Avrupalı Türkler: Bütünleşme mi, yabancılaşma mı?

Avrupalı Türkler: Bütünleşme mi, yabancılaşma mı?.13512
  • Giriş : 21.02.2008 / 09:03:00

Avrupa Birliği üyesi birçok ülkede yaşayan yaklaşık dört milyon Türk var.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Belçika'nın King Baudouin Vakfı ve Bilgi Üniversitesi tarafından kısa süre önce yapılan çalışma Belçika, Fransa ve Almanya'daki Türk topluluklarının yeni ülkeleriyle ne kadar bütünleştiklerini ve bu toplulukların -Türkiye'nin gayri resmi elçilikleri olarak anılabilir- Türkiye'nin AB arzusu açısından bir köprü veya gedik olarak mı hareket ettiklerini belirlemeye çalıştı.

Türkiye'nin göçmen toplulukları son kırk ya da elli yıl boyunca birkaç nesildir gelişmektedir. Şimdilerde çoğu insan istihdam amacından çok aile üyelerine katılmak veya evlilik için Türkiye'yi terk ediyor. Türkiye'deki iyileşen ekonomik ortam pek çok Türk'ün dışarından çok içeriden, köyden şehre göç etmesine yol açmakta. Türkler, pek çok AB vatandaşının inandığı gibi Türkiye'yi terk edecek kadar"umutsuz" değil.

Araştırma, göç sürecinde ortaya çıkan başlıca üç Avrupalı Türk grubunun olduğunu ortaya çıkarıyor: Köprü kurma grupları (hem anavatana hem de 'ev sahibi ülkeye' bağlı olanlar), gedik açan gruplar (genellikle yaşlı nesilden olan ve anavatana hâlâ güçlü bir yönelmesi olanlar) ve asimile olmuş gruplar. Avrupalı Türklerin % 40'ı kendilerini hem Türk hem de Avrupalı olarak görüyor. Bununla birlikte kendilerini ev sahibi ülkeyle ilişkilendirmeyen eşit sayıda bir kesim var.

Avrupalı Türkler, içinde yaşadıkları toplumların gerçeklerine karşı kör değiller ve varlıklarının giderek artan yabancı düşmanlığı eğilimiyle olumsuz görüldüğünün farkındalar. Toplumda genellikle bir yük olarak görülmelerine rağmen Avrupalı Türkler hem olumlu hem de olumsuz bir etkileri olduğuna inanıyor: Kültürel çeşitlilik ve zenginlik, çalışkan bir iş gücü ve yeni ailevî ve ahlakî değerler getiriyorlar. Aynı zamanda toplumlarındaki pek çok kişinin sosyal güvenlik sistemini sömürdüğünü, yerel değerlere uyum sağlamadığını, kendi paralel toplumlarını oluşturduğunu, tembel olduğunu ve kurallara uymadığını açıkça kabul ediyorlar.

Avrupalı Türklerin çoğunluğu Türk mahallelerinde oturuyor, Türk arkadaşları var, Türk gazeteleri okuyor ve Türk geleneklerine uyuyor (İspanya'daki İngilizler gibi). Bununla birlikte, iş aracılığıyla genellikle yerel nüfusla oldukça fazla temasları var. Giderek daha fazla Avrupalı Türk, yeni ülkelerinin dilini öğrenmekte, yerel basını takip etmekte, mülke yatırım yapmakta; yeni ülkelerindeki siyasî yaşama daha büyük bir ilgi duyarak, yerel hükümette ve parlamentoda giderek artan sayılarla temsil edilmekte ve genellikle yeni ülkelerine kendilerini adamaktadır.

Bununla birlikte yaşam kadınlar açısından daha zor. Çoğu çalışmadığından ve genellikle kırsal altyapıdan geldiklerinden yaşamları Türk topluluğuyla sınırlı olabiliyor. Türkiye'den uzakta 30 yıl geçirmiş olabilirler; ancak yeni dillerinden birkaç kelimeden fazlasını öğrenememiş ve yerel halkla temas kuramamış durumdalar. Çalışmayanlar genellikle Türk işletmelerinde temizlikçi olarak veya aile işletmelerinde çalışıyor.

Avrupalı Türkler AB yolunda avantaja dönüşebilir

Çoğu Türk erkeği genellikle yeterince muhafazakâr olmadıklarını hissettikleri yeni nesil Avrupalı Türk hanımlardan ziyade Türkiye'den bir eşle evlenmeyi tercih ettiğinden"ithal gelin" sorunu da mevcuttur. Yeni eşler genellikle çok az eğitimli olup, küçük köylerden gelmektedir. Bu kadınlar yeni bir ülkedeki hayata hazır değil ve sıkı bir aile ağına kapatılır ve gerçekten bütünleşme şansına sahip değildir. Bu durum bütünleşme açısından zorluk yaratan olumsuz bir eğilimdir; çünkü Türkler arasında zincirleme göçün devamına katkıda bulunurlar.

Ayrıca pek çok Türk topluluğu lideri dil becerilerinden yoksun olduğundan ve topluluklarının karşı karşıya kaldığı temel konuları alenen söyleyemediğinden yabancı olarak kalır. Aynı zamanda ev sahibi ülkeler genellikle bütünleşme sürecine yardımcı olacak kadar ileri gitmezler, bu durum da genellikle Türk topluluğuna karşı önyargı anlayışına yol açıyor. Yerel basın da Türklerin Avrupa'daki olumsuz imajında büyük bir rol oynuyor. Bu nedenle genel olarak Avrupalı Türkler, genellikle pek çoğu ikinci veya üçüncü nesil olmalarına rağmen kendilerini "yabancı" olarak hissediyor. Almanya'da son zamanlarda yaşanan trajik olayların sonucu bunu açıkça göstermektedir.

Ayrıca"Futbol testi" -çoğu Almanyalı Türk'ün Almanya'dakiler yerine Türkiye'deki futbol takımlarında oynamayı tercih etmesi gerçeği vardır- bu da pek çoğu Almanya'da büyümesine, Almancayı Türkçeden daha iyi konuşmasına ve ailelerini orada yetiştirecek olmasına rağmen reddedilme hislerinden ("onlar bizi istemiyorsa biz de onları istemiyoruz") kaynaklanır. Bu durum Türk göçmenlerin ev sahibi ülkelerin vatandaşlığını almaya"atlamaması" gerçeğine yansımıştır. Özellikle sadece % 26,2'nin vatandaşlık aldığı ve % 40,8'inin başvurmayı planlamadığı Almanya'da durum budur.

Yeni nesil genellikle, onlara sunulan kötü eğitim sistemi ve ebeveynlerin kendilerini iyi yetiştirmemiş olması nedeniyle evde yetersiz destek yüzünden göçmen mahallelerinde"sıkışıp" kalıyorlar. Türk mahallelerindeki okullar çoğunlukla göçmenlerle, düşük kaliteli öğretmenlerle doludur, bu durum da düşük başarı seviyelerine yol açar. Çoğu vasıfsız olarak ayrılıyor ve çok küçük bir yüzdesi üniversiteye gidiyor (Belçika % 4,3). Sonuç olarak Türk toplulukları içinde işsizlik önemli seviyededir (Fransa % 23). Belçika ve Almanya'da bu rakam muhtemelen hükümet girişimciliği ve aile işletmelerini desteklediği için daha düşüktür. Göçmen ailelerin çocuklarının şimdiki durumun aksine eğitim sistemi içinde daha çok destek görmelerinin gerektiği açıktır.

Türkiye'nin AB üyeliği konusunda Avrupalı Türklerin çoğunluğu, Türkiye'de AB desteğindeki azalış ile tutarlı olarak rakam son iki yılda düşmüş olsa da olumludur. AB üyeliğinin Türkiye'deki insan haklarını, demokrasiyi iyileştireceği ve iş imkanlarını artıracağına dair güçlü bir inanç var. Nitekim genel izlenim, Türkiye'nin AB katılım sürecine demir attığından beri büyük ölçüde geliştiğidir. Bununla birlikte tüm Avrupalı Türkler, Türkiye'nin geleceği hakkında iyimserdir, sadece % 30'u Türkiye AB'ye katılırsa oraya geri dönmeyi düşünüyor.

Daha çok Avrupalı Türk, AB'ye üye ülkelerde yaşadıkça, daha az yerli nüfus, (yanlış şekilde) Türkiye'nin fakir insanlarını Avrupa'ya yolladığına inanarak Türkiye'nin AB'ye katılmasını istiyor. AB vatandaşlarının kalbini ve aklını kazanmak zahmetli bir mücadele olacaktır. Yine de bağları güçlendirmek ve daha fazla güven ve saygı yaratmak için hem ev sahibi ülke hem de Türk toplulukları ciddi şekilde çaba göstermelidir. Yavaş olsa da bütünleşmenin gerçekleştiğine dair teşvik edici işaretler var ve bu işaretler kaybedilmemeli, geliştirilmelidir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious