Avrupa demokrasisi için kırılganlık uyarısı

Avrupa demokrasisi için kırılganlık uyarısı.11941
  • Giriş : 13.05.2009 / 14:56:00

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Avrupa'da demokrasinin kırılgan hale gelmesinin kendisini korkuttuğunu belirterek, ''Son dönemde uyumla ilgili çıkardıkları yasaların çoğu antidemokratiktir'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Atatürk Araştırma Merkezi işbirliğiyle İÜ Rektörlüğü Doktora Salonu'nda düzenlenen ''Atatürk ve Döneminden Medeniyete Bakışlar'' konulu panelin açılışında konuşan Aydın, Medeniyetler İttifakı sürecinin 2004'ten beri devam ettiğini, ancak henüz Türkiye'de arzu ettikleri ölçüde çalışmaların ivme kazanmadığını söyledi.

Aydın, bazı işlerin günlük kaygıların üstünde görülmesi gerektiğini belirterek, ''Bizim medeni geçmişimiz, medeni varlığımız ve medeni geleceğimiz, her türlü günlük siyasi tutumların, siyasi söylemlerin, siyasi çekişmelerin üstünde olmak zorundadır'' dedi.

Medeniyetin, kültürün her dönemde önemli olduğunu, medeniyet veya kültür kavramı kullanılsa da kullanılmasa da insanların bir medeniyet içinde var olduğunu dile getiren Aydın, medeniyetin bireysel ve kolektif kimliği şekillendiren geniş bir dünya olduğunu belirtti.

Bakan Aydın, kültür ve medeniyetin günümüzde çok daha önemli hale geldiğini ifade ederek, sunları söyledi:

''Medeniyetler İttifakı Raporu'nda medeniyet tarif edilmemiştir. Çünkü, 80-90 tariften hangisini alacaksınız. Hangi tarifi getirirseniz getirin eksik kalıyor. Bugün geniş kabul görmüş bir medeniyet ve kültür tarifi yok. Bugün medeniyetin önemli olmasının pek çok cevabı var. Artık sevelim sevmeyelim, küresel bir kentte yaşıyoruz. Kültürler, bugüne kadar aklımıza gelmeyen ölçekte bir araya geliyorlar.

Son 20 yıldır kültür ve medeniyet konuları, ciddi anlamda siyasi konular haline geldi. Biz getirmedik. Getirenler getirdi. Ama şu anda içinde yaşadığımız durum bunu çok ciddiye almamızı gerektiriyor.''

-20-25 YIL ÖNCEKİ KONULAR FARKLIYDI

Aydın, bir diplomatın 20-25 yıl önce resmi toplantılarda kültür konularına temas ettiğinin görülmediğini, bu toplantılarda medeniyet ve din konularına pek girilmediğine işaret ederek, şunları kaydetti:

''Çünkü o konular hassas konulardı. Medeniyetler, inançlar, kültürler bizim kimliğimizle ilgili. O konuda yapılan bir hata, çok kırıcı sonuçlara sebep olabilirdi. O nedenle sakınıyorlardı. Ama bugün hoşunuza gitse de gitmese de bazen açıktan açığa olmasa bile, hemen hemen bütün ciddi toplantılarda, siyasi toplantılarda medeniyet, din, kültür konuları konuşulur, tartışılır hale geldi. Biz bunun dışında kalamayız. O konuşmaların çoğu da bizim hakkımızda. Onun için işin içinde olma mecburiyeti vardır.''

Avrupa Birliğinin küresel boyutta bütün dünyayı ilgilendiren büyük bir süreç olduğuna dikkati çeken Aydın, bu sürecin siyasi, ekonomik ve kültür olmak üzere üç alt sürece dayandığını anımsattı.

Aydın, şunları ifade etti:

''Türkiye, AB konusunda aşama katetmeye başladı. Türkiye'nin üyeliği, tam üyeliği söz konusu oldu. Müzakereler için bir bakıma tarih belirleme söz konusu oldu, kültür konuları birden bire ön plana çıkmaya başladı. Bizim AB ile olan ilişkilerimiz, Avrupa'nın kendi kimliğini ön plana çıkardı. 'Eğer Türkler Müslüman çoğunluğu olarak AB'ye girerse biz neyiz?' gibi sorular gündeme gelmeye başladı. Onun için dört soruları meşhur oldu. Bunlar, 'Türkiye çok büyüktür. Türkiye çok yoksul. Türkiye'nin sınırları çok problemli. Türkiye'nin kültürü çok farklı. Türkiye, AB'ye üye olmamalıdır bu dört tane çoktan dolayı'.

'Türkiye'nin kültür çok farklı' cümlesi tam 3.5 senemi aldı. Zaten AB'nin ilerleme raporları, bu üç konu üzerinde durur. Siyaset, iktisat ve kültür... Daha önceki raporlarda üye ülkelerin müzakere sürecinde kültür konusu yoktur. Ayrıca bir kültür alanında entegrasyon nasıl olacak endişesi yoktu. Bu nedenle, Türkiye kendisini tanıtmak, kültürünü ve medeni konumunu anlatmak zorunda.

Demokrasi ise bizim demokratik çizgimiz Avrupa üyesi olan ülkelerden çok mu geride? Ekonomimiz çok mu geride? Dünya ekonomik sıralamasında nereden nereye geldik. Türkiye büyük bir pazar. Türkiye dünyanın büyük ekonomilerinden biri olduğu için G-20 de yerimiz var.''.

-''MEDENİ BİR MİLLET ZULMETMEZ''

Aydın, Atatürk'ün ''Medeni bir millet başkasına zulmetmez'' sözünü hatırlatarak, ''Bilim ve teknoloji, insanı zulümden kurtaramıyorsa, bilimsel ve teknolojik ilerleme maalesef zulmün de aracı olabiliyor'' dedi.

Merkezi Avrupa topluluklarının, bazı değerler bakımından şanslı olduklarını ifade eden Aydın, bir bakıma Türkiye'nin AB'ye girme çabalarının arkasında bu deneyimden yararlanmanın var olduğunu söyledi.

Bakan Aydın, Hollanda'nın AB Dönem Başkanlığı döneminde hazırlanan ''Türkiye-AB-İslam Raporu''na da değinerek, bu raporda ''Kültür konuları artık karar vericiler arasında önemli bir rol oynamaya başladı. Kültür, din içindir'' ifadesinin yer aldığını hatırattı.

''(Dini kullanmayalım) diyorlar, ama esasında bazen 'kültür' dedikleri İslam'dır. Kibarlık olsun diye 'kültür' diyorlar'' şeklinde konuşan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

''1952, 1958, 1963... 1963, Türkiye'nin kararının verildiği tarihtir. Neredeyse yarım asır geçti. Sayın Sarkozy hala konuşuyor, 'Türkiye Avrupalı değil'... Bir Fransız'ın bunu söylemesi hiç doğru değil. 100 seneden fazladır biz Fransız kültürü ile iç içeyiz. Tarih getirmiş, bizi çok ilginç bir noktaya oturtmuş. Sadece coğrafyamız bir bilişim kanalı değil. Türkiye, dünyaları birleştiren bir bilişim, iletişim kanalı. Asırları dolduran bir medeniyetimiz var.''

Aydın, Osmanlı İmparatorluğu'nun aynı zamanda bir Avrupa imparatorluğu olduğunu, onun için zayıfladığı zaman ''Avrupa'nın hasta adamı'' dendiğini belirterek, ''Hasta olduğunuz zaman Avrupa'nın olun, sağlıklı oldunuz zaman başka bir yerin olun. Reva mı şimdi?'' dedi.

-TÜRKİYE HAKKIDAKİ YANLIŞ SÖYLEMLER-

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, dünyada bir güç düzeninin olduğunu ve bu güç düzeninin ahlak düzeniyle birlikte yürümediğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu'na aday olanların seçim kampanyalarının devam ettiğini, bu kampanyalarda kültür ve medeniyet konularını sorumluluk içinde işlediklerini umut ettiğini kaydeden Aydın, bundan önceki kampanya dönemlerinde 16 ülkedeki seçim kampanyalarını takip ettiğini, adayların Türkiye hakkında yanlış şeyler söylediklerini gördüğünü bildirdi.

Aydın, ''Avrupa'nın üzerinde çok durmamız lazım. Beni en çok korkutan şey, Avrupa'da demokrasinin kırılgan hale gelmesidir. Son dönemde uyumla ilgili çıkardıkları yasaların çoğu antidemokratiktir. Hepsinin metni var, hepsiyle ilgili çalışmışlığımız var'' diye konuştu.

İki hafta önce iki şehidin cenazesine katıldığını hatırlatan Bakan Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

''Demokrasi ile tedbirleri mi alacağız, yoksa demokrasiye rağmen mi tedbirleri alacağız? Bence zoru denemek zorundayız. Demokrasiye rağmen değil, Demokratik Açılım ile birlikte güvenlik tedbirini almamız lazım. Öbür türlü açılımın önünü tıkarsak, oradan da bir güvenlik sorunu çıkar. Demokrasisi gelişmeyen ülkelerin geleceğiyle ilgili ciddi endişelere sahibim. Artık bu küçülen dünyada, siz sansür koyamazsınız.''

Türkiye'nin Avrupa'ya, bilimsel, ekonomik, siyasi açıdan muhtaç olduğu kadar Avrupa'nın da Türkiye'ye aynı ölçekte muhtaç olduğunu belirten Aydın, Türkiye'siz AB'nin, yarı yolda kalmış bir AB olacağını vurguladı.

-MEDENİYETLER İTTİFAKI PROJESİ

Aydın, Medeniyetler İttifakı Projesi'ni Türkiye'de yeterince anlatamadıklarını belirterek, projenin, hiçbir projenin içinde yer almadığını, Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) içinde yer aldığı düşüncesinin ise ''yalan'' olduğunu bildirdi.

Mehmet Aydın, ''BOP diye bir şey yok. Vardı sözde, neydi o? Fas'tan Malezya'ya kadar demokratik rejimlerin, yönetimlerin var kılınması, güçlendirilmesi. Irak'ı çözemedik ki. Öyle bir hayal görüldü, o iş orada bitti. Medeniyetler İttifakı Projesi'ni bari BOP'a dahil edip de feda etmeyelim'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*