ediyor.

Türkiye’nin şartları

Bölgede ateşkes ‘kalıcı
olarak’ sağlanmalı.

Barış gücü için BM’den yeni karar çıkarılmalı.

‘Barışı sağlama’ değil, ‘koruma’ amaçlanmalı.

Barış gücü, bütün tarafların rızasıyla oluşmalı.

Ateşkesin ardından dünyanın gözü, BM çatısı altında Güney Lübnan'a yerleştirilecek 15 bin askerin nasıl tedarik edileceğine odaklandı. Başbakan Erdoğan ateşkesten iki saat sonra Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt ile “Lübnan'a Türk askeri” konusunu masaya yatırdı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, ‘kalıcı ateşkes' tesisinin gerekliliğine işaret edilerek, Mehmetçiğin bölgeye gönderilmesi için “BM Güvenlik Konseyi'nin söz konusu güce ilişkin yeni karar alması gerektiği” vurgulandı. Zirvede Lübnan'a asker gönderme fikri prensip olarak kabul gördü; ancak Mehmetçiği ateşe atmak istemeyen Ankara, bunun için koyduğu şartların yerine gelmesini ve bölgede taşların yerine oturmasını bekleyecek. Dişişleri Bakanı Abdullan Gül de temaslarda bulunmak üzere yarın Lübnan’a gidecek.

Dün akşam geç saatlere kadar süren AK Parti Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısında Lübnan konusu masaya yatırıldı. Basına kapalı olarak yapılan MKYK toplantısında Zaman’ın edindiği bilgiye göre Abdullah Gül, yarın Ortadoğu gezisine çıkacak. Gül’ün Suriye, Lübnan ve İsrail’i kapsayan gezinin ardından bölgeye asker gönderme konusunun netlik kazanacağını söylediği belirtildi. Abdullah Gül, ayrıca MKYK üyelerine bugün, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP lideri Deniz Baykal’la buluşacağını ve konuyla ilgili istişarelerde bulunacağını aktardı.

Başbakan Erdoğan ise MKYK’da yaptığı değerlendirmede, BM barış gücü içinde yer alınması gerektiğini dile getirdi. Bunun için BM’nin alacağı kararın ardından çıkacak duruma göre yeniden bir değerlendirme yapacaklarından söz eden Erdoğan’ın, “Orda olmamız lazım. Barışın temini ve istikrarın temini açısından Türk askerine görev düşebilir. Bölgeyle ilgili daha sağlıklı bir bilgi alabilmek açısından da içinde olmakta fayda var. 1 Mart teszkeresi çıksaydı K. Irak’ta bugün durum çok daha farklı olurdu.” ifadesini kullandığı öğrenildi. Öte yandan üst düzey bir yetkili, Zaman’a, “Türkiye’nin şartları henüz sağlanmış değil. Ateşkesin sürüp sürmeyeceği belli değil. Bu çerçevede asker gönderilip gönderilmemesi konusunda bir karar verilmesi söz konusu olamaz.” açıklamasında bulundu. Ateşkesin sağlanmasının ardından BM’nin yeni bir karar alması gerektiğine dikkat çeken diplomatik kaynaklar, “Kararda, bölgede barışın korunması için görev alacak kuvvetin görev yönergesi, görev tanımı açık olmalı. Barışı sağlama değil barışı koruma görevini üstlenmeli. Sıcak bir çatışmanın içine kimse askerini göndermez. Türkiye de askerini barışın tam olarak tesis edilmediği bir yere, çatışma ortasına göndermez. Barışın tam olarak sağlandığını görmek istiyoruz.” sözleriyle bu duruma açıklık getiriyor. Türkiye’ye göre, “barış gücü” ile ilgili bütün şartların, İsrail, Lübnan ve Hizbullah tarafından kabul edilmesi gerekiyor. “barış gücü”ne hangi ülke askerlerinin katılacağı ve komuta yapısı da Ankara’nın dikkatle izleyeceği hususlar olacak.

Muhtemel barış gücünün, göreve başlamasının ardından İsrail-Hizbullah çatışmasına nasıl müdahale edeceği, İsrail’in istediği şekilde “Hizbullah’ın silahsızlandırılması” görevini üstlenip üstlenmeyeceği de, Ankara’nın takip ettiği noktalar. Hizbullah ile çatışma ihtimali durumunda asker gönderilmesine sıcak bakılmıyor. Bu durumda Türkiye, “barış gücüne katılsa bile, çatışma ihtimali bulunan görevler değil, diğer yardımcı görevleri” üstlenebilir.

