Avni Özgürel: CHP değişirse her şey değişir

Avni Özgürel: CHP değişirse her şey değişir.56737
  • Giriş : 30.04.2008 / 08:41:00

'Sanılanın aksine CHP'nin sorunu partinin başında Deniz Baykal'ın olması falan değil.'

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


AVNİ ÖZGÜREL yazdı...

Sanılanın aksine CHP'nin sorunu partinin başında Deniz Baykal'ın olması falan değil. Dolayısıyla Baykal'ın yerine başkası gelse CHP'nin iktidara yürüyeceğine dair yorumlara itibar etmek akla ziyan!.. Daha da ötesi, CHP çatısı altında siyaset yapanların bence en âkili, en müspeti Baykal!..
1946'dan beri yani yarım asrı aşan zamandan beri CHP'nin neden tek bir kez dahi seçimle iktidara gelmeyi başaramadığı sorusunun cevabı herhalde Deniz Baykal'la başlayan cümle olmamalı.

CHP'nin sorununun şahıslarla falan alakası yok. Dert daha derinde, zihniyette.

Bu tespiti 12 Eylül'den çok önce Bülent Ecevit yapmıştı. Mümkün olsa CHP'nin siyaset sahnesinden çekilmesi gerektiğini gören, bunun gerçekleştirilmesi zor olacağı için ilk aşamada partinin simgesi olan altıokun terk edilerek yerine ak güvercinin konulmasının düşünülebileceğini söyleyen odur. Onun bu düşüncesini herhalde önce Rahşan Hanım'la, sonra da rahmetli Abdi İpekçi'yle paylaştığını, Abdi Bey'in de bunu kaleme aldığını hatırlıyorum. Bülent Ecevit'in bütün partilerle birlikte CHP'nin kapatılmasını 12 Eylül darbesini gerçekleştiren kadronun tek hayırlı icraatı olarak değerlendirdiğini de. Nitekim DSP rahmetli Ecevit'in eşiyle birlikte ihtilalin ilk günlerinde Hamzakoy'da tutuklu olduğu günlerin eseridir. Ve bu sebeple Ecevit siyasi yasaklar kalktığında CHP'nin başına geçmesi için yapılan ısrarlı davetleri duymamazlığa geldi, fazla zorlandığında da dönüş yolunu tamamen kapatan bir açıklama yapıp defteri kapattı.

Bülent Ecevit'in sosyal demokrat bir partiye dönüştürme iddiasıyla ve İsmet İnönü'ye karşı verdiği zorlu mücadelenin ardından başına geçtiği CHP'den yedi sene içinde sıtkının sıyrılmasının sebeplerini, siyasetbilimci olmanın ötesinde 1960 öncesinden beri politikanın içinde olan ve geçmişte Ecevit'in oturduğu koltukta oturan Deniz Baykal'ın görüp anlamamış olduğuna inanmak zor...

Lafı eveleyip gevelemeye hacet yok, CHP'nin önündeki engel bu partinin taşıdığı ada rağmen devletperestliği demokrasinin önüne koymuş olmasıdır. Keza cumhuriyetin inşa sürecinde belli bir fonksiyon icra etmiş, esas olarak geri dönüşü önlemeye matuf uygulamaları her şartta ilelebet muhafazası gereken 'var olma/yok olma' meselesi gibi görmesidir.

Bugün CHP'nin çözmesi gereken arapsaçının iki düğüm noktası var. Bunların biri dindir, diğeri demokrasi. Deniz Baykal'ın, Atatürk'lü yıllar dahil tarih boyunca sorun olmamış kadın kıyafetleriyle kavga etmenin CHP'ye hiçbir şey kazandırmadığını, aksine kaybettirdiğini görmediğini düşünmeyi aklına hakaret sayarım. Aynı şekilde Alevisiyle Sünnisiyle hiçbir dönemde devlete itaatten geri kalmamış cemaatlerin, varlıklarını fiilen sürdürmelerini içine sindirip yasal olarak yok sayılmalarının dayanağı hukuki yapıyı korumanın, onları gerçek misyonlarının dışına iteceğini ve bu nedenle farklı alanlarda ve farklı odaklarda güç kazanma eğilimi içine girmelerinin doğuracağı mahsurları görmediğini düşünmeyi de.

CHP Kürtler konusunda bırakın yeni bir açılımı geçmişte kendi benimsediği raporlar doğrultusunda hareket etmekte neden zorlanır?

Baykal, Türkiye'nin doğru düzgün bir anayasaya sahip olmadığı için sancı çektiğini nasıl görmez? Neden sadece Siyasi Partiler Kanunu ve seçim Kanunu'nu değiştirmekle bile demokrasinin önünde engel kalmayacağını
fark etmez? Ve daha onlarca soru.

Şayet yanlış tanımadıysam ben Deniz Baykal'ın bütün bunları gördüğü, bildiği, daha da ötesi gerçekleştirmeyi istediği kanısındayım. O halde neden yapmaz, elini ayağını tutan ne var derseniz, çaresiz, yazının başlangıcında Bülent Ecevit'le ilgili anlattıklarıma dönmem gerek. Yani CHP'nin değişim ümidini yok eden, bu iddiayla geleni pes ettirip kaçırtan, gitmeyeni kendine tabi kılmaya kurgulanmış, parti olmaktan öte bir şey olduğuna!..

Buna rağmen emin olduğum husus şudur: Cumhuriyet'ten yaşlı CHP'nin zihniyet yapısı değişmeden Türkiye'nin ferahlaması, 21. yüzyıla ayak uydurması zor. Ona rağmen adım atılmaz mı, elbette atılır. Ancak asrın temposuna bakıldığında Türkiye sadece öndekilerle arasındaki mesafeyi koruyabilir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious