Aygün nerede ve neden susuyor?

Aygün nerede ve neden susuyor?.9390
  • Giriş : 17.12.2008 / 10:26:00

Meclis’te dünkü bütçe görüşmelerini izlerken aklıma Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Aygün geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Meclis'te dünkü bütçe görüşmelerini izlerken aklıma Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Aygün geldi.

Dostluğumuz yıllar öncesine dayanır Aygün'le... Televizyonlarda program yaptığım dönemlerde, ne zaman arasam kırmaz gelirdi.

İş adamı olmasına rağmen, iktidarlara en sert eleştirileri yöneltmekten çekinmez, gözünü budaktan sakınmazdı.

ATO bünyesinde oluşturduğu uzman bir ekibin hazırladığı araştırmalarla, neredeyse her hafta ülkenin gündemini belirlerdi...

Çünkü bütün gazeteler, ekonomiyle ve toplumsal sorunlarımızla ilgili bu araştırmaları her hafta manşetlerine taşırdı.

***

Sonra yaz aylarının başında sürpriz bir gelişme oldu... Kimsenin beklemediği bir anda, Sinan Aygün yaka paça gözaltına alındı. Ergenekon örgütünün mali işlerden sorumlu üyesi olmakla suçlanıyordu...

Kendisiyle aynı anda gözaltına alınan emekli generaller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'la birlikte tutuklanarak cezaevine konuldu. Tam onlarla koğuş arkadaşlığına alışmak üzereydi ki avukatının yaptığı itiraz sayesinde tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi.

***

Tahliye edilmesinden sonra da konuştum kendisiyle... Neyle suçlandığını bile bilmediğini, bu nedenle savunmasını hazırlamak için iddianamenin açıklanmasını bekleyeceğini, o güne kadar suskun kalmayı tercih ettiğini söylüyordu.

Bu suskunluk aylardır sürüyor...

Çünkü Sinan Aygün, tıpkı diğer tutuklu-tutuksuz sanıkların çoğu gibi hâlâ yargılanamıyor...

Ergenekon sanıklarının bir bölümü savunmalarını tamamlama aşamasına gelmişken, onlar kaderlerinin ne olacağını bile bilmiyor.

Bu belirsizlik sürdükçe de sert eleştirileriyle, yorumlarıyla tanıdığımız Sinan Aygün ortalarda görünemiyor...

Sadece kendisi konuşmamakla kalmıyor aynı zamanda ATO'nun o renkli araştırmalarından da kamuoyunu mahrum bırakıyor.

Çünkü hiçbir şekilde gündemde olmak, kurumuna ve işlerine zarar vermek istemiyor.

Eminim ki bu yazıdan bile rahatsız olacak ve sabahın köründe telefona sarılıp, “Ne yaptın be abi” diye hesap soracak...

Yaptığım belli:

Bir ülkenin en muhalif seslerini böylesine sindirmeye, susturmaya yargının bile hakkı olmadığını söylüyorum.

Eğer bu insanların suçları belliyse, haklarında tek tek dava açılır sonra da bu davalar ana davayla birleştirilir...

Ergenekon Savcısı'nın yaptığı gibi, “Toplu iddianame hazırlıyoruz, o yüzden dava açma süresi uzuyor” gerekçesinin ardına sığınılmaz...

Bu gerekçeyle onlarca yazar, hukukçu, iş adamı, emekli ya da muvazzaf subay mağdur edilmez...

Yargılama süreci, bir “iktidara karşı muhalifleri susturma operasyonu”na dönüştürülmez...

***

Eğer Sinan Aygün aylardır kendisini susmak zorunda hissetmeseydi eminim ki dünkü bütçe görüşmeleri çok daha ilginç geçecekti...

Çünkü bir muhalif iş adamı olarak onun açacağı yeni ufuklar, ekibinin yapacağı araştırmalar sayesinde, muhalefet liderleri kriz ortamında bulunan ülke ekonomisinin fotoğrafını çok daha iyi bir şekilde ortaya koyabileceklerdi.
***

Ergenekon davasının yargıçları hâlâ neyle suçlandıklarını bile bilmeyen bu sanıkların durumunu göz ardı etmemeli...

Daha da önemlisi bu davanın Sinan Aygün örneğinde açıkça gördüğümüz gibi bir “sindirme-susturma operasyonu”na dönüşmesine izin vermemeli...

Bu sanıklar eğer suçluysa bir an önce yargılanma hakkını kullanabilmeli ve gerekiyorsa cezalarını çekmeye başlamalı...

Ama binde birlik bir yüzdeyle bile “aklanma” olasılıkları varsa o zaman, bugünkü mağduriyetlerine son verilmeli.

***

Unutmayın ki bu dava sadece birkaç kişinin değil, aynı zamanda ülkenin kaderini ilgilendiriyor...

Ergenekon Davası'nın hâkimlerini, olaya bir de bu açıdan bakmaya davet ediyorum!

**

GÜNÜN SORUSU

Yargıtay, Ergenekon Davası'yla ilişkili olabileceği gerekçesiyle Danıştay Baskını Davası'na bakan mahkemenin kararını bozdu...

Bu durumda başta Susurluk Davası olmak üzere, birçok davada verilen kararların da aynı gerekçeyle bozulması gerekmez mi?

***

Ekonomimiz harikaymış!

Bütçe görüşmelerinde Başbakan Erdoğan'ı dinlerken, ekonomimizle gurur duydum...

Meğer tüm makroekonomik veriler harikaymış, işsizlik artmamış, enflasyon dizginlenmiş, gelir dağılımı adaletsizliği bitmiş...

Hatta asgari ücretliler bile altı yıl öncesine göre, çok daha fazla alım gücüne kavuşmuş...

***

Acaba Recep Tayyip Erdoğan bugün Başbakan değil de ana muhalefet partisinin lideri olsaydı, aynı ekonomik verilere nasıl yaklaşırdı?

Mevcut iktidarın üyelerini analarından doğduğuna pişman etmez miydi?

Vatan

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*