Bahçeli'nin partisini eleştirenlere verdiği cevap

Bahçeli'nin partisini eleştirenlere verdiği cevap.9523
  • Giriş : 05.02.2008 / 13:02:00
  • Güncelleme : 01.09.2016 / 14:50:27

Devlet Bahçeli, son dönemde MHP'ye yönelik eleştirilere manifesto niteliğindeki sözlerle cevap verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup toplantısında MHP'li milletvekillerine seslendi. Bahçeli, son dönemde MHP'ye yönelik saldırılara manifesto niteliğindeki sözlerle cevap verdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başörtüsü düzenlemesinin, ''ilk ve orta öğretime yaygınlaşacağını ve kamu hizmetlerinde çalışanların da aynı haklardan yararlanacağını'' iddia etmenin, çok açık bir istismar çabası olduğunu ifade ederek, ''MHP, üniversiteler dışında böyle bir düzenlemeye kesinlikle karşıdır. Bu konudaki samimiyet ve kararlılığımıza herkes inanmalıdır'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Bahçeli, 5 Şubat 2008 tarihinin, laiklik ilkesinin Anayasaya girişinin 71. yıldönümü olduğunu hatırlatarak, ''Bu vesile ile Türk Milletinin ve Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini, demokrasiyi ve ortak milli ve manevi değerlerini bir bütün olarak kucaklamak ve bunları bir arada yaşatmak, yüceltmek ve savunmak iradesi ve kararlılığına olan sarsılmaz güvenimizi belirtmek istiyorum'' diye konuştu. İstanbul Zeytinburnu Davutpaşa'da bir atölyede meydana gelen patlama sonucunda, 22 kişinin hayatını kaybettiğini, 120'ye yakın kişinin de yaralandığını hatırlatan Bahçeli, Almanya'da meydana gelen ve nedeni kuşku uyandıran bir bina yangınında da 9 Türk vatandaşının öldüğü haberlerinin herkesi derinden üzdüğünü bildirdi.

Bahçeli, yaşanan her iki elim olayda hayatlarını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, tedavisi sürenlere de acil şifalar diledi. Bahçeli, üniversitede başörtüsü sorununu çözüme kavuşturmak için TBMM çatısı altında başlatılan sürecin ilk aşamasının tamamlandığını, MHP ve AK Parti'nin bu amaçla hazırladıkları ortak Anayasa Değişikliği teklifinin Anayasa Komisyonunda görüşülerek kabul edildiğini hatırlattı. Anayasa Değişikliği teklifi üzerinde Genel Kurul takvimi hakkında bilgi veren Bahçeli, Anayasa değişikliğinden sonra Yüksek Öğrenim Kanununun Ek 17. maddesinde yapılacak yeni düzenleme için yasal sürecin başlayacağını söyledi. Bahçeli, ana muhalefet partisinin Anayasa ve yasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesine götüreceğini açıklaması karşısında, Anayasal yargı sürecinin de Anayasadaki esaslar dahilinde kendi mecrasında yürüyeceğini bildirdi.

Bahçeli, başörtüsü sorununu Türkiye'nin gündeminden çıkartmak için iyi niyetle başlatılan bu sürecin; toplumun çeşitli kesimlerinde farklı tepkilere yol açtığını, bu konu etrafındaki tartışma ve değerlendirmelerin, mitingler, protesto gösterileri ve basın açıklamalarıyla yeni boyutlar kazanarak sürdüğünü belirtti.

TÜRBAN TARTIŞMALARI

Çok yönlü bir istismar aracı olarak kullanılan başörtüsü sorununun, bugün de maalesef gerilim dinamiği olarak görüldüğünün anlaşıldığını dile getiren Bahçeli, şunları söyledi: ''Bu konuda gösterilen bazı tepkilerin içeriği ve üslubu, bu sorunun kangren haline gelmesinin nedenlerini ve bu durumun sorumlularını bir kere daha gözler önüne sermiştir. Bazı tepkiler demokratik tartışma adabının dışına çıkarak hakaret ve hezeyan boyutlarına taşınmış ve toplumda korku yayma yarışına dönüşmüştür. Böyle bir zeminde sürdürülen tartışmalarda akla, insafa ve hukuka sığmayan suçlamalarda bulunulmuştur. Bunlardan bir kısmı, sahiplerinin ruh sağlığı hakkında ciddi endişeleri davet edecek şekilde tezahür etmiştir.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu süreçte ''Anayasal düzeni yıkarak din devleti kurmak; Anayasa suçu işlemek; bölücü ayrılıkçı unsurların yararlanacağı bir ortam yaratmak'' gibi haksız ve mesnetsiz suçlamaların, sorumsuzca dile getirildiğini, üniversite kapılarının kapatılması ve boykot tehditlerinin seslendirildiğini, ''Cumhuriyetin değerlerini koruma'' adına direnme, kavga ve çatışma çağrılan yapıldığını, milli iradenin tecelli ettiği yegane yer olan TBMM'nin yasama yetkisini tanımama anlamına gelecek beyanlarda bulunulduğunu bildirdi.

''KIŞKIRTICI SÖYLEMLER...''

Bu kışkırtıcı söylemlerin, samimi endişe ve tespit boyutlarını aşarak neredeyse temenni niteliği kazandığını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti: ''Temel kavramların içini boşaltarak bunların bir çatışma aracı olarak kullanılması ve bunlar etrafında cephe mevzilerinin sınırlarının çizilmeye çalışılmasının, çok tehlikeli bir toplumsal çatışma ortamının şartlarını hazırlamak olduğu ne yazıktır ki görülememiş veya gözardı edilmiştir. Bu tahrikleri, Cumhuriyetin değerlerini koruma düşüncesiyle yapanların çok iyi bilmesi gerekir ki kanunların tanınmayacağının peşinen ilan edilmesi ve herkesin ön yargılara dayalı kendi hukuk alanı yaratmaya çalışması, hukuk devletine olan inançla bağdaşmayacak, ortak değerlerin korunması amacına da hizmet etmeyecektir. Bu yola sapılması ise kaos ortamına davetiye çıkarmak olacaktır.''

MHP Lideri Bahçeli, toplumun bir bütün olarak ilgilendiren hassas konularda geniş tabanlı bir anlayış birliği oluşması için demokratik bir tartışma zemininin mevcudiyetinin vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu söyledi.

''ESASLAR DOĞRU KONMALI''

Başörtüsü sorununun çözümü sürecinde konunun böyle bir zeminde her yönüyle tartışılması ve bu sürecin her aşamasının tam bir açıklık içinde yürütülmesinin, haklı endişe ve kaygıların giderilmesi bakımından büyük önem taşıdığını ifade eden Bahçeli, ''Ancak burada esaslar doğru konmalı, gerçekler saptırılmamalı'' dedi.

Bahçeli, bunun herkes için asgari bir ahlaki yükümlülük olduğu ve başta siyaset kurumu olmak üzere, toplumsal düşüncelerin oluşmasında etkili olan her kesimin bunun bilinci içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. ''Başörtüsü konusunda kamplaşmaları tahrik edecek, gerçekleri bilinçli olarak saptırarak topluma korku salacak şekilde felaket tellallığı yapılması da hiç kimseye yarar sağlamayacaktır'' diyen Bahçeli, son günlerde sorunun tanımı ve çözümün niteliği konusundaki bazı saptırma çabalarının, bu bakımdan üzüntü ve esef verici olduğunu bildirdi.

İDDİALARI YANITLADI

Başörtüsü konusundaki iddialara da değinen Bahçeli, şunları söyledi: ''Birinci iddia, baş örtmenin yüksek öğrenim kurumlarında serbest bırakılmasını öngören düzenlemelerin üniversitelerle sınırlı kalmayacağı; bunun ilk ve orta öğretime ve kamu kesimine yayılmasının yolu ve önünün açıldığıdır. Bu iddia yersiz ve dayanaksızdır. Anayasa ve yasa değişiklikleriyle yapılması amaçlanan şudur: Anayasada yapılan değişikliklerle; kamu hizmetlerinden bireysel hak olarak yararlananlar bakımından ayrımcılık yapılamayacağı daha açık olarak hüküm altına alınmış ve kanunda açıkça yer almayan nedenlerle hiç kimsenin yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemenin yüksek öğrenim kurumlarıyla ve bu haktan yararlananlarla sınırlı olacağı Anayasa normu haline getirilmiştir. Bu gerçekler ortadayken, bu düzenlemenin ilk ve orta öğretime yaygınlaşacağını ve kamu hizmetlerinde çalışanların da aynı haklardan yararlanacağını iddia etmek, çok açık bir istismar çabasıdır. MHP; daha önce her vesileyle açıkladığı gibi, üniversiteler dışında böyle bir düzenlemeye kesinlikle karşıdır. Bu konudaki samimiyet ve kararlılığımıza herkes inanmalıdır.''

Devlet Bahçeli, kendileri dışında böyle bir düzenlemeyi aklından geçirebilecek olanlar için bazı hukuki emniyet mekanizmalarının, yeni düzenlemelerle getirildiğini ifade ederek, ''Bu yolla korkuları körükleyerek, siyasi rant sağlama peşinde koşanlar şu gerçekleri unutmuş görünmektedir; bugünkü Anayasa ve yürürlükteki kanunlara göre, kılık-kıyafeti diğer öğretim kurumları ve kamu hizmetleri için serbest bırakmak, kanunla yapılabilecektir'' dedi.

''ÇARŞAF VE PEÇENİN DE ÖNÜ KESİLMİŞTİR''

Böyle bir adım atmak isteyen iktidar çoğunluğunun, bunu basit bir yasa ile yapmasının mümkün olduğunu dile getiren Bahçeli, ''Ancak şimdi Anayasada yaptığımız düzenleme ile bunun yüksek öğretim kurumlarıyla sınırlı olacağının bir Anayasa normu olarak açıkça belirtilmesi, bundan sonra ilk ve orta öğretim kurumlan ve kamu kesimi için yapılması düşünülebilecek düzenlemeleri daha da zorlaştırmıştır'' görüşünü ifade etti.

Bundan sonra bu konuların kanunla düzenlenemeyeceğini, bunun için anayasa değişikliğinin gerekeceğini ifade eden Bahçeli, ''Görüleceği üzere, yüksek öğrenim için yapılacak düzenlemeler bunun ilk ve orta öğretime ve kamu kesimine de uygulanmasının önünü açmamış, aksine bu yolu daha da zorlaştırmıştır'' diye konuştu.

''Esas itibariyle bir sınırlandırma düzenlemesi olan Ek 17. maddenin, üniversitelerde hangi kıyafetin serbest olacağını tanımlayarak, sakıncalı kıyafetlere üniversitelerde yer olmadığını hükme bağladığını'' anlatan Bahçeli, şöyle devam etti: ''Buna göre, yürürlükteki kanunlarla sarık, cübbe ve benzer kıyafetlerle üniversitelere girilemeyecektir. Başın örtülmesinde kişinin yüzünün açık olması ve kimliğinin tanınması şartı getirildiğinden, çarşaf ve peçenin de önü kesilmiştir. Mevcut kanunlarla yasaklanmayan çarşaf ve benzeri giysiler çene altına taşan kıyafetler olduğundan, bunların bu yolla yasak kapsamına alınması mümkün hale gelmiştir. Bütün bu gerçekler karşısında, yapılacak düzenlemeler sonrası peçe, çarşaf, sarık ve cübbenin de üniversiteye gireceğini söylemek, ahlak ve insaf ölçüleriyle bağdaşmayan bir saptırma olacaktır.''

AK PARTİ İLE BELGE İMZALANDIĞI İDDİASI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başörtüsü konusunda partisi ile AK Parti'nin ''Bu yoldan dönülmeyeceği hakkında yazılı bir taahhütname imzaladıkları'' yolundaki habere de değindi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da bu sahte senaryoya sarılarak, 2 partinin, ''ölmek var dönmek yok yaklaşımı içine girdiği, bu yönde aralarında protokol yaptıkları, 'davadan dönen kalleştir' anlayışı içinde hareket ettikleri'' iddia ve ithamın da bulunduğunu belirten Bahçeli, ''Buradan açıkça belirtmek isterim ki bu nitelikte bir belge imzalandığı iddiası tek kelimeyle yalandır'' dedi.

Bahçeli, 2 parti temsilcilerinin yapılacak değişikliklerin alt alta sıralandığı bir metni, bu mutabakatı liderlere sunarak onaylarını almak amacıyla imzaladığını belirterek, ''Ana muhalefet partisi Sayın Genel Başkanının da bu hayali senaryoyu gerçek gibi kabul ederek, buna dayalı bir siyasi tutumla ortaya çıkması, kendilerine hakim olan istismar niyetlerinin boyutlarını ve muhalefet krizinin derinliğini gösteren bir ibret vesikası olmuştur'' diye konuştu.

''TAHRİKLERE KARŞI TEYAKKUZ HALİNDE OLUNMALI''

Anayasa ve yasa değişiklikleri süreçlerinin tamamlanarak yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle, üniversitelerdeki tatbikatın, buna göre düzenleneceği yeni bir uygulama döneminin başlayacağını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti: ''Bu sürecin gerginlikten uzak bir şekilde ve en az sancılı olarak yürütülmesinde üniversite yöneticilerine, öğretim görevlilerine ve öğrencilere büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bu hassas dönemde herkes tahriklere karşı teyakkuz halinde olmalı, üniversitelerin bir çatışma alanına dönüştürülmesine imkan vermeyecek bir sağduyu ve sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Başörtüsü nedeniyle doğan bir mağduriyetin giderilmesi, mağdurlar bakımından bir rövanş olarak görülmemeli, başı açık öğrencilerin kendilerini bir baskı ve tehdit ortamında hissetmelerine yol açacak hareketlerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Kılık kıyafet farklılıkları bireysel hayat tarzı tercihlerinin bir tezahürü olarak kabul edilmeli, baş örtünme devlete ve rejime bir meydan okuma vasıtası haline getirilmemelidir. Bu konuda üniversite yönetimleri gereken her tedbiri almalı, bunu vesile ederek bir baskı ve tehdit ortamı yaratmaya yönelebilecek olanlara karşı zorlayıcı önlemleri tereddütsüzce uygulamalıdır. Başı açık öğrencilerin özellikle taşra üniversitelerinde yoğun bir baskı altında kalacakları, başörtüsünün serbest bırakılmasının, başı açık öğrenciler için tehlike ve tehdit oluşturacağı algısı, toplumun geniş kesimlerine hâkim bir düşünce ve endişedir. Bunun yok sayılması, yersiz ve geçersiz görülmesi hem mümkün değildir, hem de doğru değildir. Bu kesimlerin kaygılarının giderilmesi bir zorunluluktur. Hiçbir özgürlüğün, başkalarının hak ve özgürlüklerine tecavüz edecek veya bunları yok edecek şekilde kullanılamayacağı evrensel bir hukuk ilkesidir. Bu ilke Anayasamızın 14. maddesinde de ifadesini bulmuştur. Bir kimsenin başının örtülü olması nedeniyle yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılamayacağı kabul edilirken, bu hakkın başkalarının hak ve özgürlüklerini tehdit edecek, bunları tehlikeye düşürecek şekilde kullanılamayacağı da aynı şekilde kabul edilmelidir''

MHP'YE SALDIRILARA CEVAP

İşte o sözler:

"Devlet ve milletle bütünleşmeyi sağlayan bu mutabakat yapay korkularla geçiştirilemez. Yapay korku ve tahriklerle daha fazla devam edilemez. MHP, kutuplaşma ve yapay ve anlamsız tartışmalara karşıdır. MHP'nin görevi kutuplaşmaların son bulmasını sağlamaktır. kendisini devlet üstü görenlere karşı MHP milletin yanındadır. MHP cumhuriyetin nasıl korunacağını göstermiştir. MHP çatışmadan beslenen siyasal aktörlerin alanını daralttı.

MHP'nin sağladığı uzlaşıyı bazı çevreler anlamak istemiyor. MHP devleti koruma adına ortaya çıkarılan gerilime karşıdır.

Milliyetçiliği dışlayan sistematik bir karalama kampanyası var. İnanç istismarcılardan başka şimdi laiklik istismarcıları çıkmıştı. MHP bunların da karşısındadır.

Yüreği vatan ve millet sevgisiyle .çarpan parti mensuplarımıza Atatürk'ü hatırlatacak kadar küstahlaşanlara verilecek cevap bellidir.

Kimse bizi cumhuriyet ve laiklik adına suçlayamaz. Bu kabul edilemez bir hezeyan ve küstahlıktır.

Şimdi MHP'yi devletin yanında davranmaya bekleyenlerin geçmişte hangi görevlerde bulunduklarını ve ülkücü gençleri ne tür suçlamalarda bulundukları çok iyi biliyoruz. Bu kimseleri kendi sanal dünyalarındaki rüyalarından uyanmalarını tavsiye ediyoruz. MHP ülkenin çatışma alanından çıkarılması için karalıdır. Milleti temelsiz tartışmalara çatışmlara sürükleyenleri millet asla affetmeyecektir.

Ankara iki kutsal tepe üzerine kurulmuştur. Biri Anıtkabir'in kurulduğu Anıttepe, biri Kocatepe'dir. MHP her iki değerinde sonsuz savunucusu ve koruyucusuyuz.

MHP, Anıttepe ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halattır. MHP'nin milli değerleri öğrenmek için akıl almaya ihtiyacı yoktur. MHP, maddi ve manevi kucaklaşmanın bu çekişmelerden uzak durarak yaşanacağını bilmelidir. Demokrasi dışı dayatmaların yol açtığı tablo ortadadır.

MHP birilerinin bir şablona sokacağı bir parti değildir. Biz Türk milletinin huzurundayız. Hiç kimsenin rehberliğine ve yol göstericiliğine ihtiyacımız yoktur.

Gerilimden beslenenler şunu iyi bilsinler: MHP Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik ve bütünlüğünün temel harcıdır. Cepheleşmeleri siyasi varlık sebebi olarak görenlere geçit vermeyiz. Aziz milletimizi tahriklere karşı dikkatli olmaya çağırıyoruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious