Baba-oğulun en büyük yolculuğu

  • Giriş : 03.03.2006 / 00:00:00

Yol, öyle bir metafor ki üzerine bina edilemeyecek bir şey yok neredeyse.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dünyadaki yolculuğumuz diyebilirsiniz, ruhumuzun derinliklerine bakma yöntemi diyebilirsiniz, kaçış emaresi diyebilirsiniz, varış alameti diyebilirsiniz, bu karmakarışık dünyada ‘sahil-i selamet’e çıkaran yolu bulmak, müstakim olmak diyebilirsiniz... Fas asıllı Fransız yönetmen İsmail Ferruhi’nin, ilk uzun metraj denemesi, bütün bu anlamları çıkarabileceğiniz 105 dakikalık bir seyirlik sunuyor.

1990’lardan itibaren televizyon filmleri çeken Ferruhi, “Büyük Yolculuk” adlı ilk sinema filminde, kendisi gibi Fransa’da yaşayan Fas asıllı bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Ancak bu ailenin hikâyesinde ne gittikleri yere uyum sağlayamamak, ne dışlanmak ne de kültürlerarası bir aşk hikâyesinin onulmaz yaraları var. Aile ve hikâyesi gayet basit aslında; iki yetişkin erkek evlada ve bir küçük kız çocuğuna sahip, Fas asıllı baba, ahir ömründe hacca gitmeye niyetlenir. Daha sevap olacağı düşüncesiyle de uçakla değil, arabayla gitmeyi tercih eder. Maalesef ehliyeti yoktur. Bu sorunu aşmak için önce büyük oğlunun şoförlüğünden istifade etmeyi düşünse de haylaz oğlu, alkollü araba kullanırken yakalanıp ehliyetine el konulduğu için babayı hacca götürme görevi, tahta çıkmak gibi, küçük kardeşe geçer. Küçük kardeş, liseli Rıza’dır. Tipik bir ergen olan Rıza’ya vazife tebliğ edilir edilmez işler karışır; Rıza’nın, Lisa’dan, sevdiği kızdan ayrılıp uzaklara gitmeye hiç niyeti yoktur. Hele de önemini bir türlü kavrayamadığı bir yolculukta babasına eşlik etme sebebiyle. Babasına eşlik etmek zaten başlı başına kâbustur.

Aslında Rıza pek de haksız sayılmaz; çünkü babası, aklı geride kalmasın diye Rıza’nın cep telefonunu çöp kutusuna atacak ve geçtikleri yerleri birazcık olsun gezmek isteyen oğlunu, “Biz turistik geziye çıkmadık!” diye haşlayacak kadar katı bir adamdır. Ama bu, onun samimi bir Müslüman olmasını kesinlikle engellemez. Rıza, cep telefonunu sorunca, “bilmiyorum, düşürmüşsündür” diye geçiştirmek yerine gözlerinin içine bakıp “300 km geride bir çöp tenekesinde kaldı.” diyecek ölçüde dürüst olan bu adam, parasını çaldırdığı iddiasıyla yakalattığı adamın suçunu ispat edemediği söylenince “Ama yalan söyleyeceksem hacca gitmemin ne önemi var?” diye şaşıracak denli de saf bir mü’mindir. Dinine bağlılığının göstergesi ise sadece gümrükte bile aksatmadığı namazında değil, kızıp terk ettiği oğlunun hiçbir yalvarışına cevap vermezken “Senin dininde bağışlama yok mu?” sorusu üzerine aniden durup karar değiştirmesinde aranabilir.

“Yola çıkanın halini Allah bilir” derler. Baba; kültüründen ve dininden zerrece taviz vermemiş ve hâlâ Fransızca konuşmayan bir baba, oğul; evin içinde Fas, dışında Avrupa değerleriyle büyümüş ve hâlâ Arapça konuşmayan bir oğul, (aslında her ikisi de mavi bir arabanın, kavuniçi sağ-ön kapısı gibi!) beş bin kilometre yaparken İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Bulgaristan, Türkiye, Suriye ve Ürdün’den geçerler. Slovenya’da hiç konuşmadan arabalarına binen bir kadın, Bulgaristan’da adres sorduklarında, anlamadıkları bir dilde şeceresini okuyan bir adam, Türkiye sınırında huysuz gümrükçüler ve kendilerine yardım edip sonra da onlarla hacca gitmeye kalkan bir adamla karşılaşırlar. Kar altında kalır, güneşte kavrulurlar. Değişmeyense, aralarındaki bitmez tükenmez med-cezirdir. Öyle ki yolculuğun sonunda bile haylaz çocuk uslanıyor, içindeki dine saygısız taraf hidayete eriyor demek mümkün değil. Rıza için söylenecek bir şey varsa, bu yolculuk sonunda değişmediği; ama olgunlaştığıdır.

İsmail Ferruhi, ilk filminde büyük bir prodüksiyona kalkışmış. Dokuz ayrı ülkede geçen bir yapımın altından alnının akıyla çıkmış. Bunda en büyük destekçisi de geçen yıl 10 Şubat’ta intihar eden yapımcısı Humbert Balsan olsa gerek. 51 yaşında hayatı terk eden Balsan, 19 yaşında oyunculuk yaparak sinemayla tanışan, sonrasında ise yapımcılık üzerine yoğunlaşan biriydi. Ömrünün son yıllarında özellikle Ortadoğu coğrafyasından çıkan filmleri desteklemekle uğraşmıştı. Oscar adaylığı ile gündeme gelen Filistin yapımı “Kutsal Direniş” filmi, bunlardan biriydi. 2004 Venedik Film Festivali En İyi İlk Film Ödülü, 2005 Mar del Plata Film Festivali En İyi Film ve Erkek Oyuncu Ödülleri ve 2006 BAFTA Ödülleri En İyi Yabancı Film Adayı “Büyük Yolculuk”, konusuyla, kurgusuyla, oyuncusuyla, yönetmeniyle, yapımcısıyla izlenmesi gerekli bir film.

BÜYÜK YOLCULUK

Yönetmen: İsmail Ferruhi

Oyuncular: Nicolas Cazale, Muhammed Mecid, Jacky Nercessian

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious