AYM üyesi bürokrasiye isyan etti

AYM üyesi bürokrasiye isyan etti.14293
  • Giriş : 05.07.2009 / 20:33:00

Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Sacit Adalı: "Ben bir parti kursaydım..."

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Sacit Adalı, ''Ben bir parti kuracak olsaydım adını 'Vatandaşın Hayatını Kolaylaştırma Partisi' koyardım. Çünkü Türkiye'de herkes birbirine engeller çıkartarak vatandaşın hayatını zorlaştırıyor'' dedi.

Iğdır Barosu ve Iğdır Üniversitesince ortaklaşa düzenlenen Geleneksel 5. Hukuk Sempozyumu Iğdır'da yapıldı. Kültür Sarayındaki sempozyumda konuşan Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Sacit Adalı, toplumun kurallarının anayasa ile belirlendiğini söyledi.

''Öyle bir Anayasa yapılmalıdır ki tırnak kalpten ayrı olmasın'' diyen Adalı, şöyle konuştu:

''Nasıl ki bir insanın vücudu uyum içerisinde çalışıyorsa, anayasada da her birim uyum içerisinde olmalıdır. Ben bir parti kuracak olsaydım adını 'Vatandaşın Hayatını Kolaylaştırma Partisi' koyardım. Çünkü Türkiye'de herkes birbirine engeller çıkartarak vatandaşın hayatını zorlaştırıyor. Halbuki Peygamber'imizin dediği gibi, her şeyi zorlaştırmayıp kolaylaştırmalıyız. Anayasamızda temizlikçisinden cumhurbaşkanına, cumhurbaşkanından başbakana kadar herkes eşittir. Sadece birilerinin mevki ve konumu farklıdır. Bu ülkenin birliğe ihtiyacı vardır. İç barışı kurmalıyız. Birbirimize güzel ve sevgiyle bakmalıyız.''

-''SEÇİM BARAJI HİÇ OLMAMALIDIR''-

Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can da, seçim barajının toplumsal siyasetin engellenmesi anlamına geldiğini savundu. Barajların Türkiye'de çok ciddi yıkımlara ve acılara yol açtığını ifade eden Can, ''Seçim barajı hiç olmamalıdır. Eğer olacaksa en fazla yüzde 2-3 oranında olabilir. Toplumsal barış için seçim barajı kalkmalıdır'' dedi.

Sempozyuma ev sahipliği yapan Iğdır Baro Başkanı Mustafa Buluş da, yeni çıkarılacak anayasada, düşünce ve ifade özgürlüklerinin uluslararası standartların üzerine çıkarılması gerektiğini söyledi.

İnsanların düşüncelerini özgürce açıklayabilme imkanı sağlayan, farklılıkları, zenginlik olarak gören bir anayasa modeli oluşturması gerektiğini belirten Buluş, ''Bugün Türkiye'mizde birçok tabu art arda yıkılmaktadır. Bugün hukuk herkese dokunmaktadır. Müdahalelerle, muhtıralarla, postmodern darbelerle yara alsak da yine de ayakta duran bir demokrasiye sahibiz'' diye konuştu.

-''MEDYA HAKİM ADINA KARAR VERİYOR''-

İstanbul Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Koçak da, 1982 Anayasası'nın halka sorulmadan hazırlandığını, mevcut anayasanın ihtiyaca cevap veremediğini savundu.

Halkın tüm kesimlerinin katılımı ve görüşüyle bir anayasa hazırlanması gerektiğini vurgulayan Koçak, bugün Türk yargısının ise sıkıntı içinde olduğunu öne sürdü.

Koçak, şöyle devam etti:

''Türkiye'de gelişen olaylardan dolayı hakim ve savcılar adına medya kuruluşları karar vererek suçsuz insanları mahkum ediyor. Hakim bağımsız, yargı tarafsız olmazsa o zaman sıkıntı başlar. Bugün hiçbir delil ve sonuca ulaşmadan medya hakim adına karar veriyor, hüküm veriyor. Serbest kalması gereken bir kişiyi tutuklanacak şeklinde yayınlarla hakimi baskı altına alıyorlar. Böyle bir ortamda nasıl sağlıklı karar verilecek? Yargıç devlete karşı da vatandaşının yanında olmalıdır. Adaleti gözü kapalı dağıtmalıdır. Fakat Anayasa Mahkemesi'nin önündeki adalet tanrıçasının gözü açıktır. Bugün bazı savcılar çıkıyor, konuşma yapıyor. Bunu tasvip etmiyorum. Savcılar iddianameleriyle, hakimler ise kararlarıyla konuşur.''

-''ANAYASA'NIN BEKÇİSİ'''-

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Köker, demokrasiyle birlikte hukukun da geliştiğini, vatandaşların yeni haklara kavuştuğunu söyledi. Toplumda demokratik devlet anlayışını yerleştirmek gerektiğini vurgulayan Köker, bunun da siyasi irade ve vatandaşlarla olacağına işaret etti.

Köker, Türkiye'nin önünde 3 önemli sorun olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Bunların başında Kürt meselesi gelmektedir. Acil olarak çözülmelidir. Bir başka sorun ise din ve vicdan hürriyeti meselesidir. Alevi ve laiklik anlayışı din ve vicdan hürriyeti çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır. 3. sorun ise, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın dediği gibi bu ülkede Müslümanların da din ve vicdan hürriyeti problemi vardır. Bu çerçevede Lozan Antlaşmasını doğru uygulamak gerekir.''

Yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç olduğunu yineleyen Köker, ''Halkın kendisini ifade edebileceği bir anayasa olmalıdır. Maalesef bugün Anayasa'nın bekçiliğini Anayasa Mahkemesi yapmaktadır'' diye konuştu.

-''DTP'NİN KAPATILMA DAVASI TEMMUZ AYINDA SONUÇLANABİLİR''-

Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Sacit Adalı, sempozyumun soru-cevap bölümünde yöneltilen bir soru üzerine, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılması davasının örtbas edilmediğini söyledi. Kısa zaman içinde davanın sonuçlanabileceğini belirten Adalı, ''Belki de temmuz ayı içerisinde dava sonuçlanabilir'' diye konuştu.

Prof. Dr. Köker de, soru üzerine ''Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları konusundaki düzenlemeyi destekliyorum. Bu yasada eksiklilikler var. Vatandaşı askerlikten soğutma gibi suçlar da askeri mahkemelerden alınıp sivil mahkemelere verilmeliydi'' karşılığını verdi.

Bu arada Iğdır Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş, konuşmacıların kendisinin adını söylemediklerini, ''kendisinin halkın iradesi olduğunu'' söyleyerek salonu terk etti. Konuşmacılar ise bunda bir kasıt olmadığını, kendisini tanımadıklarını ifade etti. İki gündür Iğdır'da olduklarını belirten konuşmacılar, Başkan Güneş'in gelip kendisini tanıtmadığını, bunun için ismini zikretmediklerini belirttiler.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*