Baba bu fotoğraftakiler kim?

  • Giriş : 17.08.2006 / 00:00:00

17 Ağustos’ta 3 kızını göçük altında kaybeden anne ve baba, depremden sonra doğan 2 kızına ablalarından hiç bahsetmemiş.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 7 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişinin hayatını kaybettiği felaketin yaraları büyük ölçüde sarıldı. Ancak yakınlarını kaybedenlerin acısı dinmiyor. Enkaz altında kalan Örengil ailesi de bunlardan biri. Yıllardır içlerine gömdükleri acı, depremin yıldönümünde yeniden yüreklerini dağladı. Hanefi-Ayten Örengil çiftinin 3 çocuğuyla yaşadığı mutlu yuva 7,4 büyüklüğündeki depremle yıkılmış. >

Göçük altından sağ kurtulan anne ve baba, toprağa verdikleri 3 kızının yokluğuna uzun süre alışamamış. Depremden sonra dünyaya gelen Sena ve Seda, onları yeniden hayata bağlamış. Aile yeni doğan çocuklarına, enkaz altında kalan ablalarıyla ilgili bugüne kadar hiçbir şey söylememiş. Fotoğrafları bile gizlemişler. Ancak Sena ve Seda dün her şeyi öğrendi. Baba Hanefi Örengil, depremin yıldönümünde yaşadıklarını Zaman’a anlatırken, eski albümü çıkarıverdi. Fotoğrafları gören çocukların babalarına sordukları ilk soru ise yürek dağladı: “Baba bu fotoğraftakiler kim?”

Hanefi Örengil, “Çocuklara ablalarından bahsetmek için, onların okul çağına gelmelerini bekliyordum. Ama bugün oldu.” deyip, her şeyi anlattı. Ablalarının fotoğraflarını ilk kez gören Sena ve Seda, bu kez “Albüm neden toz toprak içinde kalmış?” diye sordu. Anne ve baba gözyaşlarını saklamaya çalışırken, albümü eline alan 4 yaşındaki Seda, hemen yorum yapmaya başladı: “Bu ablam biraz şişmanmış, şu ablam da çok uzunmuş.”

17 Ağustos gecesi gelen sarsıntıda kiminin ailesi, kiminin anne-babası, kiminin de çocukları hayata veda etti. Depremde ölenler toprağa verilirken, geride kalanlar ömür boyu unutamayacakları derin yaralarla hayata devam etti. Çocuklarını kaybedenler, evlat acısını aradan geçen zamana rağmen unutamadı. Bu acıyı yaşayanlardan biri de Örengil ailesi. Hanefi-Ayten Örengil’in 3 çocuğuyla yaşadığı mutlu yuva 7,4 büyüklüğündeki 45 saniyelik sarsıntıyla yıkıldı. Derince ilçesinde 60 Evler’de bulunan 5 katlı apartmanın birinci katında oturan aile, depremde oturdukları binanın yıkılması ve yandaki binanın da onun üzerine devrilmesi ile enkaz altında kaldı. Sabaha doğru baba Hanefi çevredeki vatandaşlar tarafından enkazdan çıkarıldı. Daha sonra kendine gelen acılı baba, eşini ve çocuklarını aramaya başladı. Anne de birkaç saat sonra enkazdan çıkarıldı. Anne-baba, beton yığınları arasında çocuklarını aradı. Bu sırada Tüpraş’ın alevler içinde kalması ile çevredeki aileler bölgeden uzaklaştırıldı. 2 gün sonra aile tekrar enkaz başına gelerek, çocuklarının cansız bedenlerini çıkarıp defnetti.

Örengil çiftinin evlat acısı depremden bir yıl sonra dünyaya gelen Sena ismindeki bebekle biraz olsun hafifledi. 2 yıl sonra ikinci çocukları doğan Örengil ailesi, hayata yeniden bağlandı. Anne Ayten, “Bu çocuklar bizim yaşam kaynağımız oldu.” diyerek duygularını dile getiriyor. Baba Hanefi Örengil ise “Allah depremde 3 çocuğumuzu aldı, sonra 2 çocuk verdi.” derken yaşadıkları acıyı “Allah kimseye yaşatmasın, bu anlatılabilecek bir acı değil.” sözleriyle ifade ediyor. Baba Örengil şöyle konuşuyor: “Depremde çocuklarımızı kaybettikten sonraki hayat bizim için çok acı oldu. Eşim çalışmadığı için tek başına evde kaldı. Ben işe giderken hep aklım ondaydı. O dönem bizim için çok zor oldu. Çocuğumuz olunca hayatımız birden değişti. Hayata bağlandık. İçimde halen çocuklarımın acısı var; bu bizim için bir imtihandı diyorum. İnşallah bu imtihanı iyi vermişizdir.”

Anne Ayten Örengil, depremde ölen çocuklarının fotoğraflarının da bulunduğu albümü çıkarırken bu fotoğrafları şimdiye kadar kardeşlerine hiç göstermediğini söylüyor. 6 yaşındaki Sena ve 4 yaşındaki Seda, annesinin elindeki albümün sayfaları çevirirken babalarını soru yağmuruna tutuyor. Baba Hanefi Örengil, fotoğrafı ellerinden almak için kaçamak cevap veriyor; ama “Baba bu fotoğraftakiler kim?” sorusu aileyi 7 yıl öncesine götürüyor.

Etkilenmesinler diye sakladık

Baba Örengil, “Çocuklarımın psikolojisi bozulmasın diye şimdiye kadar fotoğraflarını göstermedim. Küçükken çocukları mezar ziyaretine götürüyordum. Biraz büyüyünce etkilenmeye başladılar. Daha sonra çocukları götürmedik mezarlığa. Amacım, çocuklar okula başladıktan sonra olayları anlatmaktı. Size fotoğrafları gösterince gördü, ben de artık anlatmaya başladım.” diyor. Baba Örengil, fotoğrafları çocuklara gösterirken, anne Örengil, ilk başta dayanamadığı için geri planda onları seyrediyor. Çocuklar, ailelerine fotoğraftaki üç kardeşlerini sıra ile göstererek sorular soruyor. Bazen de kardeşleri üzerinde yorum yapıyor. Seda, fotoğraflara bakarken “Bu ablam biraz şişmanmış, şu ablam da çok uzunmuş.” diyor. Çocuklar, kardeşlerinin oturduğu koltukları da sormayı ihmal etmiyor: “Anne bu beyaz koltuklarımız nerede?” Uzun süre fotoğraf albümünü ellerinden bırakmayan çocuklar, annelerine albümün neden yıprandığını ve toz içinde kaldığını sorunca anne Örengil, psikolojileri bozulmasın diye kaçamak cevaplar veriyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious