Avrupa Yakası tamamen veda ediyor!

Avrupa Yakası tamamen veda ediyor!.14559
  • Giriş : 10.05.2009 / 22:15:00

Gülse Birsel bu haftaki yazısında ekranlara veda etmeye hazırlandıklarının mesajını verdi. İşte o yazı...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Veda etmek fuzuli üzüntü ama...

Tam altı yıl önceydi. Gazeteci ve Gag programının metin yazarı ve sunucusuydum. Sinema eğitimi aldığımı çok kişi bilmiyordu. Plato Film ekibi ile Sinan Çetin, daha önceden yazılmış ve bir kısmı çekilmiş bir uzun metraj filmin senaryosunu revize etmem ve komedi dozunu artırmam için Cihangir'deki ofise davet ettiler beni. Bir iki ay sonra senaryoyu elimden geldiği kadar istedikleri hale getirmiş durumda aynı ofisteydim. Herkesin o film hakkında söyleyecek bir sözü vardı, fikirler değişiyordu, bazı karakterlerin tamamen çıkarılması konuşulmaya başlandı. Bir an sıkılıp dedim ki, "Ya siz bu filmi boşverin, ben en iyisi size sıfırdan bir sitcom yazayım!" Avrupa Yakası fikrinin doğduğu gündü. Beş altı ay sonra, uzun ve çok titiz bir casting dönemi sonunda, 11 Şubat 2004'te, bir çarşamba akşamı, saat 20.00'de atv'de, Avrupa Yakası'nın birinci bölümü yayındaydı! Hümeyra'nın canlandırdığı İffet Sütçüoğlu telefonla konuşarak kahvaltı sofrasını hazırlıyor, bu esnada Aslı'yı istemeye gelecek bir aile olduğu öğreniliyor, Volkan ve Aslı salona giriyor, kavgaya başlıyor ve apartmanı teftişten dönen babaları Tahsin Bey'in fırçasıyla susup hizaya geliyorlardı. Sanırım ilk beş dakikada seyirciyi yakalayıp, onların komşuları, akrabaları, dostları olmayı başarmıştık. Aradan yaklaşık altı yıl geçti. Avrupa Yakası bu hafta 187. bölümünü yayınlayacak. Sanıyorum Türk televizyon tarihinin en uzun ömürlü sitcom'u olarak kayıtlara geçeceğiz.

DAHA MANTIKLI ÇALIŞMA SAATLERİ

Ama daha da önemlisi, bu dönemde, hatırlayabildiğim 'sahneye giriş' sırasıyla İfo, Volkan, Aslı, Tahsin Bey, Selin, Şesu, Yaprak, Sadettin Bey, Fatoş, Cem, Bülent Bey, Sedef Hanım, Kubilay, Tacettin, Sertaç, Burhan, Gülenay Ağabey, Sacit, Makbule, Gaffur, Tanrıverdi, Zeynep, Nilay, Sabit, Hediye, İzzet, Şahika, Cesur, Osman, Dursun, Dilber Hala karakterleri hem benim hem de sizin hayatlarınıza iz bırakacak şekilde girdi. Yazarken, bazen sanki kulağıma kendi repliklerini, kendi şakalarını fısıldadılar, kendi hikâyelerini yarattılar. Olağanüstü oyuncular tarafından canlandırıldılar. Çoğu, yakın arkadaşlarımdan, ailemden daha sık haşır neşir olduğum kişilikler haline geldi! Çoğu zaman sabahın 05.00'inde kendimi bilgisayar başında, Dilber Hala gibi soru sorup, Burhan gibi cevap verirken buldum! Uzun zaman olimpiyatlara hazırlanan bir sporcu gibi yaşadım. Şu anda bu yazıyı okuyan ve Avrupa Yakası'nı bu kadar yıldır "Hiç kaçırmadan,", "Fanatiklik derecesinde,", "Fırsat buldukça," veya "İzlediği tek Türk dizisi," olarak takip eden milyonlarca seyirciye bu dostluk ve kahkaha ortaklığı için teşekkür ederim. "Televizyonun kalıcılığı yoktur, bir dizi bittikten altı ay sonra kimse hatırlamaz," denir. Ama sanırım Avrupa Yakası uzun zaman unutulmayacaklar kategorisinde çoktan yerini aldı. Harika bir altı yıldı benim için. Çok hızlı, çok heyecanlı, çok eğlenceli, çok yoğun, zaman zaman çok gergin, olağanüstü ve olağandışı. Bu kadar zaman popülarite ve kalitenin kesişim kümesinde yer almak ve orada kalmaya çalışmak, hem çok gurur vericiydi hem de çok yorucu. Bir süre durup nefes almak istiyorum. Sanırım birçok oyuncu arkadaşım için de aynı şey geçerli. Artık başka şeyler anlatmak lazım.

Sezon başında verdiğimiz karara uyuyor farklı yönlerden gelen tüm muhalefete rağmen haziran sonunda Avrupa Yakası'nı bitiriyoruz. Şimdilerde sette bir burukluk var. Herkes hem son yedi bölüm için işini en iyi şekilde yapmaya uğraşıp sonraki projeleri düşünürken, bir yandan da son çekim günü ne hissedeceğini kestirmeye çalışıyor. Bir dizi ekibinden çok, altı yıldır yakın dost olmuş bir tiyatro topluluğu dağılıyor gibi aslında. Artık 10 metrekarelik koridordan bozma oyuncu odamızda ezber yapmayacağımızı, sabahın 06.00'sında hâlâ acaip bir enerjiyle oynayıp kahkaha krizine girmeyeceğimizi, çarşamba akşamı diziyi seyredip sonra birlikte parti yapmayacağımızı ve artık haftada üç gün birbirimize ve birbirimizle gülemeyeceğimizi kabullenme aşamasındayız. Kendi hesabıma, dizinin yazarı olarak, daha mantıklı çalışma saatleri, Burhan, Şahika ve Dursun'dan ziyade, etten kemikten, gerçek insanlarla görüşebilmek, sinemaya gidebilenleri, kafede oturup gazete okuyabilenleri kıskanmamak ve en önemlisi, aynı iştah ve heyecanla başka şeyler, başka diziler, kitaplar, sinema filmleri yazmaya devam edebilmek, başka karakterler oynayabilmek için, bu altı yıllık maratona son (ya da ara diyelim) vermek istiyorum. Bir yandan da belki de hayatımın en tuhaf, en heyecan verici, en benzersiz dönemlerinden birini bitirdiğimi de biliyorum. Uzun uzun veda etmeyi sevmem. Fuzuli üzüntüdür. "Görüşürüz, konuşuruz," filan demek daha çok hoşuma gider benim. Daha yedi hafta birlikteyiz. Ama ondan sonrası için... Orada, burada, şu veya bu şekilde... Görüşürüz, konuşuruz...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*