Babacan'dan AB'ye uyarı

  • Giriş : 23.02.2007 / 00:00:00

Babacan, Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili açıklama yaptı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği ile ilgili olarak, ''Bir yandan üyelik takvimimiz belli olmayacak. Bir yandan da bazı reformlarımız için (şu tarihler de şu bitecek, bu tarihlerde bu bitecek) diye bizden tarih isteyecekler. Bu mümkün değil'' dedi.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) liderliğinde yürütülecek ''AB Müktesebatına Uyum Sürecinde Etki Analizi Kapasitesini Güçlendirerek Çevre Başlığında Uygulama ve Farkındalık Yaratma Projesi''ne ilişkin düzenlenen seminer TEPAV'da başladı.
Seminerin açılışında bir konuşma yapan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye ile AB ilişkilerine değindi. 10 Ocak'ta önemli bir toplantı yaptıklarını ve söz konusu toplantıda Türkiye'nin kendi yol haritasını hazırlamasının kararlaştırıldığını anlatan Babacan, aynı toplantıda Türkiye'nin, 2007-2013 dönemini kapsayan 7 yıllık sürede 35 fasılda ne zaman neleri yapacağını ilan edeceğini açıkladığını kaydetti.
Bu konuda yapılan çalışmalara ilişkin 600 sayfalık bir doküman hazırlandığına işaret eden Babacan, ancak bu dokümanın redaksiyonunun yapılacağını, rafine bir hale getirilerek üzerinde çalışma yürütüleceğini bildirdi.
Bu konudaki çalışmaların Mart sonu Nisan başı gibi değerlendirilip bir takvim açıklanacağını belirten Babacan şöyle devam etti:
''Biz şu tarihte şunları yapacağız, herkesin haberi olsun. Bu fasıllarla ilgili artık ne zaman açılır, ne zaman kapanır o ayrı bir süreç. Dediğim gibi siyasi, diplomatik, teknik çabaların gösterileceği ayrı bir süreç. Ama orada meydana gelebilecek tıkanıklıklar bizim iç reform sürecimizi asla durdurmamalı, engel olmamalı.

''TÜRKİYE AB'DEN ÇOK DAHA ERKEN BİR TARİHTE HAZIR OLACAK''

Bundan sonraki süreçte tabi AB'nin Türkiye için ne zaman hazır hale geleceği çok daha ön plana çıkacak. Şimdiye kadar konuşuyorduk (Biz acaba ne zaman hazır olacağız. Ne zaman bu değişimi, dönüşümü tamamlayabiliriz?) diye. Öyle görünüyor ki Türkiye, AB'den çok daha erken bir tarihte hazır olacak bu işler için. Ondan sonra verilecek olan kararlar, siyasi kararlar. Türkiye'nin istekli olması gerekiyor. Tüm ülkelerin istekli olması gerekiyor. Karşılıklı ortak çıkarların herkes tarafından anlaşılması gerekiyor. ''

''BİR HAZMETME KAPASİTESİ TUTTURMUŞLARDI''

Babacan, AB ülkelerinin daha önce de bir ''Hazmetme kapasitesi'' diye tutturduklarını hatırlatarak, ''baktılar olmuyor adını değiştirdiler. (entegrasyon kapasitesi) dediler'' dedi.
Ancak ne İngiltere'nin ne İspanya'nın ne İtalya'nın hazmedilemediğini belirten Babacan, yeni üye olan ülkelerin bile kendi dillerini, kültürlerini, özelliklerini koruduklarını söyledi. Babacan, ''demek ki bu çok da iyi bir tabir değil. Hele hele Türkiye gibi bir ülkeyi hazmetmek daha da zor'' diye konuştu.

ÜYELİK TAKVİMİ

Bundan sonraki takvimin Türkiye'nin kendi takvimi olacağının altını çizen Başmüzakereci Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''AB özellikle müktesebata uyum konularında Türkiye'den eğer herhangi bir takvim isteyecekse ya da herhangi bir takvim bekleyecekse ki şu an böyle bir durum yok. O zaman bizim üyelik tarihimizin de belli olması gerekiyor. Müktesebata uyumla ilgili takvimi biz bekliyoruz. AB ilerde şu ya da bu sebeple (Şu tarihe kadar şunu bitirin, bu tarihe kadar bunu bitirin) zannetmiyorum, süreçte böyle bir şey yok. Ama böyle bir talep olmaya başlarsa bizim de bu konuya cevabımız çok açık. Tabii, hay hay. Madem takvimleri konuşuyoruz o zaman şu bizim üyelik takvimini de gelin konuşalım.
Bir yandan üyelik takvimimiz belli olmayacak. Bir yandan da bazı reformlarımız için (Şu tarihler de şu bitecek, bu tarihlerde bu bitecek) diye bizden tarih isteyecekler. Bu mümkün değil. Takvim kendi takvimimiz. Zamanlama kendi sahip olduğumuz programda ne yazıyorsa o olacak. Bu takvimlendirmeyi, zamanlamayı oluştururken de diyeceğiz ki (şu anda istifade edeceğimiz, hemen yaparak menfaatimize olacak neler varsa biz onlara öncelik veriyoruz.) Dolayısıyla beklememezin bir anlamı yok.''

"BU ARALAR BİR AB ALEYHTARLIĞI TUTTURULMUŞ GİDİYOR"

Devlet Bakanı ve Başmüzakerici Ali Babacan, "Bu aralar bir AB aleyhtarlığı tutturulmuş gidiyor. AB üzerinden olumsuz siyaset yapma biraz daha belki beni buluyor, bugünlerde" dedi.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) liderliğinde yürütülecek "AB Müktesebatına Uyum Sürecinde Etki Analizi Kapasitesini Güçlendirerek Çevre Başlığında Uygulama ve Farkındalık Yaratma Projesi"ne ilişkin düzenlenen seminere katılarak bir konuşma yaptı.
Bu yıl için Türkiye'nin sadece 22 milyon avro AB bütçesinden sivil toplum kuruluşlarıyla diyalog için aldığını belirten Babacan, AB ile üyelik sürecinde sivil toplum kuruluşları ile diyaloğun önemli olduğunu söyledi.
Türkiye'nin önümüzdeki 20 yılda çevre konusunda 70 milyar avro tutarında yatırama ihtiyacı bulunduğunu belirten Babacan, bu yatırımların bir kısmının devlet, bir kısmının da özel sektör tarafından yapılması gerektiğini söyledi.
Konuşmasında AB-Türkiye ilişkilerinin genel gidişatına ilişkin de bilgiler veren Babacan, Türkiye'nin 2004'ün Aralık sürecinden sonra katılımcı ülke statüsünü elde ettiğini ve bunun Türkiye için çok önemli bir hak ve değer olduğunu bildirdi.
Bu gelişmenin ekonomiye de çok olumlu katkıları olduğunu belirten Babacan, geçen yıl Türkiye'ye gelen yabancı sermaye tutarının 19,8 milyar dolar olduğunu bildirdi. Babacan, bu rakamın yüzde 83'ünün ise AB üyesi ülkelerden Türkiye'ye geldiğini bildirdi.
Babacan, geçen yıl Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasında en çok doğrudan yabancı sermaye çeken 7. büyük ülke olduğunu kaydetti.

"AB ALEYHTARLIĞI"

Bu aralar Türkiye'de bir AB aleyhtarlığı tutturulduğunu da belirten Başmüzakereci Babacan, şunları kaydetti:
"AB üzerinden olumsuz siyaset yapma biraz daha belki beni buluyor, bugünlerde. Bütün bu geldiğimiz noktanın, bu başarıların adeta altyapısını unutup, kendiliğinden oluverdi. İşte (Dünyada çok likidite bolluğu var. Para çok, bize de bir şeyler düşüyor.) Hava bu. Ben şunu açıkça söyleyeyim trilyonlarca doları, milyarlarca doları yönetenler nereye ne zaman yatırım yapılacağının hesabını gayet iyi bilirler.
Oturdukları yerden yazıp, çizmek, konuşmak çok kolay ama dünya ekonomisinde söz sahibi olanlar, finans camiasında söz sahibi olanlar gerçekten bu ülke nereye gidiyor, bu konuda analiz yapanlar geliyor Türkiye'ye yatırım yapmayı tercih ediyor. Tamam 2007 yılı seçim yılı, ideolojik eğilimlerin bol bol dillendirileceği bir yıl olabilir ama böylesine kuru gürültünün çok olduğu bir yılda dahi gerçekleri görmek zorundayız. Bütün bu olumlu gelişmelerin temelinde Türkiye'nin stratejik bir yönünün olmasının önemini mutlaka fark etmemiz gerekiyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious