Bahçeli'den Köşk yorumu

  • Giriş : 27.04.2007 / 00:00:00

Bahçeli'den Köşk yorumu: Kim olduğu değil, zihniyet önemli

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı’nın, devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Milletinin birliğini temsil ettiğini belirterek, “Bu bakımdan, bu yüce makama seçilecek şahsiyetin kim olduğu ve hangi partiye mensup bulunduğundan ziyade, temsil ettiği siyasi zihniyet önem taşımaktadırö dedi.
Bahçeli, yazılı açıklamasında Cumhurbaşkanlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, “Cumhurbaşkanı’nın her türlü şaibeden uzak temiz bir maziye sahip olması, milli ve manevi değerlere, Cumhuriyet’in temel ilkelerine, üniter devlet yapısı, milli birlik ve ülke bütünlüğüne saygılı bir siyasi anlayışın temsilcisi olması vazgeçilmez bir şarttırö dedi.
Bahçeli, Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin kim olduğu ve hangi partiye mensup olduğundan çok, “temsil ettiği siyasi zihniyetinö önem taşıdığına vurgu yaptı. Bahçeli, “Bu bakımdan Cumhurbaşkanı seçilecek şahsiyetin, geçmişi ve bugünüyle buna uygun bir sicili olması elzemdirö diye kaydetti.

ANAYASAL YETKİLER NE AMAÇLA KULLANILACAK
Bahçeli şöyle devam etti:
“Burada temel sorun, Cumhurbaşkanı’nın çok geniş Anayasal yetkilerini hangi siyasi zihniyetin, ne amaçla kullanacağıdır. Siyasi ve hukuki meşruiyetin aranacağı nokta budur.
Milliyetçi Hareket Partisi, aylar öncesinden başlayarak cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ilkeli ve sorumlu bir tutum sergilemiştir. Çok ağır bir bunalım döneminden geçmekte olan Türkiye’nin, cumhurbaşkanlığı seçimini sağduyunun rehberliğinde yara almadan aşabilmesi için iyi niyetli ve somut önerilerde bulunmuştur.ö Bahçeli, “Türkiye’nin bir kaos ortamına ve cepheleşmelere sürüklenmesini ortak akıl ve vicdanlaö önlemek için cumhurbaşkanlığı seçim süreci başlamadan genel seçimlerin yapılmasını ve Cumhurbaşkanı’nı milli iradeyi arkasına alan yeni Meclis’in seçmesini, somut seçim tarihi de belirterek önerdiklerini hatırlattı. Bahçeli, şunları söyledi:
“Bu fırsat maalesef heba edilmiştir. Başbakan Erdoğan ve AKP, siyasi ihtiraslarını ve kısır parti hesaplarını aşarak, Türkiye’nin geleceğini her düşüncenin önünde ve üstünde tutan bir vatanseverlik şuuruyla hareket etme faziletini gösterememiştir. Sağduyunun sesine kulaklarını tıkayan Başbakan, diyalog ve uzlaşma yollarını bilinçli olarak baştan itibaren kapatmıştır. Bu konuyu siyasi inat ve iddia haline getiren ve siyasi hesaplarını aşabilme erdemini gösteremeyen Başbakan Erdoğan, çok tehlikeli sonuçları olacak siyasi bir kumar oynamıştır...

İDEOLOJİK BİR İÇERİK KAZANDI
Cumhurbaşkanlığını zaptedilecek son kale olarak gören bu sakat zihniyetin, bu yüce makamı devletle hesaplaşma aracı olarak kullanmak istediği ortaya çıkmıştır.
Bunun sonucu, Cumhurbaşkanı seçimine siyasi tarihimizde ilk defa ideolojik bir içerik ve nitelik kazandırılmıştır. Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığına çıkmak için büyük bir heves ve hazırlık içinde olduğu, bu amaçla uygun zemin oluşturulmak amacıyla büyük çaba sarfettiği bilinen bir gerçektir. Bununla birlikte, ihtirasları aklının önünde gitse de korkuları bunu gemleyen Başbakan, uzunca bir süre dürüstçe ortaya çıkıp adayım veya değilim demek cesaretini gösterememiştir.ö

GÜL ERDOĞAN’IN KOPYASI
Bahçeli, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün siyasi kimlik, sicil ve zihniyet bakımından Başbakan Erdoğan’ın fotokopisi niteliğinde olduğunu ileri sürdü. Bahçeli, Bunun samimiyetle, ciddiyetle, demokrasi gelenekleriyle, milli iradenin temsilcisi olan TBMM’ye saygıyla uzaktan yakından alakası olmadığı ortadadırö dedi.
Bahçeli, “AKP kontrolündeki Çankayaö ve “güdümlü Cumhurbaşkanıö döneminin AKP’ye bir hayır getirmeyeceğini ifade ederken, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu şekilde atanmış adayın Meclis onayından geçirilerek Cumhurbaşkanlığı’na çıkarılması, önümüzdeki siyasi döneme devredilecek bir çıbanbaşı mirası olacaktır.
Bunun Türkiye’ye vereceği zararlar da ilerde yaşanarak daha iyi anlaşılacaktır.
Sonuç olarak Türk demokrasisi Parlamentosu ve siyaset kurumu maalesef bu hayati sınavdan yüzünün akıyla çıkamamıştır. Kaybeden Türkiye ve Türk demokrasisi olmuştur.
Başbakan Erdoğan’ın uygun zemin bulamadığından Cumhurbaşkanı adayı olamamasını bir hizmet fedakârlığı olarak sunmaya çalışması ise, akıl ve idraklerle alay etmekten öte bir anlam taşımamaktadır. Başbakan her zorlamayı yapmış, ancak bilinen zaafları nedeniyle geri adım atmak durumunda kalmıştır. Türkiye AKP’den demokrasi içinde kurtulacak ve yaşanan bu sürecin ve sonuçlarının muhasebesi de yeni oluşacak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacaktır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious