ATO'dan 'Paranın Yabancı Damatları' raporu

  • Giriş : 23.04.2006 / 00:00:00

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) 'Paranın Yabancı Damatları' raporuyla bankalardaki yabancı ilgisini masaya yatırdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) "Önlem alınmazsa yabancı payı yüzde 90'a çıkar" uyarısında bulunuyor.
ATO 'Paranın Yabancı Damatları' adıyla açıkladığı raporda finans sektöründeki yabahcı payına dikkat çekti. Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı bankaları ABN Amro Bank (Hollanda), Banca Di Roma, Bank Mellat, Habib Bank, JP Morgan Chase, Societe Generale, WestLB AG, Arap-Türk Bankası, Bank Europa, Citibank, Deutsche Bank, HSCB, Fortis Bank ve Calyon Bank olarak sıralandı.

Raporda yabancı bankalar şu bilgiler veriliyor: "Türk bankalarına ilgisi 2005 yılında arttı. Fransız BNP Paribas, TEB Mali Yatırımlar'ın yüzde 42 hissesini 182 milyon dolara satın alırken Dışbank'ın yüzde 89.3'ü Fortis'e satıldı. Yapı Kredi Bankası'nın yüzde 57.4'ü UniCredito-Koç ortaklığı olan Koç Finansal Hizmetler'e devredildi. Doğuş Holding, Garanti Bankası'nın yüzde 25.5 hissesini ve 182 adet kurucu payını toplam 1 milyar 805 milyon 500 bin dolara General Electric Capital Corporation'a sattı. Son olarak Finansbank'ın yüzde 46'sı 2.760 milyon dolara Yunanlılar'a devredildi. Yabancılarla görüşen veya hisse satışına açık olduğunu duyuran "vitrindeki bankalar"ın son durumu ise şöyle: "Türkiye'nin en büyük ve en köklü özel sektör bankalarından biri olan Akbank, çoğunluk hisseleri elinde kalmak kaydıyla yabancı sermaye ortaklığına göz kırpıyor. Akbank'ın talipleri arasında HSBC ve Citibank'ın adı geçiyor. Denizbank'ın talipleri arasında ise Societe Generale, İntesa, Dexia Bank ve Standart Bank'ın adı geçiyor. Yüzde 52 hissesi için ortak arayan Şekerbank'la EFG Eurobank, Standart Bank, Banca IMI, Societe Generale, Banque Populaire, Atlantique ve Dubai Şeyhi El Maktum ilgileniyor. Stratejik ortaklığa açık olduğunu ancak çoğunluk hisselerini elinde tutacağını açıklayan Oyakbank'ın taliplileri ise Societe Generale ve Dexia Bank… Tekfenbank ve Alternatifbank'ın Alpha Bank ile temasları sürüyor. TMSF'nin (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) elinde bulunan ve yakında ihale ile satılacak olan Adabank'a Arap sermayeli bankalar ilgi duyuyor. Tekstilbank'ın satış görüşmeleri de devam ediyor"


ESNAF VE ÇİFTÇİNİN GELECEĞİ YABANCIYA BIRAKILACAK

Vitrindeki özel bankaların yanısıra Halkbank ve Ziraat Bankası gibi esnafa ve çiftçiye ucuz kaynak sağlayan ve ülkenin gelişimi için son derece önemli işlevler üstlenen kamu bankaları da satılırsa, yabancı bankaların Türk finans sistemi içindeki payı yüzde 70'leri bulacak.

Bu bankaların satılmasıyla birlikte milyonlarca esnaf, tüccar ve çiftçinin geleceği yabancıların iki dudağı arasında olacak.

2005 yılı yabancı bankalar için kar patlamasının yaşandığı bir yıl oldu. Merkez Bankası'nın 2005 yılı raporuna göre yabancı bankalar geçen yıl sektörün en karlı banka grubu oldu. Yabancı bankaların 2004 yılında 241 milyon YTL olan karı 2005 yılında yüzde 111.6'lık bir artışla 510 milyon YTL'ye fırladı. Aralık 2005'te yabancı bankaların mevduatlarında da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 97 artış oldu.

ATO raporunda yabancı bankaların olumsuz etkileri şöyle sıralanıyor: "Sermaye kaçışına sebep oluyorlar. Kar transferi gibi nedenlerle dış açığı artırıyorlar. Mali göstergeleri iyi olan müşterileri seçiyorlar ve küçük işletmelere kredi açmakta isteksiz davranıyorlar. Kriz önemlerinde faaliyetlerini durdurup ülkeyi terkediyorlar. Yerli bankaların kredi kaliteleri bozuluyor. Yabancı bankalar gelişmiş ürün ve hizmet yelpazesiyle yerel piyasanın en kârlı alanlarına girerken ulusal bankalar daha çok riskli sektörlerle çalışıyor. Yerel piyasaya bağlılık hissetmiyorlar. Sınır ötesi finansal işlemler karmaşık hale geliyor ve uluslararası bankaların denetimi güçleşiyor. Yerli bankalar üzerinde rekabet baskısı yaratıyorlar. Yerli bankaların rekabet maliyetleri artıyor. Bir uyum sağlama maliyeti ortaya çıkmasına yol açıyorlar. Yabancı bankalar devletin taleplerine karşı daha az esnek davrandığı için devletin kontrolü azalıyor.


GELİŞMİŞ AB ÜLKELERİNDE YABANCI PAYI DÜŞÜK

Avrupa Birliği'nin "gelişmekte olan" ülkelerinde yabancı bankaların sektör içerisindeki payı oldukça yüksek. Bankacılıkta yabancı sermaye payı Slovenya'da yüzde 19.1, Letonya'da yüzde 48, Macaristan'da yüzde 62.5, Polonya'da yüzde 67.3, Malta'da yüzde 71.8, Litvanya'da yüzde 92.3, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 96.2, Slovakya'da yüzde 92.9, Estonya'da yüzde 98.5'ken, IMF'nin patronu ve lokomotifi konumundaki "gelişmiş AB ülkeleri"nde ise yabancı bankaların sektördeki payı, gelişmekte olan ülkelere göre düşük. IMF eliyle Türk bankacılık sektörünün yabancı sermayeye açılması yönünde politikalar empoze eden AB ülkelerinde, bankacılık sektörü içindeki yabancı payları şöyle: "Avusturya ve Yunanistan yüzde 20, Fransa yüzde 19, Danimarka yüzde 17, Hollanda yüzde 11, İspanya yüzde 10, İtalya yüzde 8 ve Almanya yüzde 5… IMF'nin en büyük patronu ABD'de de bankacılık sektöründeki yabancı payı 2004 verilerine göre toplam varlıklarda yüzde 19.7, toplam kredilerde yüzde 11.4, toplam mevduatta

yüzde 16.3… 2004 verilerine göre gelişmekte olan piyasalarda bankacılık sektöründeki yabancı payı şöyle: Brezilya'da yabancı payı yüzde 27, Venezuella'da yüzde 34, Şili'de yüzde 42, Peru'da yüzde 46, Arjantin'de yüzde 48, Meksika'da yüzde 82. Bu ülkelerden çoğunun IMF politikaları uygulamış ülkeler olmaları da dikkati çekiyor"


GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE İPLER YABANCI ELLERDE

Ulusal bankalardaki yabancı payı yüzde 50'nin üzerine çıktıkça, sektördeki "yabancı kontrolü" de artıyor. 2002 rakamlarıyla yabancı kontrolü gelişmiş ülkeler olan ABD'de yüzde 19, Avustralya'da yüzde 17, İsviçre'de yüzde 10.7, Japonya'da yüzde 6.7, İtalya'da yüzde 5.7, Kanada'da yüzde 4.8, Almanya'da yüzde 4.3 ve Hollanda'da yüzde 2.2, gelişmekte olan ülkelerde yabancı kontrolü ise şöyle: Çek Cumhuriyeti yüzde 90, Macaristan yüzde 88.8, Polonya yüzde 68.7, Arjantin yüzde 31.8, Brezilya yüzde 29.9, Kolombiya yüzde 21.5, Meksika yüzde 82.7, Peru yüzde 42.5, Şili yüzde 46.8, Venezüella yüzde 43.2, Güney Kore yüzde 29.5, Malezya yüzde 19, Tayland yüzde 6.8… AB'nin eski üyelerinden Almanya'da yabancı kontrolü yüzde 4.3, Danimarka'da yüzde 0,Finlandiya'da yüzde 6.2, Hollanda'da yüzde 2.2, İtalya'da yüzde 5.7, İspanya'da yüzde 8.5, Portekiz'de yüzde 17.7, Yunanistan'da yüzde 10.8… AB ortalaması ise yüzde 20… AB'nin yeni üyeleri ve Türkiye dışındaki aday ülkelerde ise yabancı kontrolü ortalaması yüzde 66. Ülkelere göre oranlar şöyle: Bulgaristan yüzde 74.6, Çek Cumhuriyeti yüzde 90, Estonya yüzde 98.9, Kıbrıs Rum Kesimi yüzde 12.7, Letonya yüzde 65.2, Litvanya yüzde 78.2, Macaristan yüzde 88.8, Malta yüzde 60, Polonya yüzde 68.7, Romanya yüzde 47.3, Slovakya yüzde 85.5, Slovenya yüzde 20.6… Aritmetik ortalama yüzde 66


AYGÜN: "YAKINDA ADINDA TC OLAN BANKA KALMAYACAK"

ATO Başkanı Sinan Aygün, yabancı bankaların ulusal bankaları satın almasının endişe verici olduğunu belirterek, "Yabancılar, ulusal bankalarımızı birer birer satın alıyor. Yakında adında TC olan, Türkçe isimli banka kalmayacak" dedi. Yabancı bankaların sektördeki ağırlığı arttıkça ulusal bankaların güç kaybettiğini belirten Aygün, "Türkiye'de bulunan bazı yabancı bankalar kendi ülkelerindeki aktif büyüklükleri Türk bankacılık sektöründen daha büyük… Ulusal bankalarımızın bu bankalarla rekabet etmesi mümkün değil" diye konuştu. Ulusal bankaları ele geçirmek isteyen yabancılara uygun zemini IMF'nin hazırladığını öne süren

Aygün, "IMF programları bankacılık ve finans kesimini çökertiyor. Türkiye'de bankaların çoğu IMF'nin ısrarla dayattığı kur garantisine güvenerek aldıkları devlet tahvilleri sonucu battı. Finans kesimi IMF politikaları yüzünden zayıfladı. 1999 yılında 81 olan banka sayısı 2005'te 47'ye düştü" dedi. IMF'nin program uyguladığı tüm ülkelerde bankacılık sisteminin çöktüğünü anlatan Aygün, Endonezya ve Meksika örneğini verdi. Aygün, şunları söyledi: "Meksika, ekonomik kriz sonrasında için sektöre yabancı sermaye girişini önleyen düzenlemeleri kaldırdı. Yabancı bankalar ilk aşamada az şubeli bankacılık yoluyla Meksika'ya girdi. Bazı yabancı sermaye grupları ise ulusal sermayeli bankaların hisselerini aldı. Son aşamada, yeniden sermayelendirmeye tabi tutulan bankaları satın aldılar. Meksika'da bankacılık sektöründeki yabancı payı yüzde 82'yi buldu. Aynı planın uygulandığı Endonezya'da ulusal sermayeli banka sayısı 68'den 4'e indi. IMF, patronu konumunda olan ülkelerin çıkarlarını koruyor. Gelişmiş AB ülkelerinde bankacılık sektöründe yabancı payı düşük. Madem bankaların yabancıların eline geçmesi bu kadar iyi, neden AB'de yabancı payı az?" Asya ülkelerinde imalat sanayi gibi teknoloji transferi yapılan sektörlere giriş özendirilirken bankacılık sektörünün kısmi olarak yabancı sermaye açıldığını anlatan Aygün, "Türkiye'nin bu konuda acilen bir ulusal politika oluşturması ve önlemler alması gerekiyor. Aksi halde yerli bankaların payı yüzde 10'lara düşer" diye konuştu.


AB üyesi ülkelerde yabancı sermayeli bankaların payları;

ÜLKE %


AVUSTURYA 20

DANİMARKA 17

FRANSA 19

ALMANYA 5

İTALYA 8

HOLLANDA 11

İSPANYA 10

YUNANİSTAN 20


Türk bankacılık sektöründe yabancı sermalenin payı(Şubat 2006)


BANKA ADI YABANCI PAYI

T.SINAİ KALKINMA BANKASI 27.33

AKBANK 24.57

ALTERNATİFBANK 0.57

DENİZBANK 23.69

FİNANSBANK 85.76

KOÇBANK 49.54

ŞEKERBANK 15.30

T.EKONOMİ B. 55.57

T.GARANTİ BANKASI 67.04

T.İŞ BANKASI 22.58

TEKFENBANK 40.62

TEKSTİL BANK 13.88

YAPI KREDİ B. 54.07

ARAP TÜRK B. 54.20

FORTİS BANK 93

ALBARAKA TÜRK 77.59

KUVEYT TÜRK 80.23

TOPLAM 28.30

(Toplam pay, doğrudan pay ve borsa paylarının toplamıdır)

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious