Babacan, yabanci semayenin artmasini bekliyor

  • Giriş : 28.11.2005 / 00:00:00

Bakan Babacan, bugüne kadar Uluslararasi Para Fonu'ndan (IMF) yaklasik 3,7 milyar dolar kredi kullanilmasina karsin yaklasik 13,3 milyar dolar borç geri ödemesi yaptiklarini belirttti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Babacan, 2005 yili 9 aylik dönemdeki yabanci sermaye girisinin 3,7 milyar dolara ulastigini, bu rakamin yil sonuna kadar rekor seviye olan 5 milyar dolari asacagini söyledi. Babacan, "2006-2008 dönemi için muhafazakar bir yaklasimla 16 milyar dolarin üzerinde yabanci sermaye girisi öngörmekteyiz" dedi.

TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda, Hazine Müstesarligi ve AB Genel Sekreterligi 2006 Yili Mali Yili Bütçe sunus konusmasi yapan Babacan, ülkenin üst üste verdigi faiz disi fazlanin, borçlanma geregini azaltarak, reel faizlerin düsmesine ve borç servis yükünün azalmasina neden oldugunu, bunun sonucunda da Türkiye'nin her yil faiz giderlerinden önemli tasarruf sagladigini söyledi. 2005 yilinda 56,4 milyar YTL olarak öngörülen faiz harcamasinin 10 milyar tasarrufla yil sonunda 46,4 milyar YTL olacaginin öngörüldügünü anlatan Babacan, "Böylelikle son üç yilda faiz harcamalarindan 26,4 milyar dolar YTL tasarruf saglanmis olacaktir. Bu gelismeler sonucunda faiz harcamalarinin milli gelire orani 2002 yilinda yüzde 18,9 olan oran 2005 yilinda yüzde 9,5'e önümüzdeki yil ise yüzde 8,6'ya gerilemesi beklenmektedir" seklinde konustu.

Babacan, faiz gelirlerinde yasanan benzer iyilesmenin bütçe açiginda da yasandigini, 2003 yilinda 45,2 milyar YTL olan bütçe açiginin, 2005 yili sonunda 29,1 milyar YTL'ye 2006 yilinda ise 15 milyar YTL düzeyine gerilemesini beklediklerini belirterek, "Son üç yilda agirlikli olarak faiz harcamalarindan sagladigimiz tasarruf sonucunda konsolide bütçe dengemiz öngörülenden 34,7 milyar daha az açik vermistir" dedi.

Borçlanma startejisinde yürütülen borç stokunu; faiz, kur ve likidite risklerine karsi daha dayanikli hale geldigini dile getiren Babacan, 2002 yilinda olan yüzde 70 olan iç borç iskontolu ortalama ihale faizinin bugün itibariyle yüzde 13,8'e reel faizlerin ise yüzde 35'den yüzde 8'e indigine dikkat çekti.

Mali disiplinin saglanmasi, enflasyonun düsürülmesi ve YTL'ye basariyla geçilmesi hem yurt içi hem de yurt disi piyasalarda TL'ye olan güveni artirdigini ifade eden Babacan, söyle dedi: "Böylece, YTL bir deger biriktirme ve tasarruf araci olma özelligini yeniden kazanmistir. Uluslararasi finans kuruluslari ve bazi ülkeler YTL cinsi tahvil ihraç ederek borçlanmis ve borç yönetimlerinde YTL'yi bir enstrüman olarak kullanmaya baslamistir. Yurt içinde, portföy tercihlerinde de YTL'nin agirligi artmistir. 2002 yilinda Türk Lirasinin toplam portföy içindeki payi yüzde 52,8 iken bu oran 11 Kasim 2005 itibariyle yüzde 73,6'ya yükselmistir."

Babacan, Hazine Alacaklarina iliskin getirilen düzenlemeler çerçevesinde, 2005 yilinda Hazine alacaklarinin takip, tahsil ve yönetimi kapsaminda Ekim ayi itibariyle yapilan nakit tahsilat tutari bir önceki yila göre 3 kat artarak 3,5 milyar YTL'ye ulastigina dikkat çekerek, "Bu artis temel olarak Tasarruf Mevduati Sigorta Fonu tarafindan yapilan 2,7 milyar YTL tutarindaki ödemelerden kaynaklanmistir" dedi.

Konusmasinda, IMF ve Dünya Bankasi ile iliskilerine de deginen Babacan, yeni Stand-By

düzenlemesinin ilk iki gözden geçirmesine iliskin teknik çalismalar tamamlandigini hatirlatarak, "IMF olan toplam borcumuz 2002 yili sonundaki 22 milyar dolarlik seviyesinden Kasim sonu itibariyle 13,5 milyar dolara gerilemistir. Hükümetimizin görev basina geldigi günden bugüne kadar IMF'den yaklasik 3,7 milyar dolar kredi kullanilmis olup, ayni dönemde yaklasik 13,3 milyar dolar borç geri ödemesi yapilmistir. Böylece söz konusu dönemde net geri ödeme tutari faiz hariç 9,6 milyar dolar olmustur. IMF'ye 2003 yili basindan itibaren net borç geri ödeyicisi olma konumumuz programimizin sonuna kadar da devam edecektir." dedi.

Dünya Bankasi ile olan iliskilerimiz 2003-2006 dönemini kapsayan mali ve teknik destek programina iliskin olarak uygulanmakta olan Ülke Destek Stratejisi Programi çerçevesinde sürdürüldügünü belirten Babacan, bu programin 1 yil daha uzatilmasi ve finansman tutarinin da 4,5 milyar dolardan 6,6 milyar dolara çikarilmasi hususunda mutabakat saglandigini açikladi.

Hükümet olarak gerçeklestirdikleri yatirimi ortamini iyilestirme çalismalarini anlatan Babacan, Türkiye'nin yabanci sermaye için cazip ülke haline geldigini söyledi. Babacan, atilan bu adimlarin somut sonuçlarini elde etmeye basladiklarini 1990'li yillar boyunca ortalama 1 milyar dolar civarinda seyreden dogrudan yatirimlarin 2003 yilinda 1,7 milyar dolar, 2004'te 2,8 milyar dolar, 2005 yili Ocak-Eylül döneminde 3,7 milyar dolar ulastigina isaret ederek, "Yil sonunda bu rakamin 5 milyar dolari asarak rekor 0düzeye ulasmasi beklenmektedir." dedi. Türkiye'de 1954-2002 döneminde 6 bin 93 adet yabanci sermayeli sirket kurulduguna hatirlatan Babacan, 2003 yili basindan 2005 Ekim ayi sonuna kadar toplam 5 bin 614 adet yabanci sermayeli sirket kuruldugunu, bunlarinda yüzde 52,2'si AB üyesi ülkelerdeki yerlesik yatirimcilardan olustuguna dikkat çekti. Babacan, "Orta vadeli programimiz kapsaminda 2006-2008 dönemi için muhafazakar bir yaklasimla 16 milyar dolarin üzerinde yabanci sermaye girisi öngörmekteyiz. Hedefimiz bu tutari çok daha yukari çekmektir. Bunun mümkün oldugu birçok ulusal ve uluslararasi yatirimci tarafindan da paylasilmaktadir" diye konustu.

Babacan, tesvikler kapsaminda 2005 yili Ocak-Ekim dönemi itibariyle 136 bin kisilik istihdam öngören 3 bin 418 adet yatirim tesvik belgesi düzenlendigini söyledi. Tesvik kapsamindaki il sayisi 36'dan 49'a çikarildigini hatirlatan Babacan, "Bu çerçevede destek unsurlarindan biri olan Enerji Desteginin Uygulanmasi ile ilgili olarak bugüne kadar 671 tesis için yaklasik 58 milyon YTL ödeme gerçeklestirilmistir. Enerji desteginden yararlanan firmalarda mevcut istihdam iki katina çikmistir" seklinde konustu.


'TÜRKIYE, AB SÜRECINI BASARIYA GÖTÜRECEK GÜÇ, BILGI VE BIRIKIME SAHIPTIR'

Konusmasinin önemli bir bölümünü AB iliskilerine ayiran Babacan, çalismalar hakkinda komisyon üyelerine bilgi verdi. Babacan, AB katilim sürecinin Türkiye için de artik yeni bir dönemi baslattigini, bu dönemde kendilerine düsenin bu sürecin tarihi bir adim oldugunun bilinciyle hareket ektmek oldugunu söyledi. Katilim sürecinin bazi zorluklari olacaginin altini çizen Babacan, "Ancak, Türkiye bu süreci basariya ulastiracak güç, birikim, heyecan ve iradeye sahiptir. Unutulmamalidir ki Türkiye, geçmiste karsilastigi tüm zorluklara ragmen tam üyelik hedefinden sapmamis, inançla, çok çalisarak yoluna devam etmistir. Ülkemiz, önümüzdeki dönemde de ayni azim ve kararlilik içinde hedefine dogru emin adimlarla yürümeye devam edecektir. AB'yle iliskilerimizi hiçbir zaman çatismaci bir üslup içinde yürütmeyecegiz. Isbirligini ve ortaklik ruhunu esas edinen bir yaklasim ve hakliligimizdan güç alan bir olgunluk içinde olacagiz. Burada, katilim sürecinin, büyük oranda Türkiye'nin AB'yle uyum çalismalarinin hizina ve toplumsal dönüsümü yönetme becerisine bagli olacagini belirtmek isterim. Yapilacak çalismalar sonucunda katilim asamasina gelindiginde gerek Türkiye, gerek AB bugünkünden çok farkli bir görünüm sergileyecektir. Inaniyoruz ki, o asamada, tüm kriterleri karsilamis Türkiye'nin cazibesi AB bakimindan çok daha belirgin olacaktir. Müzakere sürecinin kolay olmayacagini hepimizin bilmesi ve buna hazirlikli olmasinda fayda vardir. Ancak bu zorlu süreç ayni zamanda Türkiye için tadi çikarilmasi gereken bir süreç olacaktir. Her bir yeniligin ve reformun ardindan Türkiye biraz daha degisecek, refah seviyesi biraz daha yükselecek, çagdas standartlara biraz

daha yaklasacaktir" seklinde konustu.

Babacan, müzakere sürecini, Kopenhag siyasi kriterlerinin istisnasiz olarak uygulanmasi, siyasi reformlarin derinlestirilmesi ve içsellestirilmesi. AB müktesebatinin üstlenilmesi ve uygulanmas ve sivil toplumla diyalogun güçlendirilmesi ve bu çerçevede hem AB ülkelerinin kamuoylarina, hem de bizim kamuoyumuza yönelik olarak bir iletisim stratejisinin yürütülmesi üç temel strateji ile yürüteceklerini söyledi.

AB müzakere sürecinde 35 ayri fasilin yapilacagini, tarama sürecinde de her bir fasil için iki etaptan olusacagini anlatan Babacan, AB çalismalari ile ilgili olarak su bilgileri verdi: "Tanitici Tarama denilen ilk etapta Avrupa Komisyonu bize ilgili alandaki AB müktesebati hakkinda bilgi vermektedir. 'Ayrintili Tarama' etabinda ise Türkiye, AB müktesebati isiginda ilgili fasilda ülkemizin mevcut durum hakkinda bilgi vermektedir. Bu baglamda, 20 Ekim 2005 tarihinde Bilim ve Arastirma, 26 Ekim 2005 tarihinde Egitim ve Kültür, 7 Kasim 2005 tarihinde Kamu Alimlari, 8-9 Kasim 2005 tarihlerinde Rekabet Politikasi, 21-22 Kasim 2005 tarihlerinde Yerlesim Hakki ve Hizmet Sunumu Serbestisi, 25 Kasim 2005 tarihinde Sermayenin Serbest Dolasimi fasillarinda tanitici tarama çalismalari yapilmistir. Ayrica 14 Kasim 2005 tarihinde Bilim ve Arastirma, 16 Kasim 2005 tarihinde Egitim ve Kültür, 28 Kasim 2005 tarihinde, yani bugün ise Kamu Alimlari fasillarindaki ayrintili tarama çalismalari da basariyla sona ermistir. Müzakere sürecinin asamalarina bagli olarak her bir fasil için bir 'arama grubu' bir de 'üzakere çalisma grubu' olusturulmaktadir. Bu gruplar olusturulurken, o fasilla ilgili olan tüm birimlerden temsilcilerin olmasi hususunda hassasiyet gösterilmektedir. Daha önce baska platformlarda da vurguladigim gibi bu çalismalar hiçbir kurumun tek basina üstlenebilecegi, yürütebilecegi çalismalar degildir. Tüm uygulayici birimler bu degisim ve dönüsüm sürecinin bizzat sahibidir. Bu nedenle, tüm bakanliklarimiz, tüm kamu kurum ve kuruluslarimiz baslangiçtan itibaren AB katilim çalismalarinin içinde yer almalari bizim için büyük önem arz etmektedir. Bakanliklarimizin, diger kamu kurum ve kuruluslarimizin en tepedeki yöneticileri, yani müstesarlar, baskanlar, katilim sürecinde kendi alanlariyla ilgili yapilan çalismalarda kurumlarina yön veren kilit kisilerdir. Ayrica, her bakanligimizdan, kurum ve kurulusumuzdan AB ile ilgili çalismalarda "daimi temas noktasi" olacak birer kisi tespit edilmistir. Bu kisiler genelde müstesar yardimcisi veya baskan yardimcisi sifatini tasimaktadir. Daimi temas noktasi olan yöneticiler ile düzenli toplantilar yapilarak müzakere sürecinin saglikli bir biçimde yürütülmesi saglanacaktir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious