Aygün, Reha Muhtar'ın çöküşünü yazdı

Aygün, Reha Muhtar'ın çöküşünü yazdı.12904
  • Giriş : 12.02.2009 / 19:40:00
  • Güncelleme : 12.02.2009 / 19:05:07

Ana haber bülteninde parmağını sallayarak 'Nerede bu devlet?' diye bağırırken, devlet onu oyuyordu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bugün gazetesi yazarı Hakan Aygün, Ergenekon yapılanmasının Reha Muhtar'ı işinden ederek, Tuncay Özkan'ın yerine getiriliş sürecinde yaşananları yazdı. Reha Muhtar'ın görmek istemediği gerçek olarak tanımladığı durumu "Reha, devleti ararken, devlet onu oyuyordu!" sözleriyle bitirdi.

Hakan Aygün'ün yazısı:

REHA MUHTAR'IN KAYBOLAN YILLARI....



Garibim Reha Muhtar'ın Show TV'den nasıl "şutlandığını" yıllar önce defalarca yazdım.

Taraf Gazetesi'nin yayınladığı Karamehmet'in Ergenekon sanığı tuğgeneralle yaptığı görüşmenin tutanakları, beni "Reha'nın kovulup, Tuncay'ın getirildiği" günlere geri götürdü.

Yazdığım doğrular işine gelmediği için Reha yıllarca kabullenemedi. "Persona non gradata" olduğunun ortaya çıkması, kariyerini ve havasını bozacaktı, akıllılık yaptı.

Dün köşesine bakınca anladım ki, "jeton" yeni düşmüş. Ancak "utancından" kendisinin nasıl "şutlandığını" değil de, yerine gelen Tuncay Özkan'ın "geldiği yöntemle gitmesi" aşamasına ilişkin soruları soruyor. Askerin Tuncay'ı kovulurken sahiplenmeye çalışmasında kendi kovuluşunun ipuçlarını arıyor.

Emin olun aslında merak ettiği, kendisinin Show TV'den nasıl şutlandığıdır. Aslında biliyor da, hala inanamıyor.

En baştan söyleyeyim. Reha haklı! Çünkü, "derin devlet numarası"yla Reha'nın ekmeğiyle oynandı. Bakın o gün bugün TV'lerde dikiş tutturamıyor. Şimdi şansını CNN Türk'te deneyecek. Sırf uğradığı haksızlıklardan ötürü, inşallah bu sefer tutturur diyorum. Kaybolan yıllarının bedelini Reha'ya kim ödeyecek, işin o tarafını ise bilemiyorum!

Karamehmet'e Tuncay Özkan'ı pazarlamışlardı. Reha ise hala olan bitenden habersiz, Karamehmet'e 1 yıllığına şu kadar para diye sözleşme nazlanmaları yaparken, aslında patronun kovmak için bahane aradığının farkında bile değildi. Bir anda kendisini kapının dışında buldu. Ne olduğunu anlamaya "egosu" yetmemişti.

Rahmetli Ufuk Güldemir'le bu gelişmenin "ikinci elden bizatihi şahidi" olduğum için, Reha'nın başına gelenleri vakti geldiğinde eleştirerek yazdım. Tuncay Özkan tipi "güç odağına dayanarak parayı götüren gazetecilik tipi"ni her zaman Reha Muhtar tarzı habercilikten çok daha tehlikeli bulmuşumdur ve bulmaya da devam edeceğim.

Hükümetiyle, askeriyle, gizli servisiyle devlet, "aşırı magazinleşme"den duyduğu rahatsızlıkla Reha'yı istemedi. Gerekçe de bulunmuştu:

"Bu tarz haberler sosyal patlamayı tetikliyor. Halk bu haberlerde gördüğü yaşamlarla kendi yaşamı arasındaki uçurum nedeniyle, her an ayaklanabilir."

Şaka gibi değil mi? Ama vallahi de billahi de şaka değil. Üstelik, Karamehmet'i bizzat Ankara'da köşeye çekip, bunları anlattılar. Reha yeni sezon için para koparma numaraları yaparken, benim gibi bir kaç kişi çoktan Reha'nın yerine Tuncay'ın geldiğini biliyordu. Nitekim 1 hafta sonra Reha da öğrendi.

Reha'nın magazinleşmenin yanı sıra, sabah akşam "vatan-millet-Sakarya-laikçilik-ulusalcılık" numaralarıyla devlete yakın durma çabalarına rağmen gerçek budur. Reha'yı "poposunu sağlama almak" için "yakın ilişkisi olmadığı halde goy goyculuğunu yaptığı çevreler" yedi. Bugün de Vatan'da ulusalcı-hoşa giden yazılar yazıyor ama emin olun "aynı safta" durduğunu sandığı çevreler Reha'yı hala çok zararlı bulur ve sevmezler.

Reha, dün daha yeni uyanmış ya da başına gelenleri "içine atmak"tan yeni kurtulmuş olacak ki, Tuncay Özkan'la ilgili ortaya çıkan son gerçekler doğrultusunda, askerlere "doğru mu" diye soru soruyordu.


Aradığı yanıtı hiçbir zaman bulamayacak. "Kaybolan yıllarının hesabını" da soramayacak. Çünkü, kabullenmekte çok geç kaldı. Başına gelenleri sorgulamaktan hep korktu. Yatıp kalksın Ergenekon'a dua etsin. "Ergenekon davası" olmasa, Reha da cesaretini toparlayamayacaktı.

"Nerde bu devlet"in Reha'ya kocaman bir "özür" borcu var!

Reha, devleti ararken, devlet onu oyuyordu!


(Not: Tuncay Özkan gibi Reha Muhtar'la da birbirimizi günahımız kadar sevmeyiz. Ama doğruya doğru, eğriye eğri!)

BUGÜN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*