Bakan Akdağ'dan Eczacılara rest!

Bakan Akdağ'dan Eczacılara rest!.11110
  • Giriş : 20.12.2008 / 23:30:00
  • Güncelleme : 20.12.2008 / 23:30:54

Akdağ'dan, değişiklikleri protesto etmek için eylem yapacaklarını söyleyen Türk Eczacılar Birliği'ne sert tepki!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türk Eczacıları Birliğinin, Eczacılık Yasasında yapılması öngörülen değişiklikleri protesto için 21 Aralıkta Ankara'da yapacakları mitinge ilişkin, ''(Biz yürüyoruz, kanun gelirse kepenk kapatırız) diye söylemler varsa eğer ben hiç kanun yapmak durumunda da değilim, bunu eczacılarımız için yapıyorduk'' dedi.

Akdağ, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcıları Hakkı Yeşilyurt ve Sebahattin Aydın, İstanbul İl Sağlık Müdürü Mehmet Bakar ile medya kuruluşlarının sağlık editörleri ve sağlık muhabirleriyle sohbet toplantısında bir araya geldi.

Türkiye'de son 6 yıldır Sağlıkta Dönüşüm Programı uyguladıklarını, dünyada sağlıkta bu kadar büyük bir dönüşüm geçiren bir ülke daha bulunmadığını kaydeden Akdağ, programdan ''keyfi yerinde olan lobilerin'' rahatsız olduğunu, bu nedenle programı bakanlık olarak tek başlarına yürütmeleri mümkün olmadığı için halkı da arkasına alan hükümetle birlikte yürüttüklerini söyledi.

Sağlık politikalarında ana prensiplerinin, vatandaşların koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinden finansal güçlerini zorlayacak şartlar oluşmadan faydalanabilmeleri olduğunu vurgulayan Akdağ, devlet, üniversite ve özel hastanelerin acil gelen hastaları kabul etme zorunluluğu bulunduğunu, bunu yapmayan hastanelerin suç işlediğini dile getirdi.

Akdağ, ''herkes için sağlık'' prensibini benimsediklerini ve Türkiye'de sosyal güvenlik çatısı altına girmeyen kişi sayısının son derece azaldığını belirtti.

-ORGAN NAKLİ-

Çalışmaları arasında organ nakli konusunun da bulunduğunu anımsatan Akdağ, ''Bir taraftan beyin ölümü gerçekleşen hastanın organları bağışlanacak, özel hastane de bunu ticari meta olarak kullanacak, bunu kabul edemeyiz. Eğer özel hastane ilave para isterse bağışlanmış organ vermeyeceğiz. Bu konuda düzenleme yapıyoruz'' diye konuştu.

''Sağlık hizmetleri piyasalaştırılıyor, koruyucu sağlık hizmetleri yetersiz'' iddialarının asılsız olduğunu kaydeden Akdağ, bugün vatandaşların yurdun her tarafında birinci basamak sağlık kuruluşlarında herhangi bir sağlık güvenlik belgesi istenmeden hizmet alabildiğini söyledi.

Sağlık Bakanı Akdağ, 2008 yılında hastanede yapılan doğum oranının yüzde 92'ye çıktığını, bebek ölüm hızının binde 17,5'e, anne ölüm oranının yüz binde 19'a indiğini belirterek, ''Her bir anne ölümünü, 'nerede hata yapıldı?' diye dedektif gibi inceliyoruz. Önce ben bakan olarak 'nerede hata yaptım?' diye kendime soruyorum. Bu kış doğu bölgelerinde 5 bin hamile ile irtibata geçildi. Onların da rızasını alarak doğumdan önce şehre getireceğiz, doğumunu gerçekleştirdikten sonra evine götüreceğiz'' dedi.

Yenidoğan yoğun bakım yatak sayısının son 6 yılda 5 kat arttığını anlatan Akdağ, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleşen bebek ölümlerinin yoğunluktan kaynaklandığını bildirdi. Akdağ, ''Artık Türkiye'de 3 yaşındaki çocuklar kızamıktan ölmüyor, artık '900 gram doğan bebekleri nasıl yaşatabiliriz?' diye çalışıyoruz'' şeklinde konuştu.

Akdağ, Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yenidoğan uzmanı başına düşen bebek sayısının üniversite hastanelerinin 25 katı olduğunu belirtti.

''Demir gibi Türkiye'' programından önce yüzde 30 olan demir eksikliğinin yüzde 7,8'e, D vitamini dağıtımı ile de bu vitamin eksikliğinin binde 81'den binde 1'e indirildiğini aktaran Akdağ, ''Böylece fiziksel gelişimi iyi olan, kafası çalışan bir nesil yetişmesine katkıda bulunuyoruz'' diye konuştu.

Aşılama oranlarının yüzde 96'ya yükseldiğini, kızamık, sıtma, tifo vakalarının yok denecek kadar azaldığını belirten Akdağ, ''Bazıları, 'Kanser ve kalp hastalıkları ile mücadele yerine neden bunlarla uğraşıyorsunuz?' diye bizi tenkit ediyor. Biz 3. dünya ülkesi hastalıklarını sonlandırmaya çalışıyoruz'' görüşünü dile getirdi.

Doktorlara performansa göre ek ödeme yapılmaya başlanmasından sonra hekim sayısı artmamasına rağmen muayene edilen hasta sayısının ikiye katlandığını anlatan Akdağ, yanık yatağı sayısını da 179'dan 361'e çıkardıklarını bildirdi.

Bakan Akdağ, tomografi ve MR cihazlarının sayısının artırılmasıyla bu alandaki karaborsanın önüne geçildiğini ifade ederek, artık Türkiye'de sadece, bir uzman tarafından yapıldığı için ultrasonda sıra beklendiğini söyledi.

-''KİMİ FAŞİST, KİMİ KOMÜNİST DİYOR''-

Yürüttükleri programın çeşitli çevreler tarafından eleştirildiğini belirten Akdağ, ''Bizi kimi faşist, kimi komünist, kimi piyasacı olmakla suçluyor. Herkes kendi menfaati tarafından bakıp isim vermeye çalışıyor. Biz ise vatandaşı düşünüyoruz'' dedi.

''Pembe bir tablo çizdiniz, ülkede neler var'' denilebileceğini dile getiren Akdağ, yapacakları daha çok iş olduğunu, yanlışlıkları düzeltmek, eksiklikleri gidermek için çalışacaklarını kaydetti.

Şişmanlıkla mücadele için sigaraya karşı verdikleri mücadele benzeri bir kampanya yürüteceklerini bildiren Akdağ, ''Şişmanlıkla mücadele, yeteri kadar hareket etme, doğru beslenme, sigara ve alkolden uzak durma ile kanser ve kalp rahatsızlıklarını daha ileri yaşlara taşımak mümkün'' dedi.

Doktorların Tam Gün Yasasının çıkmasını istediklerini dile getiren Akdağ, bu konudaki çalışmalarının sürdüğünü anlattı.

-''ARAYÜZ OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORUZ''-

Sağlık Bakanı Akdağ, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, 2002 ile 2008 yılları arasında vatandaşların hizmet alım sürelerinin istatistiğinin çıkarılıp çıkarılmadığını sorması üzerine Akdağ, ''Zamanımız yoktu, bodoslama girdik. Bundan sonra bu çalışmaları yapmak lazım'' dedi.

Sağlık Bakanlığının ağız ve diş sağlığı konusunda özel muayenehanelerle bir anlaşması olup olmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken de Akdağ, daha zengin ülkelerde bile ağız ve diş sağlığı sağlık sigortası kapsamında değilken, Türkiye'de sigorta kapsamında olduğunu ifade etti. Bunun yaygınlaştırılması durumunda sosyal güvenlik harcamalarının artacağını dile getiren Akdağ, şöyle devam etti:

''İstismarın önlenmesi, sigortacılığın gelişmesi, diş hekimlerinin talep ettiği miktarların da Türkiye şartlarına uygun olması durumunda arayüz oluşturma çabası içindeyiz. Türk Diş Hekimleri Birliği ile görüşüyoruz. Başbakan da talimat verdi. Bakanlık olarak bu hizmeti sunan diş hekimleri ile kurum arasında arayüz oluşturmaya çalışıyoruz.''

-''ZİNCİR ECZANEDEN YANA OLMADIK''-

Bir soru üzerine Akdağ, hiçbir zaman Türkiye'de zincir eczaneler kurulmasından yana olmadıklarını, bakanlığın da böyle bir tasarısı bulunmadığını bildirdi. İki eczacı milletvekilinin böyle bir önerisi bulunduğunu anlatan Akdağ, bunun üzerinden bir politika yürütmeyi talihsizlik olarak gördüğünü kaydetti.

Sağlık Bakanı Akdağ, bir gazetecinin, ''Eczacılık yasası değişikliğinde eczacı olmayanların da eczane açmasına yönelik bir madde var mı, yok mu?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Yok. Biz eczacıların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir kanun yapmaya çalışıyoruz ve arkadaşlar istemezse hiç de dokunmayız. Taslak böyle hazırlandı. Nereden yola çıkıyorsunuz, neler geliyor. Politik çekişmelerden kaynaklanıyor. Bizim hazırladığımız taslakta iki eczacının ortak olabilmesi de yoktu. Sonradan bazı milletvekillerinin hazırladığı taslak da geldi. Birçok eczacı yeterli sermayeyi bulamadığı için birilerinden para alıp ortak oluyor. Yani gizli bir ortağı var. Bunu tespit etmek de o kadar zor ki. İki eczacının ortak olması, belki bunu da ortadan kaldıracak yararlı bir uygulama da olabilir, ama eczacılar bunu istemiyorlarsa yapmayız.''

-ECZACILARIN MİTİNGİ-

Bakan Akdağ, ''Eczacılar Ankara'da 21 Aralıkta Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunda yapılacak değişikliğin geri çekilmesi için miting yapacak, tasarı TBMM'ye geldiğinde de kepenk kapatma eylemi yapacakları söylemi var. Bakanlık olarak ne tür bir çalışmanız olacak?'' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Bir eczacı birliği, ortada bakanın hiç böyle bir niyeti yokken, açıkça söylüyorum onlar da çok iyi biliyorlar. Böyle bir şey yokken, (Biz yürüyoruz, kanun gelirse kepenk kapatırız) diye söylemler varsa eğer ben hiç kanun yapmak durumunda da değilim, bunu eczacılarımız için yapıyorduk, ama ben bunu önce eczacılarımıza sorarım. Birliğin kendi siyasi bir atraksiyonu mudur, yoksa eczacıların genel düşüncesi nedir? Birlik böyle yaptığı müddetçe tüzel kişilik olarak birliği değil eczacıları alırım. Sadece bu değil, 'eczacı kardeşlerim şu hususta bir uygulama yapacağız, ne düşünüyorsunuz?' diye sorarım. İnternette eczacı referandumu yapmış olurum. Daha sağlıklı olur.''

Eczacılardan katkı payı alınmasına ilişkin soru üzerine de Akdağ, şunları söyledi:

''Bu, vatandaşın işini ve sosyal sigortacılığı kolaylaştırmak için konulan bir uygulamaydı. Özel hastaneye gidenlerden 10 YTL katkı payı eczaneden mi hastaneden mi alınsın noktasında 'eczane' denildi. Uygulamaları Sosyal Güvenlik Kurumu takip ediyor, biz de sahada takip ediyoruz. Belki de önümüzdeki günlerde hastanelerden alınması şekline dönebilecek. Eczacıların büyük bölümü kasalarına sıcak para girdiği için 10 YTL'lik katkı payını almaktan memnun. Bunu da eczacılara soracağım. İkisini de soracağım, düşünceleri nelerdir?

Türkiye'de 20 binin üzerinde eczacı var. Artık ben bu konularda karar verirken kimse kusura bakmasın, Türk Eczacıları Birliğine falan sormayacağım. İnternet ortamında eczacılara soracağım. Razı mısınız, değil misiniz? Birilerinin kendi politik çekişmelerinden dolayı kamuoyunu boşu boşuna meşgul etmenin, gazetelere çarşaf çarşaf ilan vermenin anlamı yok. Bu ilanlar kimin parasıyla veriliyor? Eczacıların paralarıyla veriliyor.''

-''SENİN KEYFİNE SAĞLIK BAKANLIĞI YAPAMAM''-

Tam Gün Yasasını çıkarırken de tüm doktorlara soracağını ifade eden Akdağ, yasanın çıkmasını istemeyenlerin de gazetelere çarşaf çarşaf ilan verdiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

''Nasıl veriyorlar bunu? Sağlık Bakanlığı olarak SSK hastanelerinin devri sırasında verdik, reklamın ne kadar tuttuğunu biliyorum. Bir uzmanlık derneği bu kadar parayı nereden buluyor? Tam Gün Yasası gelince ne olacak? Vatandaşım muayenehaneye para ödemeyecek. Sen 250, 400, 500 YTL vatandaştan bir muayene için para alacaksın diye ben senin keyfine Sağlık Bakanlığı yapamam, kusura bakmayacaksın.''

Bir gazetecinin, ''Grup Gündoğarken'in solisti Burhan Şeşen'in oğlu Serhan Şeşen'in ölümü üzerine Sema Hastanesi hakkında başlatılan inceleme sonuçlandı mı?'' sorusu üzerine Akdağ, olayın ardından incelemeye başlayan 6 kişilik ekibin çalışmalarını henüz tamamlayamadığını bildirdi. Akdağ, bu tür olaylarda gazetecilerin ''yargısız infaz'' yapmamalarını, ''daha duyarlı'' haber yapmalarını istedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*