Ankara’da Erdoğan başkanlığında yapılan “asker zirvesine” Org. Özkök ve Büyükanıt’ın yanı sıra Dışişleri, Milli Savunma ve Adalet bakanlarıyla bazı sivil-askerî yetkililer katıldı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada ateşkes öngören 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının memnuniyetle karşılandığı ifade edildi. BM kararı çerçevesinde bölgeye barış gücü konuşlanması ve İsrail’in çekilmesi konularına dikkat çekilen açıklamada, bütün bu hususlara önümüzdeki günlerde BM Güvenlik Konseyi’nde kabul edilecek yeni bir kararla daha fazla açıklık kazandırılmasının beklendiği dile getirilerek, “gelişmelere göre Türkiye’nin katkısının ele alınacağı” vurgulandı.

CHP’ye göre ‘sonu belli olmayan macera’
Türkiye’nin şartları yerine gelirse, hükümet yeniden değerlendirme yapacak. Asker gönderme kararının ardından, hazırlanacak bir tezkereyle TBMM’den izin istenecek. Mevcut şartlarda anamuhalefet partisi CHP’nin ‘hayır’ demesi bekleniyor. ABD askerlerinin Türkiye’de konuşlanmasını öngören “1 Mart” tezkeresinin reddine dikkat çeken siyasi gözlemciler, benzer bir gelişmenin yaşanmasını ihtimal dışı görmüyor. Zaman’a konuşan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, “Asker gönderme, TBMM yetkisindedir; hükümetin tek başına karar vereceği bir karar değil.” dedi. Kalıcı ateşkesin zorluğuna dikkat çeken Öymen, “Türkiye bölgede siyasi, insani yardımların koordinasyonu ve Lübnan’ın yeniden inşası alanlarında yardımcı olabilir. Muharip güçlerin sonu belli olmayan bir maceraya gönderilmesi sakıncalı olur.” dedi.

Kore’den beri 30 bin Mehmetçik dünya barışını korudu

BM öncülüğünde birçok barış gücüne katılan Türk Silahlı Kuvvetleri, çatışmalı bölgelerde barışın vazgeçilmez teminatı oldu. 56 yıldır yaklaşık 30 bin Türk askeri, ‘cihan barışının’ sağlanması için çalıştı. Ankara’nın koyduğu şartlar çerçevesinde nihai karar verilirse, Mehmetçik Kore, Somali, Bosna-Hersek, Kosova ve Afganistan’dan sonra Lübnan’da da barışın bekçisi olacak. TSK verilerine göre, BM barışı koruma faaliyetlerine Türkiye’nin katkısı, tugay seviyesindeki birlikle Kore Savaşı’na katıldığı 1950’de başladı. Kore’de 1950-1953 arasında dönüşümlü olarak toplam 15 bin personel görevlendiren Türkiye, bu savaşta 731 şehit verdi. TSK, halen Bosna-Hersek, Kosova, Afganistan ve Sudan’da barışı korumaya devam ediyor. Ankara, Zaman

‘Türkiye, 2-3 bin asker gönderebilir’
Lübnan’da ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından bölgedeki barış gücüne hangi ülkenin kaç asker sağlayabileceği konusundaki tartışmalar hız kazandı. Konuyu sayfalarına taşıyan İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye’nin Lübnan’daki uluslararası güce 2 ila 3 bin asker göndermesinin beklendiğini iddia etti. Ancak Türkiye’den bu konuda bir açıklama yapılmış değil. Gazetede ayrıca Lübnan’daki eski BM barış gücü temsilcisi Timur Göksel’in “Uluslararası güç konusundaki soru işaretlerinin ortadan kalkması için ikinci bir Birleşmiş Milletler kararı gerekir.” şeklindeki değerlendirmesi de aktarıldı. Uluslararası güce katkıda bulunmayı düşünen diğer ülkeler ve planladıkları asker sayısı şöyle:

Fransa: Askerî uzmanlar, 5 bin askerle “en büyük katılımdan” söz ederken, Cumhurbaşkanı ve başbakan, fazla askerle katılımın, diğer ülkelerin ve bölgedeki tarafların tavrına bağlı olduğunu bildirdi.

İtalya: Hükümet, 2 bin ila 3 bin asker gönderebileceğini bildirdi. İtalya Dışişleri Bakanı Massimo D’Alema, konuyla ilgili açıklamasında, uluslararısı gücün “ağır silahlar, tanklar, helikopterlerle donanacağını ve herhangi bir saldırıya karşılık verebilecek yetenekte olacağını” açıkladı.

Malezya: Hükümet, Güney Lübnan’a 1.000 asker gönderebileceğini açıkladı.

Endonezya: Bölgeye yaklaşık 850 asker göndermeye hazır olduğu bildirildi.

İspanya: Hükümet, siyasi destek için çalışırken, gazetelere göre 700 civarında asker gönderilmesi planlanıyor.

Finlandiya: Devlet Başkanı Tarja Halonen, 200 asker verebileceklerini açıkladı.

Brunei: Uluslararası barış gücüne 200 asker göndermeye hazırlanıyor.

Avustralya: Sadece küçük bir grup asker gönderebileceğini açıkladı. Ayrıca Portekiz ve Fas da Lübnan’a asker göndermeyi gündeme almış durumda.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious