Babacan gündemdeki soruları cevapladı

Babacan gündemdeki soruları cevapladı.12130
  • Giriş : 22.01.2009 / 10:29:00

Bakan Babacan, Mısır'daki zirveden sonra İsrail'in katılımcı 5 ülkeyi yemeğe davet edip, Cumhurbaşkanı Gül'e davette bulunmaması konusunda cevap verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bakan Babacan, Mısır'daki zirveden sonra İsrail'in katılımcı 5 ülkeyi yemeğe davet edip, Cumhurbaşkanı Gül'e davette bulunmaması konusunda, "Davet edilseydik de gider miydik, ben hiç sanmıyorum. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanımız o resmin içine girer miydi, ihtimal vermiyorum" dedi.

TGRT Haber'in sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD'nin yeni Başkanı Barack Obama dönemini ve Obama'nın ekibini değerlendirdi.

Bu ülkede ilk kez bir siyahinin başkan seçilmesini tarihi olarak niteleyen Babacan, söylemleriyle halkı ikna eden ve somut projeler üreten bir kişinin, kökeni ne olursa olsun kazanacağının ortaya çıktığını ifade etti.

Obama'dan beklentilerin çok yüksek olduğuna işaret eden Babacan, yeni ekibin iyi ve önemli isimlerden oluştuğuna dikkati çekerek, bu ekibi iyi yönlendirmek ve koordinasyonu sağlayabilmenin Obama'nın önündeki önemli konulardan biri olacağını belirtti.

Türkiye'nin tanıdığı bir kişi ve güçlü bir politikacı olan Hillary Clinton'ın dışişleri bakanı olmasının sevindirici olduğunu söyleyen Babacan, eski dışişleri bakanı Condoleezza Rice ile sağladıkları çok yakın çalışma ortamını Clinton ile de sürdüreceğine olan inancını dile getirdi.

Türkiye ve ABD'nin dış politika gündemlerinin çok örtüştüğünü kaydeden Babacan, kabinede ekonomiyle ilgili isimlerin de çok iyi ve piyasayı yakından tanıyan kişiler olduğunu ifade etti.

Obama'nın, yemin törenindeki konuşmasında, Müslüman ülkeleri de dahil ederek, tüm kesimleri kucaklayacağına dair verdiği mesajların önemine değinen Babacan, ancak uygulamanın daha önemli olacağını kaydetti. Babacan, ABD'deki bazı etkin lobilerin bazen yönetime, aslında ülkenin çıkarına olmayan işler yaptırabildiğine dikkati çekerek, Obama'nın geniş kesimlerle istişare içinde olmasının gerekliliğini vurguladı.

-OBAMA'NIN ERMENİLERE VERDİĞİ SÖZLER-

Yeni başkanın, seçim beyannamesinde, Bush yönetiminin hatalarından bahsederek, Türkiye'yi önemli bir yere oturttuğunu söyleyen Babacan, Obama'nın, 1915 olaylarına ilişkin Ermenilere verdiği sözlerle ilgili de "seçim kampanyası sırasında söylenenlerle masaya oturduğu ve sorumluluğu omzunda hissettiği zamanki görüntü daha farklı olabilir. Devletin mahrem dosyaları önüne konduğu zaman kuşkusuz bu yönetimin kararını etkileyebiliyor" diye konuştu.

Bununla birlikte, riskin olmadığını da söyleyemeyeceğini ifade eden Babacan, Türkiye ile Ermenistan arasında başlayan ve halen devam eden diyalog sürecini hatırlatarak, ABD'deki yeni yönetimin bu süreci aksatıcı bir pozisyon takınmamasını umduğunu belirtti.

Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarının ilişkilere olumsuz yansımalarını ABD'deki tüm taraflara anlattıklarını kaydeden Babacan, "Türk dış politikasını rehin alan" bu konunun sadece ABD değil, daha birçok ülkeyle ilişkileri de ilgilendirdiğini, konuya kalıcı çözüm bulmak için çalıştıklarını vurguladı. Şu an ulaştıkları noktanın 94 yıldır gelinen en yüksek nokta olduğunu ifade eden Babacan, çözüm için ümitli olduklarını ifade etti.

-GAZZE'DE YAŞANANLAR-

Gazze'de yaşananlarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Babacan, Obama'nın da şu an önündeki en sıcak gündemi oluşturan bu konuda Türkiye'nin bildiğini ve düşündüğünü açıkça söylediğini belirterek, "Bu bizim aynı zamanda tarihi sorumluluğumuzdur" dedi.

Babacan, bu konuda Mısır'ın arabulucu olmakla birlikte, aynı zamanda sorunun bir parçası olduğuna dikkati çekerek, Gazze'de Mısır'a rağmen bir İsrail-Hamas ateşkesinin mümkün olamayacağını söyledi.

Türkiye'nin ilk günden devreye girerek, taraflar arasında dengeyi sağladığını ve "sahada en çok koşturan ülke olduğunu" herkesin gördüğünü vurgulayan Babacan, ilk hedef olarak silahların susmasını belirlediklerini, bunun için BM Güvenlik Konseyinde de yoğun diplomatik trafiğin sürdürüldüğünü kaydetti.

Bu süreçte Mısır ile de yakın diyalog kurulduğunu anlatan Babacan, şöyle devam etti:

"Mısırlılarla şunu konuştuk; 'önemli değil, siz ön planda olun, ama biz netice almak istiyoruz, yakın çalışalım' dedik, 'tamam' dediler. Hamas heyeti Mısır'a gitti. Bu önemliydi, kopmuş olan Hamas-Mısır iletişimi, bizim teşvikimizle yeniden başladı.

Kahire, Mısır, Şam'da yoğun temaslarımız oldu. İsrail ile de görüştük bu süreçte tabii. Biz ateşkes sağlanmadan önce somut önerilerimizi herkese verdik. Verirken de tarafların razı olacağı konusunda kendimize güveniyorduk. Tarafları tatmin eden bir orta yoldu. Bunun etkili olduğunu düşünüyorum. Bizim sunduğumuz somut öneriler, biraz değişiklikle kabul edildi."

-"ŞAM'DAKİ TOPLANTI 05.30'A KADAR SÜRDÜ"-

Babacan, Türkiye'nin bu süreçte Hamas ile de iletişimini sürdürdüğünü anlatarak, en son Şam'daki toplantının sabaha karşı 05.30'a kadar devam ettiğini, kendisinin de Ankara'da uyumadan bu görüşmeleri takip ettiğini söyledi.

Mısır'da düzenlenen zirve sırasında tüm liderlerin Hamas'ın ateşkes kararını Cumhurbaşkanı Gül'den öğrendiğini de aktaran Babacan, İsrail'in Gazze'yi terk etmesini önemli bir adım olarak niteleyerek, aksi halde Gazze'de yine sorunların yaşanabileceğini belirtti.

Babacan, Türkiye'nin Gazze'de izlediği politikayı eleştiren muhalefete de tepki göstererek, "Muhalefet dünya neyi konuşuyor biraz baksa. Türkiye'nin etkinliği çok takdir ediliyor. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar ölürken Türkiye'nin sessiz kalmasını kimse beklememeli. Türkiye'nin bu işin doğrusunu açık yüreklilikle söyleyebilmesi önemliydi. Başka ne yapmamızı bekliyorlardı, bilmiyorum" diye konuştu.

Gazze konusunu görüşecek AB bakanlarının kendisini de davet ettiğini bildiren Babacan, ayrıca Türkiye'nin etkin politikasını kıskanan bazı ülkelerin olabileceğine dikkati çekti.

Bir soru üzerine, Mısır'daki zirveden sonra İsrail'in katılımcı 5 ülkeyi yemeğe davet edip, Cumhurbaşkanı Gül'e bir davette bulunmamasını da değerlendiren Babacan, "Davet edilseydik de gider miydik, ben hiç sanmıyorum. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanımız o resmin içine girer miydi, ihtimal vermiyorum. O kadar kan döküldükten sonra, biraz daha vakit geçmesi gerekiyor, İsrail'in somut adımlar atması gerekiyor" diye konuştu.

-"TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ ORTA VE UZUN VADEDE ETKİLENMEZ"-

Babacan, Türkiye'nin Gazze'de yaşananlara verdiği tepkinin Türk-İsrail ilişkilerini orta ve uzun vadede etkilemeyeceğini belirterek, tüm Müslüman ülkeleri içinde İsraillerin en rahat gezip dolaştıkları ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin gönderdiği yardımların sorunsuz olarak Gazze'ye ulaştığını da aktaran Babacan, bir başka soru üzerine, Türkiye'nin Hamas'ın her yaptığına destek veriyor gibi bir izlenimin doğru olmadığını vurguladı.

Babacan, Türkiye'nin Hamas'a, "silahla çözüm olmaz", "haklarınızı demokrasi içinde aramalısınız" gibi telkinlerde bulunduğunu anlatarak, Filistin'de uzlaşı için Hamas'ın da sürece destek vermesinin önemli olduğunu söyledi.

Filistin'de halkın desteğini alan bir geçiş hükümeti kurulmasının gerekliliğine işaret eden Babacan, sadece Filistin lideri Mahmud Abbas'ın muhatap alınması halinde sonuç almanın mümkün ve kalıcı olmayacağını düşündüklerini belirtti.

-AB SÜRECİ-

Son olarak, Türkiye'nin AB sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babacan, iç siyasi gelişmeler nedeniyle 2007 ve 2008 yıllarında reform sürecinin biraz aksadığını, ancak geçen yılın sonunda yayımladıkları Ulusal Program ile önümüzdeki 4 yılın haritasının belirlendiğini söyledi.

TRT-6'nın da hükümetin perspektifini gösteren çok önemli bir adım olduğunu ifade eden Babacan, yeni Başmüzakereci Egemen Bağış'ın da sürece ivme kazandıracağını kaydetti.

Babacan, Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan enerji krizi sonrasında Nabucco projesinin öneminin bir kez daha ortaya çıktığına da işaret ederken, bu konuda Rusya'yı dışlayan bir yaklaşım sergilenmesini doğru bulmadıklarını sözlerine ekledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*