Aydın Doğan'dan Emin Çölaşan'a dava

Aydın Doğan'dan Emin Çölaşan'a dava .10838
  • Giriş : 28.01.2008 / 12:40:00
  • Güncelleme : 28.01.2008 / 13:02:32

21 yıl süreyle Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra işine son verilen Gazeteci Emin Çölaşan, eski patronu Aydın Doğan ile mahkemelik oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


21 yıl süreyle Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra işine son verilen Gazeteci Emin Çölaşan, eski patronu Aydın Doğan ile mahkemelik oldu. İşte Aydın Doğan'ın Çölaşan'a açtığı davanın dilekçesi...



Doğan, Çölaşan için, "Sırlarımızı açıkladı, kişilik haklarımı zedeledi, beni kamuoyunda küçük düşürdü’’ dedi ve 50 bin YTL tazminat istedi.

Hürriyet Gazetesinin sahibi Aydın Doğan ile, Gazeteci-Yazar Emin Çölaşan, sonunda mahkemelik oldu. Doğan, Çölaşan hakkında 50 bin YTL’lik tazminat davası açtı ve dava dilekçesinde, 21 yıl süreyle Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra işine son verilen Çölaşan için,’’ Yazdığı kitap ile mahrem sırlarımızı açıkladı, kişilik haklarımı zedeledi, beni de kamuoyunda küçük düşürdü’’ dedi.

Geçen yıl Ağustos ayında olaylı biçimde işine son verilen Çölaşan’ı bu süreç sonrası yazdığı "Kovulduk ey halkım, unutma bizi’’ adlı kitap nedeniyle suçlayan ve dava açan Aydın Doğan, Çölaşan’ın ‘’1986-2007 yılları arasında Hürriyet Gazetesinde her türlü imkan sağlanarak, baskı ve sansüre uğramadan çalıştığını’’ belirtti.

"ÇÖLAŞAN AYRILDI"
Daha önce telefonla katıldığı bir TV programnda "Çölaşan’ın yazdıklarının yüzde 80’i doğru’’ diyen Doğan, dava dilekçesinde ise ‘’Kitabın gerçek dışı ve iftiralarla dolu’’ olduğunu savundu. Çölaşan’ın, 31 Ağustos 2007 tarihinde ‘İşinden ayrıldığı’’ görüşünü de savunan Aydın Doğan, şu suçlamaları yöneltti:

- Çölaşan işten ayrıldıktan sonra bir ay içinde ‘Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi’ adlı bir kitap yazmış ve 70 baskı yapan bu kitapta, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmuştur. Kendisine sansür uygulandığını iddia etmiş, gazetenin işleyişi ve mahremiyeti ile ilgili sırları gün ışığına çıkarmış, Aydın Doğan’ı da maddi ve manevi zarara uğratmıştır

- Kendisine çalıştığı dönemde hiçbir sansür uygulanmamıştır. Aydın Doğan’ın tüm söylemleri (Takıntılı olma, sırf eleştirmek için yazma) hususundadır. Buna rağmen kitabına Aydın Doğan’ı karalayan, aşağılayıcı, tahkir edici ve kamuoyunda küçük düşüren beyanları da eklemiştir. Davalıyı, iktidardan menfaat beklentisine eşitlemiş, iktidarlar ile iyi geçinmek için her türlü tavizi veren, etik değerlerden uzaklaşmış biri olarak göstermeye çalışmıştır.’’

"KİN VE NEFRETLE BAKIYORDU’’
Çölaşan’ın kitabında Aydın Doğan için "Kin ve nefretle bakıyordu’’ ifadesini de kullandığı hatırlatılarak, "Ancak kendisinin kin ve nefretle yazdığını hiç farketmemiş ve unutmuştur. Patronu öven yazı yazması için, baskı gördüğü iddiaları da gerçek dışıdır. Davalı gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle de, üzüntüye yol açıp, manevi zarara neden olmuştur. Bu davadaki amaç, tazminat miktarından ziyade, davalının haksız isnatlarının ortaya çıkarılabilmesidir’’ denildi.

ÖZKÖK VE AHVALİ ADİYE
Dava dilekçesinde Çölaşan’ın, Ertuğrul Özkök’e yönelik eleştirilerine de değinilerek, ‘’ Her gazetede patronların, dolayısıyla gazetenin yayın politikasının sözcülüğünü yapan insanların var olması ve bunun ahvali adiyeden olmasına rağmen, bu durumun patronun çıkarını korumaya indirgenmesi de, insaf sınırlarını aşmıştır’’ denildi.

"MEKTUBUMU İZİNSİZ YAYINLADI’’
Aydın Doğan’ın Çölaşan’a yazdığı bir mektuba da değinilen dilekçede, ‘’Hem bu mektup kitapta izinsiz olarak yayınlanmış, hem de kendisi ile yapılan görüşmeler, izin alınmaksızın açıklanmış, gazetenin prensip ve stratjileri konu yapılarak, gazetenin mahremiyetine ve iş sırlarına tecavüzde bulunulmuştur. Mektubun izinsiz yayınlanması kişilik haklarına da tecavüzdür ve tazminatı gerektirir’’ denildi.

"NEDEN SUSTU ?’’
Dava dilekçesinin son bölümünde de, Çölaşan’ın iddia ettiği gibi, gazetede çalışırken kendisine aykırı gelen işlemler varsa, neden bunlara karşı suskun kaldığı sorusu da yöneltildi ve şöyle denildi:

"İşten ayrıldıktan sonra konuşması, her iki taraf açısından da sindirilebilir bir durum değildir. Suskun kalmasının nedenleri de sorgulanmalıdır. Bir gazetenin içinde yaşananları işten ayrıldktan sonra ister kitap yazıp para kazanmak, ister karşı tarafı kötülemek adına ortaya koymanın da kabul edilir yanı yoktur...

HÜLYA AVŞAR VE BANKACILARIN AVUKATI
Emin Çölaşan hakkında, Aydın Doğan adına 50 bin YTL’lik tazminat davasını Avukat Deniz Ketenci açtı. Ketenci, daha önce de sanatçı Hülya Avşar’ın avukatlığını üstlenmiş ve eşi Kaya Çilingiroğlu’ndan boşanma davasına bakmıştı. Show TV'nin de avukatlığını yapan Ketenci, Halit Cıngıllıoğlu, Ufuk Güldemir ve Fatma Unakıtan'ın da avukatlığını üstlenmişti. Ketenci, Gazeteci yazar Fatih Altaylı hakkında, POAŞ ile ilgili yazılarından dolayı Aydın Doğan’ın açtığı tazminat davasında da, Doğan’ın avukatlığını yapmış, ünlü müzayedeci Rafi Portakal ile eşinin boşanma davasında da Zuhal Portakal’ın avukatı olmuştu. Ketenci Susurluk davası sanıklarından özel timci Ziya Bandırmalıoğlu’nun da avukatlığını yapan Ketenci, Yurtbank davasında Ali Balkaner’in, İnterbank davasında Cavit Çağlar, Egebank davasında Murat Demirel’in avukatlığını üstlenmişti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious