Bahçeli,'Türkiye'nin iki sorunu var'

  • Giriş : 03.05.2006 / 00:00:00

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son günlerde hükümet ile muhalefet arasında yaşanan tartışmaların Türkiye'nin içinde bulunduğu kriz ortamının giderek derinleştiğinin göstergesi olduğunu bildirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Genel Başkanı Bahçeli, son günlerde yaşanan tartışmalarla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, Nevruz'la başlayan ve 1 Mayıs vesilesiyle sürdürülen tahrikler ve eylemlerin, Türkiye'nin karşısındaki bölücülük tehdidinin ciddiyetini ve tırmanma potonsiyelini ortaya koyduğunu kaydetti. Bahçeli, şunları söyledi: "1 Mayıs'ta yine sahneye çıkan bölücü hainler, kin ve nefret fitilini yeniden ateşlemişler ve sokaklarda devlete meydan okumuşlardır. Türkiye'nin maruz bırakıldığı bu ihanet kuşatması karşısında, AKP hükümeti eşi görülmemiş bir acz, basiretsizlik ve şaşkınlık içindedir. AKP yöneticilerinin siyasi ihtiraslarının ve karanlık hesaplarının gündemi, Türkiye'nin acil müdahale gerektiren gerçek gündeminin önüne geçmiştir. Türkiye'nin bölünmesi ve parçalanması senaryolarının hazırlandığı ve etnik bölücülüğün hız ve cüret kazandığı bir dönemde, AKP önde gelenleri Türkiye'nin gündemini karıştırmakta birbirleriyle yarışa girmişlerdir."

Terörle Mücadele Yasa Tasarısı ile teröristbaşı Abdullah Öcalan'a af çıkacağı tartışmaları ile AK Parti'nin başlı başına bir kriz sebebi ve kriz kaynağı haline geldiğini aktaran Bahçeli şöyle devam etti: "Namusum dediği konuların hiçbirinde, 357 milletvekiline rağmen gerekli iradeyi ortaya koyamayan ve hükümet etme makamını ağlama duvarına çeviren Başbakan, bunu unutarak, çareyi milli egemenlik konusunda çok ucuz bir duvar edebiyatına sığınmakta bulmuştur. Bu konuları istismar vasıtası olarak el altında tutan AKP yöneticileri, 23 Nisan vesilesiyle Meclis'te sahneye konan müsamere senaryolarıyla, bu samimiyetsizliklerini hamasi nutukların arkasında saklamaya çalışmışlardır. Sayısal açıdan iktidarda görünse bile, siyasi açıdan muktedir olamayan AKP ileri gelenleri, kendi gölgeleriyle kavga etmişler ve kendi geçmişleriyle hesaplaşmışlardır. Korkaklık manifestosu niteliğindeki bu beyanları, aslında bir aczin ve utancın itirafı olmuştur. Hergün yeni bir kriz üreten AKP'nin son olarak siyasi gündeme getirdiği İmralı canisine af rezaletinin, iyi niyetle açıklanması ve bir ihmal, kusur ve dikkatsizlik eseri olarak görülmesi maalesef çok zordur. Burada önemli olan sonuç değil, zihniyet ve niyetlerdir. Zira herkes çok iyi bilmek durumundadır ki, hain terörist başını İmralı'dan çıkarmaya, siyasi konumu ne olursa olsun hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Türk Milleti, bunu yapmaya yeltenenlerin başlarına gök kubbeyi geçirmeye muktedirdir."

Bugün Türkiye'nin karşısına çıkartılan güvenlik sorununun, özü itibariyle, bir demokratik hak talebi ve bireysel özgürlük sorunu değil, apaçık bir etnik ve bölücü terör sorunu olduğuna işaret eden Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kimliğinin ve iradesinin sorgulandığı, bölünme ve

parçalanma senaryolarının hayasızca tartışıldığı ve terörün yayılma istidadı gösterdiği bugünkü ağır bunalımın temelinde bu gerçek yatmaktadır." ifadelerine yer verdi. Dört yıl önce bitme noktasına gelen terörün AK Parti döneminde ortaya çıkmasının tesadüf sayılamayacağını kaydeden Bahçeli terörün yeniden yaşam alanı bulmasının şartları ve ortamının, bu dönemde hazırlandığını belirtti.

Bahçeli açıklamasını şöyle sürdürdü: "AKP hükümeti, terörle mücadele konusundaki anayasal görev ve sorumluluklarında çok ağır bir acz ve zaaf içine düşmüştür. Devletin meşru güçleri, terörle etkin bir mücadele sürdürebilmek için gerekli imkanlardan mahrum bırakılmıştır. AKP'nin teslimiyetçilik anlayışı sonucu, etnik bölünmeye zemin hazırlayacak iç ve dış tahrikler ve dayatmalar bu dönemde büyük hız kazanmıştır. Türkiye'yi Avrupa'ya taşımak iddiasıyla bir hayal yolculuğuna çıkan hükümet, Türkiye'yi AB'nin bu yöndeki dayatmaları ile içten kaynaklanan etnik tahrikler arasında sıkıştırmış, nefes alamayacak hale getirmiştir. Bu gelişmeler, Türkiye'de etnik köken farklılıklarına dayalı bir ayrışma süreci başlatmayı amaçlayan hainlere cesaret vermiş, terör destekli siyasi bölücülük siyaset sahnesine taşınmıştır. Son dönemde yaşanan tehlikeli gelişmeler karşısında sergilediği tavır, hükümetin, ne yazıktır ki, bütün bunlardan hiçbir ders almadığını göstermiştir. Suçluların telaşı içinde bocalayan Başbakan Erdoğan ve AKP yetkilileri, terörün azmasındaki bozuk sicillerini unutturabilmek için sadece ağız ve makyaj değiştirmişlerdir. Ancak, bu makyaj değişikliğine rağmen, AKP yöneticilerinin önünü ve arkasını düşünmeden tutarsız ve sorumsuz beyanlarda bulunma alışkanlıkları değişmemiştir. Başbakan'ın, terörün uzantısı olduğu bilinen etnik bir siyasi oluşumun yöneticilerine yaptığı şarta bağlı görüşme çağrısı, bunun en çarpıcı örneği olarak hatırlanacaktır. Sicili ve hüviyeti çok iyi bilinen bu oluşuma, PKK'nın terörist olduğunu kabul etmesi halinde kendileriyle masaya oturarak her konuyu görüşebileceğini söyleyebilecek kadar pusulayı şaşırmıştır."

AK Parti hükümetini, güvenlik güçlerini terörle mücadelede gerekli yetki ve imkânlardan yoksun bırakmakla suçlayan Bahçeli, hükümetin güvenlik-özgürlük dengesi ve AB kriterleri bahanelerini kalkan yaparak gerekli yasal düzenlemeleri yapmaktan ısrarla kaçındığını ileri sürdü.

Hükümetin Meclise sevk ettiği Terörle Mücadele Yasa Tasarısı'nı sakat, yetersiz ve topal bir düzenleme olarak niteleyen Bahçeli, "Yasa tasarısının hazırlanış şekli ve içeriği, AKP yöneticilerine hakim olan kafa yapısına ve niyetlerine ışık tutan bir ibret vesilesi olmuştur. Bu yasa tasarısının siyasi sorumluluğu, herkesten önce, hükümet başkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan'a aittir. İmralı canisi ve ellerinde şehit kanı olan bebek katili terör örgütü yöneticilerinin, örtülü biçimde pişmanlıktan yararlanmaları ihtimalini gündeme getiren bu tasarının siyasi bedelini Başbakan ödemek durumundadır. Adalet Bakanı, bu tasarının AKP Genel Merkez yöneticileri ile müzakere edildiğini bizzat açıklamıştır. Bu itiraf, terörle mücadele gibi hayati bir konunun parti içi dengelere teslim edildiğini ve farklı amaçlar güden parti yöneticileri arasında bir pazarlık konusu haline getirildiğini göstermektedir" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious