Bahçeli: Yangını körükleyen ABD

  • Giriş : 01.08.2006 / 00:00:00

MHP Genel Başkanı Bahçeli, İsrail'in, ABD'nin desteğiyle yangının fitilini ateşlediğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in Filistin ve Lübnan'a karşı başlattığı askeri saldırıların, çok tehlikeli sonuçları olacak bir çatışma ve kriz ortamına davetiye çıkardığını, üç haftadır aralıksız süren İsrail saldırılarının giderek ağırlaştığını ve çok tehlikeli boyutlar kazandığını dile getirdi.

Bahçeli, İsrail'in savaş hukukunun temel ilke ve kurallarını çiğnediğini ve hedef gözetmeksizin masum ve korumasız sivil halkı katlettiğini vurguladı. Lübnan'ın güneyindeki Kana şehrine önceki yapılan saldırının, vahşetin zirvesini oluşturduğunu dile getiren Bahçeli açıklamasına şöyle devam etti: "Can kaybı çok büyük boyutlara ulaşmış, her yönden ağır saldırılara maruz bırakılan Lübnan bir harabeye dönüştürülmüştür. Kitlesel göçe zorlanan çaresiz Lübnan halkı, sığınacak güvenli bir yer arayışı içinde yollara düşmüştür. Mülteci sayısı şimdiden bir milyon sınırına dayanmıştır. Bu utanç verici insanlık trajedisi, dünyanın ilgisiz ve kayıtsız gözleri önünde yaşanmakta ve her geçen gün derinleşmektedir."

Birleşmiş Milletler'in atalet ve sessizlik içine girdiğini belirten Bahçeli, bunun sonucu olarak da, uluslararası barış ve güvenliğin korunması yönünde hiçbir adım atılmadığını vurguladı. Bahçeli, Birleşmiş Milletlerin bu alandaki fonksiyonunun sorgulanmasının artık kaçınılmaz hale geldiğini kaydederek, ateşkes konusunda bugüne kadar somut bir adım atılamamasının temel nedenini, ABD'nin İsrail'in saldırganlığını kayıtsız şartsız desteklemesi olduğuna işaret etti.

"İsrail'e cesaret veren unsurları, Arap aleminin olayları tepkisiz bir seyirci olarak izlemesi ve her konuda uluslararası topluma ders ve fetva veren Batı dünyasının da Lübnan trajedisi karşısında derin bir sessizlik içine gömülmesi" şeklinde ifade eden Bahçeli, krizin kontrolden çıkarak Suriye ve İran başta olmak üzere diğer bölge ülkelerini de içine alabileceğini dikkat çekti.

Lübnan halkına uluslararası yardımların ulaştırılmasını güvence altına alacak imkân ve şartların hazırlanmasının hayati önem taşıdığına işaret eden Bahçeli, mülteci sorunu karşısında başlatılması gereken uluslararası yardım operasyonlarının da ancak böyle bir ortamda hayata geçirilebileceğini kaydetti.

Bahçeli, açıklamasına şöyle sürdürdü: "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi duruma derhal el koymalı ve çatışmaların ön şartsız olarak durdurulmasını sağlamalıdır. Güney Lübnan'ı işgal eden İsrail askeri gücü kendi sınırları içine çekilmelidir. Uluslararası yardım koridorlarından yapılacak gıda, ilaç ve diğer malzeme ulaşımı ve dağıtımı için BM gözetiminde etkin bir organizasyon acilen sahada göreve başlamalıdır. Lübnan'ın yeniden inşası ve mülteci sorununun hafifletilmesi amacıyla BM otoritesi altında uluslararası bir konferans toplanmalı ve bu amaçla ülkelerin yapacakları parasal taahhütlerin en etkili biçimde kullanılmasını yönlendirecek ve denetleyecek bir sistem kurulmalıdır. Ön şartsız ateşkesin sağlanması ve İsrail birliklerinin Lübnan'ı terketmesinden sonra, Lübnan-İsrail sınırına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına dayalı olarak görev yapacak uluslararası bir gücün konuşlandırılması gerekli olacaktır. BM otoritesi altında faaliyet gösterecek bu uluslararası gücün görev talimatının çok dikkatli bir şekilde ve sarih olarak belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu güç, tam ve kesin ateşkes şartlarının oluşması ve İsrail işgal gücünün kendi sınırlarına çekilmesinden sonra sınır bölgesine konuşlandırılmalı ve görevi barış ve güvenliğin idamesi olarak belirlenmelidir. Bütün bu geçici tedbirler sonrasında, bölgeye gerçek anlamda barış ve güvenliğin gelebilmesi için Orta Doğu sorununun köklü ve kalıcı çözüme kavuşturulmasını sağlayacak bir sürecin başlatılması ve süratle sonuçlandırılmasının elzem olduğu unutulmamalıdır."

ABD'nin, Birleşmiş Milletler yapısı içinde klasik bir barışı koruma gücünden daha farklı bir yapıda ve geniş yetkilerle donatılmış bir askeri gücü istediğine ilişkin işaretler bulunduğuna işaret eden Bahçeli, ABD Dışişleri Bakanı'nın "yeni bir Ortadoğu için zamanın geldiği" yolundaki açıklamalarının bu konudaki niyet ve beklentilere ışık tuttuğunu kaydetti.

Bu gelişmeler sonucunda AKP Hükümeti'nin politikalarını eleştiren Bahçeli, "AKP hükümeti için düşüncesizlik ve hesapsızlık, sırf görüntü bakımından dinamik bir dış politika izlemenin ölçüsü haline gelmiştir. Hassas dış politika konularında sahte imaj pazarlaması amacıyla tribünlere oynamak, Türkiye'nin milli çıkarlarını gözetmenin önüne geçmiştir" dedi.

TERÖR ÖRGÜTÜ ABD'NIN İNSAFINA TERK EDİLDİ
Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'yi peşinen taahhüt altına sokmayı amaçladığını öne süran Bahçeli, AKP hükümetinin Kuzey Irak'ta yuvalanan PKK terörüyle mücadeleyi ABD'nin insafına ve Peşmerge gruplarının iznine terk ettiğini iddia etti.

ABD'nin Kuzey Irak'ta büyük bir asgeri güce sahip olduğunu belirten Bahçeli, ABD'nin bu konuda isteksiz ve hareketsiz olduğunu kaydetti.

PKK'nın terör tehdidinin aynen devam ettiğine dikkat çeken Bahçeli, "Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu PKK terörü karşısında teslim olan hükümet, Türkiye'nin güçlü ve etkili bir ülke olduğunu Lübnan'da göstermek ve Türkiye'nin namusunu Lübnan'da kurtarmak gibi bir hedef saptırmadan medet umacak bir hale düşmüştür" ifadelerini kullandı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious