'Babasına' bak kızlarını al!

'Babasına' bak kızlarını al!.10272
  • Giriş : 19.10.2008 / 11:21:00
  • Güncelleme : 19.10.2008 / 11:28:42

Aydın Doğan'ın kızları bu kokuşmuş medya dünyasını düzeltecekmiş. Yeni Şafak'tan Nazmiye Yılmaz'ın yazısı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şu sörf denen meret böyle bir şey işte!

İnsanın aklını fikrini oradan oraya savuruyor.

Gecenin bir saati Aydın Doğan'ın Gentleman dergisine verdiği özel röportaj, 'lönk' diye önünüze düşebiliyor.

Tam gündemin en yakıcı başlıklarından birine niyetlenirken, akıl 'kel alâka' bir cümleye takılıp kalabiliyor.

Sözünü ettiğim cümle tahmin edeceğiniz üzere, o özel röportajdan ve Aydın Doğan'a ait…

Bilin bakalım ne olacakmış!

Medyadaki kokuşmuşluğu, Aydın Doğan'ın kızları düzeltecekmiş!

Aydın Doğan tam olarak şöyle diyor;

“Kızlar bana diyorlar ki 'Bu kokuşmuşluğu biz düzelteceğiz'…”

Bu size sıradan bir cümle gibi gelebilir.

Ama beni korkutuyor!

Çünkü…

Rakiplerinin “Aydın Bey yaşlandı. Ona bir şey olursa kızları şirketi parça parça eder” sözlerine alınan Doğan, “Dua etsinler de bana bir şey olmasın. Yoksa kızlarım onları parça parça eder” diyor.

Yani o bile!

Neyse…

Sanırım ne demek istediğimi anlatabildim.

Tekrar o röportaja dönelim.

Doğan cümlesine şöyle devam ediyor;

“Nasıl düzelteceksiniz?' diyorum. Çünkü medya hiç bu kadar bölünmemişti. …”

İşte bu!

Kızların 'kokuşmuşluk' tarifinin karşılığı, ailenin babasına göre bölünmüşlük!

“Bu medya Haliç'in eski hali. Ben de Haliç'in en büyük balığıyım” diyen Doğan'ın gönlünden, sadece en büyük değil aynı zamanda tek balık olmak geçiyor.

Bir amiral gemisi, bir Milliyet, bir Radikal, bir o bir bu…

Şu kadar gazete, sayısız dergi, televizyon…

Kesmiyor!

Medya imparatorluğunun dışında kalan her bir kale, Aydın Doğan'a göre bölünmüşlüğü ifade ediyor.

Daha da ürkütücü olanı…

Her biri, kızların eliyle düzeltilmeye(!) aday görünüyor.

Yani 'elde var' onlarcasını düzeltip(!) hizaya getiren becerikli kızlar, dışarıda kalan üç beşi de es geçmiyor.

Aydın Doğan devam ediyor.

“Bugün bir yandaş medya var. … Bu yandaş medya da aşırı bıçkın ve aşırı saldırgan…”

Buyurun buradan yakın!

Elindeki yayın organlarının tekmilini birden, çıkarları için otomatik silah gibi kullanan Aydın Bey, kartelinin dışında kalanları aşırı bıçkın ve saldırgan olarak tanımlıyor.

28 Şubat post modern müdahaleye verdiği açık desteği geçelim, ticari hedeflerine ulaşmak için başlattığı ve hala sürdürdüğü kirli savaşını saldırı olarak görmüyor.

İmparatorluğunun dışındaki en mütevazı parçayı bile çok seslilik değil bölünmüşlük, istediği sesi çıkarmayan, tekerine taş koyan tüm kuruluşları kokuşmuş olarak tanımlıyor.

Neyse…

Cümlenin devamı şöyle… “Kızlar benden daha soğukkanlı davranıyor. Ama bilmiyorum nasıl kurtarırlar?”

Kızların daha soğukkanlı olduklarına ben de inanıyorum.

Hatta tuttuklarını koparttıklarına…

Hayır, tanımıyorum. Sadece öyle hissediyorum.

Aslında sadece 'his' demeyelim, bir parça 'veri'ye de dayalı kanaatim…

'Kızların eliyle düzeltilmiş bir kurum nasıl olur', dersiniz?

Önümüzde TÜSİAD örneği var.

Aydın Doğan'ın kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ TÜSİAD'ın başkanı…

Onun dönemine göz atarsak…

Koskoca patronlar kulübünün izlediği politika pek çok şeyi anlatmıyor mu?

TÜSİAD'ın ses verdiği konular ve yaklaşımı size de düzeltilmiş bir kulüp izlenimi vermiyor mu?

Acaba diyorum…Doğan medyasının tamamını senkronize savaş aygıtına döndüren kim?

Baba Doğan mı, yoksa kızları mı?

Kızlar bir gün gerçekten rahatsız oldukları, 'bölünmüş' o malum medyaya el atar mı?

Ya da baba Doğan'ın dediği gibi, ondan sonrası hakikaten tufan mı?

Ne diyelim…Allah kartelin dışında kalan, irili ufaklı tüm medya kuruluşlarını, Aydın Doğan'ın 'düzeltme' heveslisi kızlarından korusun!

Yoksa Allah muhafaza…

O savaş aygıtının bir parçasına dönüşmek de var, kurbanı olmak da…

YENİŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*