Azınlıklar 'normal vatandaşlık' istiyor

  • Giriş : 11.12.2006 / 00:00:00

Meclis'te kabul edilen yeni Vakıflar Kanunu, Türkiye'deki azınlık sorunlarını bir kez daha gündeme getirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Haftalık haber dergisi Aksiyon, bu haftaki sayısında azınlıklar konusunu ele aldı. Aksiyon dergisine açıklamalarda bulunan Ermeni cemaati avukatı Diran Bakar, yeni yasayı değerlendirirken, başlangıçta son derece olumlu maddeleri olan metnin, Adalet Komisyonu'nda CHP'li üyelerin müdahalesiyle değiştirildiğini ve bu şekilde Meclis'ten geçtiğini belirtiyor. İlk tasarıda cemaat vakıflarına yurtdışında şube açma ve üst kurul oluşturabilme hakkı verilirken, komisyonda metne 'sadece statüsü olanlar' notu eklendi. Cemaat vakıfları da vakıf senediyle kurulmadıkları için, yeni yasaya göre yurtdışında şube açamayacak ve birkaç vakıf bir araya gelerek üst yapı oluşturamayacak. Diran Bakar, kendilerini en çok rahatsız eden unsurun yine Adalet Komisyonu'nda eklenen 'mütekabiliyet' ifadesi olduğunu belirtiyor. Yani buna göre muhatap ülke Türk azınlıklara baskı yaparsa, Türkiye'nin de burada yaşayanlara baskı yapma hakkı olacak. Bakar, "Bu bizi rehine gibi gören anlayışın ürünüdür. Zaten uygulama şansı yok. Çünkü mütekabiliyet yabancılar için uygulanabilir; ama yine çok rahatsız edici." diyor. Bakar'a göre yasadaki taşınmaz mal iadesi hükmü de muğlâk ifadeler içeriyor.

Fener Rum Patrikliği Basın Sözcüsü Peder Dositheos Anağnostopulos, Türkiye'deki 4 bin Rum'un yüzde 60'ının 55 yaş ve üstü olduğunu ifade ederek böyle giderse önümüzdeki 20 sene içinde Rum sayısının 800'e düşeceğini iddia ediyor ve cemaatin sosyolojik ömrünün de biteceğini düşünüyor. Çünkü nüfus yaşlı olduğu gibi, gençlerdeki doğum oranları da son derece düşük. Anağnostopulos bu noktada bir sitemde bulunuyor: "Türkiye normalleşiyor, artık görüşlerimizi dile getirebiliyoruz. Fakat bu normalleşme geç kaldı; çünkü ortada cemaat kalmadı." Onun cemaatin geleceğiyle ilgili umudu, Türkiye'nin AB üyesi olması durumunda göç edenlerin en azından bir kısmının geri dönme ihtimali.

Sorunlarının sadece hukukî olmadığını; olayın siyasi yönü bulunduğunu da belirten Anağnostopulos, meselenin bir türlü çözülmemesine yönelik ilginç bir yorum yapıyor: "Türkiye'de gittikçe canlanan bir Müslümanlık var. Gayrimüslimlere hakları verilirse, Müslümanlara da birtakım hakları vermek zorunda kalabilirler. Ben bizim sorunlarımızın çözülmemesinin altında böyle bir anlayışın yattığını düşünüyorum."


MAROVITCH: DİLENCİLİK YAPMAK İSTEMİYORUZ


Vatikan İstanbul Temsilcisi Monsenyör Georges Marovitch, Katoliklerin özel yaşam ve ibadet hürriyeti açısından hiçbir sorunlarının olmadığını özellikle belirterek, hukuki şahsiyetlerinin olmamasından kaynaklanan sorunlara vurgu yapıyor.

Katoliklerin Osmanlı dönemindeki mülkleri ağırlıklı olarak, Katolik tarikatları üzerineydi. Cumhuriyet döneminde Müslüman ve gayrimüslim bütün tarikatlar lağvedilince onlar üzerine yapılmış mülklerin kullanımı, yeni bir sorun olarak ortaya çıktı. Bu süreçte Vatikan temsilciliğinin kullandığı Kançilarya ve temsilciliğe ait dairelere el konuldu. Katoliklere özel işlemlerin (evlilik gibi) onay yeri olan Kançilarya'nın bulunduğu yer bugün Harbiye İlkokulu olarak kullanılıyor. Elde edilen kiralarla rahiplerin ve kilisenin maddi ihtiyaçları karşılanan binalar da bugün Vatikan temsilciliğine ait değil. Elde kalan tek yer, Vatikan İstanbul Temsilciliği olarak kullanılan bina. Bir de Büyükada'daki bir köşk, iade edilenler arasında.

Marovitch'in gelinen noktada tek isteği, buradaki maddi ihtiyaçlarını karşılayacak olan dairelerin iadesi. "Harbiye İlkokulu'nu geri isteyecek hâlimiz yok; ama burada nasıl yaşayacağız, neyle geçineceğiz? Tek derdimiz bu." diyor. Kilisenin ihtiyacı olduğunda, bir tamirat gerektiğinde sürekli yurtdışındaki kiliselerden para istemekten bıktıklarını belirterek, Batı kiliseleri karşısında dilenci durumuna düşmekten yakınıyor. Onun önerisi, Vatikan ile Türkiye arasında bir 'modus vivendi' yani bir arada yaşama mutabakatı yapılması. Böyle olduğu takdirde, sorunların uluslararası hukuk zeminine taşınmadan çözümleneceğine inanıyor.

Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ da karşılaştıkları zorluklardan şikayetçi. Mesela, tamiratını yaptıkları ve irtifa hakkı önce kendilerine 99 yıllığına verilen ancak sonra geri alınan, Ayazpaşa'daki eski Cizvit kilisesi sorununu AİHM'e taşımışlar. Sağ, "Süryanilerin sicili ortada. 5 bin yıldır bu topraklarda yaşıyoruz. Bir gün bile devletin aleyhinde işimiz olmadı. Azınlık statüsünde değiliz, bu ülkenin bir parçasıyız." diyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious